reklam
reklam
Akademik Personel | 10 Aralık 2016, Cumartesi

Üniversiteler ve Mobbing

10 Kasım 2014
Üniversiteler ve Mobbing
       

Mobbing sözcüğünü kullanarak bilim hayatına kazandıran (Bullying/Mobbing=akran zorbalığı, işyerinde yaşanan mobbing=psikolojik taciz), bilim insanlarıdır. Mobbingi sorun olarak gören üzerinde araştırmalar yapan, dünyada popüler hale getiren de yine bilim insanları. Nasıl oluyor da mobbing sorununa dikkat çeken, tüm dünyada istihdam alanının en önemli sorunu olarak kabul ettiren bilim insanları mobbing yapabiliyor?

Hüseyin GÜN – Mobbing İle Mücadele Derneği Genel Başkanı

Elbette üniversitelerde sadece akademisyenler çalışmıyor, idari ve teknik  personel, işçiler ve taşeron firma elemanları da çalışıyor. Peki akademik olmayan personel mobbing mağduru ya da zorbası olmuyor mu? Elbette oluyor ancak, yazımızda akademik alanda yaşanan mobbing sorununa değinilecek.

Mobbing temelde bir insan hakları ihlali. Avrupa’da mobbing yerine psikoterör sözcüğü de kullanılıyor. Mobbing yapan, terörist kadar olmasa bile işyerlerinde en tehlikeli kişi olarak kabul ediliyor.

Ülkemiz yükseköğretim mevzuatına bakıldığında, üniversitelerde yöneticiler, rektör, dekan, enstitü müdürü, yüksekokul müdürü ve bunların yardımcıları ile anabilim dalı başkanları, anasanat dalı başkanları, bölüm başkanları, bilim dalı başkanları, sanat dalı başkanlarından oluşuyor.

Yönetim organları ise, senato, üniversite yönetim kurulu, fakülte kurulu, fakülte yönetim kurulu, enstitü kurulu, enstitü yönetim kurulu, rektörlük genel sekreteri, fakülte sekreteri, yüksekokul sekreteri, daire başkanları ve şube müdürleri de idari görevlerde çalışan yöneticiler.

Yükseköğretim kurumlarında neden mobbing yapılır ve neden bu kadar şiddetli ve acımasızdır?
Bu soruya verilecek çok sayıda cevabımız var. Yükseköğretim kurumlarında bilimsel kıskançlık had safhada. Birçok üniversitemizde profesyonel yönetim anlayışı hakim iken, bazı üniversitelerimizde klasik yönetim anlayışı hala sürüyor.

Mobbing yapan yöneticilerin birçoğu profesyonel değil. Akademik yönetsel görevlere seçilen ya da atanan bir kısım personel çeşitli kaygı veya beklenti düşünceleri ile kendi meslektaşlarından uzaklaşabiliyor, araya mesafe koyabiliyor ya da tehlike olarak gördüğü öğretim elemanlarını kolay yoldan bertaraf etmeye çalışabiliyor.

Sadece yöneticiler yapmıyor

Buradan bütün akademik kökenli yöneticiler mobbing yapar ya da sadece yönetici konumundaki öğretim elemanları mobbing yapar, yönetici konumunda olmayan öğretim elemanları mobbing yapmaz sonucu çıkarılmamalı. Üstler astlarına, aynı düzeyde olanlar birbirlerine, hatta astlar da üstlerine mobbing yapabilirler. Akademik alanda mobbing yapıldığı gibi idari hizmetlerde ya da özel sektörde de mobbing yapılıyor.

Mobbing iş ilişkisinde neden cazibe merkezidir? Çünkü, iş ortamında bir kişiye mobbing yapıldığında diğer çalışanlar derhal mağdurdan uzaklaşıyor hatta mobbing yapan zorba/zorbaların yanında yer alıyor. Başlangıçta seyirci durumunda olanlar mağdura karşı mobbing yaptığında bir takım menfaatler elde edebiliyor.

Bir öğretim elamanını mobbing mağduru yapmak çok kolay. Çünkü ülkemizde öğretim elamanı, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi özgürce bilimsel çalışma yapma, yayın yapma ve uygun koşullarda bütçe bulma imkanına sahip değil. Öğretim elemanı, her aktivitesinde yetki sahibi olanların onayını almak zorunda.

Ancak, yetkiler objektif değil tamamen keyfi olarak kullanılıyor. Yandaş olanlara sınırsıza kullandırılan imkanlar ve verilen fırsatlar yandaş olmayanlara asla kullandırılmıyor.

Akademisyenlerin mobbingi acımasız oluyor. Çünkü 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu, Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği ve diğer yönetmelikler, yöneticilerin elinde bir psikolojik silaha dönüştürüyor. Yöneticilerin sınırsız yetkiye sahip olması, denetim olmaması, yapanın yanına kar kalması gibi hususlar keyfiliği had safhaya ulaştırıyor.

O halde üniversitelerde mobbinge neden olan faktörleri ve saldırı araçlarını genel başlıklar altında sayacak olursak şunları söyleyebiliriz:
Akademik Kıskançlık: Kendisinde olmayan bilgi, beceri ve yeteneklerin başkasında olmasını çekememezlik.
Engelleme: Kendisi yükselemiyorsa başkalarının da paçalarından aşağı çekme anlayışı. Konumuna ve mesleki kariyerine tehdit olarak görme: Tehdit olarak görülen öğretim elemanını bertaraf etme niyeti ile başlatılan saldırılar
Mevzuat: Yükseköğretim mevzuatının keyfiliğe açık olması(tayin, atama, görevden alma ve geçici görevlendirme gibi konularda yöneticilerin keyfi uygulamalar yapması vb) başarı ödüllendirici hükümlerin olmaması, yöneticilere aşırı yetki verilmiş olması ve denetim olmaması, şikayet kanallarının işletilmemesi, zorbaya yaptırım uygulanmaması, muğlak ve ucu açık disiplin hükümlerinin mevzuatta yer alması, 4483 sayılı Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun suç işleyen öğretim elemanlarını koruma amaçlı işletilmesi gibi nedenler.
Yönetim anlayışı: Öğretim elemanlarının birçoğunun yöneticilik anlayışının profesyonel olmaması.
Mobbingin kabul edilmemesi veya hafife alınması: Mobbingin yeterince bilinmemesi ve bizde mobbing yoktur anlayışının hakim olması.
Seçim sonuçları: Göreve gelen yöneticilerin, kendisine oy vermediğini ya da desteklemediğini tahmin ettiği öğretim elemanlarına düşmanca davranmayı bir hak olarak görmesi.
Maddi imkanlarda eşit olmayan uygulamalar: Öğretim elemanları arasında eşit olmayan ders saati dağılımları, projelerinin onaylanmaması, yurtiçi veya yurtdışı görevlerde hukuka aykırı uygulamalar, eserlerinin ve çalışmalarının değerlendirilmemesi, vize ve sınav gözetmenliklerinde eşitsizlik, Harcırah Kanunu’nun bile silah olarak kullanılması gibi sebepler.
Din, mezhep ve ideolojik sebepler: Farklı görüşlere sahip olanların cezalandırılması
İntikam duygusu: Yeni yönetime gelenlerin, daha önce yönetimde olanlar veya eski yönetime yakın olanların ya da çatışma yaşanan kişilerin cezalandırılmasına karar vermeleri.
Objektif olmayan değerlendirmeler: Jürilerin etki altında bırakılması ve yönlendirilmesi.
Sözleşmeli personel uygulaması: Sözleşme ile çalışan öğretim elemanlarının köle gibi görülmesi, sözleşmeli çalışan olmasının tehdit ve şantaj aracı olarak kullanılması.
Akademik kimliğe saldırı: Mağdurun mesleki olarak yetersizlikle suçlanması, eserlerinin karalanması,
Cinsiyet ayrımı: Kadın yöneticilere cam tavan sendromu uygulanması.

Daha birçok sebep sayılabilir. Peki mobbing mağdurları bu durumdan kurtulmak için neler yapmalı? Mağdurlar, mağdur olabilirler ancak mağdur kalmamaya karar vermeli. Kendisine mobbing yapıldığını düşünenler, çalışma ortamında kendilerine yönelik, eylem, işlem veya ihmalleri, fotoğraflama, ses ve görüntü kaydetme, tanık varsa tutanak tutma, günlük tutma,4982 sayılı kanun uyarınca bilgi ve belge talep etme, ihtar çekme, mail yada mesaj yoluyla açıklama isteme vb. yollarla delil toplayarak öncelikle şikayet edebilir. Ancak sorun çözülmemiş ise Mobbing ile Mücadele Derneği’ne müracaat ya da dava yolunu seçebilirler. Kamu görevlileri ya da özel sektör çalışanları Türkiye İnsan Hakları Kurumu Başkanlığına, Mobbing ile Mücadele Derneği aracılığı ile veya doğrudan kendileri şikayet edebilirler Kamu Denetçiliği kurumuna doğrudan şikayet edebilirler.

YÖK Başkanlığı, Başkan vekili Prof.Dr.Şaban Çalış başkanlığında toplanan mobbing ile mücadele komisyonun çalışmaları doğrultusunda mobbing konusunda çok kapsamlı ve ciddi tedbirler aldı. Mağdurlar, şikayet ve müracaattan çekinmesinler. Derneğimiz ile iletişime geçebilirler.

Mobbing bir insan hakları ihlali olarak kabul edilmeli

Avrupa’da olduğu gibi, akademik camiada da mobbing, bir insan hakları ihlali olarak kabul edilmeli ve yönetim erkini kullananlar üst düzeyde duyarlılık göstermeli. (Türkiye İnsan Hakları Kurumu Başkanlığı mobbingi, insan hakları ihlali olarak kabul ediyor). YÖK yasası ve bu yasaya ilişkin yönetmelikler derhal değiştirilmeli hatta YÖK lağvedilmeli.

Akademisyenler üzerinde, hükümet erkinin ve diğer ayrımcı nedenlerin ortadan kaldırılmasına yönelik mevzuat düzenlemesi yapılmalı. Mobbing üniversitelerde İİBF, eğitim fakülteleri, ilgili diğer sosyal bilimler fakültelerinde ders olarak okutulmalı ya da üniversitelerde insan kaynakları yönetimi adıyla yeni fakülteler açılmalı. Bu fakültelerde diğer ilgili bilim dalları, disiplinler ve mobbing konusunda eğitim verilmeli.

Yüksek lisans, doktora, araştırma görevlisi, uzman, yardımcı doçentlik aşamalarında ayrıca sözleşmeli okutmanlık süreçlerinde iş güvencesi sağlanmalı. Objektif, etkili, bağımsız denetim ve yaptırımlar uygulanmalı.

Mobbing mağduriyetine tanıklık edenlerin kimliği kesinlikle gizli tutulmalı. Mobbing mağdurlarına hadi ispat et külfeti yüklenmemeli zorbaya hadi yapmadığını ispat et külfeti yüklenmeli.

4483 sayılı yasa da mobbing ithamı ile suçlanan kamu görevlilerinin yargılama izninin yeniden düzenlenmesi, hatta bu yasanın suç işleyen kamu görevlilerinin zırhı olmaması için yürürlükten kaldırılması gerekir.

Kamu görevlisi olan zorbaya karşı, doğrudan adliye mahkemelerinde dava açma yolu açılmalı. Özel sektörde ve kamuda çalışan işçilere tüzel kişiliğe paralel olarak zorbaya da dava açma hakkı tanınmalı. Mobbing ile ilgili özel bir yasanın çıkarılması gerekiyor.

Mobbingin, intiharlara, cinayetlere, alkol, uyuşturucu ve antidepresan bağımlılığına neden olduğu dikkate alınarak tüm üniversitelerde müeyyideler buna göre düzenlenmeli.

Ayrıca,mobbingin verimlilik kaybına, boşanma ve  çeşitli sosyal sorunlara neden olduğu, göz önünde bulundurularak tedbirler alınmalı. Mobbing kurumlarımıza ve insanlarımıza, telafi edilemeyecek boyutta, zaman maliyetine, maddi külfetlere ve sosyal külfetlere neden oluyor.

Mobbing  felaketinin kazananı yok. Zorba da, mağdur da, seyirci de zarar görür. Kurum ve kuruluşlar,toplumumuz ve devletimiz daha fazla zarar görür. Nasıl ki mobbing sözcüğünü ilk kullanan,üzerinde araştırmalar yaparak günümüzün en önemli sorunu olarak kabul ettiren bilim insanları ise, mobbingi ayıplayacak, kınayacak, yapmayacak, yaptırmayacak, yapana göz yummayacak olanlarda yine bilim insanları olmalı.

Mobbing yapmamak tek başına marifet değil, gerçek marifet yetkisi olanın mobbing yapana gerekli yaptırımı uygulaması, yaptırım uygulama yetkisi yoksa mağdurun yanında yer almasıdır. Dahası yönetsel görevde olanların mağdur ile zorba arasında yaşanan mobbinge karşı tarafsız kalması, görmezden gelmesi zorbadan yana olduğu anlamına gelir.

Kaynak: Hürriyet

       

Yorumlar

  1. Meryem diyor ki:

    sonunda kral çıplak diyebilecek bir babayiğit durumu dile getirmiş.Evet İstanbul üniversitesinin hali böyle malesef ama söyledin de neye fayda.böyle gelmiş böyle gider..İstanbul üniversitesinin parelelcileri de bu öğretim üyeleri.gerektiğinde öğrencilerini dahi provake olaylara yönlendirebiliyorlar.

  2. Agos diyor ki:

    üniversiteleri siyasi parti lokaline çevirdiler.Her hoca kendi kafasına yatan öğrencisine mülakattan 100 veriyor.Bugün istanbul üniversitesi sanki TKP nin İşci partisinin beyazıt lokali.Nedir bu arkadas ,bir tane başka görüşten adam yok içlerinde ve facebooklarında twittelerında devamlı siyasi mesajlar,hükümete mesajlar var.Ne kadar utanç verici bir tablo.Hal böyle olunca mobbing kaçınılmaz tabi ki..Kendiniz ettiniz kendiniz buldunuz..aile çiftliklerine dönüştürdünüz ünivesiteleri,babadan oğula saltanat kalır gibi akademisyenlik sözkonusu bugun.

Yorum Yaz