21’inci yüzyılda inovasyon, girişimcilik ve ar-ge çalışmalarının ön plana çıktığını anlatan YÖK Başkanı Prof. Dr.Gökhan Çetinsaya, sosyal bilimlerde özellikle tarih bölümüne önem verilmesi gerektiğini söyledi.

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya, “ Yürütülen çabalar, Ar-Ge'ye, inovasyona ve girişimciliğe ayırmış durumda ama bizim, sosyal bilimleri de önemsememiz lazım. Doğru tarih analizi yapabilirsek tarihsel hafızamızdaki problemlerimizi aşabilirsek Türkiye'nin birçok sosyal meselesini de kolaylıkla çözebileceğimize inanıyorum" dedi.

Prof. Dr. Çetinsaya, ADIM Üniversiteleri Birliği tarafından Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Rektörlük Konferans Salonu'nda düzenlenen "Tarih" konulu toplantıda yaptığı konuşmada, 21. yüzyılda küreselleşmenin gereği olarak Ar-Ge, inovasyon ve girişimcilikten bahsetmenin yanı sıra sosyal bilimlerin de mercek altına alınması gerektiğini dile getirdi.

Sosyal bilimler ele alındığında, "tarih" bölümünün en zor durumda olan konu olduğuna anlatan Prof. Dr. Çetinsaya, şöyle konuştu:
"21. yüzyılın ve küreselleşmenin de bir gereği olarak Ar-Ge'den, inovasyondan, girişimcilikten bahsediyoruz. Neredeyse tüm büyük mekanizmalar, yurtiçinde ve yurtdışında, bütün çabalarını Ar-Ge'ye, inovasyona ve girişimciliğe ayırmış durumda ama bizim, sosyal bilimleri de önemsememiz lazım. Sosyal bilimlerin de en uç noktasına kadar destek olmamız lazım. Bu ülkede ve üniversitelerimizde sosyal bilimlerin de gelişmesine, yoğun çaba harcamamız lazım. Türk Modernleşme Tarihi'nin en zor, en netameli, en tartışmalı konularından biri tarih meselesi. İster, üniversitelerdeki müfredat veya bölümler, kürsüler anlamında olsun, ister, halkımızın, aydınlarımızın zihnindeki tarih meselesi, belki de en büyük meselelerimizden bir tanesi. Hele 21. yüzyılda herkesin bir anda üst kimliklerini, alt kimliklerini hatırlamaya başladığı bir noktada daha da önem kazandı. Çünkü, 20. yüzyılda biraz daha rahattık. 20. yüzyılın doğası, kalıpları, konsepti gereği, Doğu'da, Batı'da fark etmiyordu. Aşağı yukarı herkes ortak, tek bir kimlik çevresinde birleşebiliyordu ve tek bir hafıza, tek bir tarih formatı herkes için yetiyordu. Son, 200 yıllık istisnai dönemi bitirdiğinizde, dünya tarihinde, ülkeler arasında duvarların çekildiği, insanlar, eşyalar ve fikirler arası dolaşımın durduğu, bu son 100 - 200 yıllık dönemin bittiği şu noktada tarih tekrardan önem kazanmaya ve normalleşmeye başladı. Bu bakımdan belki bütün ezberlerimizi unutup, tekrardan tarihin dinamiklerini, derinliklerine doğu araştırmalarımızı, incelemelerimizi yoğunlaştırmamız lazım."

Hedeflerimiz ortak olmalı

"Bizim, 20. yüzyıl içerisinde şekillenmiş zihinlerimizin, ne Osmanlı İmparatorluğu'nu, ne de medeniyetler tarihini anlaması mümkün değil" diyen Prof. Dr. Çetinsaya, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Çünkü, bizim zihinlerimiz, başka bir formatta şekillenmiş. Eğer, bu formatlarımızı değiştirebilirsek, doğru tarih analizi yapabilirsek ve doğru tarih şuurunu yerleştirebilirsek, tarihsel hafızamızdaki problemlerimizi aşabilirsek eminim ki Türkiye'nin birçok sosyal meselesini de kolaylıkla çözebileceğimize inanıyorum. Ben Ankara'dan sisteme baktığımız zaman şunu görüyorum. Nicelik olarak sistemlerimiz çok büyüdü. Şimdi artık sıra, nitelik, kalite meselesinde. O bakımdan bu konuya da dikkatlerinizi çekmek isterim. 'Kalite meselesinde ne yapabilirizi' düşünmemiz lazım. Müfredatla ilgili çalışmalarda ne yapabiliriz? Burada da şahsi görüşüm, tek tipleşmeden kaçınmaktır. Çünkü, bizlerde öyle bir eğilim var."

Akademik görüş olarak kendisinin çeşitlilikten yana olduğunu dile getiren Prof. Dr. Çetinsaya, "Yani, her bir üniversitemiz, bölümümüz farklı olabilir. Önemli olan yeterliliklerdir. Bir ders bir üniversitede 3 saat, diğerinde 13 saat olabilir ama yeterlilikler konusunda, mezunlarımızın sahip olması gereken bilgi, beceri ve yetkinlikler noktasında, tabi ki hedeflerimiz ortak olmalı" diye konuştu.

Tarih bizim kimliğimiz

Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Azmi Özcan ise tarihin, bütün savaşların kaynağı olarak tanımlandığını belirterek, "Aslında tarih, biziz. Tarih bizim kimliğimiz. Eğer kendi tarihinizi kendiniz yazmazsanız, başkalarının yazdığı tarihin pasif bireyleri olursunuz. Ne yazık ki bu ülkenin ve toplumun tarihi başka eller tarafından yazılmış ve bize büyük ölçüde giydirilmiş kimlikler sipariş edilmiş. O yüzden, kendimize ait olmayan savaşların peşinde on yıllarımızı kaybediyoruz" dedi.

YÖK Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Tufan Bozpınar ve Pamukkale Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Bağcı'nın da konuşmalarının ardından toplantı, tarih bölüm başkanları ve öğrencilerin katıldığı çalıştaylarla devam etti.

Programa, Adnan Menderes Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Birincioğlu, Balıkesir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahir Alkan, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Gönen, Mehmet Akif Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Saatcı, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mansur Harmandar, Uluslararası Antalya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cihat Göktepe, Uşak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Pakdemirli, Afyon Kocatepe Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Kemalettin Çonkar, Süleyman Demirel Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Süleyman Seydi, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Rektör yardımcısı Prof. Dr. İlhami Ünlüoğlu ve üniversitelerin tarih bölüm başkanları ile öğrenciler katıldı.

Kaynak: DHA