Akademik Personel | 22 Eylül 2017, Cuma

Yoksulluk Sınırı 4.038 Lira, Akademisyen Maaşı Kaç Lira?

11 Ağustos 2014
Yoksulluk Sınırı 4.038 Lira, Akademisyen Maaşı Kaç Lira?
       

Konfederasyonumuz Türkiye Kamu-Sen’in Araştırma Geliştirme Merkezi’nin yapmış olduğu araştırmaya göre; 2014 yılı Temmuz ayı sonu itibarıyla dört kişilik bir ailenin asgari geçim haddi (yoksulluk sınırı) 4.038,18 Lira olarak belirlendi. Ancak buna karşılık bugün ¼’deki en kıdemli profesör 4950 lira, ¼’deki en kıdemli doçent 3500 lira, ¼’deki en kıdemli yardımcı doçent 2895 lira, ¼’deki en kıdemli öğretim görevlisi ve okutman 2518 lira ve doktorasını bitirmiş 4/9’daki en kıdemli araştırma görevlisi de 2454 lira maaş almaktadır.

Üniversitelerdeki idari personelden 3/1’indeki şef 2234 lira, 8/1’indeki memur 1917 lira,  3/2’sindeki bilgisayar işletmeni 2186 lira, 5/4’deki şoför 2003 lira, 11/1’deki teknisyen 2392 lira, 10 yıllık uzman 2293 lira maaşla sürüm sürüm süründürülmektedir.

On iki yıldan beri üniversite çalışanları, öğretmenler ve bütün memurlar ölüm-kalım mücadelesi vermektedir. Mağduriyet edebiyatı ile iktidar olanlar on iki yıldan beri mağdur etmedikleri ve hakkını yemedikleri nerde ise hiç kimse kalmamıştır. Nitekim hak gaspları, haksız ve kanunsuz olarak görevden almalar, sürgünler ve mobing uygulamaları tavan yapmıştır. Bu büyük kitle içerisinde en fazla mağdur edilen kesimlerin başında, hiç kuşkusuz, maaşı dışında başka bir geliri bulunmayan eğitim çalışanları ve onların içerisinde de Türkiye’nin geleceğinin mimarlarının, düşünen beyinlerinin yetiştirildiği ve Türk biliminin üretildiği “Üniversite” gelmektedir.

Bu iktidar on iki yıldan beri Üniversite’nin en temel alanları olan “Ücret Sorunu”, “Özlük Hakları” ve “Bilimsel Çalışma Ortamları ve İmkânları”  konusunda hiçbir olumlu icraat ortaya koymamış, aksine özlük haklarını budamış, akademisyenleri sefalete mahkûm etmiş, hak edenlerin kadrolarını vermeyerek büyük bir mağdurlar ordusu meydana getirmiştir. Mobingi kaldırma yerine, mobing uygulamalarını müesseseleştirmek için akla hayale gelmeyen her türlü fırıldağı çevirmiştir.

Eskiden müsteşar ve profesörlerin maaşı aynı iken bugün üçte bir oranında profesörler aleyhinde gerilemesi, kıdemli profesörlerin bile milletvekili danışmanlarından ve sekreterlerinden daha az maaş almaları, Kamu’da çalışan kıdemli bir işçinin çok altında bir ücrete mahkûm edilmeleri ve %80’inin yeni mezun ettikleri öğrencilerinden daha az bir ücrete layık görülmeleri kabul edilebilir bir uygulama değildir.

İki yıldan beri Başbakan, Maliye Bakanı, Bilim-Sanayi ve Teknoloji Bakanı ve birçok bakan konunun Bakanlar Kurulunun gündeminde olduğunu belirtmelerine ve hatta bazı milletvekillerinin iyileştirme düzenlemesinin Başbakan’ın onayına sunulduğunu beyan etmelerine rağmen bugüne kadar bu konuda bir düzenlemenin yapılmaması ve son olarak TBMM Genel Kurulunda görüşülüp kabul edilen Torba Yasa’da yer almaması Hükümetin samimi olmadığını göstermektedir. MHP ve CHP milletvekillerinin Başbakan’ın cevaplaması için soru önergeleri vermelerine ve bu konuda kanun teklifi TBMM’sine sunmalarına karşılık AKP’nin suspus olması anlaşılır gibi değildir.

YÖK Başkanı Gökhan Çetinsaya 45 bin akademisyene ihtiyaç olduğunu,  ancak “Türkiye’deki öğretim üyelerinin maaşları son derece dezavantajlı bir konumda. Bu konumla nitelikli beyinleri ve gençleri akademide kalmaya ikna etmemiz çok zor” olduğunu belirtmesi, durumun vahametini açıkça ortaya koymaktadır.

Toplu sözleşmeyi fırıldağa çeviren sarı sendika hangi kuytudasın? Toplu Sözleşme masasında üniversite çalışanlarının hiçbir sorununu çözmeyen,  bütün memurları 123 liraya mahkûm eden ve memurların kazanılmış hakkı olan enflasyon farkını kaptıran sarı sendikadan hesap sorma zamanıdır.

Devlet memurları içerisinde ek ödeme verilmeyen ve maaşları konumlarına uygun düzeltilmeyen yegâne kesim üniversite hocalarıdır. Dört kişilik bir ailenin Asgari Geçim Endeksinin 4.038,18 Lira dayandığı günümüzde Üniversite Hocalarının yaklaşık % 95’i bu sınırın altında, yaklaşık %78’inin de 2900 TL’nin altında bir maaşa mahkûm edilmesi ülkemiz için yüzkarasıdır.

Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen İstanbul İl Başkanı

       

BENZER HABERLER