reklam
reklam
Akademik Personel | 09 Aralık 2016, Cuma

YÖK, Çelişkiler Yumağı ve Hocalar…

14 Mayıs 2014
YÖK, Çelişkiler Yumağı ve Hocalar…
       

Abbas Güçlü

aguclu@milliyet.com.tr; aguclu@abbasguclu.com.tr

Üniversite ve öğrenci sayımız hızla artıyor. Peki, ya akademisyen kadromuz?
İşte bu noktada, biraz durmak gerekiyor. Çünkü ne yeterli sayıda bilim insanımız var ne de artık bu kutsal mesleğe özenen gençlerimiz.
Fazla değil, 20 yıl öncesine kadar, fakültelerin en iyi öğrencileri, asistan olarak kalmak için birbiriyle yarışırlardı.

 

Niye?
Hem itibarları vardı hem de iyi bir maaşları ve parlak bir gelecekleri.
Peki, şimdi öyle mi?..
Hemen her açıdan yerlerde sürünüyorlar.
Bunun en önemli sorumlusu da hiç uzağa gitmeye gerek yok. YÖK’ün ta kendisi!..
Üniversite sayısı hızla artarken, her yıl için verilen kadro sayısı yarı yarıya azaldı!
Maaşlar uzun süredir yükselmiyor.
Başbakan Erdoğan ve bakanlar YÖK’e karşı oldukça mesafeli.
En önemlisi de YÖK neden paramparça ve neredeyse her karar, neden muhalefet şerhiyle alınıyor?..

YÖK de ağlıyor!

Herkesin kendine göre haklı gerekçeleri var derler. Doğru da. Hemen herkes YÖK’e yükleniyor da peki onların sorunları yok mu?
Var, hem de fazlasıyla.
Önceki gün Erzurum’da Atatürk Üniversitesi’nde 222’ncisi düzenlenen Üniversitelerarası Kurul (ÜAK) toplantısına katılan Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya, hem mevcut tablonun bir analizini yaptı hem de bu sorunlardan bazılarını dile getirdi.
Gelin önce bu tespitlere bir göz atalım, sonra da çuvaldızını niye önce kendilerine batırmaları gerektiğini hatırlatalım:

Özlük hakları

–  Yükseköğretimde okullaşma oranı 1980’de yüzde 6 iken 2013 yılı itibariyle resmi istatistiklere göre bu oran yüzde 75’e ulaştı. Türkiye son yılda yükseköğretimdeki büyümeyle Fransa veİngiltere gibi ülkelerin okullaşma oranını yakaladı. Türkiye’nin yükseköğretim çağ nüfusu 2050’lere kadar 1 milyon 250 bin olacaktır.
–  12 yıllık zorunlu eğitimle, 2016’dan sonra, her yıl liseden mezun olan öğrenci sayısı bugünkü 850 binden 1 milyon 200 bin düzeyine yaklaşacak. Böylece yükseköğretime olan talep artacak, büyüme gereksinimi devam edecek.
–  133 bin öğretim elemanımız var. Bunların yüzde 45’i akademisyen.
–  2013’te açıköğretim hariç öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayısı 48, öğretim elemanına düşen öğrenci sayısı ise 21’dir. Türkiye’nin diğer OECD ülkeleriyle karşılaştırmalı durumu incelendiğinde, önemli bir öğretim elemanı açığı olduğu görülmektedir
–  45 bin öğretim elamanına ihtiyacımız var. Her yıl yaklaşık 18 bin 500 öğretim elemanı sisteme dahil edilmelidir. Öğretim üyesi açığını telafi etmenin yolu nitelikli doktora mezunu yetiştirmekten geçiyor. Türkiye’de her yıl 4 bin 500 civarında doktora mezunu veriliyor. Bu sayı Amerika’da 61 bin, Rusya’da 27 bin, Almanya’da ise 25 bindir.
–  İster nitelikli doktora sayısını artırmaya çalışalım, ister daha çok araştırma görevlisi istihdam etmeye çalışalım, sistemin önündeki en büyük handikaplardan biri, Türkiye’de şu anda öğretim elemanlarının özlük haklarının son derece dezavantajlı bir durumda olmasıdır.
–  Akademisyenlik mesleğinin cazibesinin artırılması ve onların yüksek motivasyonla çalışabilmesi için eğitim öğretim yükünün makul düzeye çekilmesi, araştırmaya ayrılan zamanın artırılması ve maaşların tatmin edici düzeye yükselmesi gerekmektedir.

Sorumlusu kim?

YÖK Başkanı Çetinsaya’nın ortaya koyduğu sorunlara katılmamak mümkün değil. Ama sorunların bu noktaya gelmesinde YÖK’ün ve kendisinin hiç mi kabahati yok?

Mezun bile vermeyen bir üniversiteye doktora yapma izni dünyanın neresinde verilir, ilgili üniversitelere hiç sorulmadan kontenjanlar nasıl artırılır, hocası olmayan fakülteler nasıl açılır?..

Özetin özeti: Pek çok konuda olduğu gibi üniversiteler konusunda da birileri bizi kandırıyor ama kim?..

Kaynak: Milliyet

       

Yorumlar

  1. Öğr. diyor ki:

    Kişisel olarak kimseye bir şey yazmadım olanı yazdım ben akedemisyen oldum yazımı tam okursanız anlayacaktınız.. bir çok yayınımda mevcut Türkiyede ki ortamı sizin gibileri gördüm bıraktım.. neyse gerek yok.. İşini adam akıllı yapan gerçekten çalışan emek veren akademisyenlere saygı duyuyorum onlardan öğrenip bu günlere geldik . Benim kastım geri kalan %90 için
    Amerika demişsin onlar üretiyor buluyor sen kullanıyorsun.. Size bol kazançlı akademik günler diliyorum

  2. Dr öğrencisi diyor ki:

    Şuan akademideki duruma dair ben de bir şeyler yazayım o vakit. Çoğu doç., yrd,doç falan ingilizce sınavından 50-60 gibi komik sınırları dahi geçip de yükselecek ingilizce bilmiyor. Efendim yurtdışıyla ortak proje yapıyorlarmış, kuyruklu yalan. Sizler gibi dil dahi bilmeyen kişilerle kim nasıl proje yapsın. Belki hatırlarsınız, geçen aylarda yerine odtülü öğrencileri yabamcı dil sınavına sokan birkaç doç. ifşa olmuştu. İkincisi, yaptıkları yayınlar falan kopyadır efendim, evet kopya. Bu işte en iyi parayı çevirmenler kazanıyor, biraz ingilizce bilen akademik ise çat pat çeviriyor işte, o da çoğunu yanlış çeviriyor. Neyse buaralar akademik metinlerde, özellikle de sosyal bilimlerde zaten karma karışık birşeyleri postmodern diye millete kakalamak moda oldu, ondan kimse sesini çıkarmıyor, anlamış gibi yapıp elini sakalına götürüyor. Piyasada akademiklerin yazdıkları kitaplara bakın efndim, çoğu bilmem kimin bilmem ne konu hakkindaki görüşleri. Full çeviri ve derleme. Peki ya sizin görüşleriniz neler? Bu topluma dair ne üretiyorsunuz? Örneğin bir toplum bilimci, sokağa çıkıyor musun? Geceleri evinin önünde çöp ayıklayan çocukları izliyor musun? Yoksa görür görmez gözlerini mi kaçırıyorsun. Üçüncüsü, ben akademide senin heycanını göremiyorum. Sen sürekli odandasın ve seni ne zaman görsem çay karıştırıyorsun. Sabah 10 gibi okula gelio aksam 5 olur olmaz eve kaçıyorsun. Hatta okulda olay çıktımı bir bakıyorum ki sen herkesten önce tası tarağı toplamış içinde ne olduğunu çok merak ettiğim afilli evrak çantanla, artistik bakışlarınla ve “ben öğretim görevlisiyim huleyn” demenin en önemli simgesi oda anahtarlığını elinde şangırdatarak kaçıyorsun. Kalsan da etrafında neler oluyor keşke görsen. Belki bir şeyler üretebilirsin. Ama senden umudum cidden kalmadı. Sen odanda çay sigara keyfi yapmaya devam et, insanlar karbonmonoksit gazından tatlı tatlı ölsünler…

    1. öğr.üyesi diyor ki:

      tedavi şart.

      1. Dr öğrencisi diyor ki:

        Bir ekleme daha: çoğu öğr. Üyesinin puan için yurtdışındaki tam da bu iş için tasarlanmış dergilerde parayla niteliksiz makalellerini yayınlattığını sağır sultan duydu. Akademinin içinde olanlar bu yok efendim abdli profların yayın yaptığı dergide biz de yapıyoruz yalanlarını yemiyor, komik olmayın.

        1. öğr. üyesi diyor ki:

          geç kalma, durum vahim. bir an evvel tedavini ol. sonra otur doktoranı yap. öteden beriden duyduğun olumsuzlukları paronaya haline getirme. sen otur çalışmanı yap, en iyi dergilerde yayınını yap. kötüyü örnek alma iyiyi, başarılıyı kendine rehber edin. bilmediğin konularda da konuşmamaya gayret et. kendi başarı durumunu başkalarının hataları ile ölçeklendirmeye kalkışma. sen başarılıysan diğerlerinin yanlışları seni bağlamaz. başarısızsan da öteye beriye çamur atarak kendini kurtaramzsın. doktora öğrencisiysen işine bak.

          1. Dr öğrencisi diyor ki:

            Emredersin komutanım. Başka dileğin isteğin? Takla da atayım mı?

  3. Adem diyor ki:

    Akademisyen olmak güzel. Dünü, bu günü ve yarını bilmek, anlamak ve hatta yaşayabilmek (bence) herkese nasip olmaz. Geçmişe dönüp bir bakın. Bu dünyada iz bırakanların önemli bir kısmı aslında maddi zorluklar içinde yaşamışlar. Ona buna da bakmayın. Sadece işinizini yapın (özellikle sorun olarak gördünüz şeylerin çözümünde kendiniz yoksanız hiç kafanınızı yormayın). Çalışmak güzeldir.

  4. Öğr. diyor ki:

    Hepsi değil ama %90 kopleksli insanlar .. Avrupalı Amerikalı araştırsın bulsun çalışsın sonra fotokopi çektirip anlatsınlar sonra davöğrencilere lisans eğitimi veriyoruz yada akademik araştırma yapıyoruz desinler..Allahtan kes kopyala yapıştır çıkti da rahatladılar biraz daha hızlı yükselmeye başladılar ortalık bir birinin aynısı yezler ve çalışmalarla dolu..Tıp Fakülteleri dışında araştıran yok.. Ben akedmik kökenli bir insanım baktım çok saçma bi ortam doktoramı tamamladım bıraktım… Akademisyenliği iş olarak görmemek gerek araştırmak herek Amerikada ki hocam 86 yaşında hafta sonu biz çalışırken bisikletine binip geldi aklıma bişey takıldı deyip deneyini yapıp gitti… Ülkeler boşa gelişmiyor , vasıfsız öğretim üyesi dolu ortalık önce onlar ayıklanmalı…

    1. dr.korkmaz diyor ki:

      üniversitelerde problem olduğu doğru da, ülkenin neresinde problem yok ki. ancak yazdığın yazı oldukça maksatlı görünüyor. ya üniversitede tutunamamışsın yada fena bir tecrübe yaşamışsın. aksi halde böyle anormal bir yazı yazmazdın.niteliksizliğinden dem vur da en azından kendin dışındakilere laf atma. bir öğretim üyesi doçent oluncaya kadar amerikalının da avrupalının da yayın yaptığı dergilerde yayın yapıyor, onların çalıştğığı üniversitelere kabul mektupları alıp ortak proje yapıyor ve daha da fazlasını da yapıyor. ve bunları bir imam, vaiz, polis, mühendis maaşına 2500-3400 tl arası maaşlara yapıyor. bir imam da 2700 tl, bir mühendis te 3400 tl maaş alıyor. amerikada çalışmış bir öğretim üyesi olarak biliyorum ki orada bir asistan maaşı polisinkinin 3 katıdır. madem akademisyen olamamışsınız öyleyse bu forumda işiniz yok. bu ülkede akademisyene laf atmak moda oldu.

      1. Öğr. diyor ki:

        Kişisel olarak kimseye bir şey yazmadım olanı yazdım ben akedemisyen oldum yazımı tam okursanız anlayacaktınız.. bir çok yayınımda mevcut Türkiyede ki ortamı sizin gibileri gördüm bıraktım.. neyse gerek yok.. İşini adam akıllı yapan gerçekten çalışan emek veren akademisyenlere saygı duyuyorum onlardan öğrenip bu günlere geldik . Benim kastım geri kalan %90 için
        Amerika demişsin onlar üretiyor buluyor sen kullanıyorsun.. Size bol kazançlı akademik günler diliyorum

        1. öğr.üyesi diyor ki:

          hadi ordan bilemdiğin şeyler hakkında yazı yazan akademisyen olamaz. akademisyen oran verirken %90 demişsin elinde veri olur. hadi işine bak. kedi uzanamadığı ciğere murdar der misali seninki.

        2. öğr. üyesi diyor ki:

          bilmediğin konularda ne çok konuşmuş yorum yapmışsın. sen benim çalışmalarımı ne bilirsin. dahası kimin ne çalışma yaptığından ne haberin var. ülkede 45 bin öğretim üyesi var. bunları tek-tek inceledin mi ki burada boş-boş konuşuyorsun. hadi işine bak. terbiyesizlerin bu forumda işi yok.

  5. öğr. üyesi diyor ki:

    tek sorumlu aranıyorsa tabiki siyasal iktidardır. ülkeyi, akdemik çalışmaları geri bırakacak bir düzenlemeyi hayata geçiren mevcut iktidardır. akademisyen maaşlarını iyileştirecek yerde daha da kötü hale getiren iktidardır. birileri bu ülkeyi geri bıraktırmak için akademisyen maaşlarını en düşük memur maaşı haline getirme politikasını hayata geçirmişlerdir. bu bir beyin göçü projesidir. eğerki hükümetin ileri gelenleri bunun farkında değillerse durum vahimdir. dahası farkındaysalar durum vahimden de ötedir. 666 sayılı kanun hükmünde kararname ile akademisyen maaşları diğer devlet memurlarına oranla ciddi oranda düşürülmüştür. öğretim elamanı ortalaması aylık 1000-1500 tl arası bir gelir kaybı gerçekleşmiştir. arş.gör. maaşını ortalama 2500 tl olduğu düşünüldüğünde bu oldukça yüksek bir kayıptır. neticesini on yıllar bizlere gösterecektir. akademik kadro niteliksizliği, bilimsel çalışmalarda dünyanın gerisinde kalma, üniversite mezunlarının niteliksizliği ve nihayet ülkenin geri kalmışlığı şeklinde bir sonucun bugün ortaya çıkması ve gelecekte de daha da derinleşecek olması aşikardır.

Yorum Yaz