reklam
reklam
Akademik Personel | 03 Aralık 2016, Cumartesi

Psikoloji İstiyordu İşletmeye Girdi

14 Temmuz 2014
Psikoloji İstiyordu İşletmeye Girdi
       

Şeyda Oğuz, işletme ikinci sınıfta okurken, ‘Bu mesleği mi yapmak istiyorum?’ sorusunun yanıtının evet olmadığını fark edince, psikoloji okumak için bu yıl yeniden üniversite sınavına girdi. Endüstri mühendisliği üçüncü sınıf öğrencisi Uğur Aydın, kendi deyişiyle mecburen mühendislik tercih etti. O da bu yıl yeniden sınava girdi, eczacılık tercihi yapmaya hazırlanıyor. Azade Aydoğdu ise tam dört kez sınava girdi, iki mühendislik bölümünü bıraktı. Şimdi ergoterapi bölümünde severek okuyor.
Onlar tek örnek değil. Her yıl üniversite sınavına girenlerin yaklaşık 500 binini üniversitede okuduğu bölümden memnun olmayanlar oluşturuyor. Hatta mutsuz üniversite mezunları da eklenince bu rakam iyice yükseliyor.

 

Bilinçsiz tercih, aile baskısı…

Üniversite sınavına girenler adaylar için tercih dönemi 7 Temmuz’da başladı. Adaylar, tercihlerini 17 Temmuz’a kadar yapacak. Bu yıl ilk kez tercih yapacak lise mezunlarının yanı sıra, mutsuz üniversiteliler de var. Türkiye’de üniversite giriş sınavına başvuran kişi sayısının yüzde 30’unu bölümünden memnun olmayan üniversiteliler oluşturuyor. 2013 Yüksek Öğretime Giriş Sınavı’na (YGS) giren 1 milyon 924 bin 563 öğrencinin 800 binini lise son sınıf öğrencileri oluştururken, 560 binini de önceki yıllarda üniversiteye yerleşenler oluşturuyordu. 2014 YGS’de sınava giren 2 milyon öğrenciden 850 bini lise son öğrencisi iken 437 bini yine üniversiteli idi. Bilinçsiz tercih, aile ve toplum baskısı, eğitim sistemindeki eksik yönlendirme nedeniyle bölümlerinden memnun olmayanlar üniversite önündeki yığılmayı daha da artıyor.

 

Psikoloji istiyordu işletmeye girdi

Okuduğu bölümde mutsuz olduğu için bu yıl sınava yeniden giren öğrencilerden biri de Şeyda Oğuz. Oğuz, Marmara Üniversitesi İşletme bölümü ikinci sınıf öğrencisi. Psikoloji okumak istediği halde puanı yetmeyince İşletme bölümüne giren Oğuz, ikinci yılında tekrar hazırlanıp sınava girdi. İşletme eğitimi alırken, kendine ‘İstediğim bu mu?’ diye sorduğunu anlatan Oğuz şöyle konuşuyor:

“Sınava girdiğim ilk sene psikolojiye puanım yetmeyince tekrar hazırlanıp ikinci sene sınava girmek istedim. Ancak ailem kabul etmedi. İşletmenin çalışma olanakları daha geniş diye burayı yazdım. Okula gidiyordum ama aklımda hep psikoloji vardı. İkinci sınıfta yeniden sınava girmeye karar verdim. Hem üniversiteye devam ettim hem sınava hazırlandım. Etrafımdaki pek çok kişi ‘Herkes iki seneni çöpe mi atacaksın? Bitir yeniden okursun dedi'”

 

‘Başlayınca severizci’ler…

Aydın, üç yılın ardından eğitimine yeniden başlayacak. Bu kez istediği bölümü tercih edecek.

Osmangazi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği 3. sınıf öğrencisi Uğur Aydın ise, etrafında mühehdislik dalında çalışan kişiler olduğu için, puanı tıp fakültelerine tutmayınca mecburen mühendislik fakültesi seçtiğini söylüyor. Bu yıl tekrar sınava giren Uğur, eczacılık tercihi yapacak bu kez. Kendisi gibi pek çok kişinin ‘bölüme başlayayım severiz’ düşüncesiyle üniversiteye geldiğini anlatan Aydın şöyle konuşuyor:

 

‘Puanın neye yeterse orayı git’

“Herkesin mühendislikle ilgili bilgisi olduğu kadar bilgim vardı tercih yaparken. Endüstri mühendisliği için daha kolay iş bulunacağı, gözde bir bölüm olduğu söylendi. Yazdım. Tercihler bilinçsizce, içeriğinin ne olduğu bilinmeden yazılıyor. Üniversiteye kapağı atayım da ne olursa olsun diye düşünülüyor. Ancak 2. ya da 3. sınıfa gelince anlaşılıyor bölümde neler yapılabileceği. Ben endüstri mühendisliği hakkında daha fazla şey bilsem bu hatayı yapma ihtimalim daha düşük olurdu. Lise öğrencileri sadece ders çalışıyor. Kimse ne yapacağını bilmiyor. Liseden başlayarak okullarda yönlendirme yapılmalı. Herkes puanı neye yeterse onu yazıyor. Üniversitede mesleklerle ilgili geziler yaptığımızda çalışma koşullarını gördüğümde bana uygun olmadığını anladım.”

 

4 kez sınava girdi

Aydoğdu, dört kez sınava girdi, iki kez okuduğu bölümü bıraktı. Şimdi istediği eğitimi alıyor.

2006 yılından bu yana sevdiği bir alanı okumak için iki bölümü bırakan Azade Aydoğdu’u ise tam 4 kez üniversite sınavına girdi. İstediği diş hekimliğini kazanamayınca önce İngilizce kimya mühendisliği okuyan, onu bıraktıktan sonra tekrar sınava giren, diş hekimliği yine olmayınca bu kez gıda mühendisliğine giden Aydoğdu yine mutlu olmayınca burayı da bıraktı. Sonunda sağlık alanında bir bölüm kazandı. Şu an Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ergoterapi bölümünde son sınıf öğrencisi. Aydoğdu, “Keşke üniversite öncesinde öğrencilerin ilgilerine göre eğitim alma fırsatı olsa. Farklı bölümleri tecrübe etme fırsatı bulabilse de neyi isteyip neyi istemediğini farkedebilse. Böylece gençler kararını toplum ve aile baskısı, popüler tercihler dayatması olmadan sağlıklı şekilde verebilir” diye konuşuyor.

 

YÖK’ten çözüm için formül

YÖK, hem üniversite önünde yığılmayı önlemek hem de mutsuz üniversiteli çoğunluğuna çare olmak için bir süredir çalışma yapıyordu. Çalışma sonunda yatay geçiş ve çift anadal imkanlarını genişletti. Üniversitede 100 üzerinden 70 ortalaması olan öğrenciler dilerlerse farklı bir alanda da eğitim görebilecek. Tıp, mühendislik ve hukuk dışında iktisadi ve idari bilimler, fen-edebiyat ile sosyal bilimlerde okuyanlar 70 başarı ortalamasını tutturursa çift diploma sahibi olabilecek. Sistemi sınavsız rahatlatabilmek için de, yeniden sınava girmeden yatay geçiş imkanları artırıldı. Bu yıldan itibaren öğrenciler okumak istediği bölümü veya üniversiteyi değiştirmek isterlerse merkezi yerleştirme puanı ile de geçiş yapabilecek. Üniversitede okuyan öğrenciler eğer, kayıt oldukları yıldaki üniversite puanları geçmek istedikleri bölümün en az taban puanı kadarsa, o bölüme geçebilecek. Mesela, İşletme (puan türü TM1) programında kayıtlı bir öğrenci merkezi yerleştirme puanları arasında MF4 puanı varsa ve bu öğrencinin MF4 puanının geçmek istediği İnşaat Mühendisliği programının taban puanına eşit veya yüksek ise yatay geçiş yapabilecek. Öğrenciler hazırlık sınıfında da olsa, başvuru yapabilecek.

 

‘Sadece yatay geçişle olmaz’

Eski YÖK Başkan Vekili Prof.Dr. İsa Eşme üniversite adaylarından ilk üç tercihine yerleşenlerin oranı yüzde 25’ler civarında olduğu, başvuranların yüzde 40’ının onuncu ve daha gerideki tercihlerine yerleştiği dikkati çekiyor. Eşme bu sorunun çözümü için yatay geçiş imkanlarının artırılması dışında da yapılması gerekenler olduğunu söylüyor:

“Yatay geçiş bu soruna köklü çözüm getiremez, sadece sınırlı sayıdaki mutsuz öğrenciye yeni bir fırsat yaratır. Türkiye’de ortaöğretimden yükseköğretime geçiş sorunu çözülmeden bunun bir halkası olan bir sorun tek başına çözülemez. Eğitimin bütünlüğü içinde aranacak bir çözümün üç önemli adımı bulunmaktadır. Temel eğitim sonrasında etkin bir yönlendirme, ortaöğretim kulvarları ile yükseköğretim kulvarları arasında daha uyumlu bir yapılanma, ortaöğretimde kazanılması gereken yeterliliklerin ölçüldüğü, ‘olgunluk’ ya da ‘lise bitirme sınavı’ uygulaması.”

Kaynak: Sondakika

       

Yorumlar

  1. patlıcan diyor ki:

    mezun olanlar ne yapsın pekiyi…onların ki can da mezunlarınki patlıcan mı

  2. Painkiller diyor ki:

    Bu konu her tercih döenminde gündeme gelir ve ne yazık ki söylene söylene insanların duyarsızlaştığı bir konu haline gelmiştir. Ben de bu durumun mağdurlarındanım ve bu gidişle 30 na dayanmış birisi olarak tekrar sınava girecem gibi. O nedenle tekrar söyleyelim sevdiğiniz meslek ne ise onu seçin, bu uğurda çalışmak gerekiyorsa oturun çalışın, olmadı bir yıl daha deneyin, aileniz baskı yapıyorsa direnin yani sizi mutlu edecek mesleğe ulaşmak için ne gibi bir bedel ödemek gerekiyorsa ödeyin aksi halde bir ömür boyu mutsuz olarak o bedeli ödersiniz zaten.

Yorum Yaz