reklam
reklam
Akademik Personel | 11 Aralık 2016, Pazar

Vizyona Giren Filmler: 30.05.2014 – 06.06.2014

30 Mayıs 2014
Vizyona Giren Filmler: 30.05.2014 – 06.06.2014
       

1- Malefiz

 

Klasik Uyuyan Güzel masalına hiç kötünün tarafından bakmayı denediniz mi? Barışçıl bir orman krallığında büyüdüğü için huzurlu bir hayata sahip olan Malefiz, görkemli siyah kanatlara sahip güzel, saf ve genç bir kadındır, ta ki bir zamanlar inandığı adam olan Stephan topraklarının düzenini tehdit edinceye kadar… Malefiz, topraklarının koruyucusu olur ama acımasız bir ihanete uğrayınca o saf kalbi taşa dönüşür. Onun bu kadar kin ve öfke dolu olmasının nedeni budur, Aurora’yı 100 yıllık bir ölüme mahkum etmesi de tüm bu çektiği acıların sonucudur… Bu lanetin hikayesini anlatan filmin yönetmenliğini Robert Stromberg üstlenirken, başrol Malefiz’i Angelina Jolie canlandırıyor. Genç prenses ise Elle Fanning oynarken kendisine kadroda Sharlto Copley, Miranda Richardson, Sam Riley, Kenneth Cranham gibi tecrübeli oyuncular eşlik ediyor.
 

2- Azem: Cin Karası

Azem: Cin Karası, korku türünün meraklısını sevindirecek türden bir film. Hikayesini yaşanmış, gerçek bir öyküden esinlenen film, Düzce’nin bir dağ köyünde geçiyor. Filme adını veren Azem ise, Türkçesi “Savunucu” olarak bilinen ve Arap yarımadasında oldukça yaygın olarak kullanılan eski bir büyüden alıyor. Filmin yönetmenliğini Volkan Akbaş üstlenirken başrolleri Zeki Şen ve Eylül Öztürk paylaşıyor.

Aileden miras kalan bir evi görmek üzere genç çift yola çıkar. Gittikleri evle ilgili hiçbir bilgileri yoktur. Düzce’ye vardıklarında da evin düşündükleri gibi olmaması onlarda hayalkırıklığı yaratır. Sıradan bir yapı olarak görünen evin kapısı bir kez dahi açılmamıştır. Yine de geceyi evde geçirmeye karar verirler. Ancak evin Azem büyüsü altında olduğunun ve kötücül bir varlığın kol gezdiğinden habersizdirler. Kış mevsimi olduğundan köyde hemen hemen kimse yoktur. Bu ıssız köyde genç çift, sığındıkları metruk evde şeytani bir varlıkla savaşarak hayatta kalma mücadelesi vereceklerdir.
 

3- Balık ile Kraker’in Maceraları

Televizyon dizisi olarak gösterilen Fish ve Chips’in hikayesinin beyazperde uyarlamasını izliyoruz. Fish adlı japon balığı, et yiyen atalarından yadigar bir kemiğe sahiptir. Kemiğin sahibi olan ata balık, geçmişte bir kediyi yalayıp yutmuştur ve bu yüzden de soyağacında efsanevi bir öneme sahiptir. Öte yandan Brooklyn’de yaşayan baba kedi Chipsus, oğlu Chip’i evden kovar. Eve yeniden ayak basabilmesi içinse bir tek şartı vardır: Çok değerli bir hazine olarak gördüğü bir kemiği bulup ona geri getirmesi. Chipsus’un istediği kemik, aslında Fish’in koruması altında olan kemiğin ta kendisidir. Kemiği geri almak Chip’in düşündüğü kadar kolay olmayacaktır. Chip’in en yakın arkadaşı Rolf da plana dahil olur ve ona amacına ulaşabilmesi için yardım etmeye çalışır. Chip, Fish’le bir mücadeleye gider ve bunun sonucunda kemik, kanalizasyon mazgalından aşağı düşer. Ne kadar uğraştılarsa da ona ulaşmayı başaramayan ikili, geceleri görebilme umuduyla plajda gezinmeye başlarlar. Kemiği bulma konusunda yaşadıkları umutsuzluk yerini öfkeye bırakır. Fish ve Chip, arayışın ve kızgınlığın bir araya getirdiği bir ikiliye dönüşür.
 

4- Kan Bağları

1974 yılının New York’unda geçen filmde, yıllar önce ölümle sonuçlanan bir kavgaya karışmış olan Chris, iyi halden dolayı süresi azaltılan mahkumiyetini tamamlayıp hapisten çıkacağı güne ulaşmıştır. Kendisini almaya gelen erkek kardeşi Frank ile buluşması ise onun için kabustan farksızdır. Frank ve Chris doğdukları günden bu yana bir türlü anlaşamamış ve hayatlarını tamamen farklı şekillerde yaşamış olan iki kardeştir. Chris suça eğilimli bir aylak iken kardeşi Frank polis olarak çalışmayı seçmiştir. Hapiste geçirdiği süre boyunca Chris’in biraz da olsa akıllandığını uman Frank, kardeşinin yeni bir hayata başlayıp kendisine çekidüzen vermesi için elinden geleni yapacaktır.

Fransız sinemasının en ünlü aktörlerinden biri olan Guillaume Canet tarafından yönetilen filmin oyuncu kadrosunda Mila Kunis, Zoe Saldana, Marion Cotillard ve Clive Owen gibi yıldız isimler bulunuyor.
 

5- Asabi Adam

Film, yanlış tanı sonucunda ölümcül bir beyin anevrizmasına yakalanan ve bu sepele hayatının son demlerini dolu dolu yaşama kararı alan, Henry adında, pısırık ve kaybeden bir adamın öyküsünü anlatıyor. Henry Altman, hayatından bezmiş bir şekilde Brooklyn’de hayatını sürdürmeye çalışmaktadır. Sinirli bir insan olarak başına gelenler adeta bir sabır sınavı gibidir. Ancak karıştığı bir trafik kazası ve sonrasında hastanede bitmek bilmeyen bekleyişi, Henry’i çileden çıkaracaktır. Kendisine tehlikeli bir beyin anevrizması teşhisi konur. Dr. Gill ‘e ne kadar ömrü kaldığını sorar ama o kadar kontrolden çıkmıştır ki tavrı gittikçe kötüleşir. Dr. Gill, o an sırf bir zaman dilimi vermek için etrafına çaresizce bakarken bir magazin dergisindeki başlık dudaklarından dökülüverir: 90 dakika! Bu cevabı alınca kendini tamamen kaybeden Henry, fırtına gibi Brooklyn sokaklarına çıkar. 90 dakikalık ömrünü büyük bir karmaşaya kurban etmenin eşiğinde dans eden Henry, bu süreçte kendine yaraşır bir “son” aramaya koyulur!
 

6- Başkanların Hizmetkarı

Cecil Gaines, 1920’lerde beyaz bir aileye hizmet eden bir ailenin oğludur ve zamanla ailesinin parçalanışına tanık olur. Bunun ardından hayatta neredeyse tek başına kalır; otellerde vale olarak başladığı yaşam mücadelesinde, Beyaz Saray’da görevli bir kahya olmaya kadar yükselir. Beyaz Saray’daki görev süresi boyunca 8 Başkan değiştiren Amerika’da insan hakları hareketlerine, başkan suikastlerine, Vietnem işgaline ve daha pek çok önemli olaya tanıklık eder. Bu olaylar sadece ülkesini ve Amerikan toplumunu değil, kendi ailesini ve hayatını da derinden etkiler.

Yönetmenliğini Lee Daniels’ın üstlendiği filmi gerçek bir hikâyeden uyarlayan isim Primetime Emmy ödüllü Danny Strong. Başrolünde Forest Whitaker’ın yer aldığı filmde Oscarlı aktöre Oprah Winfrey, John Cusack ve David Banner gibi isimler eşlik ediyor.
 

7- Son Şans

Robin Wright’ın canlandıracağı eski bir aktris, Hollywood’da bir film stüdyosuna tüm dijital haklarını devreder. Stüdyo oyuncudan aldığı bu bilgiyi ona benzer genç bir dijital aktris yaratmakta kullanır. Sözleşme gereği bir daha asla oyunculuk yapamayacak olan Wright’ın ve onun kopyasıyla yaratılan ve her türlü rolde oynamaya başlayan yeni dijital aktrisin geriye dönüşlerle anlatılacak hikâyesi, yer yer canlı aksiyon yer yer ise animasyon olarak karşımıza çıkacak. Film, 3D ve hologram teknolojilerinin egemen olmaya başladığı dünyamızda dijital geleceğin toplumu ve dünyamızı nasıl şekillendirebileceğini masaya yatıracak.

Beşir’le Waltz’in yönetmeni Ari Folman’ın Polonyalı bilim kurgu yazarı Stanislaw Lem’in “The Futurological Congress” isimli kitabından beyazperdeye uyarlanan yapımın başrollerini

Robin Wright, Kodi Smit-McPhee, Paul Giamatti ve Danny Huston paylaşıyor…

       

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz