TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner başkanlığındaki heyet, 13 Ocak 2012 tarihinde Ankara’da Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya’yı ziyaret etti.


TÜSİAD’ın yükseköğretim reformu konusunda görüş ve önerileri bu belgede aşağıdaki başlıklar altında özetlenmektedir:

1) Kurumsal Özerklik ve Hesap Verebilirlik
2) Çeşitlilik
3) Araştırma, Üniversite-Sanayi İşbirliği ve Rekabet
4) Mali Esneklik ve Çok Kaynaklı Gelir Yapısı
5) Kalite Güvence Sistemleri, Dış Değerlendirme ve Akreditasyon

Konular bu ayrımda ele alınmadan önce, reform öncelikleri hakkında özet görüşler aşağıda sunulmaktadır:

a) Üniversite özerkliğinin sağlanması ve hesap verebilirlik mekanizmalarının geliştirilmesi,

b) Üniversitelerin çeşitlenmesine olanak verecek yasal düzenlemelerin yapılması,

c) YÖK’ün koordinasyon sağlayan bir kuruma dönüştürülmesi ve diğer Avrupa ülkelerinde olduğu gibi rektörlerin üyesi olacağı “Rektörler Konseyi”nin oluşturularak yetkilendirilmesi,

d) Yükseköğretime ve araştırmaya ayrılan finansal kaynakların ve araştırmacı sayısının, üniversitelerimizin rekabet etmeyi hedeflediği ülke üniversitelerinin seviyesine çıkarılması,

e) Rektörlük seçimlerinin; liyakat esas alınarak, seçim sürecine paydaşların katılımını sağlayacak, şeffaflığı ve rekabeti garanti edecek ve siyasi unsurların etkisi dışında gerçekleşecek bir sürece dönüştürülmesi,

f) Tam bağımsız kalite güvence sistemlerinin kurulması için YÖK’ün değerlendirme ve akreditasyon yetkilerini, özel sektörden, sivil toplum kuruluşlarından ve meslek örgütlerinden üyelerin de yer alacağı bağımsız bir kuruma devretmesi.



Üniversitelerimizin uluslararası düzeyde rekabet etmeleri hedefine yönelik olarak ise aşağıdaki konulara ağırlık verilmelidir:

a) Dünya çapında rekabet edebilecek üniversitelerin yaratılabilmesi için araştırma ağırlıklı üniversitelerin ve mükemmeliyet merkezlerinin öncelikle oluşturulması ve bunun için gerekli yasal düzenlemelerle birlikte finans kaynaklarının sağlanması,

b) Yüksek lisans ve doktora öğrencilerini yaygın olarak üst düzeyde destekleyecek ve tam zamanlı genç araştırmacı pozisyonunu çekici kılacak yasal ve finansal önlemlerin alınarak, araştırmacı sayısının artırılması ve yeni kurulan üniversitelere akademik personel sağlanmasının kolaylaştırılması,

c) Türkiye’nin yükseköğretim sisteminin uluslararası boyutunu zenginleştirecek hedefe odaklı yeni uluslararasılaşma (“internationalization”) politikaları ve stratejilerinin geliştirilmesi ve uluslararası akademik personel ve öğrenci sayısının artırılması,

d) Bilimsel araştırma ile bu araştırmaların ekonomik değere dönüşmesi arasındaki köprünün kurulması için üniversite-sanayi işbirliğini teşvik edecek hukuki ve idari düzenlemeler yapılması; araştırma alanı ile özel sektör arasındaki etkileşimin başarılı ülke örnekleri seviyesine çıkarılması.




1. Kurumsal Özerklik ve Hesap Verebilirlik:

Özerklik ve hesap verebilirlik, akademik özgürlükle ilişkili açık ilkelerdir. Aynı zamanda yaratıcılık ve yenilikçiliğin gelişebilmesinin ön koşulu olarak da önem taşımaktadır. Yapılan araştırmalar, küresel liglerde başarılı olan üniversitelerin, özerklik açısından en iyi konumda olan üniversiteler olduğunu göstermektedir.

Öneriler:

• Ülkemizde yükseköğretim kurumlarının vizyon ve misyonlarını gerçekleştirebilmeleri ve küresel rekabete katılabilmeleri için Avrupa’da ve dünyada rekabet ettikleri üniversitelerde mevcut olan özerkliğe ulaşmaları zorunludur.

• Bu nedenle üniversitelerin kendi eğitim ve araştırma programlarını belirleme ve kendi akademik personelini işe alma ve yükseltme özgürlüğü ve özerkliğine sahip, bütçesini kendi vizyon ve misyonu çerçevesinde yönlendirip kullanabilen, sahip olduğu bina ve arazileri vizyon ve misyonuna uygun biçimde gelir getirici yönde kullanma hakkı olan kurumlara dönüştürülmesi gerekmektedir.

• Ancak gerçek özerklik, hesap verebilirlik ve yerindenlik (subsidiarity) ile de bağlantılıdır: her bir üniversitede sorumluluk delege edilmeli, sorumluluğun hangi düzeyde üstlenileceğinin tanımı yapılmalı ve hesap verebilir olmalıdır. Dolayısıyla üniversitelerin finansal kaynak elde ettikleri kurum ve kuruluşlara karşı hesap verebilirlik mekanizmalarının da paralel olarak devreye sokulması zorunludur.


2. Çeşitlilik:

Yükseköğretim sistemimizi 1982’den bugüne kadar şekillendiren 2547 sayılı yasa, nüfusu genç buna mukabil yükseköğretimde okullaşma oranlarının çok düşük olduğu bir dönemde hazırlanmıştır. Ancak geçen zaman içinde küresel ölçekte yükseköğretimdeki değişim ve gelişime paralel olarak, bilgi ekonomisinin yaratılmasında üniversitelerin değişen rolleri ve bütün bu değişimlerin ülkemize yansıması sonucu ortaya çıkan sorunlar, artık ayrıntılı bir yasa altında yükseköğretim kurumlarının yönetilemeyeceğini ortaya koymuştur.

Avrupa Yükseköğretim Alanı’nda, üye ülkelerin eğitim sistemlerinin tek tip yükseköğretim sistemi haline getirilmesi kesinlikle istenmeyen bir durumdur. Avrupa Yükseköğretim Alanı’nda amaç, yükseköğretim sistemlerinin kendilerine özgü farklılıkları korunarak birbirleriyle karşılaştırılabilir olması ve uyumlu hale getirilmesinden ibarettir. Bu şekilde, bir ülkeden ya da yükseköğretim sisteminden bir diğerine geçişin kolaylaşması ve böylece öğrenciler ve öğretim görevlilerin hareketliliği ve istihdamının artırılması planlanmaktadır.

Dolayısıyla, Avrupa Yükseköğretim Alanı yaratmayı hedefleyen Bologna Sürecine dahil olan Türkiye’de yapılacak düzenlemelerle sistemin tek tiplilikten ve merkeziyetçilikten uzaklaştırılması gerekmektedir. Türk üniversitelerinde güçlü bir yönetim ve esnek hareket kabiliyeti oluşturulamaz ise, yükseköğretimin hızla değişen koşullarına uyum sağlamak mümkün olmayacaktır.

Bu nedenle, yükseköğretim sisteminde çeşitliliği vurgulayan, ademi merkeziyetçi, kurumların yaratıcılığını ve kimliklerini ön plana çıkaran ve dolayısıyla karşılaşılan sorunlara esnek tepkiler verebilen, üniversitelerin birbirleri ile rekabet edebilmelerine fırsat tanıyan bir sistemin tasarlanması gereklidir.

Özerklik, tüm kurumlarda çeşitliliğe olanak tanımak ve kaynakların kullanımında etkinliği geliştirmek açısından gereklidir. Bu doğrultuda YÖK, yükseköğretim sistemi ve sistemin rotasına ilişkin konular üzerine hükümete politika önerilerinde bulunan, yükseköğretim kurumlarının ulusal düzeydeki temsilcisi ve eşgüdüm organı olarak yeniden yapılandırılmalıdır. YÖK'ün ayrıntılı düzenleyici yetkilerinin üniversitenin kurum içi yapısına yönelik yasal düzenlemeyle birlikte üniversitenin özerkliğini zayıflattığı dikkate alınmalıdır. “Üniversitelerin çeşitliliği ve özerkliği, üniversitelerin yönetişimi, eğitimin finansmanı, üniversitelerin bütçelemesi, hesap verebilirlik” gibi konular bir “çerçeve yasası” anlayışı içinde ele alınmalıdır.

Öneriler:

• Üniversitelerin çeşitlenmesine (odaklanılan alan, kurumsal yapılanma, eğitim hizmeti vb. bakımlardan) olanak verecek şekilde “çerçeve yasa” anlayışıyla yasal düzenleme yapılmalıdır.

• YÖK, yükseköğretim kurumlarını hükümet nezdinde temsil eden, yükseköğretim politikaları öneren, sistem düzeyinde yükseköğretim kurumlarının eşgüdümünü ve yönlendirilmesini sağlayan ulusal bir organa dönüştürülmelidir.

• Kurum içi yönetime, yapıya ve üniversitelerdeki diğer işlevlere müdahaleyi asgariye indirmek için mevzuat ve YÖK yönetmelikleri gözden geçirilmelidir.

• Üniversitelerarası Kurul ve Rektörler Komitesi'nden oluşan mevcut ikili yapı yerine, verimli çalışmasına imkan verecek sayıda üyeye sahip bir Rektörler Konseyi kurulmalı ve yetkilendirilmelidir.

• Türkiye'nin, Bologna sürecinde ortaya konulan amaçlarına ulaşmak için ulusal bir strateji tesis edilmelidir.

• Rektör seçimleri liyakat temeline dayandırılmalı ve seçimler, tüm paydaşların -üniversite personeli ve öğrenciler, kurum dışı paydaşlar- temsil edildiği bir kurul aracılığıyla, şeffaflığı ve rekabeti garanti edecek şekilde yürütülmelidir.

• Rektör yardımcılarının görevleri yeniden gözden geçirilmeli; tanımlanmış stratejik alanlarda ve akademik konularla bağlantılı olmayan konularda da yönetim görevi ve sorumluluk verilmelidir. Rektör yardımcısı sayısına üniversite tarafından karar verilmelidir. Rektör, rektör yardımcıları ve genel sekreterden oluşan bir "rektörlük yönetim kurulu" kurulmalıdır.

3. Araştırma, Üniversite-Sanayi İşbirliği ve Rekabet:

“Araştırma”nın Avrupa’nın küresel ekonomide rekabet edebilirliği bağlamında uygunluğu, Lizbon Gündemi’nin ve daha sonra Bologna sürecinin öncelikli konularından birisidir. Üniversiteler, yaptıkları araştırmaların piyasayla ilintisi bağlamında da incelenmektedir. Türkiye’de araştırma konusunda en büyük engeller:

a) üniversitenin genel misyonları ve stratejilerine dayanan kapsamlı kurumsal araştırma stratejilerinin eksikliği;
b) üniversitelerin, kapsamlı hedefleri ve disiplinlerarasılığı engelleyen parçalı yapıları ve
c) akademik personelin araştırma yapma yönünde motivasyon eksikliği olarak sıralanmaktadır.

Bilimsel araştırma ile bu araştırmaların ekonomik değere dönüşmesi arasındaki köprüyü kurmak açısından üniversite-sanayi işbirliğinin güçlendirilmesi önemli bir ihtiyaçtır. Akademisyenlerin sanayide çalışmalarını teşvik eden, sanayi ile işbirliği sonucu elde ettikleri başarıların performanslarına yansımasını sağlayacak düzenlemeler yapılmalıdır.





Kaynak: DHA