1. Uzaylı istilası

Uzaylı istilası diyince akıllara bilim kurgu filmlerinde gerçekleşen olaylar geliyor. Dünya dışından gelecek son tehdit olarak bir uzaylı istilası olabilir. Ama bu konuda fikir yürütmek bilimsel olmaktan çok fantezi temelli. Çünkü Bilim insanları böyle bir durumun gerçekleşme olasılığının imkânsıza yakın olduğunu savunuyor.

2. Dev bir meteor

Bilimsel kıyamet senaryoları içerisinde en çok bilineni ve gerçekleşmeye en yakın olanı dünyaya bir meteor veya kuyrukluyıldızın çarpmasıdır. Mars ve Jüpiter arasında bir yörüngede bulunan meteorlar küçük gök cisimleridir. İncelenen 200 kadarının çapları 50 ile 100 kilometre, 670 adedinin çapı 20 ile 50 kilometre, diğerleri ise daha küçüktür. Kütleleri ise yaklaşık yerkürenin binde biri kadardır.

Meteorların yeryüzüne çarpması bir teori değil, aynı zamanda bir gerçektir. Dünyaya en son çarpan meteor 1908 yılında Sibirya’nın Tunguska bölgesine çarptı. Çarpmanın etkisiyle ortaya Hiroşima’ya atılan atom bombasının neredeyse yüz katı bir enerji açığa çıktı. Bilim adamlarına göre her 300 senede bir bu büyüklükte bir meteor dünyamıza çarpıyor.

Meteor veya bir kuyrukluyıldızın dünyaya çarparak kıyamete yol açacağı senaryosunun ilgi görme nedenlerinden birisi de 65 milyon yıl önce dinozorların soyunun tükenmesine yol açtığı iddia edilen meteor çarpma olayıdır. Bilim insanları, dünya üzerinde yaşayan dinozorların, bir kuyrukluyıldızın dünyaya çarpması sonucu meydana gelen iklim değişikleri sonrasında soyunun tükendiğini belirtiyor. Tabi ki bunlar ispatlanmasada birer teori. Ancak baktığımızda geçmiş dönemlerde meteor olayları ise oldukça fazla.

5 Milyon yıl önce Tacikistan'da bulunan 25 km genişliğindeki Kara-Kul gölü 45 km genişliğindeki çöküntünün tam ortasında bulunur ve bir meteor çarpması ile oluşmuştur. Yakın zamanda uydu görüntüleri yardımıyla bulunan bir kraterdir. 1.3 Milyon Yıl ÖnceGana'nın Kumasi bölgesinden 30 km güneydoğusunda bulunan "Bosumtwi Krater Gölü", ülkenin tek doğal gölü. Kraterin çapı 10,5 km.Tunguska Olayı (1908) Sibirya'daki Tunguska Vadisi üzerinde müthiş bir patlamayla parçalanan asteroid, kilometrelerce çapta araziyi yakarak dümdüz etmişti.

Tunguska’ya giden ilk bilim adamı olan Leonid Kulik incelemelerinden sonra şu açıklamayı yapmış: ''Patlamanın yol açtığı şok dalgası, merkez çemberdeki ağaçları kavurup, yapraklarını dökerken; bu merkezin dışında kalan 20 km’lik ikinci çemberdeki tüm ağaçları devirmiştir. Ancak patlamadan sonra, ne gama ışıması olmuştu ne de bir nükleer serpinti. Tunguska’ya düşen kuyruklu yıldız, şayet atmosfere 3 saat daha geç girseydi, Tunguska ormanlarını değil, Moskova‘yı yerle bir edecekti.''
Olur da dev bir meteor düşerse ne olur ? Discovery Channel


3. Süper Volkan Patlaması

Bir süper-volkan patlaması modern tarihte gerçekleşmiş herhangi bir volkanik patlamadan daha büyük olacak. Araştırmacılar süper-volkan patlamasının magma yerkabuğuna yükselip, dışarı çıkamadığında gerçekleştiğini belirtiyor. Sonuç olarak basınç öylesine büyük oluyor ki bazen magmanın sonunda dışarı çıkmasıyla devasa bir alan yok oluyor.

Milyonlarca ton döküntü ve zehirli gazın patlayarak atmosfere karışmasının, dünyanın, bazı bölümlerinin ya da tamamının yok olmasına yol açacak, nükleer bir iklime girmesine neden olacağı öngörülüyor.Hindistan’da 65 milyon yıl önce yaşanan patlama, beraberinde yüzyıllarca sürecek bir dizi daha volkanik olayı meydana getirdi. Hatta bazı bilim insanlarına göre dinozorların soyunun tükenmesinin nedeni bir meteor değil bu volkanik patlamalardı.

2012'ye ve süper-volkanlara dair endişelerin çoğu ABD'deki Yellowstone Park altındaki süper-kalderaya odaklanıyor. Son birkaç yılda çekilen uydu görüntüleri yerin 16 kilometre altındaki erimiş kayanın hareketinde değişimleri ortaya koyuyor. Yellowstone, Dünya'nın en büyük ve en aktif volkanının doruklarında bulunmaktadır. Çok geniş bir alana etki edebilen bu volkan, Kuzey Amerika'nın büyük bir kısmını kaplamaktadır. Bilim adamları, sismik ağ ve GPS sensörleriyle bu alanı izlemeye devam ediyorlar. Bu araştırmacıların önde gelenlerinden Jeofizik uzmanı olan Utah Üniversitesinden Professor Emeritus Robert Smith:

"Biz, deprem yoğunlaşmaları ve zemin bozulmaları için gerçek zamanlı olarak parkı izliyoruz" diyor.

Profesörün dediğine göre park sürekli hareket halinde. Ziyaretçiler bunu göremezler ancak ayaklarının altındaki zemin aşağı-yukarı hareket ediyor ve magma, parkın çok sayıda olan gayzerlerini, (magmanın) ince kabuğuna ve üst kısmına doğru itiyor.

Sismoloji uzmanları, Yellowstone süper volkanın patlaması durumunda tüm Kuzey Amerika bölgesinin harap olacağını belirtiyor. Uzmanlar bir süper volkan olarak tanımlanan Yellowstone Yanardağı'nın normal volkanlara göre 100 kat daha güçlü olduğu ve milyonlarca kişinin ölümüne neden olabileceği hatta bir medeniyeti yok edebileceğini belirtti.

4. Manyetik kutup değişimi

Felaket senaryocularının büyük bir bölümü, Dünya'nın manyetik kutuplarının çarpıcı bir şekilde tersine dönmesinin yakın olduğuna ve bunun, gezegenin rotasyonunun değişimini tetikleyerek, felaketlere neden olacağına inanıyor.

Manyetik alandan yalnızca pusulayla yönümüzü bulurken yararlanmıyoruz. Aslında, yeryüzündeki yaşamın ona bağlı olduğunu söylemek yanlış olmaz. Çünkü manyetik alan, bizi uzaydaki zararlı ışınımdan korumakla kalmıyor, yeryüzünde ve denizlerde yaşayan birçok canlı, yönlerini bulabilmek için de manyetik alandan yararlanıyor. Peki, ya bu alan bir gün yok olursa, ya da tersinirse(yer değiştirirse) ne olur? Araştırmalar, gezegenimizin manyetik alanının düzenli olarak yer değiştirdiğini gösteriyor. Yer değiştirme süreci, 100 bin ila 1 milyon yılda bir gerçekleşiyor ve ortalama 5 bin yılda tamamlanıyor. Bu süreler bize uzun gibi görünebilir. Ancak yapılan son araştırmalar, yeni bir tersinmenin eşiğine gelmiş olabileceğimizin ipuçlarını veriyor.

Manyetik alanın şiddetinde ve biçiminde oluşacak değişiklikler, yüklü parçacıkların atmosfere giriş biçimini etkileyecek. Bu durum, kutup ışıklarına ilgi duyanları belki sevindirecek; ancak yeryüzüne ulaşan zararlı ışınımın önemli ölçüde artmasına neden olacaktır. Eğer bu durum atmosferdeki ozonun bozunmasına yol açarsa, morötesi ışınımın yeryüzüne daha fazla ulaşması kaçınılmaz olacaktır. Bu olayın elektronik alt yapıya vereceği zararın yanında; daha korkutucu olan, aşırı radyasyonun yol açacağı kanser ve genetik mutasyonlardır..Manyetik alan, Dünya yaşam formu üzerinde çok önemli etki etmektedir. Bir taraftan gezegeni uzayın derinliklerinden ve Güneşten gelen zararlı yüklenmiş parçacıklardan korurken; diğer taraftan da her yıl göç eden canlı varlıklara yol gösterici görev yapmaktadır. Bu alanın yok olması durumunda, hiç kimse tam olarak Dünya'da ne olabileceğini tahmin edememektedir.Ancak Maya kavminin bu konuda çalışmaları olduğunu ve oluşturdukları takvimide bu hesaplamalarla yapıldığı ileri sürülüyor.

5. Karadelik

Kainatımızda çözülemeyen çok sayıda kara delik bulunuyor. Zaman zaman yıldızları yutan bu kara deliklerden birisi de dünyamızı yutacak. Bilim adamları 10 milyon ayrı kara delik olduğunu savunuyor. Bu karadeliklerden birinin Güneş Sistemi'ni yutabileceği öngörülüyor.

6. Nükleer Savaş

Uluslararası strateji uzmanları, Soğuk Savaş'ın bitimiyle azalan nükleer savaş olasılığının bugün İsrail, Hindistan, Pakistan ve Kuzey Kore gibi nükleer silaha sahip ülkeler nedeniyle halen sürdüğünü belirtiyor.

7. Hastalıklar

Son yüzyılda AIDS, SARS gibi salgın hastalıklarla mücadele eden insanoğlunun, daha kötü salgınlara maruz kalabileceği belirtiliyor.

8. İklim değişikliği

Atmosferde biriken zararlı gazların yarattığı sera etkisiyle bu yüzyılın sonuna kadar dünya sıcaklığında yaklaşık 2 derecelik artış bekleniyor. Bu ısı artışı, gıda stokları üzerinde onarılamaz hasar yaratacak

9. Arı kolonisinin yok oluşu

Bal arısı insan yaşamının devamını sağlayan zincirde çok önemli bir yere sahip. Dünya gıdalarının üçte biri doğrudan bal arılarının hareketleriyle bağlantılı. Bal arılarının nesli tükenirse, bunu şiddetli kıtlıklar, açlık, şiddet olayları, isyanlar izleyecektir.

Alman bilim adamı Albert Einstein, “Eğer arılar yeryüzünden kaybolursa insanın sadece 4 yıl ömrü kalır. Arı olmazsa döllenme, bitki, hayvan, insan olmaz”

10. Stephan Hawking'e Göre Yok Oluş Teorisi

Dünya’nın sonunu 2800’lü yıllar olarak tahmin eden ve bu süre sonunda Dünya’nın kendi kendisini yok edeceğini öne süren ünlü fizikçi Stephen Hawking’in geliştirdiği kıyamet senaryosu şöyle:

1. İklimler değişecek: Önümüzdeki 400 yılda iklimler değişecek. Görülmemiş kasırga ve hortumlar dünyayı kasıp kavuracak. Dünya ısısı süratle arttığından bitki örtüsü de değişecek.

2. Sel, kuraklık: 500. yılda ise buzullar eriyecek. Okyanusların su seviyesi değişecek. Dünya’nın yüksek dağlarında çığ felaketleri oluşacak. Kuzey sellerle boğuşurken, güney kuraklıktan kavrulacak.

3. Savaşlar: 800. yıla girerken çevre kirliliği doğal kaynakları tüketirken, suyun yükselmesi nedeniyle kara haritalar değişecek. Bu arada göçler ve savaşlar artacak.

4. Canlı nesli bitecek: Ve bütün gelişmelerin sonunda atmosferin yapısı değişecek, Dünya gezegeni insanların yaşayamayacağı bir hale gelirken, hiçbir canlı kalmayacak.