reklam

Bulunan 1 den 3 - Toplam 3

Sayısalınız olmayınca hayata hep 1-0 geriden başlamak

Sohbet/Muhabbet Konuları Forumunda Sayısalınız olmayınca hayata hep 1-0 geriden başlamak Konusunu İncelemektesiniz

Bu durumu Mütemadiyen yaşıyorum. Hiçbir zaman sayısal derslerde özellikle matematiğim pek iyi değildi. Üniversite öncesi ...


  1. #1
    Yeni Üye
    Üyelik Tarihi
    05-2014
    Mesaj
    21

    Sayısalınız olmayınca hayata hep 1-0 geriden başlamak

    Bu durumu Mütemadiyen yaşıyorum. Hiçbir zaman sayısal derslerde özellikle matematiğim pek iyi değildi. Üniversite öncesi hep formül ezberleyip sınavlardaki belirli konulara yönelik çalışır o dersi kurtaracak şekilde geçerdim. Sözel derslerde en yüksek notları almama karşın sayısal derslerde hep vasat ya da vasatın biraz üzerindeydim. Belkide en büyük sorunum özellikle matematiği hiçbir zaman sevemedim. Sevemediğim bir şeye sırf mecburiyetten çalışmayı bir türlü bilinçaltım kabullenemedi. Hep bir yere kadar gelip error verdi. Lisede hırslı bir öğrenci olduğum için sırf takdir alabilmek uğruna günlerce matematiğe çalıştığımı hatırlıyorum sonuçta amacıma ulaşacak kadar notlar alır diğer derslerdeki notlarla oradaki açığı dengelerdim.

    Sözelden bir cacık olmaz sanrısı ve puanlama dezavantajından dolayı Eşit Ağırlıkçı olarak liseyi bitirdim. Üniversite sınavında yine sözel kısımlarda oldukça iyi, sayısal kısımda ise problemli bir sonuç aldım. İstediğim bölüme ancak bir vakıf üniversitesinde %50 burslu girebildim. Üniversite'de ilk yıl çok yüksek bir ders ortalaması yaparak yatay geçişle iyi bir devlet üniversitesine geçip, orada da bölümü birincilikle ve yüksek onur öğrencisi olarak bitirdim. Akademik kariyer düşünüyordum ama bu seferde ALES çıktı karşıma. İstenilen barajların üzerinde bir sonuç olsa da, matematik sayesinde yine ancak ortalama bir şeyler aldığım için EA puanına göre alan iyi üniversitelere bunu yapma şansım çok azdı. ALES'in sonucu Minimum %50 oranda etkilemesinden ötürü zaten baştan bir motivasyon kaybıyla başlayacaktım. Bu stresi yaşamak yerine ALES'in laneti üzerimde olmayan sadece dil, lisans ortalaması, motivasyon mektubu ve referanslara göre değerlendiren yurtdışındaki bir üniversite'de yüksek lisans yaptım. Orada Aynı zamanda part time çalışarak kendi kendimi idare edebiliyordum.

    Sonra döndüm bu memlekete ve yine ALES karşımdaydı. Doktora için gerekli minimum oranları aşacak şekilde puanlar aldım. Bu puanlar doktora için yeterli olsa da, herhangi bir yerde kadroya girebilmek için başvuru yapabileceğim barajın biraz altında olduğu için yine her şeye 1-0 geriden başladım. Üst üste girdiğim ales'lerde arka arkaya birbirine yakın sonuçlar aldım. Kendi alanımdaki donanımı gösterecek bir niteliği karşılamak yerine daha fazla matematik yapma anlayışına bir türlü alışamadım.

    Velhasıl doktorada şimdiden gerekli akademik çalışmaları (hem akademik hakemli dergilerde yayın, hem kitap bazında) gerçekleştirmiş olsam da, o alandan olmayan birisi bile sayısal yoğunluklu bir alandan mezun olmasının avantajıyla gelip benden daha fazla matematik yaptığı için lisansı bitirir bitirmez hemen kadroya girebilirken ben (ales sınavından muaf olabilmek için) ancak yıllarca doktoranın bitmesini beklemek zorundayım.

    Bunu dizayn eden sistemin akademik anlamda senin ne katabileceğine bakmadan tamamen alakasız kıstaslarla kişileri yerleştirme anlayışına bir türlü anlam veremedim. Hani lisansı kazanma aşamasında lise derslerindeki bir aşinalıktan ötürü bu kıstası anlayabilirim ama YL ve Doktora gibi tamamen akademik bir kaygı taşıması gereken alanlara yerleşebilmek için bile ciddi bir sayısal laneti söz konusu. Sistem alanında donanımlı biri yerine daha fazla matematik yapıp bölüm hakkında zerre bilgisi olmayan birisini alırken, onun akademiye ne katıp katamayacağıyla ilgilenilmemesi çok garip.

    Bu tuhaflığın mağduriyetini yaşadığım için bir tek ben mi böyle görüyorum bilemiyorum? Ama bu durumun akıl ve mantıkla anlaşılabilecek bir yanı olduğunu sanmıyorum.

  2. #2
    Editör
    Üyelik Tarihi
    10-2014
    Mesaj
    588
    Alıntı Pompeu Demiş ki: Mesajı Görüntüle
    Bu durumu Mütemadiyen yaşıyorum. Hiçbir zaman sayısal derslerde özellikle matematiğim pek iyi değildi. Üniversite öncesi hep formül ezberleyip sınavlardaki belirli konulara yönelik çalışır o dersi kurtaracak şekilde geçerdim. Sözel derslerde en yüksek notları almama karşın sayısal derslerde hep vasat ya da vasatın biraz üzerindeydim. Belkide en büyük sorunum özellikle matematiği hiçbir zaman sevemedim. Sevemediğim bir şeye sırf mecburiyetten çalışmayı bir türlü bilinçaltım kabullenemedi. Hep bir yere kadar gelip error verdi. Lisede hırslı bir öğrenci olduğum için sırf takdir alabilmek uğruna günlerce matematiğe çalıştığımı hatırlıyorum sonuçta amacıma ulaşacak kadar notlar alır diğer derslerdeki notlarla oradaki açığı dengelerdim.

    Sözelden bir cacık olmaz sanrısı ve puanlama dezavantajından dolayı Eşit Ağırlıkçı olarak liseyi bitirdim. Üniversite sınavında yine sözel kısımlarda oldukça iyi, sayısal kısımda ise problemli bir sonuç aldım. İstediğim bölüme ancak bir vakıf üniversitesinde %50 burslu girebildim. Üniversite'de ilk yıl çok yüksek bir ders ortalaması yaparak yatay geçişle iyi bir devlet üniversitesine geçip, orada da bölümü birincilikle ve yüksek onur öğrencisi olarak bitirdim. Akademik kariyer düşünüyordum ama bu seferde ALES çıktı karşıma. İstenilen barajların üzerinde bir sonuç olsa da, matematik sayesinde yine ancak ortalama bir şeyler aldığım için EA puanına göre alan iyi üniversitelere bunu yapma şansım çok azdı. ALES'in sonucu Minimum %50 oranda etkilemesinden ötürü zaten baştan bir motivasyon kaybıyla başlayacaktım. Bu stresi yaşamak yerine ALES'in laneti üzerimde olmayan sadece dil, lisans ortalaması, motivasyon mektubu ve referanslara göre değerlendiren yurtdışındaki bir üniversite'de yüksek lisans yaptım. Orada Aynı zamanda part time çalışarak kendi kendimi idare edebiliyordum.

    Sonra döndüm bu memlekete ve yine ALES karşımdaydı. Doktora için gerekli minimum oranları aşacak şekilde puanlar aldım. Bu puanlar doktora için yeterli olsa da, herhangi bir yerde kadroya girebilmek için başvuru yapabileceğim barajın biraz altında olduğu için yine her şeye 1-0 geriden başladım. Üst üste girdiğim ales'lerde arka arkaya birbirine yakın sonuçlar aldım. Kendi alanımdaki donanımı gösterecek bir niteliği karşılamak yerine daha fazla matematik yapma anlayışına bir türlü alışamadım.

    Velhasıl doktorada şimdiden gerekli akademik çalışmaları (hem akademik hakemli dergilerde yayın, hem kitap bazında) gerçekleştirmiş olsam da, o alandan olmayan birisi bile sayısal yoğunluklu bir alandan mezun olmasının avantajıyla gelip benden daha fazla matematik yaptığı için lisansı bitirir bitirmez hemen kadroya girebilirken ben (ales sınavından muaf olabilmek için) ancak yıllarca doktoranın bitmesini beklemek zorundayım.

    Bunu dizayn eden sistemin akademik anlamda senin ne katabileceğine bakmadan tamamen alakasız kıstaslarla kişileri yerleştirme anlayışına bir türlü anlam veremedim. Hani lisansı kazanma aşamasında lise derslerindeki bir aşinalıktan ötürü bu kıstası anlayabilirim ama YL ve Doktora gibi tamamen akademik bir kaygı taşıması gereken alanlara yerleşebilmek için bile ciddi bir sayısal laneti söz konusu. Sistem alanında donanımlı biri yerine daha fazla matematik yapıp bölüm hakkında zerre bilgisi olmayan birisini alırken, onun akademiye ne katıp katamayacağıyla ilgilenilmemesi çok garip.

    Bu tuhaflığın mağduriyetini yaşadığım için bir tek ben mi böyle görüyorum bilemiyorum? Ama bu durumun akıl ve mantıkla anlaşılabilecek bir yanı olduğunu sanmıyorum.
    Yazınızda doğruluk payı olan yerler olsa da tam anlamda katılamıyorum. İddialarınıza maddeler halinde yanıt vereyim.

    1) ALES matematik bilgisini ölçen bir sınav değildir

    ALES'in matematik bilgisini ölçtüğünü düşünmeniz aslında matematiğe uzak olduğunuz gerçeğini kanıtlayıcı bir ifade. Zira ALES'in matematik ölçmediği matematikle haşır neşir olan (benim gibi mühendislik vs. alanında akademik kariyer yapan) pek çok kişinin malumudur. Konveks analiz, çok değişkenli diferansiyel denklemler, uzaylar ve topolojik özellikler gibi nispeten ileri düzey konuları geçtim matematik analizin temellerini oluşturan limit, süreklilik, türev, integral gibi kolay sayılabilen konular bile ALES'te sorulmamaktadır. ALES'te sorulan hiçbir sorunun 4 işlem ve çok basit birkaç formülden başka bir şeye ihtiyacı yoktur.

    Dolayısıyla ALES'te başarılı olmak için matematik bilmeye, matematikte iyi olmaya gerek yoktur. 4 işlemin bilinmesi ve yeterince soru çözülerek hız kazanılması kafidir.

    2) ALES yapıp alanda iyi olmayan insanlar benim önüme geçiyorlar

    Madem alanınızda yetkin olmayan insanların bile yapabileceği bir sınavsa neden siz de çalışıp yapmıyorsunuz? Ya da belki o kişi akademik kariyere başlayınca o konuda da çok iyi ilerleyecek nereden biliyorsunuz? Sonuçta ortada objektif bir ölçüt var ve adam bu ölçüte göre bir şeyleri başarmış, bir yanlışı dile getirirken neden siz de onlar hakkında genelleme yaparak başka bir yanlışa düşüyorsunuz.

    3) Nasıl bir sistem önerirsiniz acaba
    Öneriniz nedir acaba, her şeyi belirtmişsiniz ama olası yeni sistem için bir öneri belirtmemişsiniz. Ne yapılmalı, bunu belirtseydiniz, o konudaki görüşünüzü tartışırdık.

    4) Akademik yetkinlik konusu
    Normalde hiçbir şekilde elde ettiğim başarılardan falan bahsetmekten haz etmem. Çünkü başarı göreceli bir kavramdır. Sözgelimi kimi için üniversite sınavında Türkiye 7. olmak büyük başarısızlıkken kimi için ilk 100 binde olmak çok büyük bir başarıdır. Buradaki görecelilik kişinin azmi ve yaşam şartlarından ileri gelir. Fakat siz yazdınız diye yazıyorum. Ben de Türkiye'nin mühendislik alanında en iyi üniversitelerinden birine yerleştim üniversite sınavıyla ve oradan da bölüm birincisi olarak mezun oldum. Makalelerimin, kitap bölümlerimin, konferans bildirilerimin, BAP projelerimin vs. linklerini özel mesaj ile mail adresinizi verirseniz göndermek isterim. Toplam sayı olarak şu an maalesef hatırlayamayacağım. Ayrıca şu anda halihazırda Journal of Intelligent Manufacturing ve Applied Soft Computing isimli A sınıfı SCI dergilerde hakemlik yapıyorum, bunlara ilişkin hakemlik değerlendirmelerimi de yine dilerseniz mail ile gönderebilirim.

    Toparlamak gerekirse; sizi eleştirmek, kırmak amacında değilim. Fakat bir yanlışı ifade ederken başka bir yanlış ifade kullanmanız hoş değil. "Benim akademik yetkinliğim var ama ALES yapamıyorum" demek akademik yetkinliği olan birine uygun bir ifade değil. O idealde olan biri bir şekilde oturur bu sınavdan da 90-95 puan alır. Alamasa da tutup alanlar hakkında "akademik yetkinliği olmayanlar bu yolla atanıyor" gibi genel bir ifade kullanılması hoş değildir. İnsan her şeyden önce mütevazi olmalıdır bence. Belki Türkiye'nin en kötü üniversitelerinden birinden mezun olan biri oturup 6 ay ALES çalışıp iyi bir puan almıştır, atanmıştır, akademik yetkinliği henüz yoktur ama çalışma hevesi çoktur. Kadroya girince de çalışır ve başarır. Bu açıdan bir düşünün.

    Not: ALES şu an için ideal sistemdir demiyorum, daha iyi bir sistem önerisi olan varsa buyursun belirtsin tartışalım daha önce de dediğim gibi.

    Çalışmalarınızda ve akademik hayatınızda başarılar ve kolaylıklar dilerim.
    Selamlar...
    Research Assistant, PhD Candidate (2019)
    Chapter Author @ Springer Publishing Co.

  3. #3
    Yüksek Lisans
    Üyelik Tarihi
    12-2013
    Mesaj
    61
    Alıntı Ink Bottle Demiş ki: Mesajı Görüntüle
    Yazınızda doğruluk payı olan yerler olsa da tam anlamda katılamıyorum. İddialarınıza maddeler halinde yanıt vereyim.

    1) ALES matematik bilgisini ölçen bir sınav değildir

    ALES'in matematik bilgisini ölçtüğünü düşünmeniz aslında matematiğe uzak olduğunuz gerçeğini kanıtlayıcı bir ifade. Zira ALES'in matematik ölçmediği matematikle haşır neşir olan (benim gibi mühendislik vs. alanında akademik kariyer yapan) pek çok kişinin malumudur. Konveks analiz, çok değişkenli diferansiyel denklemler, uzaylar ve topolojik özellikler gibi nispeten ileri düzey konuları geçtim matematik analizin temellerini oluşturan limit, süreklilik, türev, integral gibi kolay sayılabilen konular bile ALES'te sorulmamaktadır. ALES'te sorulan hiçbir sorunun 4 işlem ve çok basit birkaç formülden başka bir şeye ihtiyacı yoktur.

    Dolayısıyla ALES'te başarılı olmak için matematik bilmeye, matematikte iyi olmaya gerek yoktur. 4 işlemin bilinmesi ve yeterince soru çözülerek hız kazanılması kafidir.

    2) ALES yapıp alanda iyi olmayan insanlar benim önüme geçiyorlar

    Madem alanınızda yetkin olmayan insanların bile yapabileceği bir sınavsa neden siz de çalışıp yapmıyorsunuz? Ya da belki o kişi akademik kariyere başlayınca o konuda da çok iyi ilerleyecek nereden biliyorsunuz? Sonuçta ortada objektif bir ölçüt var ve adam bu ölçüte göre bir şeyleri başarmış, bir yanlışı dile getirirken neden siz de onlar hakkında genelleme yaparak başka bir yanlışa düşüyorsunuz.

    3) Nasıl bir sistem önerirsiniz acaba
    Öneriniz nedir acaba, her şeyi belirtmişsiniz ama olası yeni sistem için bir öneri belirtmemişsiniz. Ne yapılmalı, bunu belirtseydiniz, o konudaki görüşünüzü tartışırdık.

    4) Akademik yetkinlik konusu
    Normalde hiçbir şekilde elde ettiğim başarılardan falan bahsetmekten haz etmem. Çünkü başarı göreceli bir kavramdır. Sözgelimi kimi için üniversite sınavında Türkiye 7. olmak büyük başarısızlıkken kimi için ilk 100 binde olmak çok büyük bir başarıdır. Buradaki görecelilik kişinin azmi ve yaşam şartlarından ileri gelir. Fakat siz yazdınız diye yazıyorum. Ben de Türkiye'nin mühendislik alanında en iyi üniversitelerinden birine yerleştim üniversite sınavıyla ve oradan da bölüm birincisi olarak mezun oldum. Makalelerimin, kitap bölümlerimin, konferans bildirilerimin, BAP projelerimin vs. linklerini özel mesaj ile mail adresinizi verirseniz göndermek isterim. Toplam sayı olarak şu an maalesef hatırlayamayacağım. Ayrıca şu anda halihazırda Journal of Intelligent Manufacturing ve Applied Soft Computing isimli A sınıfı SCI dergilerde hakemlik yapıyorum, bunlara ilişkin hakemlik değerlendirmelerimi de yine dilerseniz mail ile gönderebilirim.

    Toparlamak gerekirse; sizi eleştirmek, kırmak amacında değilim. Fakat bir yanlışı ifade ederken başka bir yanlış ifade kullanmanız hoş değil. "Benim akademik yetkinliğim var ama ALES yapamıyorum" demek akademik yetkinliği olan birine uygun bir ifade değil. O idealde olan biri bir şekilde oturur bu sınavdan da 90-95 puan alır. Alamasa da tutup alanlar hakkında "akademik yetkinliği olmayanlar bu yolla atanıyor" gibi genel bir ifade kullanılması hoş değildir. İnsan her şeyden önce mütevazi olmalıdır bence. Belki Türkiye'nin en kötü üniversitelerinden birinden mezun olan biri oturup 6 ay ALES çalışıp iyi bir puan almıştır, atanmıştır, akademik yetkinliği henüz yoktur ama çalışma hevesi çoktur. Kadroya girince de çalışır ve başarır. Bu açıdan bir düşünün.

    Not: ALES şu an için ideal sistemdir demiyorum, daha iyi bir sistem önerisi olan varsa buyursun belirtsin tartışalım daha önce de dediğim gibi.

    Çalışmalarınızda ve akademik hayatınızda başarılar ve kolaylıklar dilerim.
    Selamlar...
    Hocam sizin dediklerinize kısmen katılsam da arkadaşın haklılık payları var. Siz muhtemelen 6-10 yıl ve daha geçmiş zamanda akademiye ilk adımı atmışsınızdır. Belirttiğim zamanlardan önce kısmen dışarıda daha iyi şartlarda insanlar çalışabiliyordu ve çok fazla üni mezunu yoktu ve kimsesiz insanların akademiye girme ihtimali şimdiye göre nispeten daha fazlaydı. Yalnız son 3-4 yılda özelliklede geçtiğimiz yıllarda akademisyenlere yapılan zamlardan sonra Akademiye 3 farklı şekilde giriliyor. Birincisi Gerçekten iyi bir Ales ortalama dil( %10 civarı), İkincisi vasat puanlar sağlam torpil ( %70-%80 civarı) İkincisi de ortalama puanlar ama daha iyi bir akademik çalışmalar(%10-%20). Dolayısıyla bu arkadaşın birinci durumdan başka şansı yok gibi ondan dolayı ales önemli.Bana sorarsanız çözümün ne olur diye Özellikle MYO öğretim elemanları, okutman ve uzman kadrolarını tamamiyle kpss puanı, Ales puanı(okutmanlar için yds) ,gno puanın bir karmasıyla mülakatsız direk alım. Asistan alımlarında ise Ales,Dil,Gno, Alan sınavı, Bilimsel çalışmalardan elde edilen ekstra puanlar ile oluşturulan karma bir puan ile mülakatsız direk alım.





Benzer Konular

  1. tez yazmaya başlamak
    Tez Bilgi Bankası forum içinde, yazan bigthunder
    Cevap: 10
    Son Mesaj: 20-12-2015, 22:06
  2. 27-28 Yaş Akademik Kariyere Başlamak İçin Geç mi ?
    Araştırma Görevlisi forum içinde, yazan laneth99
    Cevap: 31
    Son Mesaj: 21-04-2015, 23:45
  3. Askerlik Tecili ve Doktoraya Başlamak
    Doktora Eğitimi forum içinde, yazan ozanakdag44
    Cevap: 8
    Son Mesaj: 06-01-2015, 02:51
  4. Yüksek Lisans mı? Doktoraya Başlamak mı?
    Yüksek Lisans Eğitimi forum içinde, yazan Anıltezl
    Cevap: 4
    Son Mesaj: 11-05-2014, 17:56
  5. Lisansüstü Eğitim Kontenjanlarında ABD olmayınca ÖYP 2012
    ÖYP Hakkındaki Sorularınız forum içinde, yazan tiryana
    Cevap: 1
    Son Mesaj: 18-09-2012, 12:55

Bu Konu için Etiketler

Mesaj Yetkileriniz

  • Yeni konu açmaya yetkiniz yok
  • Cevap yazmaya yetkiniz yok
  • Eklenti yüklemeye yetkiniz yok
  • Mesajınızı düzeltmeye yetkiniz yok
  •  
Yukarı Git