reklam
reklam
Akademik Personel | 09 Aralık 2016, Cuma

Ünvanlar Kişilerin “Hak Edişi”mi, Yoksa “Geçici” mi?!..

12 Haziran 2014
Ünvanlar Kişilerin “Hak Edişi”mi, Yoksa “Geçici” mi?!..
       

Akademisyen olmak istiyorsunuz, yüksek lisans ve doktora/sanatta yeterlik yapıyor ve bir üniversitede ilan edilen  Y.Doç., Doç. veya  Prof. kadrosuna başvuruyorsunuz…

Sizden dosya isteniyor, bir üst ünvandan oluşturulan 3  kişilik jüriye dosyalar gönderiliyor, raporlar bekleniyor…

Jürinin olumlu raporu, Rektörün onayı  üzerine o kadroya atanıyorsunuz.

Yıllarca görev yapıyor, tez yönetiyor, derslere giriyor, idari görevler yapıyor, üniversiteniz adına sempozyumlara/yarışmalara/kongrelere v.b. katılıyor, konferanslar veriyorsunuz?

Sonra; başka bir devlet, özel veya vakıf üniversitesine geçmek istiyorsunuz.  (Emekli de olabilirsiniz)

Üniversite yine   ilan veriyor –kadro için bu çok doğal-  ve başvuranlardan dosya istiyor…

Sonra bir üst ünvandan oluşan 3  kişilik jüri kuruyor, dosyaları gönderiyor, raporları bekliyor…

Jürinin olumlu raporu  ve Rektörün onayı  üzerine o kadroya atanabiliyorsunuz?

Şimdi, bu durum normal mi?

Bizce değil…

Çalışan, unvan almış bir akademisyenden tekrar jüri kurularak dosya istenmesi doğru olmasa gerek…

Üniversiteler de her ünvanda aynı yöntemi kullanmaya  devam ediyor.

Ve, üniversiteler bu kadar artmışken…

Tek bir itiraz yok yada var ama  basına yansımıyor… Eğer akademisyen ara vermişse sorun yok zaten…

Akademisyenin ayrıldığı kurumdan verilecek “kişisel dosyasının” yeni üniversite yönetim kurulunca onaylanması  yeterli olsa gerek…

Çok küçük bir ayrıntı ama boşuna zaman kaybettiriyor, dedikodu getiriyor..

Ünvanlı bir akademisyenin bir daha sınava alınması da üzüntü verici…

MEB Yükseköğretim Genel Müdürlüğü hangi konularda çaba sarf ediyor?!..

TBMM Eğitim Komisyonu üyeleri neleri gündeme alıyorlar?!..

YÖK Genel Kurulu’nda neler konuşuluyor?!..

İlle de Sn. Başbakan mı emredecek?

2547 sayılı kanun hazırlanırken özel ve vakıf üniversiteleri hayata geçirilmediğinden olsa gerek, bu önemli ayrıntı gözden kaçırılmış olsa gerek…

Hangi akademisyenle görüşsem bu çarpıklığa isyan ediyor, düzeltilmesini istiyor…

Akademik barış ne zaman gelecek üniversitelere?..

Acilen çözmek lazım….

Eeeee, o zaman….niye duruluyor…

Hazır torba kanun TBMM de,

Bir kanunla/yönetmelikle çözün gitsin!

Güncel: Akademisyenler/sanatçılar Torba kanuna girebilmek için bekleye dursun, Ahmet Kıvanç/Ankara haberine göre; “TBMM’de alt komisyonda görüşmeleri devam eden torba yasa tasarısındaki af düzenlemesi genişliyor. Vatandaşlar ve şirket sahipleri, teklife imza veren milletvekillerini talep yağmuruna tuttu. En çok talep, emlak vergisi ve öğrenim kredisi borçları ile çiftçilerin tarımsal sulamadan kaynaklı elektrik borçları için geldi. Düzenlemeye, gelir vergisi stopajı ödememek için dağıtılmayan kârlar da eklenecek. Kasalarda birikmiş bulunan ve şişkinliğe yol açtığı bildirilen dağıtılmayan kârları eritmek için yüzde 15 gelir vergisi stopajı bir defaya mahsus olmak üzere yüzde 5’e indirilecek. Beyanname ile gelir vergisi ödenmesi de istenmeyecek.” Helal  olsun, Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi lobisi olan kazanıyor.

Demek ki, akademisyenlerin/sanatçıların lobisi olmadığı gibi bu ülkede maddi/manevi karşılığı yok!..

Yazar: Göktan AY

Kaynak: İnternet Haber

 

       

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz