reklam
reklam
Akademik Personel | 03 Aralık 2016, Cumartesi

YÖK Kalkmalı Yükseköğretim Bakanlığı Kurulmalı

5 Şubat 2015
YÖK Kalkmalı Yükseköğretim Bakanlığı Kurulmalı
       

Rektör Yardımcısından tartışma yaratacak öneri!

“YÖK KALKMALI, BİR YÜKSEKÖGRETİM BAKANLIĞI KURULMALI”

İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Tancan Uysal,  ülkenin Başkanlık sistemine geçmesiyle ilgili tartışmalara bir yenisini ekledi. Prof. Uysal, üniversitelerin de ayağındaki prangalardan kurtulmasının tek yolunun Yükseköğretim Bakanlığı kurulması olduğunu  söyledi.

“Üniversiteler  ayağındaki prangadan kurtulmalı”

İzmir Katip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Tancan Uysal, Türkiye’nin atılım yapabilmesinin yolunun sadece Başkanlık sistemiyle değil, aynı zamanda üniversitelerin de ayağındaki prangalardan kurtulmasını sağlayacak Yükseköğretim ve Araştırma Bakanlığı kurulmasıyla mümkün olacağını açıkladı.  Prof. Uysal, kişisel bloğunda yayımladığı açıklamasında üniversitelerin dünya ligine tırmanabilmesi için Fransa, Avusturya, Almanya, Japonya gibi ülkelerdekine benzer bir Bakanlık kurulması önerisinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Eğer bizde başkanlık sistemi olsaydı geldiğimiz noktanın çok daha ilerisinde olurduk” sözlerini hatırlatan Prof. Uysal, Yeni Türkiye hedefi doğrultusunda yeni bir tartışma daha açılması gerektiğine dikkat çekti. Hedefe ulaşmak için daha dinamik, hantallığı ortadan kaldıran bir Başkanlık sistemine geçilmesi gerektiğinin altını çizen Prof. Uysal, “Bununla birlikte üniversitelerin de ayağındaki görünmez prangadan kurtulması, atılım yapabilmesi için koordinasyonu sağlayacak bir Yükseköğretim ve Araştırma Bakanlığı kurulması şart” dedi.

“Bakanlık yapısıyla prangalardan kurtulunur”

Üniversitelerin yıllardır Kalkınma Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Devlet Personel Başkanlığı, Türkiye Bursları, TÜBİTAK vb. çok başlı sistemin boyunduruğu altında kaldığına işaret eden Prof. Uysal, farklı kurumların biçtiği rol ile dünyayla rekabet etmeye çalışan YÖK yönetimindeki Yükseköğretim sisteminin, Bakanlık yapısıyla prangalarından kurtulacağını ve AR-GE sektöründe ulusal politikalarla atılım yaparak ülkemize nice uluslararası markaların kazandırılmasının temellerini oluşturacağını kaydetti.

“YÖK KALKMALI”

“Son 12 yılda yaptığı atılımlarla Türkiye, dünyada sözü geçen bir ülke haline gelmiştir. Şimdi sıra Türkiye’nin üniversitelerindedir” diyen Prof. Uysal, “Bu büyük atılımın ise 2015 seçimlerinin ardından YÖK’ün (Yükseköğretim kurulu Başkanlığı) kaldırılarak, bakanlık yapılanmalarında gerçekleştirilecek bir düzenlemeyle mümkün olabileceğine inanıyorum. Sayın Cumhurbaşkanımızın çizdiği vizyon ve önümüze koyduğu hedef, üniversitelerin bu atılımı yapmasını zorunlu kılmaktadır. Bunun için tüm üniversitelerin koordinasyonunu üstlenecek bir Yükseköğretim ve Araştırma Bakanlığı kurulması şarttır”  diye konuştu.

Bakanlık neden şart?

Yükseköğretimin 77 milyonu ilgilendiren bir konu haline geldiğine vurgu yapan Prof Uysal, şunları kaydetti: “Yeni Türkiye’nin 2023 hedefleri var. Dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına girmek istiyoruz. Teknoloji üreten ve ihraç eden bir ülke olmak gayesindeyiz. Peki bizler bu heyecanı duyarken üniversitelerimiz bizimle bu heyecanı paylaşıyor mu, bizimle aynı hedefe kilitlenmiş durumdalar mı? Ne yazık ki hayır! İşte Yükseköğretim ve Araştırma Bakanlığı, üniversitelerimizi bu heyecana ortak edecektir! Bakanlık bir yönüyle, ülkenin yükseköğretim politikasını belirleyecek ve bununla üniversitelere yol gösterecek, rehberlik edecektir. Diğer yönüyle de halkın vergi gelirlerinden yükseköğretime ayrılan kamu kaynağını üniversitelere başarılarına göre tahsis edecek, bu kaynağın nasıl kullanıldığını izleyip değerlendirecek ve böylece hesap verebilirliği sağlayacaktır.”

Dünyada başka örnekleri var mı?

Bu tür bir bakanlık modelinin dünyada birçok örneği olduğunu vurgulayan Prof. Uysal, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yükseköğretim ve Araştırma Bakanlığı (örn., Fransa); Yükseköğretim, Bilim ve Araştırma Bakanlığı (örn., Avusturya); Eğitim ve Araştırma Bakanlığı (örn., Almanya); Bilim ve Yükseköğretim Bakanlığı (örn., Polonya); Bilim, Yükseköğretim ve Teknoloji Bakanlığı (örn., Japonya) bu alandaki iyi örneklerden bazıları. Bu ülkelerdeki yapı iyi incelenerek Türkiye’yle uyumlu yeni bir bakanlık modeli geliştirilebilir.”

YÖK’ten farkı ne?

YÖK’ün bürokratik bir kurum olduğunun ve bu özelliği nedeniyle bürokratik oligarşinin müdahalesine açık hale geldiğinin altını çizen Prof. Uysal, üniversite sayısı arttıkça sistemin iyice hantallaştığını savundu. Prof. Uysal, Bakanlığın siyasi bir kurum olduğuna ve bürokratik oligarşinin olumsuz etkilerini en başından bertaraf edeceğine dikkat çekti.

 Bakanlığın en önemli avantajlarından birinin hesap verilebilirlik getirmesi olduğunu aktaran Prof. Uysal, “Kamu kaynağı kullanan ancak bugüne kadar halka hesap vermemiş üniversiteler, Bakanlıkla birlikte halka hesap verir hale gelecektir. Bakanlık sayesinde üniversiteler halkın beklentilerine daha duyarlı hale gelecektir, çünkü artık halkın beklentilerini üniversitelere aktaran bir Bakan olacaktır” diye konuştu. Yükseköğretim ve araştırma ile ilgili Türkiye Bursları, TÜBİTAK, TÜBA,  ve YURT-KUR  gibi tüm kurumların bu Bakanlık çatısı altında toplanması gerektiğini dile getiren Prof. Uysal, böylece, yükseköğretim ve araştırma alanının tek elden koordinasyonunun sağlanacağına da dikkat çekti.

Akademik özgürlüğe müdahale eder mi?

Akademik özgürlüğün asla taviz verilemeyecek bir konu olduğunu önemle vurgulayan Prof. Uysal, Bakanlık yapısının böyle bir soruna yol açmayacak biçimde kurgulanmasının önemine değindi.  Prof. Uysal, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bakanlık sayesinde akademik özgürlük gerçek zeminine kavuşacaktır, akademik özgürlüğün sınırları genişleyecektir, nasıl mı? Akademik özgürlük esas itibarıyla akademisyenlerin serbestçe araştırma yapabilme ve bu araştırmaların sonuçlarını toplumla paylaşabilme özgürlüğüdür. Fikirlerini özgürce ifade edebilme özgürlüğüdür. Türkiye’de akademik özgürlük yanlış bir şekilde rektörü kimin seçeceği ve üniversite yönetimi tartışmalarına indirgenmiş durumdadır. Yükseköğretim ve Araştırma Bakanlığı akademik özgürlük alanını baskılayan bu tartışmalara son verecek, üniversite yönetim problemlerini çözerek akademisyenlerin enerjilerini araştırmalarına yoğunlaştırmalarının önünü açacaktır. Akademik kadroların kullanımı, dağılımı, değerlendirilmesi yükseköğretim stratejileri ile uyumlu olarak üniversitelere devredilmeli ve özgürlükler mevzuatla teminat altına alınmalıdır. Böylece akademik özgürlük aslı zeminine kavuşacaktır. “

Başkanlık sistemine uyum sağlar mı?

Böyle bir Bakanlığın, Başkanlık sisteminin doğal bir sonucu olduğunu da kaydeden Prof. Uysal, “Halkın seçtiği Başkanın atadığı ve Başkana karşı sorumlu Bakan eliyle üniversitelere kamu kaynağı aktarılacak ve bunun hesap verebilirliği sağlanacaktır. Yönetimde saydamlık, şeffaflık ve basitlik hayata geçirilmiş olacaktır. Halk muhatap kazanacaktır” diye konuştu.

Bakanlık sayesinde halkın yükseköğretim ve araştırma konularına ilgisi ve farkındalığının da aratacağını savunan Prof. Uysal, “Bilinç düzeyi yükselen halkın üniversitelerden talepleri artmaya başlayacaktır. Böylece toplumun üniversite ile kaynaşmasının önü açılacaktır. Bilim sadece bilim için değil, artık bilim insan için, toplum için de yapılmaya başlayacaktır” açıklamasında bulundu.

       

Yorumlar

  1. Ergün karahanlı diyor ki:

    Kuyuya bir taş daha

  2. özgür diyor ki:

    Tabi siyaset iyice bir içine etsin üniversitelerin..

Yorum Yaz