4688 sayılı Kanunun yasalaşması sürecinde, sendikaların kişisel menfaati uğruna talep ettikleri madde kabul elince, memurlar arasında yeni adaletsizlik oluştu.

Hatırlanacağı üzere Maliye Bakanlığının çıkardığı 666 sayılı KHK ile kurumlar arası tüm ek ödeme farklılıkları kaldırılmıştı. Ancak toplu sözleşmeye dair yasa tasarısı hazırlanırken, sendikaların ısrarı üzerine genel toplu sözleşmeye ek olarak, hem hizmet kolu bazında hem de belediye ve il özel idareleri bazında iki toplu sözleşmenin daha yapılmasına karar verildi. Yerel yönetimlere tanınan bu sözleşme hakkı nedeniyle şuan sosyal denge sözleşmesi imzalayan bir kısım belediye ve il özel idarelerinin memurları genel zamma ek olarak 600 liraya kadar ek maaş hakkı alabilmektedir. Yeni bir adaletsizliğe neden olan bu sorun memurlar arasında tepkiye neden oluyor. Aşağıda bir üyemizin yaptığı tespiti, ilgilerin dikkatine sunuyoruz.

--------------------------------------------------------------------------------



SOSYAL ADALETSİZLİK


T.C. Anayasasının 23.09.2010 tarihinde değişen 53. maddesi doğrultusunda kamu görevlilerine toplu sözleşme yapma hakkı tanınmıştır.

Ülkemizin de imzalamış olduğu Uluslararası Çalışma Örgütü (İLO) sözleşmeleri Anayasamızın 90.maddesi kapsamında mevzuatımızda bağlayıcı hükümler oluşturmaktadır. Bu çerçevede 4688 Sayılı Kamu Görevlileri ve Sendikaları kanunda değişiklik yapan 6289 Sayılı Kanun, 11 Nisan 2012 tarih ve 28261 sayılı Resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.


Bu çerçevede yapılacak sözleşmeler ile; sözleşmelerin tarafı olan çalışanların ekonomik durumunu işverenin mali gücünün elverdiği ölçüde; insanca yaşamı sağlamak, bilgi ve becerisini geliştirmek, aynı işi yapan kişiler arasındaki ücret dengesini sağlamak, emeğin karşılığını almak, adaletli ücret dağılımını sağlamak, çalışanların sosyal ve kültürel düzeylerini yükseltmek, geleceğe güvenle bakmasını temin etmek böylelikle ekonomik ve sosyal barışı sağlamak ve çalışma performansını arttırarak demokratik ve katılımcı çalışma düzenini oluşturmak temel amaç olmasına karşın son günlerde merkezi yönetime bağlı kamu görevlileri ile mahalli idarelere bağlı kamu görevlileri arasında “sosyal denge” adıyla sosyal ve ekonomik adaletsizlik meydana getirilmiştir.


Şöyle ki; Anayasamızın 10. Maddesinin son fıkrasında “Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.” hükmü ve yine 55. Maddesinde “Devlet, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır.” hükmü yer almakta iken bu defa, 4688 Sayılı Kamu Görevlileri ve Sendikaları kanunda değişiklik yapan 6289 Sayılı Kanuna Ek 15.Maddesi “Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebilir.”şeklinde bir hüküm getirilerek, mahalli idarelerde çalışan kamu görevlilerine 2012-2013 dönemini kapsayan genel toplu sözleme ile genelde verilen ekonomik iyileştirmelerin yanında ek olarak sosyal denge tazminatı adı altında bir iyileştirme yapılarak kamu görevlileri arasındaki denge bir defa daha alt-üst olmuştur.


Buna göre; Belediye ve özel idareler, çalıştırdıkları memurlara en yüksek devlet memurunun yüzde 100’ü oranında sosyal denge tazminatı, ek ödeme, fazla çalışma ücreti ve ikramiye ödeyebilecektir. Her ay maaşla birlikte ödenecek tazminatlar, yüzde 4’lük ilk yarı yıl zammıyla birlikte 300 - 680 lira aralığında bir miktara tekabül etmektedir. Bu durum kamu görevlileri arasında adaletsiz gelir dağılımı çıtasını belli bir miktar daha yukarı çıkarmıştır. Kamu görevlileri gerek Anayasamızın yukarıda belirtilen hükümlerine, gerekse Uluslararası Çalışma Örgütü (İLO) sözleşmelerine göre Genel İdare Çalışanları, Yerel İdare Çalışanları olarak ayrıma tabii tutulmamışken, bahsi geçen 4688 Sayılı Kanunla ekonomik ve sosyal haklar bakımından ayrımcılık yapılmıştır. Ücret adaleti, çok yönlü sağlanması gereken bir unsur olmasına rağmen, kamu görevlilerinin bütününü kapsayan ücret dengesi göz ardı edilmiştir. Bir tarafta ücretlerinde düşük bir artış yapılan genel idarenin kamu görevlileri bulunurken, diğer tarafta ücretleri yüksek oranlarda artan mahalli idarelerin kamu görevlilerinin varlığı eşit işe eşit ücret mantığından uzak olduğu gibi çalışma barışına katkı sağlamayacaktır.


Bütün bunların yanında genel ve yerel kamu kurum ve kuruluşlarına tahsis edilen memur kadrolarında istihdam edilen kamu çalışanlarının mali ve sosyal haklarının sonuç olarak devlet bütçesinden karşılandığı, mahalli idare bütçelerinin de bu milletin kaynakları olduğu, bu milletin kaynaklarından süspanse edildiği göz önünde bulundurularak nihai amacın ücretlerde genel ve yerel ayrımcılığın ortadan kaldırılması olmalıdır. Çünkü bunlar aynı ekonomik şartlarda yaşam süren kamu çalışanlarıdır. Sosyal dengenin, adaletli bir şekilde tanzim edilmesi şüphesiz çalışma performansını artıracak, çalışma barışının sağlanmasında önemli bir etken olacaktır. Bu nedenle “Sosyal Dengesizlik Yaratan” sosyal denge tazminatı konusunun bir kez daha gözden geçirilmesi hak kaybına uğrayan merkezi yönetime bağlı memurları açısından son derece önemlidir.


Saygılarımla..



Erhan ALBAYRAK

Kaynak: Memurlar.Net