reklam
reklam
Akademik Personel | 02 Aralık 2016, Cuma

Yardımcı Doçentlerin Daimi Kadroya Geçirilmesi İçin Kanun Teklifi

29 Ocak 2015
Yardımcı Doçentlerin Daimi Kadroya Geçirilmesi İçin Kanun Teklifi
       

CHP, yardımcı doçentlerin daimi kadroya geçirilmesini teklif etti

İzmir Milletvekili Oğuz Oyan, Yardımcı Doçentlerin kadroya alınması ile ilgili hazırladıgı kanun teklifini TBMM Başkanlığına sundu.

Oyan, Yardımcı Doçentlerin daimi kadroya alınması ile ilgili hazırladığı Kanun Teklifine yönelik şu tespit ve değerlendirmelerde bulundu: “Yardımcı doçentler, tıpkı doçent ve profesörler gibi 2547 Sayılı Yükseköğretim Yasasının 3. maddesinde öğretim üyesi olarak tanımlandığı halde, bu bütüncül yaklaşım 23. maddede bozulmaktadır. Bu son maddeye göre, yardımcı doçentler her iki veya üç yılda bir kendi kadrolarına yeniden atanmakta ve her defasında bir “eğitim-öğretim ve bilimsel yayın dosyası” hazırlamaktadırlar.

Üstelik yardımcı doçentler toplamda sadece 12 yıl süre ile yeniden aynı kadroya atanabilmektedir. Doktora dâhil 20 yıla yakın görev yaptığı kurumda, eğer bir üst akademik kariyere geçememişlerse, öğretim üyelikleri sonlandırılmaktadır.

Aynı kadroya atanabilmek için eziyet niteliğinde tekrar tekrar dosya hazırlama zorunluluğu altında olan; bir bölümü yabancı dil gibi engeller nedeniyle doçent unvanını alamayan veya doçent unvanını aldığı halde kadrosuzluğa takılan veya kadrosu türlü kişisel-siyasal çekişmeler nedeniyle verilmeyen, bir bölümü yaş haddinden emekli olmayı bekleyen Yardımcı Doçentlerin bu durumu, içinde sayıldıkları “öğretim üyesi” kadrosu bakımından büyük bir eşitsizlik oluşturmaktadır.

Doçent ve Profesörler bu unvanla ilgili kadroya atandıkları andan itibaren daimi statüye geçtikleri  halde, aynı bütüncül tanım içinde öğretim üyesi sayılan yardımcı doçentlerin ayrı bir işleme tâbi tutulması, Anayasanın eşitlik ilkesiyle çelişmektedir.

Üstelik bugün itibariyle, devlet üniversitelerinde öğretim üyelerinin yaklaşık yarısını yardımcı doçentlerin oluşturmaktadır. Bu üniversitelerde 26.002 yardımcı doçent, 11.258 doçent ve 17.673 profesör görev yapmaktadır. Başka deyişle, devlet üniversitelerinin asıl eğitim ve araştırma yükünü yardımcı doçentler sırtlamış durumdadırlar.

Önerilen yasal düzenlemeyle, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 23’üncü maddesinin (a) fıkrasının ikinci paragrafı yürürlükten kaldırılarak, geçici kadro uygulamasına tâbi tutulan yardımcı doçent kadrosundaki öğretim üyelerinin tümünün daimi kadroya geçirilmesi amaçlanmaktadır.

Ayrıca yardımcı doçentlerin uğradıkları haksızlık, kadro ilerlemesi intibakıyla giderilmektedir. Buna göre, 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununun 3’üncü maddesinin birinci fıkrasının (A) bendine “Yardımcı doçent kadrosunda bulunanlar kadro sınırlaması olmaksızın bu göreve geldikleri her üç yıl için bir derece, her yıl için bir kademe ilerlemesi almak suretiyle 1’inci derecenin 4’üncü kademesine kadar yükselebilirler” cümlesi eklenerek, hem yardımcı doçentlerin diğer öğretim üyelerinin kadrolarında olduğu gibi birinci dereceye kadar ilerlemelerine imkan sağlanmakta hem de geçmiş kayıpları tazmin edilmek istenmektedir.

Üniversitelerin önemli yükünü taşıyan yardımcı doçentlerin daimi kadroya geçirilerek durumlarının iyileştirilmesini sağlayabilecek bu yasal düzenleme çok geniş bir kesimi ilgilendirmesi bakımından büyük bir toplumsal, eğitimsel ve siyasal önem taşımaktadır. Bu nedenle iktidar partisinin de bu kanun teklifine destek vermesi umulmaktadır.”

-Kanun Teklifi-

İzmir Milletvekili Oğuz Oyan’ın 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu ve 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu’nda değişiklik yapılması hakkındaki kanun teklifi gerekçesi şöyle:

“Gerekçe

2547 Sayılı Yükseköğretim Yasasının 23. Maddesi’nin “a, b ve c bentlerindeki” koşullara göre atanan Yardımcı Doçent kadrosundaki öğretim üyeleri, ilk atamadan sonra ve her 2 veya 3 yılın sonunda ve toplamda 12 yıl süre ile yeniden aynı kadroya atanmak için “eğitim-öğretim ve bilimsel yayın dosyası” hazırlamaktadırlar.

Buna karşın, Doçent ve Profesörler bu unvanla ilgili kadroya atandıkları andan itibaren daimi statüye geçmektedirler. Doktora dâhil 20 yıla yakın görev yaptığı kurumda aynı kadroya atanabilmek için eziyet niteliğindeki yeniden dosya hazırlama zorunluluğu altında olan ve bir bölümü yabancı dil gibi engeller nedeniyle doçent olamayarak yaş haddini bekleyen Yardımcı Doçentlerin bu durumu, içinde sayıldıkları “öğretim üyesi” kadrosu bakımından büyük bir eşitsizlik oluşturmaktadır.

2547 Sayılı Yükseköğretim Yasasının 3. Maddesi’nin “l ve m bentleri”nde öğretim üyeleri bütüncül tanımlandığı halde; Yardımcı Doçentlerin ayrı bir işleme tâbi tutulması, Anayasanın eşitlik ilkesiyle çelişmektedir.

En azından 12 yılı aşkın süre başarılı görev yapmış 1. Derecenin 4.  Kademesindeki Yardımcı Doçentler için daimi kadroya atanma olanağı sağlanmamış olması da büyük bir haksızlık ve eşitsizliktir.

YÖK’ün web sayfasındaki rakamlara göre bugün itibariyle, devlet üniversitelerinde 26.002 yardımcı doçent, 11.258 doçent ve 17.673 profesör görev yapmaktadır.

Öğretim üyelerinin yaklaşık %50 kadarını oluşturan yardımcı doçentlerin durumunun iyileştirilmesini sağlayabilecek bu yasal düzenleme çok geniş bir kesimi ilgilendirmesi bakımından büyük bir toplumsal, eğitimsel ve siyasal önem taşımaktadır.

Yükseköğretim kurumu içerisinde önemli bir yere sahip yardımcı doçentlere yapılan uygulama ve mevcut kanunlardaki çelişkilerin ortadan kaldırılması ve özlük haklarının düzeltilmesi için bu kanun teklifi hazırlanmıştır.

Madde Gerekçeleri

Madde 1- 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 23’üncü maddesinin (a) fıkrasının ikinci paragrafı yürürlükten kaldırılmıştır. Bu değişiklikle yardımcı doçent kadrosundaki öğretim üyelerine uygulanan geçici kadro uygulamasının kaldırılarak daimi kadroya geçirilmesi amaçlanmaktadır.

Madde 2- 11/10/1983 tarihli 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununun 3’üncü maddesinin birinci fıkrasının (A) bendine aşağıdaki fıkra son fıkra olarak eklenmiştir.

“Yardımcı doçent kadrosunda bulunanlar kadro sınırlaması olmaksızın bu göreve geldikleri her üç yıl için bir derece, her yıl için bir kademe ilerlemesi almak suretiyle 1’inci derecenin 4’üncü kademesine kadar yükselebilirler” Bu değişiklikle diğer öğretim üyelerinin kadrolarında olduğu gibi birinci dereceye kadar ilerleme imkanı sağlanmaktadır.

Madde 3- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Madde 4- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

4/11/1981 Tarih Ve 2547 Sayili Yükseköğretim Kanunu İle  4/10/1983 Tarih Ve 2914 Sayili Yükseköğretim Personel Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapilmasi Hakkinda Kanun Teklifi

Madde 1- 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 23’üncü maddesinin (a) fıkrasının ikinci paragrafı yürürlükten kaldırılmıştır.

Madde 2- 11/10/1983 tarihli 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununun 3’üncü maddesinin birinci fıkrasının (A) bendine aşağıdaki fıkra son fıkra olarak eklenmiştir.

“Yardımcı doçent kadrosunda bulunanlar kadro sınırlaması olmaksızın bu göreve geldikleri her üç yıl için bir derece, her yıl için bir kademe ilerlemesi almak suretiyle 1’inci derecenin 4’üncü kademesine kadar yükselebilirler”

Madde 3- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Madde 4- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.”

       

Yorumlar

  1. Ali diyor ki:

    Belki çok eleştiri alabilirim. Ama akademik eğitim çırak-kalfa-usta ilişkisi üçleminde ilerlediği müddetçe, akademik camia sadece birbirinin kuyusunu kazmakla uğraşır ve bilimden de o kadar uzaklaşır. Çünkü bu sistem mason sistemine benziyor, usta izin veriyor kalfa yükseliyor. Lisans mezunu çırak- master ve doktora mezunu kalfa statüsünde. Doçent ve üstü ise usta durumunda. Onların keyfi olmadan hiç kimse doktora tezini veremez. 7 senede bana ancak verdirdiler. 3 sene boyunca t.i.k. toplanması için keyiflerini bekledim. Bu günde yardımcı doçent olmak için 24 kişiyle birlikte kadro bekliyoruz. Ya da doçent olmak için çalışmak zorundayız.

    Eğer bir odada, bir tane 50 d’li; bir Öyp’li; bir 39. madde, bir 33 a’lı asistanı aynı mekan içinde tutarsanız, bu adamlar aynı fakülte mezunu bile olsalar birbirlerine karşı sürekli sahte gülümsemelerle tetikte olacaklardır. 2+7 sene boyunca bunu yaşadım. Benim görüşüme göre ve adaletli olanı: Yüksek Lisans ve Doktora Öğrencisi Kadrolu olmalı, 10 yıl süre verilmeli ve 3000 tl maaşı gerçekten hak ederek almalı, en az 70 yds ve 80 ales ile mesela. ( Araştırma görevliliği, öğretim görevliliği, okutman, uzman gibi kadrolar kalkmalı ve “Öğretim Yardımcılığı” gelmeli. ) Doktora bittikten sonra, 2 yolu olmalı. Ya doçent olacak, yada 3 bin tl maaşa devam talim ederek hayatına devam etmeli. Doçentliğe hazırlanması için 3-5 sene verilmeli ve doçent olmalı. Bu kadar yardımcı doçent e gerek yok.

  2. emre diyor ki:

    Güzel ama yetersiz teklif. Öğretim Görevlileri, Okutmanlar, Araştırma Görevlileri ve Uzmanlar da “sözleşme sorunu” yaşamaktadır. Diyeceksiniz ki “Araştırma görevlisi kadrosu araştırma içindir, sözleşmeli olmazsa insanlar bu kadrodan emekli olmaya kalkar.”. O zaman belli süre içinde doktorasını tamamlayamayan araştırma görevlilerini de düz memurluğa çekersin olur biter. Ama sözleşme yenilememek, kapı önüne koymak 1982′ den kalma darbe ürünü Yükseköğretim Kanunu’ nun ürünüdür. Lisans, yüksek lisans hatta doktora mezunu tüm kamu görevlilerinin “iş güvencesi” olmalıdır. 10 yıl vadeli konut kredisi çektiniz, 4 yıl sonra amirinizin kafası bozuldu sözleşmenizi zevk için yenilemedi, ne yapacaksınız? Mahkemeye verip işinize geri dönene kadar geçen birkaç aylık sürede icralık olursunuz. “Sözleşmeli istihdam” mantığıyla 2023 hedeflerinin gerçekleşmesi olanaksızdır…

  3. hacı diyor ki:

    Ben diyorum ki tüm akademisyenler sözleşmeli olsun 5 yıllık sözleşme ile alınsın, bu 5 yıl içindeki başarıları, makaleleri vs değerlendirilerek sözleşme uzatılsın ya da fes edilsin. Ancak böylece üniversitelerin çiftliğe dönmesi engellenebilir. Bir yerden torpilini bulan bir şekilde üniversiteye giren adamlar ömürlerinin sonuna kadar orada duruyorlar. Ya hu 15 yıl boyunca yar. doç kalan insanlar var, üniversitelerde ne doğru dürüst eğitim veriliyor ne de doğru dürüst araştırma yapılıyor ( istisnaları tenzih ediyorum ). Gerçekten bu işi yapabilecek kafa yapısına sahip insanlar torpil bulamadıkları için akademisyen olamıyorlar onların yerine kafası çalışmayan biri gelip ben akademisyenim diye ortalarda geziniyor. Aslında tüm memurluklar sözleşmeli olsa da memurlar ( burada iş yapmayıp oturduğu yerden para alan çoğunluğu ima ediyorum) adam al-kıllı işlerini yapsalar.

    1. emre diyor ki:

      O zaman yazınızın sonunda belirttiğiniz gibi tüm öğretmenler, hizmetliler, memurlar, polisler, askerler, postacılar, bekçiler vs. de sözleşmeli olsun. Akademisyenlerin suçu ne? Belediye işçilerine devlet kadro verince herkes alkışlıyor, akademisyenlere kadro verilirken “üniversiteler çiftliğe dönmüş” anlayışı ortaya koyuluyor, üzücü bir durum. O zaman Milli Eğitim de çiftliğe dönmüş, çünkü tüm öğretmenler “daimi kadrolu” dememiz gerekir. Doçentliğini aldığı halde keyfi olarak doçent kadrosuna atanmayan Yardımcı Doçentler de var maalesef.

      Amir de olsa, bir insanın eline “sözleşme yenileme ya da yenilememe” yetkisi verilirse devlet kurumlarında MOBBİNG çığ gibi büyüyecektir. Bu yüzden “kadrolu istihdam” şarttır.

      Saygılar…

  4. Kadıoğlu25 diyor ki:

    Çok yerinde bir kanun teklifi olmuş. Umarım iktidar partisi bu kanun teklifini muhalefetten geldiği için reddetmez. Aslında bu teklifi iktidardaki Akparti’nin yapmasını beklerdim. Yardımcı doçentler de öğretim üyesi sınıfındadır ve üniversitelerde ders yükünün yarıdan fazlası bu hocalara aittir. Bu haberi gündeme getirdiği için akademikpersonel.org sitesine de teşekkür ederim.

Yorum Yaz