Akademik Personel | 23 Ağustos 2019, Cuma

Türk Dili ve Edebiyatı Dünyanın Dört Bir Yanına Taşınacak

Türk Dili ve Edebiyatı Dünyanın Dört Bir Yanına Taşınacak
       

Türk dili ve edebiyatı dünyanın dört bir yanına taşınacak.

 

Yunus Emre Enstitüsü tarafından düzenlenen “Türk Edebiyatı Yaz Okulu-2019” Türkçeyi ve Türk edebiyatını dünyanın dört bir yanına taşımayı amaçlıyor.

Yunus Emre Enstitüsü’nün Türk dilini ve edebiyatını anlatmak ve tanıtmak amacıyla başlattığı “Türk Edebiyatı Yaz Okulu-2019” programı, seminerler, dersler ve atölyeler aracılığıyla devam ediyor.

“Edebiyat Hayat”, “Edebiyatımızda İstanbul”, “Şahsiyet ve Edebiyat”, “Doğu Batı Arasında Türk Edebiyatı”, “Edebiyatımızda Çocukluk” ve “Türk Kültür Tarihi” konulu eğitimlere, seçkin isimler konuk oluyor.

Farklı ülkelerden Türkoloji ve tercümanlık alanlarında çoğu lisansüstü eğitim alan 23 öğrenci, tarihi yarımada üzerindeki önemli yapıları, şair ve yazarların evlerini, yayınevlerini ve kütüphaneleri gezerek İstanbul’u tanıma fırsatı yakalıyor.

“Biz Türklerle kan kardeşiyiz”
Etkinliğe katılarak İstanbul’u tanıma fırsatı yakalayan yabancı öğrenciler, etkinliği ve İstanbul izlenimlerini AA muhabirine değerlendirdi.

Programa Güney Kore’den katılan Jiseon Kang, Türk edebiyatına yakın ilgi duyduğunu belirterek, ülkesinde de Türk edebiyatını tanıtmak adına çalışmalar yapmak istediğini söyledi.

Üniversitede bölüm seçerken, arkadaşlarından farklı bir şey yapmak istediğine dikkati çeken Kang, “Türk kültürünü çok merak ediyordum. Mesela ben Katoliğim. Bundan yola çıkarak İslam’ı düşündüm. Doğu ile batı kültürünü bir araya nasıl getiriyorsunuz? Bunu ve yemek kültürünüzü çok merak ettim. Bu yüzden de Türkoloji bölümünü okudum.” diye konuştu.

Güney Korelilerin Türkleri kan kardeşi gibi gördüklerini dile getiren Kang, şöyle devam etti:

“2002’deki Dünya Kupası’ndan dolayı zaten Türkleri yakından tanıyoruz. Kore Savaşı’nda gazi olanlara da çok teşekkür ediyoruz. İki yıl önce de Türkiye’de çok başarılı olan ‘Ayla’ filmini duydum. Biz bu filmi Kore’de Türkleri çok seven kişiler olarak bir arada izledik. İzleyenler gerçekten hep ağladı. O anlar şimdi bile aklımda.”

“İbrani alfabesiyle yazılmış Türkçe metinler üzerine çalışıyorum”
Azerbaycan’dan katılan Büyükhanım Askerova da Türkiye’ye ilk kez geldiğini söyleyerek, İstanbul’da bu eğitimi aldığı için kendini çok şanslı hissettiğini vurguladı.

Bakü Devlet Üniversitesi’nde okuduğu dönemde Türk edebiyatına ilişkin birçok şey öğrendiğini aktaran Askerova, şu bilgileri verdi:

“İbranice üzerine yüksek lisans yaptığım için bu dönemde Türkoloji alanından biraz uzak kaldım. Şu an Azerbaycan Milli İlimler Akademisi’nde Türkoloji alanı üzerine doktora yapıyorum ve İbrani alfabesiyle yazılmış Türkçe metinler üzerine çalışıyorum. Bugüne kadar okunmamış ve İbranice alfabesiyle kaleme alınmış Türk edebiyatı metinlerini ve hikayeleri bilim dünyasına kazandırmak istiyorum. Bu yüzden de Türk edebiyatına ilgim çok büyük ve Türkçe’nin hayatımda gerçekten önemli bir yeri var.”

“Mehmet Akif Ersoy hakkında bir kitap yazmak istiyorum”
İran’dan katılan araştırmacı Mortaza Firuzi de Türkiye’yi kardeş ülke olarak gördüklerini aktararak, “Türk edebiyatını Mehmet Akif Ersoy’la, Ersoy’u da bizim milli şairimiz Şehriyar’la tanıdım. Türk edebiyatı üzerine sürekli okurken, Allah bu okulu bana rast getirdi. Çok memnunum. Türkiye’ye bize bu fırsatı sunduğu için çok teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı.

Mortaza Firuzi daha önce Şehriyar ve Ersoy üzerine inceleme yazıları kaleme aldığını kaydederek, şunları aktardı:

“Şehriyar ve Mehmet Akif Ersoy’un aynı düşüncelere sahip olduklarını gördüm. Mehmet Akif, aynı zamanda bizim de şairimiz. Çünkü ülkemizi işgal etmeye çalışan Batılılara karşı yazılar yazmıştı. Ben de bizi savunan bu büyük şairi tanımak ve insanlara anlatmak istiyorum.”

Osmanlı tarihi üzerine çalışma yapan, aynı zamanda İslam Ansiklopedisi ile ilgili projeler yürüttüğünü ifade eden Firuzi, “Şu anda Osmanlı ve Safeviler üzerine bir doktora çalışması yapıyorum. Osmanlı, İran ve Safeviler arasındaki ilişkileri ele alıyorum. Bu kapsamında Türk edebiyatı metinlerinden de yararlanıyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

Firuzi, Mehmet Akif Ersoy hakkında bir kitap yazmak ve bunu İran’da yayınlanmak istediğinin altını çizerek, şöyle konuştu:

“Daha önce İran’da Ersoy hakkında bir kitap yazılmış. Çok da güzel olmuş ama ben daha fazla bilginin eklendiği bir kitap yazmak istiyorum. Bir tane daha yazılmış ama tercüme edilmemiş ve basılmamış. Biz Türkiye ile kardeş ülkeyiz, komşuyuz, Müslümanız. Tarih boyunca hiç savaşmadık. Allah korusun hiçbir zaman da olmasın. Sizler de İran edebiyatını Hafız’ı, Sadi’yi, Şehriyar’ı biliyorsunuz. Umarım İranlılar da Türk edebiyatını yakından tanır.”

“Türk edebiyatı üzerine bir şeyler yapmak her zaman hayalimdi”
Macaristanlı öğrenci Szonja Emese Schmidt ise üniversite eğitiminde Türkoloji okuduğunu ve Türk dil bilimi üzerine yüksek lisans ve doktora çalışmasında bulunduğunu dile getirdi.

Türkçe çevirmenlik yaptığını sözlerine ekleyen Schmidt, İbrahim Müteferrika ve kitap yayıncılığı üzerine de çalışma yaptığını aktararak, “Türk edebiyatı üzerine okulda eğitim almadım ama bazı kitaplardan etkilendim. Bu konuda bir şeyler yapmak her zaman hayalimdi ve bunun adına sürekli fırsat arıyordum. Yaz okulunu da bu anlamda kazandığım için çok mutlu ve şanslıyım.” dedi.

Türk Edebiyatı Yaz Okulu eğitimi, 4 Ağustos’ta sona erecek.

       

BENZER HABERLER