reklam
reklam
Akademik Personel | 05 Aralık 2016, Pazartesi

Üniversiteler Yetersizlikten Proje Üretemiyor

17 Mart 2015
Üniversiteler Yetersizlikten Proje Üretemiyor
       

Bir yandan üniversiteler kaynak yetersizliği nedeniyle bilimsel proje üretemediklerinden dert yanarken bir yandan da destekleyecek proje bulunamıyor. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Davut Kavranoğlu, üniversite teknoparklarının da gayrimenkul işletmeciliğine döndüğünü söyledi.

YÖK sonrası üniversitelerin araştırma odaklı değil, liseden sonra çocukların gittiği bir sonraki mektebi idare eden kurumlar haline geldiğini belirten Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Davut Kavranoğlu, “Buna rağmen üniversitedeki hocalarımız büyük bir fedakarlık ve çabayla araştırma faaliyetlerinde bulunmuşlar. Devletimiz de bu araştırma faaliyetlerini TÜBİTAK üzerinden cömertçe fonluyor. Fakat ortada bir problem var. AR-GE’ye yaklaşık olarak yedi milyar dolar ayrılıyor. Bakıyoruz hala istediğimiz sonucu elde edemiyoruz” dedi.

Bakanlığın üniversite mezunlarına sağladığı tekno-gelişim sermaye desteği projesi kapsamında 550 projeye 100 bin TL verecek kaynak olduğunu belirten Prof. Dr. Kavranoğlu, geçen yıl destek olabilecek 270 proje bulduklarını söyledi. Prof. Dr. Kavranoğlu, “Türkiye’deki 180 üniversitenin mezunlarının 550 proje çıkaramaması Türkiye için çok vahim bir durum. Para var, proje yok. Aslında parayla çözülecek bir problem değil, sisteme dair problem bulunuyor” dedi.

Üniversiteler ölçülmeli

Bütün üniversitelerin bir yönden ölçülmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Davut Kavranoğlu, girişimcilik ve yenilikçilik üniversite endeksinin bu nedenle konulduğunu belirterek, “Bir üniversitenin diğerlerine göre ne durumda olduğunu kamuoyunun, öğrencilerin, hocaların görmesi için bir değerlendirme metodudur bu. Biz üniversitelerin yaptığı araştırmayı, akademik katkılarını değerlendiriyoruz ve notlandırıyoruz. Bunun sonucuna göre üniversitelerin kendi seviyelerini kontrol edip, eksik yanlarını düzeltmelerini istiyoruz” dedi.

Kaynak: Milliyet

       

Yorumlar

  1. Adem diyor ki:

    Yabancı dil: Gerekli fakat şart olmamalı.
    Yabancı dil: Verdiğinizi isteyin, vermedeğinizi değil…
    Yabancı dil: Tekrarlanmadığında malesef unutuluyor. Bu nedenle ünvanı alanlar da 5 yılda bir girsin
    Yabancı dil: Bir at gözlüğüdür. Çevrenizde olanları görmemeniz için geliştirilmiştir.
    Yabancı dil: Övünecek başka bir şeyi olmayanların tutunduğu bir daldır.
    Yabancı dil: Hayatı yaşama yerine seyretme veya okumadır.
    Yanancı dil: Sürekli kaynak okuyup taklitçi yetiştirme aracıdır.
    Yabancı dil: Hür düşünceye takılmış bir prangadır.
    Yabancı dil: Acıdır, göz yaşıdır, yozlaşmadır, sömürünün bir parçasıdır.

    1. greeen diyor ki:

      adem bey anlamayanlar için çok açıklayıcı konuşmuşsunuz. doğuda kendi imkanlarımla okudum ve yabancı dile sıra gelmedi. ama şimdi hayatımı yabancı dile bağladılar ve kafamın en zehir old zamanları evde saçma sapan işler yaparak geçiriyorum. bunun vebalide umarım kimsede kalmaz…

  2. Halikan diyor ki:

    Universiteler sadece bilime odaklanmali. Siyaset, ideoloji universitelerden, laboratuarlardan elini cekmelidir. Akademisyenlerin ders yuku hafifletilmeli, maddi durum kagyilari olmaycak sekilde maaslarinda daha fazla iyilestirilme yapilamlidir, o zaman bilimde ileri ulkelerin seviyesine gelebiliriz

  3. doçent diyor ki:

    sayın bakan yardımcısına saygıyla arz olunur. eğer olaydan haberdar değilse! bu duruma yol açan bir çok neden olsa da en önemlilerinden biri tubitak proje değerlendirme yöntemidir. proje panelistleri hep aynı kişiler. bu panelistlerin bir çoğu hastalık derecesinde ön yargılı ve subjektif bakış açısına sahipler. proje değerlendirmelerinde tutturmuşlar bir özgün değer. olur olmaz her projede özgün değer yoktur deyip başka da bir açıklama yapmadan proje desteklerini kendileri ve menfaat ortakları dışındakilere vermiyorlar. türkiyenin 3 büyük üniversitesinden çok değerli hocalarla yazdığımız 3 farklı projenin üçünde de aynı saçma sapan tecrübeleri yaşadık. Tubitak başkanından BİMER e kadar yazdık. nafile. adam diyor ki bu proje yapılmıştır. biz de yapılmışsa ispat et nereden bu kanıya vardınız? cevap: biz yapılmıştır demedik. öyleyse raporunuzu okuyun diyoruz. rapor tek cümle zaten. sonra cevap yok. maalesef biri böyle. bir diğerinde proje ilk başvuruda özgün değerden geçip B planı yetersiz gerekçesiyle desteklenmiyor. sonraki dönemde B planını detaylandırıp gönderiyoruz bu defa da özgün değeri yetersizdir. zaten bu proje de yapılamaz deniyor. oysa bilen bilir bir proje özgün değerden geçtikten sonra diğer kıstaslara göre değerlendirilir. bizim projemiz ilk başvurumuzda özgün değerden geçiyor ikincisinde al bidaha baştan bu defada yapılamaz denilerek özgün değerden destek görmüyor. yani anlayacağınız her alanda bir kaç profesörü panelist yapmışlar bütün projeleri onlar doğrayıp bırakıyor. kendi aralarında birbirlerinin kuyruğuna basmamak adına dikkat ediyorlar. rezillik diz boyu. araştırın göreceksiniz tubitak projeleri her üniversiteden birkaç kişiye gider. onlar da zaten tubitakta panelistlik yapan, o çarkın içine girip kendini kabul ettirmiş bir avuç profesördür.

  4. picard diyor ki:

    ÖYP,üniversitelere çok şey kaybettirdi. Yıllarını üniversiteye torpilsiz girmek için harcayarak yaş sınırını geçen bende, ÖYP şok yarattı. Bir yanda ÖYP ile düz memurluk seviyesine düşen akademik kadrolar, bir yanda emeklerim. Ama gene de üniversitenin bilim yuvası niteliğinin tahrip edilmesine üzülüyorum.

    1. Sadakat diyor ki:

      Mevcut OYPlierin arastirma gorevlisi olduklarini dusunursek proje basvurusu yapan veya basvursu reddedlien kisi veya arasitrma gruplarinin cogunlugu OYPli degiller. Yani proje yapilmamasinin OYP ile ilgisi yok.

      Artik nasil bir aciniz varsa basiniza tas dusse OYPlierden bileceksiniz.

  5. Adem diyor ki:

    Birşeylerin yanlış olduğu doğru. Yanlışı parayla, sınavla veya kriterlerle çözemeyeceğimizi düşünüyorum. Çözüm (bence) herkesin sadece kendi işine odaklanmasından geçiyor. Odaklanmak için de lütfen gölge etmeyin başka ihsan istemiyoruz.

  6. akademik köle diyor ki:

    bir araştırma görevlisi olarak söylüyorum. bilimsel çalışma haricinde herşeye eşşek gibi koşturduğumuz için bilim üretemiyoruz. derslere gir, ödevleri oku, sınavları oku, stajları ayarla, laboratuarların temizliği bile bizden sorumlu tutuluyor. hadi bunları geçtim bilimsel bir çalışma yapacak olsak bin tane prosedür engelini aşmak zorunda kalıyoruz şurdan izin al burdan izin al şuranında onayı lazım aman bunu es geçme kullanılacak araç gereçler için proforma fatura topla bin tane kurum/kişiden bin tane imza topla, ihalelere gir bir sürü resmiyet bir sürü koşturma insanda proje üretecek aşk şevk kalmıyor.

    1. halil şenay diyor ki:

      onun için mi 2300 az geliyor dediniz de şimdi 3250 tl alıyorsunuz..sen özelde ,dışarıda o işi yapsan 1300 tl yi bile zor görürdün…sigortanı da ancak 3 ay sonra yaparlardı.

      1. akademik köle diyor ki:

        akademisyen olmak istedin olamadın galiba… bu acı ordan…
        naparsın işte herkesi yapmıyorlar akademisyen…
        özel sektörde başarılar

    2. akademisyen diyor ki:

      yorumunuzu dikkatle okudum…zerre yalan yok dediğiniz de…hatta eksik bile olmuş diyebilirim…sadece kendi üniversitemde yokmuş demek ki bu dertler…insanın umudunu…yaşama sevincini…emeğini herşeyini sömürüyorlar…

  7. yarıcı53 diyor ki:

    Proje yapabilecek akadmik nitelikteki gençler sanayide çalışıyor..Proje yapacak adam aranıyorsa sanayideki mühendisler,arge elemanlarına sahip çıkılmalı,ayat standartlarınaı yükseltecek imkanlar sağlanmalı.öyle 1 yıllık ek ödenek ile olmaz o iş.sanayideki arge elemanı ona tenezzül mü eder.

    ÇILGIN PROJE-ATILIM YAPACAK ADAMLAR SANAYİDEDİR.BURASI TÜRKİYE, BİLİM BURADA SANAYİDEKİ NİTELİKLİ ELEMANLARLA-MÜHENDİS ARGE KADROLARIYLA ÜRETİLİR. BUNU HERKES BİLİYOR AMA BUNU ATIL KALMIŞ ÖĞRETİM GÖREVLİSİ MENŞELİLER BİR TÜRLÜ HAZMEDEMİYOR.

  8. greeen diyor ki:

    ben kendi adıma söyleyeyim ama benim gibi binlercesinin var olduğunu da belirteyim. bilimsel zekası çok kuvvetli, her an yeni şeyler düşünebilen ve üreten bir öğrenciyim. fakat temelimin hiç olmadığı veokul hayatım boyunca pek fazla görmediğim ingilizce sınavları yüzünden 2 yıldır evde oturuyorum. kafası çalışan öğrencilerin karşısına çalıştıkları anabilim dalı dışında saçma sapan ales ve dil engeli konulduğu sürece bu ülkenin eğitimi ve bilimi hiçbir şekilde ilerlemez. kafası çalışan öğrencileri körelterek de hiçbir bilimdalı gelişemez, hocalar proje yazamaz, yazdıkları projelerde çalışacak adam bulamaz. mevcut olan sistemin yaptığı; kafası çalışan, pratik zekalı öğrencilerin yetişmesindense ezberi kuvvetli ve papağan gibi bir hafızası olan ve sadece o sınavları geçtiği için kendini bilimadamı zanneden birilerinin zorla yükselmesini (yetişmelerini demiyorum) sağlamak oluyor. böylece canım ülkemde bilimde her geçen gün geriye gitmeye mahkum bırakılıyor.

    1. Halikan diyor ki:

      Bilim dunyasinin resmi dili ingilizcedir, dolayisiyla bilim dunyasina atilacak ogrencilerde dil sarti elbette aranmalidir. Hatta, dil sinavi TOEFL gibi olmalidir.

      1. greeen diyor ki:

        ya makaleleri okumak anlamak için gerekli ingilizceyi bilip sadece allahın belası sınav geçilmiyorsa. bu açıdan baktınız mı hiç.

    2. Sadakat diyor ki:

      Dil olmadan nasil arastirma yapacaksin, nasil makale okuyup, nasil yayin hazirlayacaksin? Uluslararasi konferanslarda nasil sunum yapacak, oradaki bilim adamlari ile bilgi insanlari ile nasil fikir alisverisinde bulunacaksin?

      ALES dediginiz sinav duz matematik-mantik ve turkce… Yurtdisindaki universiteler de GMAT ve GRE soruyor. Eger ALES sizi kesmiyorsa o sinavlari deneyebilirsiniz…

      1. greeen diyor ki:

        ya makaleleri okumak anlamak için gerekli ingilizceyi bilip sadece ne ile alakalı olduğunu hala anlaşılamayan bu garip sınav geçilmiyorsa. bu açıdan baktınız mı hiç.

  9. saral diyor ki:

    yüksek not ortalaması ile yani yüksek meslek bilgisi ile yetişen zaten üniversitede kalamıyor,meslek dışı bir sınav olan ales 70 engeli var çünkü,ve bu engel mezuniyet not ortalamasına koyulmuyor ki…üniversitedeki hocalar nasıl orjinal proje yapsın ki,bunu onlardan beklemek gerçekten işin içinde olan birisi için çok komik.çünkü önünde ales engeli var ve haliyle sanayiye yöneliyor.hem sanayide iş bulmak için vakit kaybetmiyor,beklemiyor ,hem de uzun vadede veya nadiren de olsa kısa vadede çok daha fazla bir maaş skalasına sahip oluyor.kısacası iş yapacak olan ,çılgın proje yapabilecek olan sanayide istihdam olmuş.boşuna köhnemiş akademiden bunu beklemeyin.

Yorum Yaz