reklam
reklam
Akademik Personel | 07 Aralık 2016, Çarşamba

YÖK Başkanından ÖYP 50/d Açıklaması!

29 Eylül 2016
YÖK Başkanından ÖYP 50/d Açıklaması!
       

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı (ÖYP) kapsamındaki araştırma görevlilerinin Kanun Hükmünde Kararname (KHK) kararı ile 50/d kadrolarına geçirilişinin sadece FETÖ terör örgütü ile bağlantılı sunulmasının öğrenciler için haksız bir zan oluşturduğunu ve algı olarak yanlış olduğunu söyledi.

Saraç, ÖYP kapsamında olup, 674 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile statüleri 50/d olarak değiştirilen araştırma görevlileriyle ilgili açıklamalarda bulundu.

ÖYP’nin 23 Mart 2010 tarihli YÖK Yürütme Kurulunun kararıyla başlatıldığının altını çizen Saraç, ÖYP’nin kurgulanmasındaki temel nedenin öğretim üyesi ihtiyacı olan diğer yükseköğretim kurumlarının araştırma görevlilerine, talep edilen alanlarda akademik olarak daha yetkin üniversitelerde lisansüstü eğitim yaptırarak, öğretim üyesi yetiştirilmesini sağlamak olduğuna işaret etti.

Saraç, bu kapsamda 2010’dan itibaren ÖYP kapsamında atanan aday araştırma görevlisi sayısının 13 bin 179 olduğunu bildirdi.

Üniversiteler ÖYP kadrolarını kullanmak istemiyordu

Üniversitelerin pek çoğunun bu program başlatıldığı tarihten itibaren ÖYP kadrolarını kullanmak istemediğini söyleyen Saraç, bazı büyük üniversitelerin de ÖYP kadrolarını kesinlikle kullanmadığını belirtti.

Bu kadroların çoğu zaman YÖK tarafından üniversitelere kendilerinin talepleri olmaksızın verildiğini anlatan Saraç, bir kısım üniversitelerde bu kadrolardaki araştırma görevlileri ile rektörlükler arasında bundan dolayı idari yargı sürecinin yaşandığını ve yaşanmaya da devam ettiğini söyledi.

Bunun pek çok sebebinin yanı sıra rektörlerin ve üniversite hocalarının “usta-çırak” ilişkisiyle öğrenci yetiştirip araştırma görevlisi yetiştirmelerini ve kendilerinden sonra o bölümü devam ettirecek araştırma görevlisi seçiminde kendilerinin görüşlerinin de yer almasını istemelerinin yattığını anlatan Saraç, diğer taraftan talebin yoğun olmadığı bazı illerdeki üniversitelerde kadroya geçip İstanbul ve Ankara gibi illerde doktora eğitimini yapanların kadrolarının bulunduğu yerlere dönüşünde ve intibaklarında sorunların yaşandığını aktardı.

Saraç, ÖYP’nin diğer cari usuldeki 33/a ile 50/d’deki araştırma görevlileri ile ayrı bir 3’üncü kategori oluşturduğunun da altını çizerek, bu durumun da araştırma görevlileri arasında uyumsuzluklara ve çekişmelere neden olduğunu söyledi.

Rektörler ve öğretim üyeleri tarafından çok eleştiriliyordu

Gelecek için olumlu niyetlerle başlayan bu sürecin bu ve benzeri nedenlerle üniversite rektörlerinin ve üniversite öğretim üyelerinin önemli bir kısmı tarafından yoğun eleştirilere maruz kaldığını vurgulayan Saraç, şöyle devam etti:
“Üniversitelerde, araştırma görevliliği süreci doktora ve araştırma kavramlarını kapsıyor ve bu süre boyunca bu genç nesil 50/d kadrosu ile istihdam ediliyor. Mezuniyetlerinden sonra bölümleri tarafından akademik olarak çalışmaları uygun görülenler aynı üniversitede veya kendilerine ihtiyaç duyulan başka akademik kurumlarda görev alabiliyorlar.

Bu araştırma görevlilerinin KHK kararı ile 50/d kadrolarına geçirilişinin sadece FETÖ terör örgütü ile bağlantılı sunulması, öğrencilerimiz için haksız bir zan oluşturmaktadır ve bu yanlıştır.”
Mecburi hizmet yükümlülüğü de kaldırıldı

Saraç, KHK ile üniversitelere, o üniversitenin iradesi ve seçimi dışında yerleştirilen bu araştırma görevlilerinin, başta başarı olmak üzere yeniden değerlendirilmesi imkanı tanındığını belirterek, “Ayrıca eleştiri konusu olan, ÖYP ile bu araştırma görevlilerine mecburi hizmet yüklenmesi de KHK ile kaldırılmıştır” dedi.

Mağduriyetle ilgili karar

Yekta Saraç, konuyla ilgili uygulamalara bakıldığında, bazı yanlış anlamalardan kaynaklanan ve araştırma görevlilerinin mağduriyetine yol açan durumların olduğunun da gözlemlendiğini bildirdi.

Doktora eğitimi bitmeden bir kısım araştırma görevlisinin geri çağrıldığını, geri çağrılan üniversitelerde bu araştırma görevlilerinin sürdürecekleri lisansüstü program bulunmadığının görüldüğünü belirten Saraç, bu ve benzeri sorunları önlemek amacı ile YÖK Genel Kurulu’nda bazı kararların alındığını ve üniversitelerdeki durumun özenle takip edilmesinin kararlaştırıldığını anlattı.

Rektörler YÖK’e davet edildi

Bu kararların en son 27 Eylül’de YÖK’e davet edilen rektörlere de iletildiğini bildiren Saraç, ÖYP kapsamındaki araştırma görevlileriyle ilgili üniversitelerde uygulanacak kararları şöyle anlattı:
“Başka üniversitelerde lisansüstü eğitim gören araştırma görevlilerinin kadrolarının bulundukları üniversiteye geri çağrılması işlemlerinde, kadrosunun bulunduğu üniversitede lisansüstü eğitim yaptığı programın bulunmasına üniversitelerce dikkat edilecek.

Geri çağrılma işlemi değerlendirilirken lisansüstü eğitim yapılan alanın niteliği, teknik ve akademik destek verebilecek öğretim üyesi sayısı ile bilimsel çalışma yapılabilecek imkanlar, kütüphane çalışması gerektirip gerektirmediği, lisansüstü eğitim yapılacak alanın fen, mühendislik ve sağlık bilimlerinde olması halinde ise tam gün laboratuvar çalışmasına katılma zorunluluğu gibi hususlara üniversitelerce özen gösterilecek.

Lisansüstü eğitim yaptığı programın kadrosunun bulunduğu üniversitede faal olmamasına rağmen geri çağırma işlemi yapılacak araştırma görevlisi olduğu takdirde, geri çağırma işlemi yapılan üniversiteler YÖK tarafından uyarılacak.”

“Heba edilmemesine önem veriyoruz”

YÖK Başkanı Saraç, ÖYP ile yetiştirilen araştırma görevlilerinin de diğer araştırma görevlileri gibi Türk yükseköğretimi için önemli bir insan kaynağı olduğunu belirterek, “Bu kaynağın akademik teamüller ve kurallara dikkat edilerek heba edilmemesi, YÖK olarak son derecede önem verdiğimiz ve çalıştığımız bir konudur” dedi.

Kaynak: Hürriyet

       

Yorumlar

  1. B. Takan diyor ki:

    Madem bazı üniversitelere istemedikleri halde ÖYP kadrosu verildi, o zaman bir tür becayiş uygulanamaz mı? Yani bizim üniversitemizde diyelim TDE bölümünde fazla var, Kimya bölümüne arş. gör. isteniyor. ancak başka bir üniversiteden TDE bölümüne arş. gör. isteniyor, orada da kimyada fazla var. Bu durumda arş. gör.ler anlaşıp üniversitelerinin onayıyla yer değiştirme yapamaz mı?

  2. Öypli diyor ki:

    YÖK başkanının öncelikli olarak şu soruyu yanıtlaması gerek mez mi: ÖYP’nin 50d’ye geçirilişi hukuka uygun mu? Kazanılmış haklar gasp edilebilir mi? Burada devlet kurumu ile ÖYPli arasında bir anlaşma, bir taahhütname var. Bu uygulama ile devlet kurumu, dün seviyorduk sizi aldık bugün artık sevmiyoruz o yüzden kovuyoruz gibi keyfi bir tavırla yaptığı anlaşmayı tek taraflı olarak feshetmiş oluyor. Bu yapılan hukuka ve dahi ahlaka uygun mudur? Sayın YÖK başkanının bu sorulara vereceği cevabı merakla beklemekteyiz.Tabi verilebilecek bir cevap varsa…

  3. Dadaş diyor ki:

    İnsanların emekler hiçe sayılıyor ben öyp li falan değilim ama insanların emeklerjnin hiçe sayilmasina dayanamadim khk kararname ile kolay halletti bunlar başka türlü olmazdı çünkü …üniversitede herkes istediği adamı önceden ayarlayıp kadro acıyor tabi rahatsız olur üniversite hocaları tanıdıkları dururken seni beni alırlar mi ya hersey torpil bunları görelim lütfen ta biz güçlü bir devlet güçlü bir milletiz bu tür şeyleri görmezden gelmesin lütfen liderlerimız yonetenlerimiz hepsine saygımız sonsuz

  4. Mehmet diyor ki:

    Oyp doktor arastirma gorevlilerinin ilisigi kesiliyor. Kimse de liyakata bakmiyor. bir sistem degisiyor hersey hala belirsiz. Insanlari harcamak hakikaten ne kadar kolay oldu

  5. kenan diyor ki:

    Sayın Saraç bazı hocalar istemiyor biz yakınlarımızı aynı görüşte olan kişileri alacağız diye baskı yapıyorlar.Usta çırak ilişkisi akademik camiyaya göre yanlış bir yorum bence.Buradaki mesele kendi düşünceleri ile aynı kişileri devletin üniversitelerine doldurmak.Akademisyen olmak onların yaptığı değildir.Hiç kimse doğarken alnına şu işi yapacak diye yazılmıyor.O kişilerin bulundukları mevkilere nasıl geldiklerini hiç birimiz bilemeyiz.En büyük sorun şuki bu kişiler neden bu kadar taraf tutuyorlar.15 Temmuz gecesinin sonucu Sayın Cumhurbaşkanımız olmasaydı ne olurdu düşünmek bile istemiyorum.Hal böyle iken devletin vermiş olduğu hakka bile karşı çıkan bazı hocaların öyplileri başından beri istememeleri resmen sizlere karşı durmak yapılan emekleri hiçe saymak oluyor. o ünvanları neden aldılar öğrenci yetiştirmek için o zaman belli puanlar ile bir yere gelmiş ve devletten almış olduğu hakkın alınması hiç uygun değil.

    1. tahsin yılmaz diyor ki:

      Ahpap çavuş , usta çırak.. ilişkileri yüzünden bu süper beyinli gençleri elimizden kaçırmayalım.

  6. Birisi diyor ki:

    Öyp ile Üniversitesine dönüp yar doç olmuş akademisyenlerin de mecburi hizmetleri kalkmalı öyleyse.

  7. Ekrem diyor ki:

    Ağam paşam gelsin diye yapılanlara bak.

  8. Caner diyor ki:

    Arkadaşlar ister kabul edin, ister kabul etmeyin. Şu anda doktora eğtimi veya yüksek lisans eğitimi alan bir çok arkadşımız biliyor ki özellikle orta ve büyük üniversite olarak adlandırdığımız yerlerde Hocalar kesinlikle ÖYP’lileri istemiyor. Hoca illaki tanıdığı bildiği kişinin araştırma görevlisi olmasını istiyor, YÖK’ten merkezi yerleştirme olsun istemiyorlar. Çoğu zamanda mobing uygulayarak bu arkadaşlarımızı yıldırmaya bile çalışıyorlar. şu an orta büyüklükte diyebileceğim bir ünide doktora yapıyorum hocalarım her defasında öyp’den acaba kim gelecek tanımıyoruz etmiyoruz diyorlar ve bu şekilde merkezi alımı kesinlikle istemiyorlar.
    Bence çalışkan insan heryerde çalışır. Belli bir puanla gelen ÖYP’li illaki bu işi başaracak kapasitededir. Onlar için büyük haksızlık olduğunu düşünüyorum.
    YÖK başkanının söylediğine kesinlikle katılıyorum. Bölümlerden rektörlüğe bu konuda çok şikayet gidiyordu. Rektörlerde bu konuyu her defasında YÖK başkanına söylüyordu ve sonunda dedikleri gibi oldu ÖYP bitti.

    1. B. Takan diyor ki:

      ÖYP zaten büyük dediğiniz üniversitelere Arş. Gör. alımında kullanılan bir yöntem değildi, onlar cari yöntemle alım yapıyordu diye biliyorum.
      Ayrıca hocanın tanıdığı kişi ile çalışmak istemesi bir tür adam kayırma değil midir? Yani ALES+Ortalama+Yabancı dil puanı ile alım yapılan bir sistem söz konusu olduğunda, hocanın tanıdığı kişi de bu sisteme başvurusunu yapabilir, puanları ile öne çıkıyorsa ataması yapılabilirdi. Bu iş hocalara bırakılırsa puanlar bakımından 4. veya 5. sıradaki bir kişi kadroya alınabiliyor. İlk sıralardaki adaylar ise bir işe girebilme umuduyla o kadar vakit ve nakit harcayarak üniversitenin yaptığı mülakata giriyor fakat sonucun baştan belli olduğu bir yazılı sınav veya mülakatla geldikleri yere geri gönderiliyorlar.

  9. gece_gündüz diyor ki:

    ne yazık ki YÖK başkanı, ÖYP’lileri yine memnun edecek bir açıklamada bulunmamıştır. Allah büyük…

  10. Alc diyor ki:

    “Ayrıca eleştiri konusu olan, ÖYP ile bu araştırma görevlilerine mecburi hizmet yüklenmesi de KHK ile kaldırılmıştır”
    Bir ÖYP’linin zorunlu hizmetinin kalkması KHK’yla birlikte üniversitesinin onun ilişiğini kestiği anlamına gelir. Ortada zorunlu hizmetin kalkması gibi bir durum yok. Ya zorunlu hizmet ya da işsizlik seçenekleri mevcut. Bunu Sayın Saraç gerçekten zorunlu hizmetin kalkmış olması olarak mı yorumluyor? Ya ben çok yanlış yorumluyorum ya da YÖK başkanı…

  11. Beril diyor ki:

    Madem sadece Fetö ile alakalı değil o zaman neden KHK maddeleri arasına sokuşturuluyor? Fırsattan istifade bunlardan da kurtulalım mantığıyla mı?

  12. Yavuz diyor ki:

    “Bunun pek çok sebebinin yanı sıra rektörlerin ve üniversite hocalarının “usta-çırak” ilişkisiyle öğrenci yetiştirip araştırma görevlisi yetiştirmelerini ve kendilerinden sonra o bölümü devam ettirecek araştırma görevlisi seçiminde kendilerinin görüşlerinin de yer almasını istemelerinin yattığını anlatan Saraç….”
    Bu açıklamanın meali, yeğenlerimiz iş bulamazsa gelsinler onu arş.gör.-hoca vs. yapalım, derecelik öğrenciler başka yerlerde iş bulsun. şu an zaten niteliksiz onlarca hoca var üni.lerde. lise gibi kitaptan okuyarak ders işleyen. eğitim seviyesini düşürmek için başka şeyler de yapın bunlar yetmez.

    1. muzaffer can diyor ki:

      kesinlikle hakllısınız

Yorum Yaz