reklam
reklam
Akademik Personel | 09 Aralık 2016, Cuma

Türkiye’deki Akademik Yayın Anlayışının Evrimi

20 Şubat 2014
Türkiye’deki Akademik Yayın Anlayışının Evrimi
       

Türkiye’deki akademik yayınların gelişme süreci Prof.Dr. Fazıl Necdet ARDIÇ’ın makalesinde göre şu şekilde yer aldı.

1985-1990: Yayın yapmak lazım

Bu dönem akademisyenlerin ve akademisyen adaylarının yayın yapması gerektiğinin anlaşıldığı ve sık sık Türkçe makalelerin yazıldığı bir dönemi oluşturmaktadır. Dönemin ana özellikleri
1-Yayınların çoğu Türkçedir.
2-Kullanılan dilin içine birçok yabancı kelime karışmıştır.(Fransızca, İngilizce)
3-Kaynak taramaları ciltli indekslerden yapılır.
4-Kaynaklar, genellikle çevre üniversitelerin kütüphanelerine gelen dergiler, kişisel
koleksiyonlar veya temel kitaplardır.
5-Referans gösterme belli kurallara tam olarak bağlanmamıştır.
6-Çeviri makaleler yayın sayılmaktadır.
7-Genellikle kurumsal dergilerde yayınlar yapılmaktadır.(Üniversite, hastane, enstitü…)
8-Kongre bildirileri çok önem taşımaktadır.

1990-1995: Çok yayın yapmak lazım, yurt dışı yayında olmalı

Bu dönem yavaş yavaş yayın tekniğinin oturduğu ve rekabetin arttığı bir dönemdir.
1-Makalelerdeki gereç yöntem kısımları hala sağlıklı olmamakla beraber, yavaş yavaş oturmaya başlamıştır.
2-İstatistik yöntemler devreye girmiş, istatistikçiler aranılan insanlar olmuşlardır.
3-Hırslı gençlerin devreye girmesiyle, artık uçan kuşa bile bundan ne yayın yapılır gözüyle bakılmaya başlanmıştır.
4-Uluslarararası kaynaklara ulaşımın artması ile karşılaştırma olanağı doğmuş, ve “yurtdışı yayın olabilecek yurtiçi yayın” deyimi ortaya çıkmıştır.
5-Böylece hem içerde hem dışarda yayınlanmış makaleler ortaya çıkmıştır.
6 -Bu dönem aynı zamanda branş dergilerinin öne çıktığı, kurum dergilerinin zayıfladığı dönemdir.

1995-2000: Mutlaka yurtdışı yayın

Bu dönem akademisyenlerin artık rahatça yayın yapıp, uluslararası sisteme yöneldikleri dönemdir.
1-Artık gereç ve yöntem oturmuştur.
2-SPSS ile birlikte istatistik sadece istatistikçilerin tekelinden çıkmıştır.
3-Birçok yerde etik kurullar kurulumunu tamamlamış ve çalışmaya başlamıştır.
5-Genç neslin gerek kongrelerde gerekse bizzat giderek yabancı meslektaşları ile temas
kurması önemli bir şart haline gelmiştir. Bu yüzden yurtdışı yayına verilen önem artmıştır.
6-Artık bütün enerji yurtdışı yayına yönlendirilmiştir. Ama yine de kıdemli öğretim üyelerinin
teşviki ile yurtiçi dergilerde de yayın yapılmaktadır.
7-Kongre sayıları çok artmış, sunulan bildiri sayıları da buna paralel artmıştır. Fakat bildirilerdeki
kalite düşmüştür.

2000-2005: Türkçe yayına gerek yok

Bu dönem Türkçe yayın isteğinin iyice azaldığı ulusal dergilerin çok zorlandığı dönemdir.
1-YÖK’ün koyduğu kriterlerin de etkisiyle Türkçe yayın yapmanın hiç cazibesi kalmamıştır.
2-İnsanlar birbirleri ile “Kaç yurtdışı yayının var” diyalogları yapmaya başlamışlardır.
3-Kurumlar dahi yapılan yurtdışı yayınlara göre sıralanmaya başlamıştır.
4-İnternet üzerinden SCI’nın devreye girmesiyle herkes ölçülebilir hale gelmiştir.
5-Birçok üniversite kütüphanesi online olarak veritabanlarına bağlanmıştır.
6-Türkçe’nin bilim dili olarak kullanılmasıyla ilgili kaygılar doğmaktadır.

2005- :Ne olacak bu Türkçe’nin hali

Bu dönemde ulusal dille yapılan yayının önemi kavranmaya başlanmıştır.
1-Türkçe yayınların kalitesini arttırma çabaları başlamıştır.
2-Türkçe deyimlerin düzenlenmesi çalışmaları devam etmektedir.
3-Uluslarararası yayıncılık ve indeksleme faaliyetlerinin oluşturduğu ekonomi, bilimin önünde bir engel oluşturmaya başlamıştır.
4-Ücretsiz dergiler ve indeksler dünyada duyulmaya başlamıştır.
5-Ülkemizde de dergiler maliyet baskısına dayanmakta zorluk çekmektedir.
6-1990’lı yıllarda başlayan bu sarmalda sosyal bilimler ezilmeye başlamıştır.
7-Yapılan yayınların kalitesi gündeme gelmiş, atıf sayıları, h-faktör gibi tartışmalar doğmuştur.
8-Yapılan yayınların ülkemize faydası sorgulanmaya başlamıştır.

Prof.Dr.Fazıl ARDIÇ’ın değerlendirmesi Türkiye’deki akademik yayın gelişimine güzel bir örnek teşkil etmektedir. Hocamızın temelde tıp yazınları için yapmış olduğu bu değerlendirme diğer bilimlerdeki yayınların gelişim süreciyle de parallellik göstermektedir.

Prof.Dr.Fazıl ARDIÇ’ın makalesinden derlenmiştir.

Derleyen: Akademikpersonel

       

Yorumlar

  1. biraz hassasiyet diyor ki:

    “Çok yayın yapmak lazım, yurt dışı yayında olmalı”
    “Ne olacak bu Türkçe’nin hali”

    Evet ne olacak bu Türkçenin hali?

  2. gkyz diyor ki:

    Kesinlikle böyle derlemeleri okumamızı sağlamak bu sitenin yüksek kalitesini gösteriyor.

  3. smyrna diyor ki:

    forumda böyle derlemeleri görmek güzel. tşk.

Yorum Yaz