reklam
reklam
Akademik Personel | 09 Aralık 2016, Cuma

Üniversitelerdeki Sinema Bölümlerinin Sorunları Çözüm Bekliyor

19 Eylül 2014
Üniversitelerdeki Sinema Bölümlerinin Sorunları Çözüm Bekliyor
       

Eğitim dönemiyle birlikte binlerce öğrencinin ders başı yaptığı üniversitelerdeki sinema bölümlerinin sorunları çözüm bekliyor. Öğrenciler yöneticilerden, hocalar ise eğitim sisteminden şikayetçi. Ortak kaygı ise mezuniyet sonrası yaşanacak hayal kırıklıkları.

Yeni eğitim dönemi başladı. Bu yıl da binlerce genç sinema-TV bölümlerine kayıtlarını yaptırdı. Böylece Türkiye’deki üniversitelerin yüzü aşkın sinema bölümüne, bu alanda yetişmek isteyen bir öğrenci ordusu daha katıldı. Çağın yükselen değeri olan sinemaya yönelik bu ilgi elbette sevindirici ancak mevcut olanaklar bu ilgiyi karşılayacak düzeyde mi? Bu okullar sinema sektörü ile nasıl bir ilişki içinde? Buralardan mezun olan öğrencileri nasıl bir gelecek bekliyor? Öğrenciler, hocalar, idareciler üniversitedeki sinema eğitimine dair neler düşünüyor? Sinema okullarındaki eğitim sorunlarını ele aldığımız bu haftaki dosyamızda, beş akademisyenle birlikte bu sorulara cevap aradık.

BÜROKRATİK ALGI HAKİM

Gerek üniversitelerdeki genel tablo ve gerekse öğrenci ve hocaların şikayetleri ele alındığında, sinema TV bölümlerinin pek çok sorunla karşı karşıya olduğunu söylemek yanlış olmaz. Sorunların temel kaynaklarından biri okullardaki hakim bürokratik sistem. Eğitim tarzı, müfredatlar, öğrencilerle iletişim ve pratik eğitimler ne yazık ki bu bölümlerdeki bürokratik hantallık ve tekdüzeliğin kurbanı oluyor. Güncel gelişmelerden uzak, yeni anlayış ve gelişmelere mesafeli bir eğitim sistemine sahip pek çok üniversite, sinema sektöründen kopuk bir ortamda öğrenci yetiştiriyor. Öğrencilerin birçok sinemasal girişimi, bazı hocaların benzer çabaları da yine bu bürokratik eğitim sisteminin engeline takılıyor.

PRATİĞE HAYAT HAKKI YOK

Bu bölümlerdeki eğitim anlayışından yakınan öğrencilerin en büyük şikayeti, idarenin sinema alanındaki pratik çalışmalara karşı duyarsız tavırları ve hatta zaman zaman bu konuda yasakçı tavrı. Kısa film, görüntü ödevleri ve bazı sinemasal etkinlikler okul yönetiminin olumsuz tavrı nedeniyle çoğu kez gerçekleştirilemiyor. Okul imkanları kullandırılmayan öğrenciler, çareyi sponsor ve yarışmalarda arıyor. Hocalar ise eğitim sisteminden şikayetçi. Müfredat ve okul imkanları ile çeşitli olanakların yokluğundan yakınan hocalar, sinema öğrencilerinin yetenek sınavlarıyla alınması gerektiğini de savunuyor.

Prof. Dr. Semir Aslan Yürek (Yönetmen- Marmara Üniv. G. Sanatlar Fak. Öğr. Üyesi)

BİN YANLIŞ BİR DOĞRU ETMEZ!

Türkiye üniversitelerinde 100’den fazla sözde sinema eğitimi veren kurum var. Programlarını inceleseniz hiç birinin ne müfredatı ne de programı ötekine uymaz. Bütün Avrupa’da 100 tane sinema okulu yokken neden Türkiye’de bu kadar okul? Bunun tek bir açıklaması var! Kuluçka makinesinde civciv üretir gibi sinemacı üretiyoruz. Peki, bu nereye kadar? Bu öğrenciler mezun olup ne yapacaklar? Sektör kaç kişiyi kaldırır? Dünyada ÖSS gibi bir sınavla öğrenci alan sinema okulu var mı? Film yönetimi mesleğinin dünyanın en zor işlerinden biri olduğunu bilmiyorlar mı yoksa? Herkes biliyorsa bunun okuluna ne gerek var o zaman? Türkiye’ye doğru dürüst bir tek sinema okulu yeter de artar bile! Bin tane yanlış bir doğru etmez!

Dr. Cengis Asiltürk – (Beykent Üniv. Sinema-TV Öğr. Gör.)

UYGULAMASIZ EĞİTİM HAVANDA SU DÖVMEKTİR

İster sinema, ister müzik, isterse sanatların şahı şiir olsun, tüm sanatlar belli bir aşamaya kadar öğrenilebilir ve öğretilebilir olduğuna göre; sinema yapmak isteyenlerin sinema okullarından öğrenecekleri çok şeyler vardır. Bugün ülkemizde sinema ve televizyon dizisi sektöründe çalışanların büyük bir çoğunluğu artık ‘okullu’ dediğimiz bireylerden oluşmaktadır. Ancak büyük bir yönetmen, büyük bir senarist, büyük bir görüntü yönetmeni olmak için okullu olmak yetmemektedir. Kuramsal bilgi elbette çok önemlidir, ama uygulayıma geçirilemeyen kuramsal bilginin tartışılması, deyim yerindeyse ‘havanda su dövmekten’ başka bir işe yaramaz.

Kenan Kılıç- (Kastamonu Üniv. Kastamonu Meslek Y. Okul Öğr. Gör.)

PRATİK EĞİTİM HAYATİ ÖNEME SAHİP

Fakülte bazında düşünüldüğünde, güzel sanatlar fakülteleri sinema eğitimi konusunda oldukça yeterliler. Ancak iletişim fakültelerinin ilgili bölümde genel eğilim, iletişim ve sinema kuramları üzerine çalışmak biçiminde. Uygulama olmadan verilen eğitimin öğrenciye herhangi bir katkısı olmadığı kanısındayım. İki yıllık eğitim veren yüksekokulların birçoğu da teknik içerikli eğitimden yanalar. Öğrencilere yaptırılan uygulamaların nitelikli olması gibi bir beklenti de yok. Birçok sektörde olduğu gibi sinema ve medya sektöründe de, eğitimi sinema olmayan kişiler farklı biçimlerde köşe başlarını tutabiliyorlar. Mezunlarımızın iş ararken en ciddi kaygıları, kendilerinin sahip olmadığı «tanıdıkların» başkalarında var olması.

Doç. Dr. Ergün Yolcu- (İÜ İletişim Fak. Dekan Yard.)

ÜÇ ALANLI EĞİTİM VERİMİ DÜŞÜRÜYOR

Üniversitelerde sinema eğitimi son dönemde açılan üniversitelerdeki bölümler dışında genel olarak İletişim Fakültesi Radyo TV Sinema Bölümlerinde verilmektedir. Üç temel alanın aynı anda kalabalık bir öğrenci topluluğuna verilme zorunluluğu şüphesiz sinema eğitiminin istenilen düzeyde verilmesine engel olmaktadır. Akademik camianın sektör ile ilişki içinde olmaması, mekansal ve maddi sıkıntılar eğitimdeki verimi düşürmektedir. Ancak son yıllarda devletin özellikle sinema alanındaki teşviki, üniversite yönetimlerinin görsel sanatların önemini kavrayıp destek olması geleceğe yönelik umutları yeşertmektedir.

Kaynak. Yeni Şafak

       

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz