reklam
reklam
Akademik Personel | 09 Aralık 2016, Cuma

SETA Akademik Özgürlüğü Masaya Yatırdı

24 Haziran 2014
SETA Akademik Özgürlüğü Masaya Yatırdı
       

SETA analistleri “Geçmişten Günümüze Türkiye’de Akademik Özgürlük Başlıklı” analiz hazırladı

Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırma Vakfı (SETA), tarafından yapılan analizde Yükseköğretim Kanunu’nun toplu­mun tüm paydaşlarıyla yeniden ele alınması ve akademik özgürlüğü genişletme yönünde gerek üniversite özerkliği gerekse bireysel öz­gürlükleri dikkate alan dünya ölçeğinde yeni bir kanun haline getirilmesi gerektiği belirtildi.

SETA analistleri tarafından hazırlanan “Geçmişten Günümüze Türkiye’de Akademik Özgürlük Başlıklı” analiz yayımlandı. Analiz önümüzdeki günlerde, YÖK Başkanı Gökhan Çetinsaya’nın da katılacağı panelde ele alınacak.

Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Bölümü Öğretim Üyesi Fatma Nevra Seggia ile proje asistanı Veysel Gökbel’in hazırladığı analizde, Türkiye’de yükseköğretim alanında akademik özgürlüğün nasıl kısıtlandığı ve genişletildiği ortaya kondu.

Analizde, 1980 askeri darbesi sonrasında, 1981’de Yükseköğretim Kurulunun (YÖK) kurulduğu ve bu tarihten itiba­ren akademik özgürlük tartışmalarının YÖK’ün aşırı merkeziyetçiliği üzerine yoğunlaştığı belirtildi.

-YÖK kanunu akademik özgürlüğün önündeki en önemli engellerden

Analizde, ‘Her ne kadar başörtüsü yasağı ve katsayı uygula­ması gibi yakın tarihimizde öğrenme özgürlüğü­nü önemli ölçüde kısıtlayan hak ihlalleri sona er­miş olsa da yükseköğretimin amaçlarında hür ve bilimsel düşünceye beşinci sırada yer veren 1981 tarihli Yükseköğrenim Kanunu’nun hala yürür­lükte olması, akademik özgürlüğün önündeki en önemli engellerden birini oluşturmaktadır’ denildi.

Analizde, YÖK Başkanı Gökhan Çetinsaya tarafından 2013’te yayımlanan “Akademik Özgürlük Bildirisi”nin özgürlük konusunda öğretim üyelerine güç ve cesaret vermesinin muhtemel­ olduğu ancak YÖK’ün 29 Ocak’ta yaptığı yönetmelik değişikliğinde, yer alan bilimsel araştırmalar hariç öğretim üyelerinin resmi konularda izinsiz açıklama yapamayacağına dair maddenin tar­tışma yarattığı kaydedildi.

Bugün Türkiye üniversitelerinde dünya standartlarında bir akademik özgürlüğün bulunduğunu söylemenin güç olduğuna dikkat çekilen analizde, Türkiye’de akademik özgürlüğün anlaşılmasında ve içsel­leştirilmesinde de sorunlar yaşandığı, aka­demik özgürlüğün Türkiye’de özellikle üniversite özerkliği bağlamında tartışıldığı ve savunulduğu, üniversite özerk olunca akademik ve bilimsel öz­gürlüğün de olacağının düşünüldüğü vurgulandı. Aka­demik özgürlüğün bireysel hak ve özgürlüklerle ilgili olan boyutunun daima geri planda kaldığına dikkat çekilen analizde, akademik özgürlüğün, kurumsal anlamda üniver­sitenin mali ve idari özerkliğe sahip olmak, birey­sel anlamda fikir, vicdan ve ifade özgürlüğüne, iş güvencesine ve üniversitedeki karar mekaniz­malarına katılma özgürlüğüne sahip olmak anla­mına geldiği kaydedildi.

-Politika önerileri geliştirildi

Analizde,  akademik özgürlüğün tüm boyutlarını kapsayacak şekilde Türkiye örneklemi de dikkate alınarak politika önerileri geliştirildi.

Buna göre, Yükseköğretim Kanunu toplu­mun tüm paydaşlarıyla yeniden ele alınmalı ve akademik özgürlüğü genişletme yönünde gerek üniversite özerkliği gerekse bireysel öz­gürlükleri dikkate alan dünya ölçeğinde yeni bir kanun haline getirilmeli.

Üniversiteler, sivil toplum örgütleri ve dü­şünce kuruluşları akademik özgürlük üzeri­ne paneller, projeler, çalışmalar yürütmeli, sonuçlarını kamuoyu ile paylaşarak tartışıl­ması sağlanmalı.

Akademik özgürlüğün önündeki engelle­ri tespit etmek ve engellere ilişkin tedbirler geliştirmek amacıyla konuyla ilgili daha çok ampirik araştırma yapılması gerekiyor. UNESCO tavsiyesi veya Lima Bildirgesi gibi uluslararası geçerliliğe sahip metinlerde geçen akademik özgürlük kıstaslarının yasalarda ve uygulamada karşılanması için ilgili paydaşlar olan hükümet, YÖK ve üniversite senatoları tarafından özel çalışmalar yapılmalı.

YÖK Başkanı Çetinsaya tarafın­dan 2013’te yayımlanan Akademik Özgür­lük Bildirisi gibi metinler yayımlanmalı, tartışılmalı ve herkesin düşüncesini özgür­ce ifade edebilmesine müsait bir akademik iklim oluşturmak adına öğretim üyeleri cesaretlendirilmeli.

-İşten çıkarılma objektif kıstaslara dayanmalı

Üniversitede görev yapan öğretim eleman­larının işe alınma ve işten çıkarılma şartları objektif kıstaslara dayanmalı, öğretim üyele­rinin özlük haklarını ve özgürlüklerini koru­yucu şekilde yeniden düzenlenmeli ve sonuç olarak gerek devlet gerekse vakıf üniversite­lerinde çalışanların işten çıkarılma endişesi taşımamasını sağlayacak bir sistem için ça­lışmalar yürütülmeli.

Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğre­tim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönet­meliği’ndeki muğlak, akademik özgürlüğü sınırlandırabilecek ifadeler çıkarılmalı, ifa­de, araştırma, öğrenme ve öğretme özgürlü­ğünü genişletici maddeler eklenmeli.

Kaynak: AA
       

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz