'Rüşvet çarkı'nda artçılar sürüyor... 1999 depreminde zarar gören binalara 'sağlam' raporu verilmesiyle ilgili Rektör Prof. Dr. Muzaffer Elmas, konuştu: Bir kişinin burnu kanasa vebali bizimdir.

Sakarya'da yaklaşık 4 bin kişinin hayatını kaybettiği 17 Ağustos depreminin ardından kent şimdi 'rüşvet skandalı'yla çalkalanıyor... 3 bin binanın incelemesindeki usulsüzlüklere bazı öğretim üyelerinin adının karıştığı Sakarya Üniversitesi'nin Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Elmas ise AKŞAM'a konuştu:

- KURUMSAL yönetim anlayışımızda da benim yapımda da açık olmak var. Bu düşünceyle, en açık üniversiteyiz. Sakarya Üniversitesi 1999'da kendisini depremin ortasında buldu. Ben de o zaman inşaat bölümünde hocaydım. Sakarya'yı, bölgeyi yeniden ayağa kaldırma konusunda çok önemli çabalarımız oldu. İnşat bölümümüzde,

40'a yakın hocamız var. Dolayısıyla 5 bini aşan mahkeme, rapor, bilirkişi gibi hususlarda da bilgi vermişiz. Yine birikimimizle Van'daki 100. Yıl Üniversitesi'ni bir iki ay içinde ayağa kaldırdık.

UZAYLILAR YAPMADI

- SAKARYA'da 20 yılda bir deprem periyodu var. Mevcut binalar da risk altında... 2-3 bin bina tespit ettik. Hatta şöyle bir talebimiz oldu, gelin binini üniversite olarak ücretsiz tespitlerini yapalım. Çünkü biz bu konuyu üniversite olarak sorumluluk içinde yapıyoruz. Bina yıkılmışsa evet üniversitelerin de suçu vardır. Bu çocukları biz yetiştirdik. Öğrencileri, uzaylılar yapmadı ki. Biz bu sorumluluğumuzun bilincinde davranıyoruz.

- OLAYA adı karışan öğretim üyelerimize idari soruşturma açıldı, görevlerinden alındı. Laboratuara yeni kişiler atandı. Verilen raporları gözden geçirerek, tatmin edecek çalışmayı yapacağız. Bunu da başarırız. Verilen raporları gözden geçirerek, kamuoyunu tatmin etmeye çalışacağız. Bunu da başarırız. 'Bu üniversite bunu yapmaz' düşüncesi, yani kamu vicdanı daha önemli. Burada yapmakta olduğumuz ve devam eden 245 inceleme var. Hocamızın verdiği iki raporu iptal ettik. Diğerlerini de yeniden inceleyeceğiz. Bunu kamuoyunda zerre kadar tereddüt bırakmayacak şekilde çözmek zorundayız. Çünkü kamusal sorumluluğumuz var. Bir sonraki depremde Sakarya'da bir kişinin canı yansa, burnu kanasa bunun vebali hepimizedir. Maddi, manevi...

- ÇOK üzüldüm. Çünkü yıllardan beri kazanmaya çalıştığınız itibar var. Yıllardır bir şeyi kurguluyoruz. Böyle bir algı varken, burada bir çuval incir denir ya, o durum... İletişim çağındayız. Bir süre sonra konu aydınlanıp, netleşir. Bireysel, kurumsaldır, telafisi mümkündür ama tüm emeklerinizi tersyüz ediyor. Bizi üzen taraf bu.

HER İŞTE HAYIR VAR

- OLAYIN üstünü kapatmak gibi bir şey olur mu! Son olaya 'Bir şey yoktur' diye bakamayız... Görevimiz, bu işin toplum tarafından iyi algılanması. Her işte hayır vardır. İnsanlarla yaşıyoruz, toplum içindeyiz. Bunu kim ister. Toplumsal hayat da böyle bir şey. Bilim adamı, başbakan, bakan, polis, asker, yargı... Türkiye'de yaşıyoruz. Görüyorsunuz; burada bilim adamı uzaydan gelen birisi değil ki.

HATA LÜKSÜ YOK

l ÖĞRETİM üyelerinin hata yapma lüksü yok. Üniversite hocaları bilimsel görüş ve not konusunda bir çıkar veya bir başka işe girdiği zaman o iş yoktur zaten. Öyle bir öğretim üyesi, üniversite hocası olmaz. Üniversitede alımlar satımlar, uğraşıyoruz... Bu iki önemli konuda bir şey olursa hepsi sıfırdır. 'Hocadır hata yapar...' Böyle bir lüksü yok. Bu iki konuda çıkar sağladığı zaman o iş bitmiştir.

Kaynak: Akşam