reklam

Sayfa 1 - Toplam 2 12 SonSon
Bulunan 1 den 10 - Toplam 19

Üniversitenin Üvey Evladı

Sohbet/Muhabbet Konuları Forumunda Üniversitenin Üvey Evladı Konusunu İncelemektesiniz

Bu yazı dertleşmek amacı ile kaleme alınmıştır. Lisans eğitiminize kaydınızı yaptırdığınız ilk gün kariyerinize yönelik ...


  1. #1
    Yeni Üye
    Üyelik Tarihi
    07-2015
    Mesaj
    14

    Üniversitenin Üvey Evladı

    Bu yazı dertleşmek amacı ile kaleme alınmıştır.

    Lisans eğitiminize kaydınızı yaptırdığınız ilk gün kariyerinize yönelik aklınızdan geçenlerle diplomanızı elinize aldığınızdaki düşünceleriniz arasında anlamlı fark olması olasıdır. Benim öyle oldu. Kaydımı yaptırdığım binadan sevinçle çıkarken annem “Artık resmen üniversitelisin.” dediğinde, hayallerimin resmiyete dökülmüş halini bir de ondan duyduğum için mutlu olmuştum. Dört yıl boyunca sıkı çalışacak, dersleri sınav geçmek için değil meslek öğrenmek için dinleyecek ve okul bitince donanımlı bir rehber öğretmen olarak işe başlayacaktım. Hesaba katmadığım şey, üniversite ortamının ideallerimi olduğu gibi değiştirecek olmasıydı. “Akademisyen” kavramı yavaşça girdi hayatıma, makalelerinin eksik kısımlarını tamamlayabilmek için en küçük boşluğunu dahi kütüphanede geçiren, eşini uyuttuktan sonra ders çalışmaya devam eden, haftanın günlerini farklı şehirlerde geçirmeye alışmış, disiplin, özveri, etik gibi kavramlar hayatının merkezine oturmuş ve “Sizin işiniz yıkmaksa benimki de yapmak olsun” anlayışıyla öğrencilerine bir fazlasını öğretmeyi amaç edinmiş hocalarımla birlikte planlarım alt üst oldu. Ne rehberliği kaldı işin ne de öğretmenliği. İkisi geldi bir araya, hasbihal ettiler, sarmaş dolaş oldular, akademisyen diye çıktılar karşıma.
    Her şey değişti. Üniversitenin koridorları bile. Öğrenmeyi sevişimi yeniden keşfettim. Anlamadığım bir noktaya derste açıklık getirilirken günün en keyifli anını yaşıyordum. Dersleri heyecanla bekliyor, ödevler, sunumlar, projeler ve staj arasında yorulduysam eğer, huzurla uyuyabiliyordum. Hele okulun son dönemine doğru “Bir tek boş günüm olsa, yalnızca bir tek.” diye sızlanışlarım bile gizliden gizliye keyif veriyordu bana. Hocalarımın söylediklerinden fazlasını yapmaya çalışıyordum, çünkü beni neyin mutlu ettiğinin farkındaydım. Canım sıkkınsa eğer, fakülteyi şöyle dıştan bir kez görmem yetiyordu. Evim, kampüsün kapısından 30-40 adım kadar uzaktı. Yapacak bir şeyim yoksa eğer, kampüsteki çamların arasında yazı yazıyor, olmadı piknik yapıyordum Gizleme çabasına da girmeden, okulla aşk yaşıyordum.
    Sonra mezun oldum ve şu an aynı üniversitede yüksek lisans yapıyorum. “Atanmayı tercih etmedim.” gibi söylemler oluyor, sıralaması Meb’in öğretmen atama kadrosu içinde olup belirli illeri tercih edenler bazen böyle söylüyor. Benim tercih ettiğim iller de sınırlıydı, yüksek lisansımı ve ÖYP’yi göz önünde bulundurup yalnızca birkaç il yazmıştım listeme ama öyle de böyle de olsa atanamadım. Doğrusu atama sonuçlarını beklerken içten içe olmamasını ister gibi bir halim de vardı. Temiz vaktim olsun Ales ve Yds için diyordum. Okul bitti, bir baltaya sap olmak, en azından kendi ayakların üzerinde durmak gerek, üniversiteye geçebilene dek saha deneyimi de önemli vb. düşünceler zihnime üşüşmüyor değildi ama Öyp’ye sıkı bir hazırlık fikri tek başına hepsini silip süpürüyordu… Derken Öyp kalktı.
    Kıyas edilemez tabi ama deyim yerini bulsun, evlat acısı gibi çöktü yüreğime
    Şimdi ailemle birlikte yaşıyorum. İşsizim. Öyp’nin geleceğine dair (tekrar uygulamaya konur mu, yerine başka sistem gelir mi vs) hiçbir fikrim yok çünkü sürprizlerle dolu sabahlara uyanıyor olduğumuz malumunuz. Cari alımlar elbette denenebilecek bir başka yol ama onda da kendinize olan saygınızı yitirmenize sebep olacak yollara başvurmaya niyetiniz yoksa, yapabileceğiniz tek şey sanırım beklemek. Kadro beklemek. Adaletli bir değerlendirme sürecinden geçmeyi beklemek. Sınav puanlarınızın belirleyici olabileceğini beklemek. Beklemek ve umut etmek. Elimde kalan tek şey yüksek lisansım oldu. Yazıma başlık olan “üniversitenin üvey evladı” betimlemesi de işte bu noktada devreye giriyor.
    Hani sahip olduklarınıza sıkı sıkıya sarılmak istersiniz ya hayal kırıklığına uğradığınız zamanlarda. Ben de yüksek lisansıma çevirdim yüzümü. Haftada iki gün olması başta problem gibi gözükmemişti gözüme. Ne de olsa geri kalan beş günümü okuldan uzak da olsam akademik hayatla bağlantımı sürdürerek ve derslerime geniş zamanlar ayırarak geçirebilirdim. Bol bol okurdum. Makaleler, ders kitapları ve hatta İngilizce kaynaklara yetecek zamanım bile olurdu. Hocalarımla iletişim kurmam gerekirse telefon vardı, internet vardı. Ama şimdi iki günün bana yetmediğini görüyorum. O iki günde içime çektiğim nefes geri kalan beş gün boyunca oksijensiz kalmamamı sağlayamıyor. Okula gidiyorum, büyük bir mutlulukla. İlk gün keyifle derslerime giriyorum, sabahtan akşama dek. Ertesi günün sonuna doğru “salı sendromu” dediğim durum baş gösteriyor. “Yarın gel, şu çalışmaya devam edelim.” cümlesinin muhatabı olamıyorum, uzun vadeli ve süreklilik isteyen planların da. Benim iki günümü verebildiğim, bana daha fazlasını veremiyor haliyle. Şartlarım şu anda okulumun bulunduğu şehre taşınmama elvermiyor. Bilimin o mis gibi kokusunu, kağıtların hışırtısını, yazıcıların ve fotokopi makinelerinin sesini ardımda bırakıp evime giden otobüse biniyorum. Sonraki pazartesi görüşmek üzere, esen kalıyorum yani.
    Dışarıdan bakıldığında ben de kendime birçok insanın kurduğu cümleyi kurabilirim. “Üniversitenin dışında da bir hayat var.” diyebilirim mesela. Özel kurumlar her ne kadar haftada üç gün çalışabilecek olma durumuma sıcak bakmasa da tecrübe edinmek adına bir yerlere girmeyi zorlamayı önerebilirim kendime, daha düşük ücret karşılığında. Öyp varkenki kadar yüksek motivasyonla olmasa bile fırsat ayağıma geldiğinde hazır olabilmek adına Ales ve Yds hazırlıklarıma devam etmeyi mantıklı bulabilirim. Ya da biraz dinlenmenin bana iyi gelebileceğini düşünebilir, ailemle geçen zamanın kıymetini bilebilirim. Daha yolun en başında olduğumu kendime hatırlatabilirim vs vs… Hepsini biliyorum.
    Akademisyen olmayı canı gönülden istemeyen biri o insanların çektiği zorluklara talip olmayı çok anlamlı bulmayabileceği gibi benim okula olan özlemim de benzer sebeplerle onlara mantıksız gelebilir. Pireyi deve yapıyor gibi görünebilir, karamsar bir tablonun ressamı imajı çizebilirim. Hatta yazımın son paragrafına dek okumuş olmanıza rağmen siz bile abarttığımı düşünüyor olabilirsiniz. Dahası haklı da olabilirsiniz. Zaten benim de niyetim uzun süre sızlanmak değil, koşulları ve amaçlarımı göz önünde bulundurarak yeni bir yol haritası çıkarmam gerektiğinin farkındayım. Yalnızca, kendilerini suçlayamayacağım ama durumumu anlatmakta güçlük çektiğim çevre sakinleri yerine üniversite ortamında bulunan ya da bulunmayı arzu eden siz sevgili forum sakinleri tarafından anlaşılabileceğimi düşündüm.
    Olay bundan ibarettir.

  2. #2
    Araştırma Görevlisi
    Üyelik Tarihi
    08-2012
    Mesaj
    658
    Hocam özellikle bir cümlede geçen üniversiteyle aşk yaşıyordum sözünü çok beğendim. Ben de sizin gibi düşünenlerdenim, herhangi bir nedenle okula gittiğimde sanki harikalar diyarına gidiyorum gibi geliyor. Ancak hiçbir zaman, atansam bile ortalık güllük gülistanlık olacak diye düşünmüyorum. Yüksek lisansa kaydoldum ama derslere gidemeyeceğimi bilerek. Cari ilanlar genelde bu şartı istiyor diye. Şu anda özel bir etüt merkezinde öğretmenlik yapıyorum ve haftada 53 (evet elli üç) derse giriyorum ama hiç şikayetçi değilim. Cari kadroların nasıl olduğunu hepimiz biliyoruz ve tüm yüreğimle söylüyorum, eli kolu uzun bir tanıdığıma yalnızca kadro kişiye mi açılmış onu sorduruyorum. Karamsar olmamakta fayda var, ancak ülke gerçeklerini de göz önünde bulundurmak gerekiyor. Sağlık olsun, her şey herkesin gönlünce olsun.
    …biz çayın yalnızlığa iyi gelen tarafını da severiz…

  3. #3
    Yeni Üye
    Üyelik Tarihi
    04-2015
    Mesaj
    40
    Aynı şeyleri düşünüyor, aynı şeyleri hissediyor, benzer durumları yaşıyoruz. Bence abartmıyorsunuz, öğrenmeyi, okulu seven insanlar da var bu dünyada

  4. #4
    Yüksek Lisans
    Üyelik Tarihi
    10-2014
    Mesaj
    154
    Öğrenmenin yolu okul değildir.

  5. #5
    Doktora
    Üyelik Tarihi
    04-2015
    Mesaj
    486
    Tam olarak hislerime tercüman olmuşsunuz hocam.
    Ben sizden biraz farklı başladım olaya. İlk önce Erciyes Üniversitesinde Fizik Bölümü, ardından Rize Üniversitesinde Fen Bilgisi Öğretmenliği denemelerim oldu ancak denemeyle kaldı. Gerek maddi imkansızlıklar, gerek bölümlerin karakterimle tam olarak sizin bölümünüzle olan o bağı kuramaması yüzünden bıraktım iki okulu da. Bir daha deneyeyim dedim ve bu sefer Celal Bayar Üniversitesi Malzeme Mühendisliği.. Kimi daha adını sanını bilmediğin bölümde ne yapacaksın boşver dedi, kimi depo görevlisi mi olacaksın yani dedi, kimi haber mi sunacaksın dedi.. Biraz bilgisi olan birkaç kişi hurdacı olacaksın yani dedi ama ben bölümümü sevdim. Öyle ki liselere bölümümüzü tanıtmak için rehberlik derslerinde gidip sunum yaptığımda ilk seferde mesleğimi tanıtırken gözlerim doldu. Bu anlatılamayacak bir sevgi.
    Bölümümü seviyor olmamdan kaynaklı olsa gerek başarılı oldum. Fakülte derecesiyle mezun oldum. Lisans üçüncü sınıftayken bir hocamla Tübitak projesi yaptım, tezim yine bir Tübitak desteği aldı. Fullbright bursu için ön elemeleri geçtim, mülakatta elendim gerçi ama ön elemeyi geçmek bile büyük bir başarıydı üçüncü sınıf bir lisans öğrencisi için
    İzmir'de yaşıyorum ve okula yani Manisa'ya servisle gidip geldim dört yıl boyunca. İzmir'den o servise her binişimde içime dolan o mutluluk sizin fakülteye baktığınızda hissettiğinizle tamamen aynıdıydı ve geri dönüş için bindiğim o servis sizin Salı günleri evinize dönerken hissettiğinizle benzerdi :/
    4 yıl boyunca binlerce makale okudum, onlarca fikir ürettim. Derslerde sadece başarılı olayım diyerek hırs yapmadım. Öğrenmek istedim. Malzemenin en ince detaylarını, seramikleri, polimerleri, kompozitleri.. Hepsi ayrı birer derya olan bu alanların hepsini öğrenmek istedim. Bununla kalmadım anlattım. Her sınav öncesi tahtaya geçtim dinlemek isteyen herkese bildiğim, öğrenebildiğim her şeyi kendi tarımla anlattım ve anlatırken yaşadığım o hissi kelimelere dökemiyorum. Biri sizin gözünüzün içine bakarken ona bir şeyleri öğretebilmenin verdiği o haz bambaşka.
    Birinci sınıfın ikinci dönemi akademisyen olacağım ben dedim. Özendiğim hocalarım oldu tabi ki bu kararı vermeme neden olan ancak asıl arzu o laboratuvarlarda kendi kendime çalışmak istememdi. Kitaplarda ismi geçen o üstatlardan olabilmek, kendi yayınlarımı çıkarabilmek istememdi.
    Sizinde hedeflediğiniz gibi ÖYP'yi hedefledim bende ve yine sizin gibi Haziran'da mezun oldum ve fakülte birincisi olarak mezun olan herkesin çok şey beklediği o kız şu anda ailesinin yanında işsiz ve ilk kez hayatında bu kadar umutsuz, boşlukta olarak oturuyor. Henüz fırsatım var atanabilmek için bu alan sınavıyla ancak eğer atanamaz isem cari alımlardan umudum yok. Sizin dediğiniz gibi cari alımlarda kendime ve gerçekten hayalim olan o akademisyenlik makamına saygımdan kimseyi araya sokarak o kadroyu almak istemem.
    Bu nedenle siz bana abartıyor gibi gelmediniz hocam. Sizin ne hissettiğinizi çok iyi anlıyorum sizinle aynı hisleri de paylaşıyorum emin olun.
    İşin özü, yalnız değilsiniz. Sakın öyle hissetmeyin.
    odtubey bunu beğendi.

  6. #6
    Yüksek Lisans
    Üyelik Tarihi
    11-2013
    Mesaj
    100
    2005 yılından beri çalışıyorum, 10 yılı devirdik çok şükür. Bu süre içinde birçok badirelerden atlatarak bugünlere geldim. Bende defalarca (2009-2015 arası) ales, yds çevresinde döndüm durdum. Kpss de yüzümüz güldü ve memur oldum. Master konusunda yds puanımı iyi alamadığımdan dolayı 2 senelik özel öğrenciliğim yandı. 50 d'li veya öyp'li asistan olmak için yeterli puanım var alesten ama açıkçası cesaret edemedim ikisi içinde. Eşim öyp li zaten, birde ben bu riske giremezdim.

    Belki komik gelecek. 2013 yds hayalimi kırdı, gidip kredi çekip ev aldım. 2014 yds hayalimi kırdı gidip evlendim. 2015 yds yine hayalimi kırdı ve hayatımı değiştirerek dizayn etmeye karar verdim. Belki doğru seçimler belki yanlış, Allah hayırlısını nasip etsin. Yaşadıklarım bende bu tecrübeyi pekiştirdi : insan hayalleri ile değil, elindekilerin en iyisiyle huzurlu olmak zorundadır.
    Son düzenleyen ysesen, 22-10-2015 saat 17:37.
    cartcurt12 bunu beğendi.

  7. #7
    Yüksek Lisans
    Üyelik Tarihi
    04-2015
    Mesaj
    57
    Ben bişeyi anlayamadım ingiltere psikoloji için de paylaşımda bulunmuşsunuz. Ben mi yanlış gördüm acaba diye düşündüm şuan. Ylsy bursiyeri değilmiydiniz siz :-o

  8. #8
    Yeni Üye
    Üyelik Tarihi
    07-2015
    Mesaj
    14
    Hayır hocam, bursiyer olarak değil kendi imkanlarım ölçüsünde gittiğim bir dil okulu için İngiltere'deydim ve zamanımın bir kısmını bulunduğum ildeki üniversiteleri araştırmaya ayırmıştım. Ylsy İngiltere düşünen arkadaşlara fikir konusunda faydam olabilir ya da aklıma gelmeyen bir soruyu bir başkası akıl eder,ben de öğrenirim düşüncesiyle açılmış bir konudur o. Ayrıca İngiltere'den erken dönemeyerek Türkiye'deki mülakatın kaçırılmasıyla noktalanan hazin bir sonu vardır

    - - - Güncellendi - - -

    Konuya yorumda bulunan kıymetli arkadaşlar, yazdıklarınızı gülümseyerek okudum. Her birinize ayrı ayrı teşekkürler. Benzer özlemlerin yaşandığını bilmek ve yalnız olmadığını düşünmek de mutlu ediyor insanı, elindekinin en iyisiyle huzuru bulmaya çalışma telkini de. Gönüllerimizden geçenleri yaşayabilmeyi, yaşadıklarımızı da gönlümüze buyur edebilmeyi diliyorum hepimiz için.
    demircan_053 bunu beğendi.

  9. #9
    Yüksek Lisans
    Üyelik Tarihi
    04-2015
    Mesaj
    57
    Alıntı pd&r Demiş ki: Mesajı Görüntüle
    Hayır hocam, bursiyer olarak değil kendi imkanlarım ölçüsünde gittiğim bir dil okulu için İngiltere'deydim ve zamanımın bir kısmını bulunduğum ildeki üniversiteleri araştırmaya ayırmıştım. Ylsy İngiltere düşünen arkadaşlara fikir konusunda faydam olabilir ya da aklıma gelmeyen bir soruyu bir başkası akıl eder,ben de öğrenirim düşüncesiyle açılmış bir konudur o. Ayrıca İngiltere'den erken dönemeyerek Türkiye'deki mülakatın kaçırılmasıyla noktalanan hazin bir sonu vardır

    - - - Güncellendi - - -

    Konuya yorumda bulunan kıymetli arkadaşlar, yazdıklarınızı gülümseyerek okudum. Her birinize ayrı ayrı teşekkürler. Benzer özlemlerin yaşandığını bilmek ve yalnız olmadığını düşünmek de mutlu ediyor insanı, elindekinin en iyisiyle huzuru bulmaya çalışma telkini de. Gönüllerimizden geçenleri yaşayabilmeyi, yaşadıklarımızı da gönlümüze buyur edebilmeyi diliyorum hepimiz için.
    Anladım hocam. Ben sizi de bursiyer sanmıştım. Hakkınızda hayırlısı olsun.. Dediğiniz gibi hepimiz olmak istediğimiz yere varabilelim

  10. #10
    Yeni Üye
    Üyelik Tarihi
    06-2013
    Mesaj
    5
    Çok güzel anlatmissiniz durumu. Birçoğumuz aynı kaderi yasiyoruz bu konuda. Hatta yeterli puanimiz bile olsa cari alima basvurmaya cesaret edemiyoruz. Acaba kişiye mi açılmıştır bu ilan diye ailemizden yol harçlığı alıp mülakat yollarına dusemiyoruz.





Sayfa 1 - Toplam 2 12 SonSon

Benzer Konular

  1. ÖYP de atanma ama Üniversitenin İstememesi ?
    ÖYP Hakkındaki Sorularınız forum içinde, yazan apekbag
    Cevap: 2
    Son Mesaj: 26-12-2013, 11:58
  2. Üniversitenin Sitesi PKK Tarafından Hacklendi
    Genel Güncel Olaylar forum içinde, yazan aDNA
    Cevap: 0
    Son Mesaj: 17-04-2013, 14:01
  3. Aynı Üniversitenin İki Kadrosuna Başvuru
    Araştırma Görevlisi forum içinde, yazan pcteacher
    Cevap: 5
    Son Mesaj: 17-12-2012, 09:23
  4. üniversitenin görevlendirmeme hakkı,
    ÖYP Hakkındaki Sorularınız forum içinde, yazan cexman
    Cevap: 2
    Son Mesaj: 15-02-2011, 17:56

Bu Konu için Etiketler

Mesaj Yetkileriniz

  • Yeni konu açmaya yetkiniz yok
  • Cevap yazmaya yetkiniz yok
  • Eklenti yüklemeye yetkiniz yok
  • Mesajınızı düzeltmeye yetkiniz yok
  •  
Yukarı Git