reklam

Bulunan 1 den 10 - Toplam 10
Ağaç Şeklinde Aç13Beğeni
  • 5 gönderen edius
  • 2 gönderen
  • 2 gönderen Cashmere
  • 2 gönderen dutxuri
  • 2 gönderen Sadakat

''Akademisyenlerin yüzde 85'i memur zihniyetli"

Genel Güncel Olaylar Forumunda ''Akademisyenlerin yüzde 85'i memur zihniyetli" Konusunu İncelemektesiniz

Aslında haber 12/10/2010 tarihli bir Anadolu Ajansı haberi. Ama geçen 3 yılda bu ülkede değişen ...


  1. #1
    Doktora
    Üyelik Tarihi
    07-2011
    Mesaj
    335

    ''Akademisyenlerin yüzde 85'i memur zihniyetli"

    Aslında haber 12/10/2010 tarihli bir Anadolu Ajansı haberi. Ama geçen 3 yılda bu ülkede değişen bir şey var mı diye bu haberi hortlatmak istedim.

    Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Eğitim Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Selahattin Turan, Türkiye 'de güzel kampüsler yapıldığını ancak fiziki mekanın çok önemli olmadığını belirterek, “Harvard'ın kampüsü bizim birçok üniversitemizin kampüsünden kötüdür. Önemli olan öğretim üyesinin ve öğrencinin kalitesidir” dedi.

    Prof. Dr. Turan, yüksek öğretimin Türkiye'de ve dünyada her zaman tartışmalı bir alan olduğunu belirterek, üniversitelerde yaşanan herhangi bir sorunun tüm topluma sirayet ettiğini söyledi.

    Üniversitelerin toplumun gelecek vizyonunu belirleyen, geleceğini tasarlayan ve karşılaştığı siyasal, kültürel ve ekonomik sorunlarına çözüm üreten merkezler olduğunu dile getiren Prof. Dr. Turan, “Türkiye'de yüksek öğretim topluma yön veren bir kuruluş olamadı. Daha çok bütün tartışmaların merkezinde yer alan bir kuruma dönüştü” dedi.

    Soğuk savaş sonrasında her ülke kendi var olma stratejisini yeniden gözden geçirerek, bilimsel ve akademik çalışmaları ön plana çıkaran bir strateji belirlediğine işaret eden Selahattin Turan, sözlerine şöyle devam etti:

    Türkiye bilimsel araştırma önceliklerini belirlemiş bir yüksek öğretime sahip değil. 1950'lerden sonra yüksek öğretimdeki talebi göremedi, kurgulayamadı. Türkiye'deki üniversitelerin çok ciddi temel sorunları var. Sorunları yönetimsel ve akademisyenlerin niteliğine ilişkin iki ana grupta toplayabiliriz. Yönetimsel sorunlar; nitelikli, formasyon ve iyi eğitim almış profesyonel kişilerin yüksek öğretimi yönetememesinden kaynaklanıyor. Yüksek öğretimin finansmanıyla ilgili sorunlar da var. Akademisyenin özgürce hareket edebilmesi, özgürce dışardan finansal destek bulabilmelerinin önünde çok ciddi yasal engeller var.”

    “AKADEMİSYEN DEVLET MEMURU KÜLTÜRÜYLE YETİŞMİŞ”
    Prof. Dr. Selahattin Turan, üniversitedeki kaynakların etkin kullanımı konusunda da sıkıntı yaşandığını belirterek, “Türk yüksek öğretiminde para ve insan var ama bunların etkin kullanımı söz konusu değil” dedi.

    Türkiye'de akademisyenlerin bölümlere adil bir şekilde dağıtılmadığını savunan Turan, şöyle devam etti:

    “Aynı öğrenci sayısına sahip bir bölümde 50, diğerinde 10 öğretim üyesi görev yaparken ötekinde hiç öğretim üyesi yok. Batı'daki bazı üniversitelerde bizdeki kadar öğretim üyesi yok. Önemini kaybeden bazı bölümler, anabilim dalları kapatılmalı. 40 yıldır aynı anabilim dalı olmaz. Klasik bilimin sonu geldi. Biyoteknoloji, mikro elektronik, yeni malzeme bilimi, robot ve sivil havacılık gibi yeni alanlar açılmalı. Türk yüksek öğretimi işlevini yerine getirmekten uzak. Türk yüksek öğretiminde finansal sorun yok, zihniyet sorunu var.

    Öğretim üyelerinin çok azının çalışkan ve entelektüel birikimi var. Akademisyen çok yönlü olmalı. Türkiye'de bu maalesef yok. Saat 08.00'de üniversiteye gelip, 17.00'te evine giden akademisyen tipi çok tehlikeledir. Kampüsler 24 saat açık, gece gündüz çalışan platformlar olmalı. Bunu devlet memurluğuna dönüştürürseniz, bu toplumun beynini sakatlar ve tüm topluma sirayet eder. Üniversiteler diploma değil, beceri kazandırmalı. Türkiye'nin sosyal sorunlarına çözüm üreten akademisyen yok. Üreten insan gerekçe üretmez. Türkiye'de akademisyenliğe giriş ve akademik terbiyenin alınış sürecinde sorun vardır. Araştırma görevlisi olarak alınan kişi ikinci gün devlet memuru algısına giriyor. Akademisyen devlet memuru kültürüyle yetişmiş. Sabah 08.00'de gelip, akşam 17.00'de ayrılıyor.”

    “HERKES DEKAN VE REKTÖR OLMAK İSTİYOR”
    Prof. Dr. Turan, kampüslerin 24 saat yaşanılan alanlara dönüştürülmesi gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:

    “Kampüs içindeki kütüphaneler bile belli bir saatten sonra kapanıyor. Bir kişi bile kullanacaksa kütüphaneler 24 saat açık kalmalı. Birey ve yaratıcılığı artık çok önemli. Türkiye'de güzel kampüsler yapılıyor, ancak fiziki mekan çok önemli değil. Harvard'ın kampüsü bizim bir çok üniversitemizin kampüsünden kötüdür. Önemli olan öğretim üyesinini ve öğrencinin kalitesidir.

    Türkiye'de üretilen bilimsel bilginin büyük bir kısmı yardımcı doçentler tarafından yapılıyor. Türkiye'de profesör olduktan sonra hiçbir şey yapmak zorunda değilsiniz. Böyle bir şey dünyada yok. Türkiye'de akademisyenler bilimin zirvesinde idari görevlere ilgi duyuyor. Rektörlük için onlarca kişi başvuruyor. Gelişmiş ülkelerde bölüm başkanı bile zor bulunuyor. Bizde ise herkes dekan ve rektör olmak istiyor. Türkiye'deki akademisyenlerin yüzde 15'i batılı anlamda akademisyendir, dünya çapında entelektüeldir. Gerisi maaş alan devlet memurudur. Yüksek öğretim en kısa zamanda kendini yeniden yapılandırmalı.”
    shockhan, globalerol, Cashmere ve 2 diğerleri bunu beğendiler..

  2. #2
    Kısıtlanmış Üyelik
    Üyelik Tarihi
    06-2013
    Mesaj
    133
    En çok üzüldüğüm durumlardan biri de bu.Okumayı, arastırmayı, yeni bilgiler edinmeyi sevmeyen insanların arasında akademisyen adayı olmaya calışmak.Okursunuz eleştirilirsiniz.Ne okudugunuzun önemı yoktur.Okumanız elestırılmenız ıcın yeterlıdır.Arastırırsınız, anlamaya calısırsınız,Türkiye de bu konuyu çalışan yok buralarda o konu calısılmaz derler.Kendi anabılımdalınız dışında edebiyattan tarihten sanattan bırseyler ogrenmeye calısırsınız, kendı anabılımdalına calıs yeter derler,derler, derler,,Bir noktadan sonra bılıncaltınızı zapt ederler .kendılerı gıbı memur zıhnıyetlı akademısyenler yetıstırırler.
    turabe ve Cashmere bunu beğendiler.

  3. #3
    Doktora
    Üyelik Tarihi
    12-2012
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    473
    Sadece belli alanları araştırabilirsin, başka alana gözucuyla baktığını bir görelim çizeriz mantığını hiç sevmedim...Hayata bakışıma ters

    Ne diyor buzlu çay reklamında ; merakını kaşıyacaksın ki doğruyu bulasın
    aDNA ve sabihagökçenn bunu beğendiler.
    Bir garip akademisyen...

  4. #4
    Doktora
    Üyelik Tarihi
    09-2012
    Nerden
    BoLu
    Mesaj
    323
    Buna şaşırmadım.
    Bu problem yeni değildir ama şimdi akademisyen olmak isteyenlerin tıpkı Kpss gibi merkezi sınavlarla ve merkezi bir atamaya maruz bırakılmaları da bu sorunu çözmez. Adamın sırf Ales'i yüksek diye örneğin çok iyi bir üniversiteye yerleştiriliyor olması, alanıyla ilgili bir sınav, bir araştırma, alanındaki yetkinliğini ölcecek bir sey olmaması ve yapılmaması da bu zihniyetleri bitirecek mi? Bilemiyorum. Insallah bitirirler.
    Bob ve sabihagökçenn bunu beğendiler.
    Her şeyi senin için var ettim." diyen Rabb'e; "Her şeyi senin için terk ettim.!" diyebilmektir...ASK

  5. #5
    Doçent Doktor
    Üyelik Tarihi
    07-2011
    Mesaj
    1.629
    kesinlikle katılmıyorum ve bu tutumu bir akademisyene yakıştıramadım !!!
    Hayat hayal kırıklıklarıyla doludur, tabi akademisyenler için...

  6. #6
    Doktora
    Üyelik Tarihi
    06-2012
    Nerden
    istanbul
    Mesaj
    399
    Burada suçlu olarak gösterilebilecek son kişi akademisyendir. Tüm geleceği yapacağı çalışma olan biri nasıl bunu savsaklar. Ama imkan verilmiyor ki araştırma yapsın, kendini geliştirsin.

  7. #7
    Yüksek Lisans
    Üyelik Tarihi
    12-2011
    Mesaj
    95
    Maaşlar insanı seviyeye bı çıksın da o zaman görsünler kaliteyi. Bir tane arkadasım girmedi, ben de sonradan sans eseri dondüm üniversiteye. Enayi değil kimse, hayat parayla donüyor. Okulun verdigi parayı haftalık olarak kazanirdim ozel sektoru bırakmasaydım.

    Hocanın verdigi yüzde bence cok pembe. Zaten herkes bunun farkında. Herkes düzenim devam etsin istiyor.


    Hele bı yard Doç olalım, hele bı Doç olalım ,,,,,,amaaaan Prof olduk bosver yatsan da kalksan da bir.herkesin derdi bir.

  8. #8
    Yüksek Lisans
    Üyelik Tarihi
    03-2011
    Mesaj
    115
    Hocanın söyledikleri doğrudur. Kimse gocunmasın bence. Sistem zorlamadıkça da akademisyenlerde devlet memuru zihniyeti değişmeyecektir.

    Yurtdışında üniversiteye para kazandırmak zorunda olan ve bunu yapmadığı takdirde işine son verilen akademisyende memur zihniyeti olur mu? Şartlar zor olabilir, yeterli olmayabilir, mobbing olabilir ama bunların hepsi memur zihniyetine bahane olamaz...
    dutxuri ve Bob bunu beğendiler.

  9. #9
    Doktora
    Üyelik Tarihi
    06-2011
    Mesaj
    392
    sistem zorlasın zorlamasına da yeterli imkan verilmezse akademisyen ne yapsın! araştırma görevlisi, öğretim görevlisi maaşları yerlerde. öncelikle bunları düzeltecek bir irade olmalı ardından birşeyler beklemeli. zihninde parasal yönden problemlerle boğuşan bir insandan ne bekleyebilirsin.
    önce iyi bir imkan ve maaş sun, ardından yapmıyorsa, üretmiyorsa hesabını sor...

  10. #10
    Yüksek Lisans
    Üyelik Tarihi
    03-2012
    Mesaj
    173
    Alıntı makrizi Demiş ki: Mesajı Görüntüle
    sistem zorlasın zorlamasına da yeterli imkan verilmezse akademisyen ne yapsın! araştırma görevlisi, öğretim görevlisi maaşları yerlerde. öncelikle bunları düzeltecek bir irade olmalı ardından birşeyler beklemeli. zihninde parasal yönden problemlerle boğuşan bir insandan ne bekleyebilirsin.
    önce iyi bir imkan ve maaş sun, ardından yapmıyorsa, üretmiyorsa hesabını sor...
    +1 daha güzel anlatılamazdı. bizim toplumsal bir sıkıntımız sürekli eleştirip çözüm üretmemektir. Madem böyle bir sıkıntıyı dile getirmiş hocamız çözümünü de bence beraberinde getirmeliydi. Ve getirdiği çözümün uygulanabilirliği olmalı. Yurtdışındaki bir araş gör ile Türkiye'deki bir araş gör'ün, yada diğer eş akademik kadroların maaşları ve alım güçleri karşılaştırılmalı eğer ki denkse o zaman bu eleştiride sonuna kadar haklı. Ha diyelim denk değil o zaman bu kadar yermeye bilmiyorum hakkımız var mı? tembelliğini savunacak değilimiz ama motivasyon unsurları belli bir yere kadar dayanır. Akademisyenler de nihayetinde insandır. Onların da motivasyon kaynakları diğer insanlar gibi birdir. Yani idealist bir meslek diyip işin içinden sıyırılıp kaçamaz kimse. en azından yapmamalı bunu.





Benzer Konular

  1. "Bilimsel Özerklik" ve "Akademik Özgürlüğe" Müdahele Kabul Edilemez
    Genel Güncel Olaylar forum içinde, yazan aDNA
    Cevap: 0
    Son Mesaj: 24-02-2013, 11:38
  2. Cevap: 5
    Son Mesaj: 14-01-2013, 10:52
  3. İlanlardaki "ve", "veya", ".(nokta)" terimlerinin açığa kavuşturulması
    ÖYP Hakkındaki Sorularınız forum içinde, yazan akademikemre
    Cevap: 7
    Son Mesaj: 22-07-2012, 15:05
  4. İSTANBUL AREL ÜNİVERSİTESİ "Enerji Sistemleri" veya "İşaret İşleme" alanından en az yüksek lisans mezunu olmak
    Süresi Dolmuş Akademik Personel İlanları forum içinde, yazan nonova
    Cevap: 0
    Son Mesaj: 24-04-2011, 15:30
  5. Cevap: 0
    Son Mesaj: 24-02-2011, 15:14

Bu Konu için Etiketler

Mesaj Yetkileriniz

  • Yeni konu açmaya yetkiniz yok
  • Cevap yazmaya yetkiniz yok
  • Eklenti yüklemeye yetkiniz yok
  • Mesajınızı düzeltmeye yetkiniz yok
  •  
Yukarı Git