reklam
reklam
Akademik Personel | 05 Aralık 2016, Pazartesi

Sanatta Kafalar Karışık

11 Mart 2014
Sanatta Kafalar Karışık
       

Figür ve peyzaj resmin önemli isimlerinden Cansen Ercan, yeni sergisiyle Evin Sanat Galerisi’nde. Ercan, “Günümüz sanat ortamında kafalar çok karışık. Her şey çok kolaylıkla ele alınabilir ve çok kolaylıkla tüketilebilir hale geldi” diyor.

 

Cansen Ercan, günümüz figür ve peyzaj resminin en özgün isimlerinden biri. Resimlerinin güçlü kompozisyonu, derinliği ve dinginliği kadar sanatı algılayışı ve geleneğe bağlı sanatçı duruşu da beni etkiliyor. Tevazuunu da unutmamak gerek, evinin duvarlarında kendinin değil, sadece sevdiği birkaç ismin ve genç sanatçıların tabloları var. Cansen Ercan’la Evin Sanat Galerisi’nde açılış öncesi buluştuk, hem sergiyi dolaştık hem de sohbet ettik…

Evin Sanat Galerisi’nde 2012 yılında açtığın ilk serginle Sedat Simavi Görsel Sanatlar Ödülü’nü kazandın. Yeni serginin hazırlık sürecinde bu ödülün üzerinde bir etkisi oldu mu?

Sergimi yaklaşık 1,5 yıl gibi bir süreden beri hazırlıyorum, 24 Aralık’ta aldığım ödül bu hazırlık sürecinin sonlarına denk geldi dolayısıyla. Güzel, kıymetli bir ödül Sedat Simavi Görsel Sanatlar Ödülü. 2012 Evin Sanat Galerisi’nde gerçekleştirdiğim sergimin bu ödüle değer görülmesi beni çok memnun etti elbette, heyecanlandım, mutlu oldum. Bugüne kadar öğrenciliğim de dahil olmak üzere hiçbir yarışmaya katılmadım ben. Bu ödüle aday gösterildiğimi de bilmiyordum, sadece sonuçtan haberim oldu, büyük sürprizdi.

 Cansen, portre ve peyzajları ayrı ayrı ele alıyorsun neden?

Bir peyzajı, portreyi ya da bir ‘nü’yü ele alırken aynı resimsel sorunların ve çözümlerin peşindeyim. Bir peyzajın başlı başına yeterliliğini bir figürün ya da figürlü kompozisyonun arkasında bir fon kategorisine indirgemek istemediğimden, peyzaja verdiğim önem onu bir arka plan olarak, bir fon olarak kullanmamı engelliyor.

Konularını nasıl belirlersin? 

Konuyu resmin bahanesi olarak görüyorum. Biraz içeri dönük bir ressamım ben, ‘dünyamı dar tutuyorum, ama derinlik peşindeyim’. Yakın çevrem, tanıdıklarım, duygulanımlarım, hesaplarım plastik bir problemi ortaya koymak ve onun çözüm önerisini sunmak için bir başlangıç noktası oluyor. Başlangıcından bugüne kadar geleneğin kuşaklar boyunca korunmuş, zenginleştirilerek aktarılmış tüm plastik değerleri ile yüklenmiş olarak karşımızda duran koskoca evrenine özgün ve kişisel penceremi öznel duyarlılığımla ve sorumluluğumla açmaya çalışıyorum. Bu süreçte konu resmin bahanesi gerçekten de resimden önce bir hikâyenin okunmasını istemem.

Bir önceki sergine oranla şehre ait öğeler daha az ve renk kullanımı sanki daha farklı gibi geldi bana. Bilinçli bir tercih mi?

Resmin serüveni farklı heyecanları barındırıyor, buna tekrara düşmemek kaygısı da diyebiliriz, Ana yolda ilerlerken ufak tefek sapaklara girip çıkmak, bir bakıma kendi dünyanızda gezinmek sanatsal dinamiğin bir gereği. Bu farklılıkların ortaya çıkışı çok hızlı olmuyor, biri diğerine sebep oluyor. Ortaya koyduğunuz sorunlar ve çözüm önerileriniz değişebiliyor. Renk de resmin kurgusuna hizmet eden, ifadenizi güçlendiren, en az biçim kadar önemli bir öğe. Öyle zengin bir dünya ki renk, resmin atmosferini ve duygusunu belirlemekte size yardım eden sonsuz bir olanak.

Bu sergindeki Haydarpaşa resmi yorum olarak diğer resimlerinden ayrılıyor. Nasıl ortaya çıktı?

Bilmiyorum, bir kapris gibi Haydarpaşa’yı resmetmek istedim. Bence Haydarpaşa resminde dil açısından bir farklılık yok. Ancak çok spesifik hatta biraz da popüler bir konu olduğunun farkındayım. Bence diğerlerinden ayrıymış gibi görünmesinde bunun payı var.

Sergini dolaşırken bir kez daha ağaçların dikkatimi çekti, neden hiç yaprak yok? 

Sonbahar ve kış ağaçlarının formları etkilediğini düşündüğüm için resmediyorum sanırım. Yine aynı bakış açısıyla dikkat ettiysen selvi ağaçları da var…

Klasik bir soru demezsen, sevdiğin, takip ettiğin ve resmini etkileyen sanatçılar var mı?
En çok sevdiğim, resimlerini görmekten heyecan duyduğum, sonrakileri merakla beklediğim, eskilerini dönüp dönüp karıştırdığım, tekrar tekrar baktığım iki büyük usta birisi, değerli hocam Neş’e Erdok, diğeri değerli ağabeyim Sabahattin Tuncer’dir. Bonnard, Morandi, Giacometti ve Egon Shiele’nin özgün, biricik resimsel dünyalarının zenginlikleri beni çok etkilemiştir.

Türkiye resmine baktığında son dönem gelişmeleri nasıl buluyorsun?

Gençler bana heyecan veriyor. Aralarında çok çalışkan, becerikli ve müthiş duyarlı olanları var. Onları yakından takip etmeye çalışıyorum, bazılarıyla kişisel ilişki kurmayı ve ortak zaman geçirmeyi de seviyorum. Günümüz sanat ortamında kafalar çok karışık…Her şey çok kolaylıkla ele alınabilir ve çok kolaylıkla tüketilebilir hale geldi. “Yeni iyidir” inancı yaygınlaştı, birbirine benzer üretimler arttı, etrafımızı bir kerelik, derinliksiz, hızla ortaya çıkarılmış, hızla tüketilmiş işler ve spekülatif davranış kalıpları sardı. Ama bu genel eğilimden, bu tuhaf rüzgârdan kendini koruyan, kendi zengin dünyasını oluşturan, genç ama sağlam ve çalışkan, üretken gençler de var. İşte ben onlardan çok umutluyum, onları takip etmeyi, çalışmalarını izlemeyi çok seviyorum.
Cansen Ercan sergisi, 5 Nisan’a kadar Evin Sanat Galerisi’nde görülebilir.

Kaynak: Radikal

       

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz