reklam
reklam
Akademik Personel | 08 Aralık 2016, Perşembe

Üniversiteler YÖK Yasa Taslağını Konuştu

30 Aralık 2013
Üniversiteler YÖK Yasa Taslağını Konuştu
       

YÖK yasa taslağı hazırlık çalışmaları ile birlikte vakıf ve devlet üniversiteleri, öğrenciler ve akademisyenler açısından 2013’ün nasıl geçtiğini Türkiyede Yüksek Öğrenimi 2013’de değerlendirdiğimizde belkide en doğru iki kelime türbulanslı veya “roller-coaster” gibi demek en doğru olur.

Yılın hemen başında YÖK Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya’nın diğer YÖK Başkanları ile kıyaslandığında çok zor bir işe adım atma cesaretini göstererek 30 yılı aşın süredir demode olmuş 2457 sayılı YÖK yasasasının değişmesi gerektiğini vurgulayarak tüm paydaşları içeren meşakatli bir çalışmaya imza attı.

Uzun uğraşlar sonunda ortaya bir yasa taslağı çıktı. Çıkan yasanın içeriği çok tartışıldı, zira çıkan sonuç aslında kimseyi tatmin etmedi. Bu şekli ile TBMM’ne gitti ve ne yazık ki raflara kaldırılarak orada durdu. Bunun üzerine Meclis’te ayrı bir grup aynı yasanın değişmesi gerekiyor diyeçalışma yaptı. Fakat unutulan bir durum ise YÖK yasasının iki maddeden ötürü Anayasa değişikliği içerdiği veya Türkiyenin içinde bulunduğu siyasi konjektör ve ortam bunada müsade etmeyeceği idi.

Netice itibari ile son derece hızlı ve katılımlı çalışmalar sınıfta kaldı!

Her yıl olduğu gibi bu yılda boş kontenjanların artması ise yine karnede sistemin zayıf notu aldığıkonuydu.

YÖK Başkanı, haklı olarak halen devam eden Anayasa değişikliği gerekmeden iyileştirmeler nasılyapılırın çalışmalarını devam ediyor. Hükümet, devlet ve paydaşların tek mutabık olduğu konu ise DEIK ve EIKK’in başarı ile yürüttüğü “Study in Turkey” projesi oldu. Dünyada 1.5 milyon öğrencinin kendiülkesi dışında okuduğu düşünülürse ve bu sayının 20 yıl içinde 5 milyona ulaşılacağı düşünülürse ve Türkiye’de sadece 23 bin yabancı öğrenci olduğu düşünüldü ve inanılmaz adımlar atılarak ciddi hedeflerkonuldu. Bugün 45 bin’e ulaşan sayı 2023 yılında 150-200 bin öğrenciye ulaşılacağı öngörülüyor.

Gezi olaylarının politik veya dış çıkarlar argümanlarını bir kenara koyarsak aslında öğrenciler açısından bizi tanıyın, bizlerde bireyiz ve haklarımızı koruyunun en açık göstergesiydi. 2013’e damga vuran belkide öğrenciler açısından en büyük etkendi.

Vakıf üniversiteleri devleti yakaladı

Üniversiteler açısından değerlendirildiğinde Türkiye halen tam olarak nasıl bir toplum olacağına karar veremediğinden ne araştırma anlamında ne de ileriye dönük artan tabeli karşılayacak kadroları yaratacak altyapıya ulaşabildi.

Vakıf Üniversiteleri objektif olarak bakıldığında ciddi maddi ve kadro yatırımlarının sonucunu sisteme kazandırmaya başladı. 8 büyük kentde vakıf üniversitelerinin sayısı devlet üniversitelerinden fazla olduğu ve vakıf üniversitesine giden öğrenci sayısının İstanbul’da daha fazla olduğu tercihler açısından bunun en büyük göstergelerinden birisiydi. Dünya sıralamalarında vakıf üniversitelerinin de devlet üniversitelerini yakalaması ise ülkemiz adına sevindiriciydi.

Gezi’den sonra dershane konusu ise Türkiye’yi sarsan ve belkide siyasetdeki istikrarsızlığı başlatan ve ekonomik krizin başlangıcını fitilliyen ilk olaydı. Burada vakıf üniversiteleri olarak bizler konuya taraf olmayıp çözüm sürecine giderek Türkiye’nin Bolonya sürecinde Üniversite eğitiminin 1+3 veya mevcut 4 yıl olabileceğine karar verebiliyoruz.

İlk ve orta öğretimden gelen öğrencilerin sınav sisteminden ötürü her yıl daha zayıf geldiği ve bunun çözümünün ise İngiliz sistemi olduğunu ilk yıl temel (foundation) yılı ve sonrası 3 yıl üniversite olduğunu vurguladık. Yani, ilk yılın üniversite hazırlık yılı (tercih edeceği bölüme göre puan alamayan hazırlık okuması gerekecek bir yapı) sonrası ise ihtisas olacağı, dershanelerin ise İngiltere örneğinde olduğu gibi sınava hazırlık yerine Üniversiteye hazırlık imkanları hem sistemdeki boş kontenjan sorununu, hem sınav sorununu hem de bugün yaşadığımız Siyasi soruna bir nebze çözüm olacaktı. Umarım 2014, 2013’ü aratmayacak bir yıl olur.

Kaynak: Hürriyet

 

       

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz