YÖK Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya, yükseköğretim sisteminin yeniden yapılandırılması gerektiğini, doktora eğitimi alanların sayısının en az iki katına çıkarabilmenin önlerinde duran meseleler olduğunu söyledi.

Yükseköğretim Kurumu Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya, Türkiye’nin dünyanın 10’uncu büyük ekonomisi olabilmesi için nitelikli insan gücüne ihtiyacı olduğunu dile getirdi. 5’inci İzmir İktisat Kongresi çerçevesinde şehre gelen Çetinsaya, “Yükseköğretim sisteminin yeniden yapılandırılması gerekiyor. Doktora eğitimi alanların sayısının en az iki katına çıkarabilmek önümüzde duran meseleler arasında. En nitelikli insanları akademiye çekebilmemiz için onların özlük haklarını da düşünmemiz lazım. Bir üniversitemizin bilgisayar bölümünü birincilikle bitiren arkadaşımızı akademiye çekebilmemiz için ona, özel veya kamu sektöründe alacağı maaş kadar rekabet edebilir bir ücret vermemiz gerekiyor” diye konuştu.


Türkiye bugün dünyanın 16’ncı büyük ekonomisi olduğunu hatırlatan Çetinsaya, şu değerlendirmede bulundu:
“İlk 10 içine girmesi için çaba sarfediliyor. Bizim artık evrimsel bir yükselişle değil, bir sıçramayla bu lige çıkabilmemiz gerekiyor. O lige çıkabilmenin de birkaç koşulu var. Bir tanesi, bütün özellikleriyle katılımcı demokrasi ve hukuk devleti. Bir diğeri eğitim meselesi. Nitelikli insan gücü yetiştirebiliyor muyuz yetiştiremiyor muyuz, 21’inci yüzyılın bütün parametrelerini ve Türkiye’nin istikbalini bu belirleyecek."

Nitelikli insan yetiştirebilmek için akademik kariyerin de nitelikli olması gerektiğinin altını çizen YÖK Başkanı Çetinsaya, şöyle devam etti:
Doktora sayımız en az iki katına çıkmalı


"Bizim önümüzdeki 10 yıllarla ilgili yaptığımız bütün çalışmalarda üç konu öne çıkıyor. Bir tanesi, niceliksel büyümeyi niteliksel büyüme dönüştürmek ve kalite süreçleriyle taçlandırmak. Son 10 yılda bütün istatistiklere baktığınızda, üniversite sistemimizin fiziksel altyapı imkanlarıyla muazzam bir büyüme gösterdiğini görüyoruz. Şimdi sıra bunu kalite süreçleriyle taçlandırmaya geldi. İkincisi, nitelikli öğretim üyesi yetiştirmemiz gerekiyor. Zira Türk yükseköğretim sistemi önümüzdeki yıllarda büyümeye devam edecek, Türkiye’nin büyümesiyle birlikte. Bizim şu andaki hesaplamalarımıza göre nitelikli doktora sayımızı en az iki katına çıkarmamız gerekiyor, önümüzdeki 10 yıl zarfında. Üçüncü hedefimiz de uluslararasılaşma. Türkiye’yi hem öğrenci hem de öğretim üyeleri bakımından, hem yurtdışındaki işbirliktelikleri anlamında bir uluslararasılaşmanın merkezi haline getirmek."
İki ve dört yıllık mesleki eğitim bir bütün


Bu planlamaları yapabilmek içinde nitelikli insan gücüne ihtiyaç duyulduğunu belirten Prof. Dr. Çetinsaya, sözlerini şöyle tamamladı:


“Bütün bu çabaların hepsini topladığımızda yine önümüze kalite meselesi, nitelikli insan gücü meselesi çıkıyor. Nitelikli insan gücü meselesinde ise iki boyut var. 21’inci yüzyılın küresel dinamiklerine baktığımızda, ülkenizdeki her vatandaşın nitelikli insan gücüne dönüşmesi için çaba sarfedeceksiniz. İki yıllık, dört yıllık mesleki eğitimi bir bütün olarak düşüneceksiniz ve planlayacaksınız. Diğeri ise ar-ge, inovasyon, yenilikçilik, girişimcilik, araştırma gibi bütün bu konularda da en nitelikli beyinlerinizi seferber edeceksiniz, bu sıçramaları yapabilmek ve uluslararası dünyada rekabet edebilmek için. İşte biz bir yandan mevcut iki yıllık, dört yıllık teknik eğitim, mesleki eğitim kulvarlarında kalite süreçlerini yükseltirken diğer yandan da en nitelikle beyinleri nasıl üniversitelere çekebiliriz, en nitelikle beyinleri nasıl laboratuvarlara, araştırmalara yönlendirebiliriz diye kafa yormamız lazım. Bunun için de birçok siyaset, mekanizma, birçok strateji gündeme geliyor. İşte en iyi üniversiteleri oluşturmak, altyapılarını hazırlamak. Bütün bu listenin sonunda bir yere geliyoruz ki özlük hakları meselesi. Tabii ki en nitelikli insanları akademiye çekebilmemiz için onların özlük haklarını da düşünmemiz lazım. Bir üniversitemizin bilgisayar bölümünü birincilikle bitiren arkadaşımızı akademiye çekebilmemiz için ona, özel sektörde alacağı veya kamu sektöründe alacağı maaş kadar rekabet edebilir bir maaşı vermemiz gerekiyor. Bu bakımdan yaptığımız bütün çalışmalarda, açıklanan raporlarda öğretim üyelerimiz son yıllarda son derece dezavantajlı bir konuma geldi. Şu anda bütün çabamız, bu durumu iyileştirmeye çalışmaktır.”

Kaynak: DHA