Akademik Personel | 16 Aralık 2017, Cumartesi

Üçüncü Nesil Üniversiteler

Üçüncü Nesil Üniversiteler
       

Prof. Dr. İhsan SABUNCUOĞLU- Abdullah Gül Üniversitesi (AGÜ) Rektörü

Yüzyıllar boyunca yükseköğretimin çok farklı işlevleri olmuştur. Temelde üniversitelerin üç ana fonksiyonu yerine getirdiğini söyleyebiliriz: Eğitim, araştırma ve toplumsal etki.

Tarihsel gelişimlerine baktığımızda, üniversitelerin ilk olarak eğitime ağırlık vererek bilgiyi aktarma görevini üstlendikleri görülüyor. Batı dünyasındaki üniversitelerin başlangıcı kabul edilen Bologna Üniversitesi’ni takiben, bilgiyi aktarma işlevlerini yerine getiren birinci nesil üniversitelere en önemli örnek, 1200 yılında eğitime başlayan Paris Üniversitesi’dir. Onu Oxford, Cambridge ve Napoli Üniversiteleri izledi. İslam dünyasında da Medreseler bu kategoride değerlendirilebilir.

1800’lü yıllara gelindiğinde ise ikinci nesil üniversiteler bilgiyi aktarma görevlerinin yanında bilgiyi üretme, yani araştırma işlevini de üstlendiler. ‘Bilim için bilim’ ilkesi ile hareket eden ikinci nesil üniversitelere en iyi örnek, Berlin Humboldt Üniversitesi’dir. İkinci nesil üniversiteler, otoriter bir yaklaşımla, toplum ve diğer kurumlarla işbirliği içinde olmayan, disiplinlerin birbirinden kopuk olduğu, devlet tarafından desteklenen ve ulusal boyutla sınırlı kalan, adeta ‘sırça köşk’ görünümünde eğitim kurumları haline geldiler. Buna karşın, yaklaşık 200 yıl boyunca, üniversitelerin dünyadaki bilimin gelişimine önemli katkılar sağladığı yadsınamaz.

Günümüzde pek çok ikinci nesil üniversite eğitim faaliyetlerine devam etmesine rağmen, dijital devrimin bir sonucu olarak klasik öğrenme yöntemlerinin öğrenciler üzerinde etkisini kaybetmeye başlaması, bilginin üniversitelerin tekelinden çıkması ve toplumun üniversitelerden beklentilerinin farklılaşması ikinci nesil üniversitelerin sürdürülebilirliğini sorgulamaktadır.

Eğitim, araştırma ve topluma hizmet

Tüm bu gelişmeler, bilginin dört duvar arasında sınırlı kalmayıp, topluma yararlı bir hale dönüştürülmesini, iş dünyası ve sivil toplum örgütleri ile yakın işbirliği içinde topluma aktarılmasını gerektiriyor. Bu nedenle, üniversitelerin de eğitim ve araştırma yaklaşımlarında değişim ve dönüşüm zorunlu hale geldi. Bu zorunluluk, üçüncü nesil üniversitelerin oluşumunda en önemli etkendir.

Böylece yüksek öğretim kurumları, bilgiyi toplumsal yarara ve değere dönüştürebilen, uluslararası rekabet ortamında en iyi akademisyen, öğrenci ve araştırma desteği için yarışan, iş ve sanayi dünyası ve diğer üniversitelerle yakın işbirliği içinde olan, çok kültürlü, kozmopolit kurumlara, başka bir deyişle üçüncü nesil üniversitelere dönüşmek durumundadırlar.

Belli konularda eğitim vermek amacıyla yola çıkan birinci nesil üniversiteler ve eğitimin yanı sıra araştırma yapma görevini gerçekleştiren ikinci nesil üniversiteler yerlerini yavaş yavaş eğitim ve araştırmaya topluma hizmet işlevini de harmanlayarak bir arada sunan yükseköğretim kurumlarına bırakacaklar.

Artık eğitim her yerde yapılabiliyor

Eğitim ve araştırma işlevlerini toplumsal hizmet boyutuyla bütünleştirerek yerine getirebilmek amacında olan üçüncü nesil üniversiteler, mezunlarının iş ve yaşamlarında başarılı olmaları için bilgiyi öğrenciye adeta kürekle aktarmak yerine, sosyal ve kişisel gelişimi,  kendi kendine öğrenmeyi ve deneyim kazanmayı ön plana çıkarmaya başladılar. Bunun başarılması için de, üniversite eğitiminde aktif öğrenmeye yönelik uygulamalara ihtiyaç duyuluyor.

Artık eğitim sadece sınıf ortamında değil, kütüphanede, kafeteryada, sokakta, fabrikada her yerde yapılabiliyor. Öğrencilerin bir proje etrafında yerel, küresel veya ulusal sorunlara iş dünyasıyla işbirliği içinde çözüm üretmeleri, deneyerek ve sorgulayarak bilginin sentezini yapabilmeleri ve disiplinler arası kalın duvarların yok olduğu bir ortamda eğitim almaları üçüncü nesil üniversitelerin temel hedeflerindendir.

Tüm bu gözlemler ışığında başta AGÜ olmak üzere, üçüncü nesil üniversiteler, bütünleşik eğitim programları yardımıyla öğrencilere,  eleştirel düşünme, temel yaşam becerileri, iletişim becerileri, takım çalışması, İngilizce yetkinlikleri, problem çözme ve uluslararası farkındalık becerilerini kazandırmayı hedefliyor. Öğrencilerin sosyal ve kişisel gelişimi hayata geçiriliyor. Aynı zamanda üçüncü nesil üniversitesiler, öğrencisinin sahip olması gereken bilgi ve becerileri küresel sorumluluklar perspektiflerinde bütünleştirerek öğrencilerine kazandırmayı hedefliyorlar.

Kaynak: Hürriyet

       

BENZER HABERLER