reklam
reklam
Akademik Personel | 06 Aralık 2016, Salı

Çetinsaya: Özlük Hakları İyileştirmesi Yakın Zamanda

9 Kasım 2013
Çetinsaya: Özlük Hakları İyileştirmesi Yakın Zamanda
       

YÖK Başkanı Prof. Dr. Çetinsaya, “Türkiye’de (akademik personelin) özlük hakları son derece dezavantajlı durumda. Bu bize kan kaybettiriyor” dedi. Bu konuda Başbakan’a ve Bakanlar Kurulu’na sunum yaptığını belirten Çetinsaya, önümüzdeki aylarda olumlu sonuç almayı umduğunu söyledi.

YÖK Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya, Türkiye’deki akademik personelin özlük hakları bakımından son derece dezavantajlı durumda olduğunu ve bunun kendilerine kan kaybettirdiğini belirterek, “Hem sayın Başbakanımıza, hem Bakanlar Kurulu’na bu manada sunum yaptık, tablolarıyla gösterdik. Çok olumlu, pozitif mesajlar aldık” dedi.
İlim adamının maaş konuşmasının “zul” olduğunu, ilimin değerinin asla parayla ölçülemeyeceğini dile getiren Çetinsaya, şunları söyledi:

“Ama sonuç itibariyle önümüzdeki hedeflere yürüme noktasında mutlaka özlük hakları konusunda da bir iyileştirmeye, bir politikaya ihtiyacımız var. Özlük haklarıyla ilgili 3 rapor toplantısına katıldım. Hepsi aynı sonuca varıyor. Aklın yolu birdir. İster Türkiye’deki diğer iş kollarıyla kıyaslayalım, ister dünyadaki diğer yükseköğretim alanındaki tabloları kıyaslayalım. (Akademik personelin) Türkiye’deki özlük hakları son derece dezavantajlı durumda. Bu bize kan kaybettiriyor. Bırakın kan kaybetmeyi bizim sayıyı ikiye katlamamız lazım. En nitelikli hale getirmemiz lazım. O manada mutlaka ve mutlaka bu ister maaş artışı deyin ister özlük haklarının iyileştirilmesi deyin bu konunun Türkiye’nin gündemine girmesi lazım.

Hem sayın Başbakanımıza, hem Bakanlar Kurulu’na bu manada sunum yaptım, ilgili bütün bürokratik kuruluşlara tablolarıyla gösterdik. Çok olumlu, çok pozitif mesajlar aldık. O bakımdan önümüzdeki haftalarda, aylarda bu konunun olumlu bir neticeye varacağını ve gerçekten Türkiye’nin önemli bir adım atacağını umuyorum, inanıyorum. Bu bütün devlet üniversitelerindeki bütün akademisyenleri, okutmanından öğretim elemanına, doçentten profesöre kadar hepsini kapsayacak.”

Nitelikli doktora sayısı 2 katına çıkmalı

Çetinsaya, Türkiye’nin gerek 2023 hedeflerini yakalayabilmesi gerekse 21. yüzyılın küresel dünyasında varolabilmesi, rekabet edebilmesi için eğitime, nitelikli insan gücü kaynağı yetiştirmeye özel bir önem vermesi gerektiğini anlattı.
Bunun da iki boyutlu olduğunu dile getiren Çetinsaya, şöyle konuştu:
“Birincisi, ülkenizdeki her vatandaşınızı mümkün olduğu kadar çok nitelikli eğitim süreçleriyle buluşturabilmek. İster 2, ister 4 yıllık ister mesleki teknik eğitim boyutlarıyla olsun her manasıyla bu süreçleri gerçekleştirebilmek, bir diğeri ise Ar-Ge, yenilikçilik, girişimcilik, patent, bütün bu süreçlerde en nitelikli beyinleri bu alanlara angaje edebilmek. Araştırma geliştirmeye, laboratuvarlara ve bütün bu yenilikçilik alanlarına angaje edebilmek. Bütün bunların kilit noktası da üniversiteler, yüksek öğretim sistemi, yüksek öğretimin yeniden yapılandırılması, fiziki altyapısının geliştirilmesi. Ama yine geliyoruz insan kaynağına. İnsan kaynağını hem nitelikli hale getirmemiz lazım hem de sayısal olarak arttırmamız lazım. Yaptığımız analizlere göre Türkiye’de önümüzdeki 10 yıl içerisinde nitelikli doktora sayısını 2 katına çıkarmamız gerekiyor. Bugün ülkemizde yaklaşık 4 bin doktora yaptırıyoruz, her sene mezun veriyoruz ama bunu önümüzdeki 10 yılda iki katına çıkarmamız gerekiyor. O bakımdan da çok yol yürümemiz, bir takım politikaları, stratejileri devreye sokmamız gerekiyor.”

2023 hedeflerinde üniversiteler

Türkiye’nin 2023 hedefinde üniversitelerin katkısıyla ilgili izlenmesi gereken birkaç stratejinin olduğunu, 10. kalkınma planı itibariyle yüksek öğretim sisteminin yeniden yapılandırılması gerektiğini, sistemin çağdaş dünyanın, çağdaş Türkiye’nin dinamiklerine uyumlu hale getirilmesi gerektiğini vurgulayan Çetinsaya, kalite süreçlerine de özel önem verilmesi gerektiğine dikkati çekti.

Nitelikli beyinleri akademide kalmaya razı etmeleri gerektiğinin altını çizen Çetinsaya, şöyle devam etti:

“Baktığımız zaman, ister özel sektörle kıyas edelim ister kamu sektöründe kıyas edelim üniversitelerin bu konuda dezavantaj yaşadığını görüyoruz. Nitelikli beyinlerin daha çok özel sektöre, kamu sektöründeki diğer alanlara kaydığını görüyoruz. Bu da özlük haklarındaki dezavantajlar dolayısıyla. Türkiye, son 10 yılda önemli mesafeler katetti. Özel kesimde, kamu kesiminde önemli iyileştirmeler yapıldı ama üniversitelerimiz bu konuda dezavantajlı konuma geldiler. Ne yapıp ne edip en nitelikli beyinleri akademide, laboratuvarda, sınıfta tutmamız lazım. Onların Ar-Ge çalışması, patent, laboratuvar çalışması yapmasını sağlamamız lazım. Ancak böyle 2023 hedeflerine daha emin adımlarla yürüyebiliriz. Bu bakımdan bütün kamuoyunun, ilgili bütün kesimlerin dikkatini bu konuya çekmek isterim.”

Kaynak: Hürriyet

       

Yorumlar

  1. arzu diyor ki:

    ben Yrdç Doç olmak ve doktoramı tamamlamak için yıllarca çalıştım. para harcadım yoolara, kitaplara , burnum sürttü, uykusuz kaldım gecelerce şu an kidurumumum KOCAMAN PİŞMANLIK…. EVİMDE HALEN ÇOK ÇAŞIŞIYORUMİ ÇOCUKLARIMA YETERİ ZAMA BİLE AYIRAMIYORUM, BAŞKA KURUMA GEÇMEM TORPİL ODA YOK VE ALDIĞIM PARA KOMEDİ….BİLSEYDİM ASLA DOKTORA YAPMAZ VE YRD. DOÇ. OLMAZDIM HİÇ KİMSEYE ÖNERMİYORUM. AKADEMİSYENLİK ÖMÜR TÖRBÜSÜ……

  2. ahmet diyor ki:

    aşında iyileştirme akademisyene ise ne kadar çalışırısan o kadar maaş sistemi saolun eğitime verdiğiniz önem için. endüşük memur maaşı 2100 tl(sosyal güvenlik bakanı açıklaması) araştırma gör. ve öğr. görevlisi 2.200 saolun. eşit işe eşit maaş bizi asgari memur görenlere teşekkürler… hakkımı helal etmiyorum…

  3. bıktık artık diyor ki:

    türkiyede insanlarla dalga geçiliyor.bir düzenleme yapılmadan önce aylarca yıllarca her defasında tamam oldu yapıldı bitti düzeldi gibi kamoyuna sunuluyor. ya ayıptır günahtır eğer olacağı varsa tüm yasal süreç tamamlansın sonra çıkın yaptık diyin. örneğin öğret,m üyelerine zam konusu, örneğin doğum teşfik paketi, örneğin taşeron işçilerin durumu, örneğin bedelli askerlik. ben bekarken verilen vaadeler vardı ve şuan çocuğum bir yaşında eşim ona mı baksın işinden mi olsun ha oldu ha olacak diye neredeyse çocuğu askere gönderecez. nasıl bi mekanizma nasıl bi mantık hiç mi insanlara değer verilmiyor. Mahkemeyi kübraya havalesiniz..

  4. Gariban Araştırma Görevlisi diyor ki:

    Benim bu düzeltmenin yapılacağına nedense hiç inanasım yok!
    Kendimi bildim bileli bu şekilde dillendirilip her seferinde hüsran ile sonuçlandırıyorlar.

  5. Durmuş Tok diyor ki:

    Sayın YÖK Başkanı Prof. Dr. Çetinsaya, “Türkiye’de (akademik personelin) özlük hakları son derece dezavantajlı durumda. Bu bize kan kaybettiriyor” dedi. Bu konuda Başbakan’a ve Bakanlar Kurulu’na sunum yaptığını belirten Çetinsaya, önümüzdeki aylarda olumlu sonuç almayı umduğunu söyledi.
    Ben bir sonuç çıkacağını sanmıyorum. 1999 yılından beri iyileştirme yapılacak. Ben meslek yüksek okulda müdürüm 2300 lira alıyorum. Benim yüksek okul sekreterin 2 yıllık meslek yüksekokul mezunu. Benim emrimde çalışıyor 3500 lira alıyor. Geçin bunları sayın başkan geçin…

  6. öğretim üyesi diyor ki:

    birisi sayın Başbakana şunu sorsun. senin danışmanın senden çok maaş alırsa nasıl karşılarsın. 2011 yılına kadar öğretim üyesinden 500 tl-1000 tl az maaş alan meslek grupları şimdi 500 tl-1500 tl fazla maaş alır oldu, ne değişti, başlar ayak, ayaklar baş mı oldu. mezun ettiğin öğrencin teknisyen olunca, sekreterin olunca senden fazla maaş alıyor. kurumda çalışan mühendisler öğretim üyesine 1000 TL fark atıyor. imamlar, müezzinler yrd. doç.dr. kadar maaş alıyor. bunları nasıl açıklarsın. sayın YÖK başkanının bunca konuşmasına, bunca çabasına rağmen siyasiler duruma kayıtsız kalmaktadır. bu ülkede “istifa etme” mekanizması hiç çalıştırılmıyor. bence YÖK BAŞKANI İSTİFA ETMELİ ve YÖK BAŞKANLIĞI GÖREVİNİ AKADEMİSYENLERİN ÖZLÜK HAKLARI VE MAAŞLARI DÜZELTİLİNCEYE KADAR HİÇBİR ÖĞRETİM ÜYESİ KABUL ETMEMELİDİR. Sayın YÖK başkanı çıksın, bu rezilliği daha fazla izlememe adına tüm ülkeye karşı istifa ettiğini açıklasın. Öğretim elemanlarına da birlikte hareket etme çağrısında bulunsun. Japonyada olsa bir dakika beklenmezdi. Bu rezillik sürdürülemez.

Yorum Yaz