YÖK Kanun Taslağı’nın içeriği yavaş yavaş belli olmaya başladı. YÖK Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya’nın kendi çalışmaları ile oluşturduğu ve ilk olarak Üniversitelerarası Kurul ile paylaştığı taslağın ayrıntılarını YÖK Üyesi Prof. Dr. Beril Dedeoğlu anlattı.“Öncelikli hedefimiz kendi içine kapalı bir sistem yerine küresel rekabeti esas alan üniversite modeli istiyoruz” diyen Prof. Dr. Dedeoğlu şu bilgileri verdi:

Özerk ve özgür

“Üniversitelerin olabildiğince özerk ve özgür bir yapıya kavuşturulması hedefleniyor. İyi işleyen, teamüllerini oluşturmuş üniversitelerin özerk olmasında yarar var. Bu konuda büyük çoğunluk görüş birliğine vardı. Ona göre düzenlemeler yapmayı öngörüyoruz. Üniversiteleri devlet, vakıf ve özel olarak ayırmayı düşündük. Tabii bunun için Anayasa’nın değişmesi gerekiyor. Ama biz çalışmalarımızı Anayasa’nın değişip, değişmemesini esas alarak yapmıyoruz. Olması gerekeni söylüyoruz. Şu anda bunlar yazılı taslak olarak bile değil. Üzerinde düşündüğümüz, tartıştığımız konular. Bizim üzerinde düşündüğümüz özel üniversiteler anonim şirketi olarak kurulabilecek. Şirketlerin kendi eğitim kurumlarını açabilmesiyle ilgili. Örneğin bir tekstil firması moda tasarımı ve tekstil üzerine bir yükseköğretim kurumu açabilecek. Muhtemelen az sayıda öğrencisi olacak ve belli bir alanda uzman yetiştirecek. İş çevresinden bu yönde gelen talepler var. Vakıf da kurmak istemiyorlar.

Model tek olmayacak

Devlet üniversitelerinin yönetim modelinin de tek olmayacağı bir yapı düşünülüyor. ODTÜ, Boğaziçi, Hacettepe gibi isim yapmış üniversitelerin kendi kuracağı karar alma mekanizmaları olacak. YÖK’ün yetkileri üniversitelerin karar alma mekanizmalarına devredilecek. YÖK sadece koordinasyon ve mevzuat denetiminden sorumlu olacak. Devlet üniversitelerinde anabilim dalları başkanlarının seçimle işe geldiği, aşağıdan yukarı bu teamülün oluşmaya çalıştığı üniversiteler olmalı diye düşünüyoruz. Yeni kurulan üniversitelerin ise, iki dönem mezun verene ve kadrolarını oluşturana kadar devlet himayesinde gelişsin istiyoruz.

Araştırma bölümleri

Üzerinde düşünülen modele göre bilimsel açıdan üniversitelerin standartları saptanacak. Diyelim ki 100 üzerinden bir üniversitenin başarısı hesaplanacak. Belli bir puanın üzerinde faaliyet ve aktivite gösteren bölümler, araştırma bölümü olabilecek. Hatta birçok araştırma bölümü olan üniversiteler de araştırma üniversitesi haline gelebilecek. Bu da mali destek anlamına gelen bir şey. Dolayısıyla teşvik edici yönü de var.

Öğrencilerin yönetime katılması ile ilgili iki şey düşündük. Bunlardan biri Üniversite Konseyi Başkanı’nın karar alma mekanizmalarında yer alması. İkincisi de eski mezunlardan temsilci olması. Mezunlar derneği olan üniversiteler var. Buralardan temsilci seçilebilir. Eskiden yapılan hataların tekrarlanmaması için böyle bir geri dönüşe ihtiyaç olduğu farkedildi. Her kurumun mezunlar derneği olmayabilir ama zamanla oluşturabilirler. Rektörlerin yetkilerini dengeleyecek kurumların kuruluşların içindeki senatoların, yönetim kurullarının daha geniş katılımla yetki sahibi olması öngörülüyor. Rektörlerin yetkileri biraz daha sınırlandırılmış olacak ve senato da yönetim kuruluna karşı sorumlu olacak.

Akademisyenler açısından illa devlet memuriyeti olmamasını düşündük. Yani akademisyen üniversiteye girdi yardımcı doçent ve profesör oldu, ardından emekliye ayrıldı... Böyle olmasın istedik. İsteyenlerin sözleşmeli ve performansa dayalı olarak da çalışabileceği bir model düşünüyoruz. Ama devlet memuriyeti de devam edecek. Birinde devlet ve iş garantisi olacak. Diğerinde daha yüksek ücret alabilecek. İnsanlar kendi tercihini yapacak.

Sanayi ilişkisi

Gelişmiş üniversiteler mütevelli heyete benzer heyetler kurabilecek ve bu heyete iş çevresinden isimleri dahil edebilecek. Çünkü, piyasanın yönlendirmesi önemli. Ancak rektörün mutlaka profesör olması esası var. Rektör üniversitenin içinden olacak. Yetkiyi kimlerle nasıl paylaşacağı ve o pozisyona nasıl geleceğiyle ilgili yöntemler düşünülüyor. Kendini ispat etmiş üniversiteler bir tür mütevelli heyet oluşturabilir. O heyet, rektörünü seçebilir. Oluşturmamış olanlar belki anabilim dallarının kendi içinde yapılan seçim sistemleriyle olabilir. En çok tartışılan model bu. Yeni kurulmuş üniversiteye de atanır. Bir ilin en çok vergi veren ve üniversiteyle ilgilenen kişisi kasap olabilir. Bu kişi de mütevelli heyete girebilir. Ama direkt rektör olarak atanması söz konusu değil.”

Kaynak: Hürriyet
Kaynak Linki: Devlet, vakıf ve özel üniversite modeli - Hürriyet GÜNDEM
Haber: Gönül KOCA 25 Eylül 2012