İşyerinde Psikolojik taciz olarak, Türkçemize geçen bu olgu; şimdilerde cinsiyet tanımaksızın, mahkemelerimizin gündemine de girmiş durumda...
Mobbing, "tüzel kişilik"ten daha ziyade, esas itibariyle,"gerçek kişileri" konu edindiğinden; idare mahkemeleri değil, asliye hukuk ve ceza mahkemelerinin uhdesindedir.
Mobbing örneklerine, askeri yapılanmalarda rastlamak mümkün değil, zaten işin doğasına da aykırı iken, Üniversitelerdeki sayısı ile kıyaslandığında, üniversitelerin, kışlaya fark attığı gözlenmektedir. Olayların, % 99 'unun üzeri örtülmekte, kol kırılmakta, "yen" içinde bırakılmaktadır. Sadece % 0.5 'lik bir oran ise, aysbergin su üstüne çıkan boyutudur. Batı ülkelerinde ise; olgunun oldukça yol almış bir geçmişi ve yerine oturmuş, hatırı sayılır bir hukuku ve yaptırımı vardır. Maalesef, üniversitelerde yaşanan "mobbing" vakaları, neredeyse hangisi "mobbing" değil ki? Dedirtecek cinstendir. Tacizci kurbanını nasıl seçiyor? Kurbanında olması gereken asgari nitelikler nedir? Senaryosunu nasıl kurguluyor? Örneklem alanını nasıl belirliyor? Nasıl bir yöntem izliyor? Bu yazıda, mobbing olgusuna, sibernetik açıdan bilimsel bir açılım getirmek amaçlanmaktadır. Tacizci ile başlayalım; Tacizci (mobbing-seven): Tacizci kahramanımız bir amirdir. Şefkat ve ilgi mağduru bir "cevher"dir.
Özellikle tacizcide, ağır kompleksi ve kompülsif bir takıntı varsa; durum daha da ciddi demektir. Bu gruba giren kişiler, psikolojik olarak kendilerinde, kendilerinin bile tarifleyemediği bir saygı/saygınlık! arayışı içindedirler. Kendi "gerçek kişiliklerini" oluşturan varlık alanını, sahip olduğu makamın tüzel kişiliğinden üstün tutarlar. Kendilerini her daim kanıtlama ve "ispat" histerisi içindedirler., Kontrolü ellerinde tutayım derken, kontrolsüz ve akıldışı(irrasyonel) davranışları dikkat çekicidir. Bu kişilerin, eğer "bir üst amiri" de aynı hastalıktan müzdarip değilse, geçici de olsa kontrol altına alınabilir. Ama bu bile, zaman zaman tacizciyi içten içe öfkelendirebilir. Temel çözüm; tacizciyi görevden almak, makamsız bırakmaktır. Çünkü "sahip olduğu kudret; kafacığının içindeki, kendisine tanınan yetkide ve arkasındaki kamusal güç zırhındadır." İşte bu yüzden, kendilerinin mahkemeye verilmesi, onlar için "her şeyin bittiği" noktadır. Mobbing kurbanının temel özelliği ise; "sıra dışılığı" dır. Evcileştirilmesi gereken bir alt(lık)tır. Tacizci, önceleri kurbanı ile iyi ilişkiler kurar. Daha sonrasında ise; tacizci ana hareket planını, birbir yerine getirmeye başlar.
Mobbing mağduru, genelde üstün zekâlı ve kariyerinde başarılı ve sosyalleşme sürecini tamamlamış kişilerdir. Mağdura yüklenen rol; onun sözde "sorunlu"! bir kişi olduğudur. Pro-fesyonel tacizci; bu sorunu ve sorunun ne olduğunu bir türlü tanımlayamasa bile, böyle bir imajı(sabıkayı) kurbanının üzerinden yaftalayacak, her türlü suçlamayı a-simetrik psikolojik yollarını kullanarak yapacaktır.

Kullandığı YÖNTEM;

a)"Dedikodu Psikolojisi"
b)Yakın çevre derin görüşmeleri
c)Sistematik, idari soruşturmalar sinsilesi ve ardniyetli ithamlar.
d)Abartılı duygu ve düşünceler, niyet okuma ve felaket tellaklığı.
Tolga Yarman hocamın da belirttiği üzere; "Von Nevman' ın matematikteki oyun teorisi, işin kuramsal çerçevesini oluşturur. Bu teori tüm harp oyunlarının da temel felsefesidir.

Buna göre; yapılacak hamle ya da hareketle kendinizin durumunu mümkün mertebe iyileştireceksinizdir; karşınızdakinin durumunu ise, mümkün mertebe kötüleştireceksiniz, yani "etkileşme" halindeki iki fonksiyondan biri maksimize edilirken öteki, aynı zamanda minimize edilecektir. İşte buna, Mobbing' in matemetiği derler"

Tacizci aslında, korkağın ve kendine güvensizin tekidir. Bu yönüyle, acınası, hazin bir hayat hikâyesi olduğu da söylenebilir. Dolayısıyla cinayet yerine ve mağdura sık sık uğrar. Can çekişen kurbanını öldürecek ve sonrasında da intihar süsü verecektir. Bu onun kurbanı ile "bağımlılık" aşamasına geldiğinin de göstergesidir. Brezilya şebekleri üzerinde yapılan bilimsel bir çalışmada; bir entropi formülü yardımıyla,
Mağdurun, tacizciden aldığından daha fazla bilgiyi, tacizcinin mağdurdan aldığını göstermektedir. Bunun nedenine gelince; Tacizci(mobbing-seven) "mağdur"un
yaptığı her şeyden haberdar olabilmek için, kendini bitirircesine bir çaba sarf etmek zorundadır.Rakamlarla ifade etmek gerekirse; tacizci konumundaki baskın şebeğin mağdur konumdaki hayvanın davranış dışa vurumlarından (bilgi birimi olarak ölçüldüğünde bunun bütünü 0.6 bits değerindeydi) 0.2 Bits değerinde bir bilgi kaydettiği ve bunun tüm bilgilerin yaklaşık üçte biri olduğu, 0.4 Bits' lik bir bilginin de kaybolduğu saptandı..Ve bu aşamada sürpriz bir bulgu ortaya çıktı...!!Baskın durumdaki şebeğin "poz kesme", "guruldama", "taciz etme" ve "poposunu gösterme" gibi davranışlarından zayıf konumdaki şebeğin aldığı bilgi ise; sadece 0.02 bits düzeyinde bulunmuştur. Bu değerinde, zaman biriminde oluşan tüm bilgilerin sadece otuzda birine tekabül ettiği saptandı. Böylece bu değerin, tacizcinin kurbanından aldığı bilgilerden on defa daha az olduğu belirlenmiştir. "Tacizci" şebeğin yükseklere tırmanayım derken poposunun daha da çok görüldüğü de saptanan başka bir bulgudur.

Sonuç: Tacizci, mobbing kurbanına, kurbanın tacizciye yöneldiğinden daha fazla yönelir. Bir anlamda aralarında, asker Şvayk ile subay Lukaş' ın ilişkisi gibi bir ilişkiden bahsedilir.

Mobbing-severin, geçmişte buna benzer bir taciz yaşamış olma ihtimali yüksektir. Dolayısıyla, bir davranışsal model olarak yaptığı patavatsızlıkları "dobralık" ! olarak görme eğilimdedir.

Sonuç olarak; Kişisel fikrim şu yöndedir. Mobbing kaderimiz değildir. Mobbing, yapanın yanına kar kalmaz. İnsan ırkının, arkaik sosyalleşme süreçlerinde görülen ve kendi ile barışık olmayan, zihin-ruh-duygu üçlemesindeki, "duygusal zeka" gerilemesini, pekala patolojik bir araz olarak görmek de mümkündür. Sorunu, kartezyen akılda aramamak, çözümü ve tedavisini de "Ekolojik"bilinç kuramıyla bağıntılamak gerekir. Mobik-sevenin "durum psikolojisi", saatlik fark gösterir. Süreç içinde stabil ve steril değildir. Bazı araştırmalar, mobbing-seven kişilerin, intihale (bilimsel kapkaç) yatkın kişiler olduğunu da göstermektedir. Mobbing- sevenler, karşılarındaki, kişilerin başarılarını hafife almaya ve aldırtmaya meyillidirler. Böylelikle kurban üzerinde orta ve uzun erimde bir "İtibarsızlaştırma" politikası uygularlar. Mağdur / mağdure, ahmak ıslatan yağmura maruz bırakılmakta sonrasında ise, sağanak yağmurda ıslandığı iddia edilebilmektedir. Bu süreklilik arz eden durum..sürecin kesin sonunu da hazırlar.Böylelikle işten el çektirmeye, yani zemin son darbeye hazır hale getirilir. Unutulmamalıdır ki; Basiretsiz idareci, mobbing yapmaya adaydır. Üniversite yönetimlerinin bu olaylarla mücadele etmesi veya en azından teşvik etmemesi gerekir. İdari açıdan tüm tedbirler alınmalıdır. Bunu yaparken de , "mobbing-seven" in üzerine, aynı yöntemle gidilmemesi esastır. İyi yöneticiliğin "okulu" yoktur. Ama, "mobbing"in bir kliniği vardır. Mobbing tedavi edilemez bir vaka da değildir. Ancak hastanın, durumunu kabullenmesi gerekir. Sinir krizleri ve kahkahaları ise, geçicidir. Bakalım, Mobbing teorileriyle ilgili olarak gerçekleşecek, "doktora çalışmaları" yine de kim bilir bize hangi güzellikleri sergileyecek ve bize ne şebeklikler öğretecektir. Kafamızı sert bir kayaya vurmazdan ve kuma gömmezden az biraz, az önce..!! tabiî ki de yani.

Kaynak: TAHİR ÇALGÜNER Gazi Univ