reklam
reklam
Akademik Personel | 10 Aralık 2016, Cumartesi

Saraç: YÖK Yasası Yeniden Ele Alınacak

29 Kasım 2014
Saraç: YÖK Yasası Yeniden Ele Alınacak
       

YÖK Başkanı Yekta Saraç, ilk kez uygulanan rektör atama kriterini anlattı, üniversiteleri değerlendirecek bir “Kalite Kurulu” oluşturulması gerektiğini söyledi. YÖK Yasası’nda değişiklik sinyali veren Saraç, ilk kez öğrencilerin bilinçli üniversite seçimi yapabilmeleri için bilgilendirileceğini kaydetti.

YÜKSEKÖĞRETİM Kurulu (YÖK) Başkanı Yekta Saraç… Atandığında YÖK’ün en genç üyesiydi; uzun yıllar kuruma hizmet verdi, çok sayıda başkanla çalıştı. YÖK’ün başkanlık koltuğuna oturan Prof. Dr. Saraç; rektör atamalarında hangi kriterlerin göz önünde bulundurulacağı, YÖK yasa taslağı, doktora kriterleri, üniversite sınavlarındaki yeni uygulamalar ve yükseköğretimin geleceğine ilişkin önemli açıklamalar yaptı.

Saraç şunları söyledi: REKTÖR ATAMALARI: YÖK’teki seçimlerde, kamu kaynaklarını doğru kullanma, dikkat edilen kriterlerden birisi olabilir. YÖK Başkanı olarak atanmamdan bir-iki gün sonra gerçekleşen 14 üniversite rektörünün seçiminde, ilk defa başka bir kriter , kullandık. YÖK kendi seçimini ve yetkisini üniversitenin iradesini dikkate alarak “ilk 3” ile sınırladı, sadece ilk 3’teki sıralamayı değiştirdi. İlk 3’ten sonraki adayları yukarı taşımadı. Daha önceki yıllarda bu kriter uygulanmamıştı. Bu radikal tavrın akademik camia ve kamuoyu tarafından görüleceğini umuyoruz. Rektör seçimleri üç aşamada yapılır. Üniversitede seçimle 6 aday belirlenir, YÖK Genel Kurulu’nda yapılan oylamada bu adaylardan 3’ü seçilir ve Cumhurbaşkam’mıza sırasıyla sunulur. Cumhurbaş- kam’mız da bu 3 adaydan birini seçer ve atar. Bu 3 seçim de meşrudur, sadece birini “meşru” kabul etmek doğru değildir.

YÖK YASASI’NDA YENİ DÜZENLEME: Doğru olanın sorunlu alanlarda kısmi değişikliklerde bulunmak ve kalite konusu ile atama ve yükselmelerin daha üst bir çıtaya çekilmesi için düzenlemeler yapmak olduğunu düşünüyorum. Sorunları azaltma değil, artırma ve daha sonra da bunu mevzuata faturalama doğru bir yöneticilik tarzı olmasa gerek. Zira yükseköğretimde özellikle son yıllardaki sorunların önemli bir kısmı yasalardan değil, uygulamalardan kaynaklanıyor.

KALİTE KURULU GELİYOR: Son yıl larda yükseköğretim kurulularındaki artış, aslında yasal olarak hem girdi hem çıktı kontrolü yapmakla yetkilendirilen YÖK’ün, bu görevini bihakkın yapabilmesini zorlaştırmış-tır. Dolayısıyla bugünkü şartlar altında üniversitelerin hem kurumsal yapıları hem de programlarını değerlendirecek, yasalar gereği YÖK ile ilişkili ama ona bağlı olmayan bir “Kalite Kurulu”nun oluşturulması için cesaretle adım atma vakti geldi diye düşünüyorum.

ÖĞRENCİYE TERCİH KOLAYLIĞI: Doğrudan sistemle ilgili olmamakla birlikte, bu sene ilk defa öğrencilerimizin daha gerçekçi ve bilinçli tercih yapabilmelerine yardımcı olabilmek için daha önce yapılmayan tarzda tercih döneminde bilgilendirme yapılacaktır. Bu bilgilendirme ile adaylar girmek istedikleri programlar arasında bir karşılaştırma yapabileceklerdir.

YATAY GEÇİŞE ESNEKLİK: Bir öğrencinin mutsuz bir şekilde öğrenimini sürdürmesi son derece yıpratıcı. Son yıllarda öğrencinin talebinin iyi okunmadığı, talep edilmeyen bölüm-lerin keyfi olarak kendilerine arz edildiği de maalesef bir gerçek. Halbuki öğrenci artık bilinçli bölüm seçiyor. Herhangi bir yere değil, istediği üniversitenin, istediği bölümüne girmek istiyor. Farklılaşan başarılı öğrencilerin, istedikleri bölüme geçerek okumalarına, o bölümlerin gerektirdiği yetkinlikten vazgeçmeden imkan tanıyacak yeni düzenlemeler yapmamız lazım. Yatay geçiş dışında bu sorunu küçültücü bir projemiz daha var, fakat bunu bu seneye yetiştiremeyeceğimiz için şimdilik açıklamak istemiyoruz.

Yükseköğretimde motivasyonu artırmalıyız’

Son yıllarda akademide kaybolan bir değer söz konusu; ‘bilim aşkı”. Bu aşk ateşini harlamak gerek. Bazı üniversitelerimizin gerçekten küresel düzeyde başan göstermesi elbette gurur duyulacak bir gelişme. Fakat biz bütün yükseköğretimde motivasyonu artırmalıyız.

Bundan sonra YÖK üniversiteler ile sıcak bir ilişki kuracak. Elbette idarenin görevi bazen “Evet” demek bazen de “Hayır” demektir. Ama alınan kararlar anlaşılır olmalı, meşru olmalı ve adaletli olduğundan paydaşlar kuşku duymamalı.

YÖK siyaset yapan bir kurum değil. Gerçekçi olmalı, artık popülist söylemlere ve fiillere yönelmemeli.

Daha etkin ve verimli çalışan bir YÖK oluşturmalıyız. Küçülmesi de, hantal yapısından kurtanlmasının bir gereğidir.

Hem ulusal hem küresel ölçekte yükseköğretimi tanıyan uzmanlann ve uzman yardımcılannın yönetime katkı sağladığı bir personel yapısı oluşturmayı planlıyoruz.

Yükseköğretim kurumlannı yasal zeminde olmasa bile uygulamada belli konularda farklı kategorilerde değerlendirmeliyiz. Bu son yıllarda sadece söyleniyor, biz bunu söylemden çıkanp çok yakında gereğini uygulamaya başlayacağız.

Yükseköğretimin sorunlannın pek çoğu yasalardan değil, uygulamalardan kaynakla-nıyor ve biz uygulamalarda hissedilir bir iyileştirme yapabileceğimizi umuyoruz. Teker teker sorunlu alanlardaki iyileştirmeler, yapısal bir iyileştirme ortaya koymaya başlayacak. Yasal değişiklik önerilerimiz de olacak ama bunlar lokal, mevzii olacak.

Mütevazı bir üslupla önümüze mütevazı hedefler koymak ve bunlan sırasıyla kısa zaman aralıklannda gerçekleştirmek istiyoruz. Yükseköğretimde köklü değişikliğin bir YÖK başka- nının veya ekibinin önerisi ile olmaması, diğer süreçlerin yanı sıra toplumda geniş bir mutabakat aranması gerektiğine inanıyorum. Köklü değişikliklerde ihtiyatlı olunmalı. Bunun için yıllardır ‘reform’ yerine ‘yeniden yapılanma’ tabirini tercih ediyorum.

Üniversitelerimizin sorunlannın farkındayız. Bunlan kısa ve orta vadede çözülecek olanlar olarak tasnif ediyoruz ve programlıyoruz.

Özellikle yapılandıkmış mesleklerde (tıp, mühendislik, sağlık, havacılık, denizcilik gibi) meslek eğitiminin uluslararası olması adeta bir zorunluluk.

“MAALESEF yüksek lisans derecesi, son yıllarda yapılan bazı düzenlemeler ile akademik bir derece olmaktan neredeyse çıkar hale geldi. Bu tekrar ele alınmalı ama ilk olarak doktora programlan için öngörülen kriterleri tekrar gözden geçirmeye başladık. Gerektiğine karar verirsek çok kısa bir süre içinde bununla ilgili kararları alacağız. Ayrıca üç öğretim üyesi ile öğrenci almaya başlayan bir programın üçüncü, dördüncü sınıflarda da aynı öğretim üyesi sayısı ile kalması da doğru değil. Doktora programları bir yeterliliğin ve yetkinliğin sonucudur; akademi, sipariş üzerine doktora veremez, diye düşünüyorum. Aksi takdirde bunun bedelini ülkenin istikbali öder.”

“TIP ve hukuk programınm her ik de sağlıkla ilgili. Biri bireylerin, diğer devletin ve kurumlarının sağlığıyla il. Dolayısıyla bu iki program üzerinde 1 sasiyetle durmalıyız. Bu programlarla ilgili düzenlemelerde ilgili paydaşların görüşleri de önemli. Hukukta Ada Bakanlığı, sağlıkta Sağlık Bakanlığir görüşlerini ve planlamalarını dikkate almak durumundayız. Bu programların sosyal ayağında ise Tabipler Odası ve barolar var. Onların da görüşleri YÖK için önemli olmalı. Ayrıca son yi larda hukuk, tıp programlarına kaydo öğrencilerdeki başan sıralamalarında! makas gittikçe açılıyor. Tıp artık ilk 60 binden öğrenci alıyor. Bu ayrıca değerlendirilmesi gereken bir durum.

Kaynak: Habertürk

       

Yorumlar

  1. HAMDİ KARATAŞ diyor ki:

    AK PARTİYE TAVSİYEMDİR ŞU DENKLİK MESELESİNİ HALETMEDEN SEÇİME GİTME BENİ DİNLEYİN SONUÇ DA NE GÜZEL YAPTIK DİYECEKSİNİZ ÇÜNKÜ GEÇEN SEÇİMDE BU DENKLİK MESELESİNDEN DOLAYI AK PARTİYE OY VERMEYEN BİR SÜRÜ İNSANDAN HABERİM OLDU. BENDEN SÖYLEMESİ.

  2. Mulaki Beypazarlı diyor ki:

    Allahım beni 50’sinden kelli YÖK üyesi etme yarabbim

  3. doçent diyor ki:

    yapılması gereken ilk şey 50 yaş üzerindekilerin YÖK üyelikleri düşürülmeli. YÖK teki köhne zihniyetin ortadan kaldırılması için her üniversiteden öğretim üyelerinin oylarıyla seçilen genç öğretim üyelerinin YÖK üyesi olarak seçilmesi çok isabetli olacaktır.

    1. ceza diyor ki:

      Siz de 50 yaşına geleceksiniz ve o yaşınız en verimli olacağınız dönem olmalı. Bence bu durumda köhne olan sizin düşünceleriniz. Çünkü köhne olmak yaşla değil zihinle ilgili.

      1. doçent diyor ki:

        ben 50 yaşına gelince YÖK te koltuk derdine düşmem İNŞALLAH. en verimli yaşa gelince bir akademisyenin en verimli yaşının 50 yaşından itibaren olduğunu iddia etmek eşyanın tabiatına aykırı bir ifadedir. ha verimliyseniz bunu da YÖK üyesi olmadan kullanın lütfen. Ülkenin geleceğini hep 50 sinden sonrakiler mi belirleyecek. genç beyinlerin önünü tıkamayın. kaldı ki bu ülkede 10-15 sene öncesine kadar doçentlkiğin, profesörlüğün kritersiz nasıl verildiğini de yaşamasak da iyi biliyoruz. Köhne olmak elbette yaşla ilgili değil. Ancak genç (insan ömrü ortalama 65 iken 45 yaşa genç denilir mi o da tartışılır) akademisyenlerin içerisinde çok parlak beyinler var. uluslararası başarılara sahipler var. koltuklara öyle yapışılmış ki eski YÖK başkanının birçok projesinin önündeki engel de yine bu koltukçular oldu. Köhne olmak belki okuduğunu anlayamamak, belki çağın gerisinde kalmak, belki yeniliklere kapalı olmaktır. bu belkileri çoğaltabiliriz ancak bu belkilerin yaşandığı yer olan YÖK ü nasıl düzeltiriz. mesele bu. 80 de bir YÖK yasası yapılmış. darbeciler demişlerki bu ülkede Profesör olacak olanları biz belirleyelim. bu iş bizim denetimimizde olsun. sonra dünyada bir örneği daha olmayan bir doçentlik sözlü mülakatı icat etmişler. tam 30 yıldır bu çağdışı, gerici uygulama sizin gibi “köhne olmayan” yök üyeleri tarafından sahiplenilmiş, destekçi bulmuş ve değiştirilmemiş. daha söylenecek çok söz var fakat ne gerek var. yaptığınız YÖK yasa taslağı çalışmalarında yaşananları burada anlatmaya kalksak sayfalar yetmez.

      2. vız gelir tırıs gider diyor ki:

        köhne olan YÖK beyefendi. ha üstünüze alındıysanız o sizin probleminiz.

      3. vız gelir tırıs gider diyor ki:

        ayrıca size bir sorum olacak. isim kısmına “ceza” yazmışsınız. bir YÖK üyesi olarak “mobbing” yapmış olmuyor musunuz? 80 darbesinin ürünü olan YÖK yasasına ve YÖK zihniyetine ne kadar da güçlü duygularla bağlanmışsınız! YÖK ün “köhne” olduğunu dönemin başbakanı, şimdiki cumhurbaşkanı da defalarca dile getirmiştir. “ceza” ismini kullanarak yorum yazmanız bile sizin nasıl bir zihniyete sahip olduğunuzu göstermeye yetiyor. buradan akademisyenlere ve akademikpersonel.org sitesine çağrıda bulunmak istiyorum. bu sayın “ceza” isimli YÖK üyesi madem ceza vermeye bu kadar kudretli, bu kadar hevesli ismini de paylaşsın bizimle. tanıyalım bilelim bu kudretli hocayı.

        1. ceza diyor ki:

          Öncelikle 50 yaşın en verimli çağ olduğu, bir çok sorunla karşılaşıldığı için çözüm yöntemlerinin de daha iyi bilindiği bir yaş. Ve batılı şirketlerin 60-80 yaş aralığında CEOları varken tüm 50 yaş gitsin demek eşyanın tabiatına daha çok aykırı. Burada önemli olan denge hatta liyakat olmalı. İsmimin yazdıklarımla ilgisi yok. Kimseye ceza verdiğim de yok. Sadece bu ülkede doğmanın ceza olduğunu düşünüyorum. Ben de YÖK kurulunda bayan üye olmasını istiyorum.Kurulda badem bıyık görmek istemiyorum. Benim YÖK’ün varlığıyla ya da yokluğuyla sorunum yok ama YÖK bir ihtiyaçtan doğmuştur. Merkezi bir sistem olmasaydı adam bulamayan hiçbir üniversiteye giremeyecekti. Bir de insanlarda zihniyet değişmedikçe isterseniz lise öğrencisini getirin o kurula hiçbirşey değişmez. Hem ben niye size cevap yazıyorum ki. Alanım dışında kalan bu sayfayı okumak zorunda kalmam bile ceza.

  4. doçent diyor ki:

    yeni yök yasası yapacaklarmış. gördük önceki çalışmaların neticesini. demokratik görünen ancak kendi bildiğini okuyan bir kurum. YÖK, akademisyenlere saygı duymamaktadır.

  5. doçent diyor ki:

    dağdaki çoban cumhhurbaşkanını seçebiliyor, milletvekilini seçebiliyor ancak ülkede eğitim düzeyi en yüksek, aydın kesimi olan öğreti üyeleri çalıştıkları üniversiteyi yönetecek olan rektörü seçerken YÖK ve Cumhurbaşkanının irade gasbına uğruyorlar. öğretim üyeleri kimi seçtiyse onu atayacaksınız. demokratik olanı, hukuksal olanı bu. ha siz istiyorsunuzki kafamıza göre takılalım. istediğimizi atayarak ipleri elimizde tutalım devamedin böyle yetmedi üniversiteleri geri bıraktığınız. madem öyle en fazla oyu alan da milletvekili olamasın, cumhurbaşkanı olamasın. bu ülkede zihniyet problemi var.

  6. ceza diyor ki:

    Bu sefer atılmayı gene kaldırırlar.

Yorum Yaz