Akademik Personel | 21 Temmuz 2017, Cuma

Yeni YÖK Yasası Öğrenci, Akademisyen ve Bilim Dostu Olacak

26 Aralık 2015
Yeni YÖK Yasası Öğrenci, Akademisyen ve Bilim Dostu Olacak
       

YÖK Başkanı Prof. Dr. M. A. Yekta Saraç, ‘YÖK-Kültür Sanat Söyleşileri’ kapsamında İstanbul’da öğrencilerle buluştuğu toplantıda, Yükseköğretim Kanunu Tasarısı’ ile ilgili de açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Saraç, “Bilimsel bir üslupla, rasyonel bir şekilde, geniş bir mutabakat arayarak ve referans çerçevesinin de hem küresel yükseköğretim anlayışının, hem mensubu olduğumuz Bologna sürecinin, hem de kendi ulusal milli politikalarımızın yansıyacağı şekilde güçlü bir referans çerçevesinde gerçekleştirmeye çalışıyoruz” dedi.

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. M. A. Yekta Saraç, ‘YÖK-Kültür Sanat Söyleşileri’ kapsamında İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nde düzenlenen ‘Gençlik ve Tarih’ konulu söyleşiye katıldı. Saraç, söyleşide “Gördüklerimizi daha iyi kavrayabilmek için asgari de olsa tarih bilgisine sahip olmak gerekiyor. Tarih, sınavlarda karşımıza çıkan bir ders olmaktan ziyade genel kültür, hatta şahsiyetimizi tamamlayan bir unsur. Tarih bizler için yol gösterici bir kılavuzdur. Medeniyetimiz siz değerli gençlerle mesafe kat edecektir” diye konuştu. Söyleşi bitiminde, Yükseköğretim Kanunu Tasarısı ile ilgili açıklamalarda bulunarak, yakın bir süre içerisinde kamuoyuna önerilerini sunacaklarını belirten Prof. Dr. Saraç şunları söyledi:

PAYDAŞLARLA VE ŞEFFAF BİR ŞEKİLDE ÇALIŞACAĞIZ

“Bilindiği üzere dün Yükseköğretim Kurulu’nun bir genel kurulu vardı. Genel kurulda yükseköğretimin yeniden yapılanmasına dair izlenecek yöntemler tartışıldı. Bu bağlamda yükseköğretim kanun tasarısı teklifi hazırlanmasına yönelik bir çalışma başlatılmasına karar verildi. Yükseköğretim Kurulu daha önceki yıllarda yükseköğretim yasa taslağı üzerinde çeşitli kurumlarla, kuruluşlarla ilgili paydaşlarla birlikte ve şeffaf bir şekilde uzun bir süreçte bir çalışma yaptı. Bütün bu çalışmalar da elbette ki yeniden gözden geçirilecek, kurgulanacak yasa taslağı teklifi önerisi üzerine aksedecek. Biz bu süreci rektörlerimizle ilgili paydaşlarla birlikte, şeffaf bir şekilde sürdüreceğiz. Dikkat edeceğimiz husus şu olacak, eğitim öğretim ile ilgili değişikliklerin geniş mutabakatlarla sağlanması hususuna önem veriyoruz. Teşebbüsümüzün de bu şekilde geniş bir mutabakat sağlanması çerçevesinde gerçekleşeceğini şimdiden ben tahattüt edebilirim. Bilimsel bir üslupla, rasyonel bir şekilde, geniş bir mutabakat arayarak ve referans çerçevesinin de hem küresel yükseköğretim anlayışının hem mensubu olduğumuz Bologna sürecinin hem de kendi ulusal milli politikalarımızın yansıyacağı şekilde güçlü bir referans çerçevesinde gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Çok yakın bir süre içerisinde de kamuoyuna önerimizi sunacağımızı söyleyebilirim.

ÖNCEKİNİN RUHUNU TAŞIMAYACAK

Ana kavramlarını; önemli husus güçlü bir referans çerçevesine atıfta bulunması, ikincisi çeşitliliğe önem veren hesap verilebilirliliği, performansı, misyon farklılaşmasını ve kaliteyi önceleyen, öğrenci akademisyen ve bilim dostu bir yasa kurgulanması olarak belirleyebiliriz.

Biz bütün bu süreçte daha önceki öneriler, taslaklar bu konuyla ilgili bütün müttesebadı eleştiriler de dahil dikkate alacağız. Ama bu öncekinin ruhunu taşımayacak. Dinamik ve bir çerçeve yasa olacak.”

“DİZİDEN KEYİF ALINIR”

Her ay farklı bölgelerdeki yeni kurulan üniversitelerin ev sahipliğinde yapılan ‘YÖK-Kültür Sanat Söyleşileri’ne gazeteci ve yazar Murat Bardakçı da konuk oldu.

Bardakçı, “İlk kez böyle  bir şey yapıyorum. Ben tarihçi olduğumu hiçbir zaman iddia etmedim. Gazeteciyim. Bu iş biraz hobiden ileri geçti. Tarih meraklısı bir gazeteciyi dinliyorsunuz.” dedi. Üniversitelilerin “Dizilerden tarih öğrenilir mi?” sorusuna Bardakçı, “Diziden tarih öğrenilmez, okuyacaksınız. Tarih, okuyarak öğrenilir. Diziden keyif alınır” cevabını verdi. Bardakçı şöyle devam etti:

“Osmanlıca diye bir dil yokktur. Garip bir kavram ortaya atıldı. Bu lisanın Türkçe olduğu unutuldu. Yazarken başka harflerle yazıyorlardı. Bizim gibi konuşuyorlardı. Bin küsür senelik yazımızı dil zanneder hale geldik. Sayın Cumhurbaşkanı ‘Osmanlıca ders olsun’ demişti, kıyamet koptu. Ben destek vermiştim, Osmanlıca öğretilmesi şart diye. Dedenin anneannene yazdığı mektubu okuyamıyorsan sen cahilsin demiştim. ‘Murat Bey biz Arapça mı öğreneceğiz?’ diye karşı çıkanlar oldu.”

LOZAN’IN SÜRESİ 2023’TE BİTİYOR MU?

Son iki üç senedir kendilerine en çok sorulan soruların “Lozan Antlaşması’nın 2023’te süresinin biteceği ve Atatürk’ün gizli vasiyeti” ile ilgili olduğunu söyleyen Bardakçı, şöyle konuştu:

“Ekran ekran gezen, şöhret olmaya çalışan ve olan iki kişi bu iki palavrayı ortaya attı. Lozan’ın 2023’te süresi bitecek diyorlar. Yalan. Fakat inanılıyor. İşin acı tarafı üniversitelerde, öğrencilerden gelen duyumlara göre tarih hocaları bunu öğrencilere anlatıyormuş. Öğrenci, ‘Hoca böyle anlattı sen yok diyorsun’ diyor. Varsa belgeleri göstersinler. Bir nesil Lozan’ın süresi bitiyor ne yapacağız diyor. Lozan’ın gizli maddeleri vardır, Atatürk’ün gizli vasiyeti vardır iddialarını ortaya atılıyorsa ispatlamaları gerekir.”

“BİZİM İÇİN EN İYİ REFERANS TARİHİMİZDİR”

“Bizim medeniyetimiz ilim ve irfan medeniyetidir” diyen İstanbul Medeniyet Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. M. İhsan Karaman da sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bizim için en iyi referans tarihimizdir. Büyük ve tarihi bir mirasın varisleri olarak geleceğe uzanan yılda onların ayak izlerini takip etmek bizim için ertelenmesi mümkün olmayan bir sorumluluktur.”

Kaynak: Hürriyet

       

BENZER HABERLER