reklam
reklam
Akademik Personel | 03 Aralık 2016, Cumartesi

Tıp Fakülteleri ve Baraj Puan Uygulaması

26 Ocak 2015
Tıp Fakülteleri ve Baraj Puan Uygulaması
       

Tıp eğitimi uzun ve zor bir süreç. Bu süreçte birçok sorunla karşılaşılıyor. Bu sorunların büyük bir kısmı tıp fakültesi öncesinde başlıyor. İlk-orta öğretim döneminin yapılanması, sınav sistemi ve dershanelerin etkisiyle ezberci, ilişkileri zayıf, sorma, tartışma, üretme ve işbirliği yapma, fikir ve bilim adamlığı konusunda yeterli alt yapıdan yoksun bir genç grubu tıp fakültelerine geliyor.

Bu gençler çoğunlukla bilinçsizce ve aile ya da çevrenin etkisiyle tıp fakültelerini seçiyor, yoğun eğitim sürecinde bocalıyor ve meslekten soğuyorlar.  Zamanla tıp eğitimine karşı isteksizlik oluşuyor ve hekimlik yaşamı boyunca devam edebiliyor.

Ortaöğretim döneminde yeterli biyolojik bilimler, ilk yardım, hijyen, toplum sağlığı, hastalıklardan korunma ve temel uygulamaları yapabilme eğitiminin verilmemesi ve beraberinde akılcı, ciddi bir yönelim sağlanmaması nedeniyle öğrenciler tıp fakültesine hazırlıksız geliyor.
Tıp eğitimi pahalı ve ciddi bir eğitimdir. Uzun süre maalesef eğitici ve dersliğin varlığı eğitim için yeterli görüldü. Son zamanlarda YÖK’te bu konuda çalışmalar dikkati çekiyor. En azından bazı standartların getirilmesi çabası gözleniyor.

Altyapı yetersizliği (Fiziksel, teknolojik donanım vb.) önemli bir problem. Artık bir tıp fakültesinin asgari standart ve koşulları belirlenmeli ve yeni açılacak ya da mevcut tıp fakültelerinin bunları taşıması sağlanmalı.

Ülkemizin hekim sayısı gelişmiş ülkelere göre düşük olduğu için devlet tıp fakültesi kontenjanlarını arttırma ihtiyacı duyuldu.  Ancak bu süreçte mevcut tıp fakültelerinin desteklenip daha fazla öğrenci alabilmesinin sağlanması yerine yeni tıp fakültelerinin açılması tercih edildi ve sonuçta nüfusa oranlandığında gelişmiş ülkelere göre 2-3 kat daha fazla tıp fakültesi açıldı. Çoğu yeterli altyapıya sahip olmayan bu tıp fakültelerinin önemli bir kısmı ise çok az öğrenci alıyor.

Puan farkları giderek arttı

Vakıf Üniversiteleri’nin de tıp fakültesi açmaya yönelmesi ile birlikte bu fakültelere giren öğrencilerin arasındaki puan farkları da giderek arttı. Herhangi bir devlet üniversitesinin aynı puan türüyle öğrenci alan diyet, hemşirelik, veterinerlik gibi bölümlerine giremeyen öğrenciler, tıp fakültelerine girdi. Bunun sonucunda çok farklı bilgi düzeyine sahip öğrenciler, yine altyapısı da yetersiz fakültelerden hekim olarak yetişmeye başladı.

Batı ülkelerinde tıp fakültelerine başvurularda bilginin yanı sıra beceri, analitik düşünme ve iletişim kurabilme gibi özelliklerin de ölçüldüğü sınavlar esas alınıyor. Ülkemizde yapılan yerleştirme sınavları ise sadece bilgiyi ölçüyor. Aradaki puan farklarının çok fazla olması bilgi düzeyinde farklılığı ifade ediyor.

Çok düşük puanlarla yerleşen öğrencilerden yatay geçişle devlet tıp fakültelerine gelenlerin zorlandığı görülüyor. Sadece devlet ve vakıf üniversitelerinde değil, aynı vakıf üniversitesinde de burslu giren ile ücretli giren öğrenciler arasında uçurum olabiliyor. Bunun yanı sıra toplumda da bir kırgınlık ve üzüntü nedeni olabiliyor.

Toplum vicdanında da haksızlık olarak kabul ediliyor. Parası olmadığı için Hacettepe hemşirelik veya diyet bölümüne gitmek zorunda kalan birisinin, meslek hayatında parası olduğu için tıp okuyan ancak ÖSYM puanı kendisinin çok çok altında olan birinin yanında görev yapmasının doğuracağı sorunları da düşünmek gerekiyor.

Batı ülkelerinde de parası olan okuyabilir. Çok iyi okullara gidebilir. Ancak belli bir temelinin de olması istenir. Örneğin Amerika Birleşik Devletleri’nde, Kanada’da  tıp fakültesi okuyabilmek için genellikle iki skor dikkate alınıyor. İncelendiğinde tıp fakültesine yerleşen öğrencilerin GPA (grade point average) skorlarının genelde 3’ün, MCAT (The Medical College Admission Test) skorlarının 24’ün üzerinde olduğu ve fakültelerin bir çoğunun daha yüksek skorları başvuru için kriter kabul ettiği görülüyor. Benzer bir uygulama İngiltere’de de var.

Bazı fakültelerin kapanması gerekebilir

Bu anlamda son günlerde YÖK Başkanı Sayın Prof. Dr. Yekta Saraç tarafından dile getirilen, tıp fakültelerine taban puan uygulamasının çok yerinde olduğunu düşünüyorum. Ancak bu puanın aradaki uçurumu azaltan bir rakam olması gerekir.

Bazı basın organlarında bu durumda bir kısım tıp fakültesinin kapanabileceği yönünde yazılar yer alıyor. Ben bunun çok doğru olmadığını, ülkemiz şartlarında çok pahalı olan tıp fakültesi ücretlerinin aşağıya çekilerek bu sorunun giderilebileceğini düşünüyorum. Bir başka önlem devlet tarafından ilk ve orta öğretimde özel okullar için uygulanmaya başlayan teşvik sistemine benzer bir sistemin veya başka ülkelerde olduğu gibi kredi sağlanması gibi bir uygulamanın burada da uygulanması olabilir.

Bu sistemle en azından parasızlık nedeniyle tıp veya hukuk ya da istediği bir alana giremeyen öğrencilerin okuması sağlanabilir. Eğer buna rağmen gerek altyapı gerekse tercih edilmeme nedeniyle kapanma durumuna gelen fakülte olursa da bunun da sorun teşkil etmeyeceğini, halen gerekenin 2-3 katı tıp fakültesi olduğunu, fakülte kontenjanlarının çok yüksek olduğunu, giderek azaltmak zorunda olduğumuzu ve bu nedenle zaten bir kısım fakültenin de kapanması gerekeceğini bilmemiz lazım.

Taban puan uygulamasının yanı sıra yeni tıp fakülteleri açılmaması, açılmış olanların eğitime başlama ve devam edebilme kriterlerinin iyi belirlenmesi, sağlamayanların ise eğitiminin durdurulması gerekir.

Ülke olarak bunları uygulamakta geç kaldığımızı, bizim hekime değil, iyi yetişmiş hekime ihtiyacımız olduğunu, dolayısı ile YÖK Başkanlığı’nın bu konudaki düşüncesini desteklediğimizi belirtmek isterim. Bu uygulamanın lisansiyer diploması yerine meslek diploması veren tüm alanlara da yaygınlaşması yerinde olacak.

Prof. Dr. Muhammet GÜVEN – Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı

Kaynak: Hürriyet

       

Yorumlar

  1. Çetinkaya diyor ki:

    Yaptığınız sınavlar hiçbir düzeyi ölçemez.Önce sisteminizi düzeltin sonra öğöğrenciyi sorgulayın.

  2. ak diyor ki:

    Sayın Hocam Ben genç bir doktor annesiyim.Yazınıza bir husus dışında tümüyle katıldığımı belirtmek isterim.Kızım sekiz yıl önce öss de ilk 5000 e girmişti.Ankara dışında okumak istemediğinden bir vakıf üniversitesi tercih ettik.Burada ilk seneyi ücretli okuduktan sonra Türkiye’nin büyük bir tıp fakültesine yatay geçiş yaptı.Kızım birinci sınıfta okul birincisiydi. Daha sonra da fakülteyi beşincilikle bitirdi ve tus’ta da çok iyi bir derece yaptı.Kızımla beraber yine bir vakıf üniversitesinden yatay geçiş yapmış olan bir öğrenci de okulu birincilikle bitirdi. Şimdi ikisi de aynı üniversitenin çok özveri isteyen bölümlerinde ihtisas yapıyor. Yani sayın dekanımız rektörümüz (o zaman ki) çok isabetli, adil ,dürüst bir şekilde öğrenci seçmişler.Onlara da bu vesile ile saygılarımı sunmak isterim. Yani bu işler dürüst bir şekilde yapılırsa vakıftan devlete geçenler başarısız oluyor gibi bir önyargıya katılabilmem mümkün değil bunu belirtmeyi borç bildim. Saygılarımla

  3. ismet tutar diyor ki:

    tıpta paralı eğitim görenler ile devlet üniversitelerde okuyanlar arasındaki eşitsizliği kaldırılmalıdır. yani parası olan okuyor.340 puan alanlar paralı tıp okuya bilir iken.devlet tıp fakültelerı için mf puanı ile450 bile yerleşemiyor,bu eşitşızliğinin kaldırılmasını bir vatandaş olarak talep etmekteyim.lütfen sesimizi duyurun.

  4. ASL diyor ki:

    millet işsizlikten kıvranıyor,artık bu işin zevki mi kalmış sanki,…kan görmeye dayanamayan bayılan bile tıp okuyor çünkü insan gibi yasayabilmesi için başka sansı yok. 4 yıllık sevdiği bölümü okuyup callcenterde veya kasiyerlik yaparak sürünsün mü çocuk.ÜLKE GERÇEKLERİYLE YÜZLEŞMELİ.GENÇ NUFUSUNA SAHİP ÇIKMALI.BOSUNA ORDA BURDA beyhude OVUNMEMELİ..

Yorum Yaz