reklam
reklam
Akademik Personel | 03 Aralık 2016, Cumartesi

Protestan Türkler Doktora Tezi Oldu

7 Eylül 2014
Protestan Türkler Doktora Tezi Oldu
       

Antalya Kaleiçi’ndeki Aziz Pavlos Kültür Merkezi’nin kurucusu Amerikalı rahip James Bultema, doktora tezi konusu olarak ‘Protestan Türkler’i seçti.

Antalya Kaleiçi’ndeki Aziz Pavlos Kültür Merkezi’nin kurucusu Amerikalı rahip James Bultema, doktora tezi konusu olarak ‘Protestan Türkler’i seçti. Rahip Bultema, ‘Türk Protestan Kilisesi’nin Başlangıcı’ adını taşıyan tezin, bu konuda yapılan ilk etraflı çalışma olduğunu söyledi.
Teoloji yüksek lisansını ABD’de yaptığını, doktorasına ise Hollanda’daki Leiden Üniversitesi’nde devam ettiğini anlatan James Bultema, tezine 2006 yılında başladığını belirtti. Çalışmalarına son aylarda ağırlık verdiğini kaydeden Bultema, bu konuda daha önce yapılan bilimsel bir çalışma olmadığını söyledi.

KİTAP OLARAK YAYIMLANACAK

Teziyle ilgili 65 yabancı Hıristiyan din adamı ve din değiştirip Hıristiyanlığın Protestan mezhebini benimseyen 35 Türkle görüşüp röpörtajlar yaptığını belirten Bultema, “Ayrıca aralarında uzmanların ve hukukçuların olduğu 10 kadar kişiyle de Türk Protestan kilisesine nasıl bakıldığına ilişkin görüşmem oldu. Önümüzdeki yıl tezimi tamamlayıp teslim edeceğim. Sonra da bu çalışma Hollanda veya ABD’de kitap olarak yayımlanacak. Çalışmayı Türkçeye de çevirmeyi planlıyoruz” dedi.

TÜRKİYE’DE 5 BİN 500 PROTESTAN TÜRK VAR

Türkiye’de 5 bin 500 civarında Türkün dinini değiştirip Hıristiyanlığın Protestan mezhebine katıldığını, bunların 250 kadarının Antalya’da yaşadığını anlatan Bultema, “Bunlardan yüzde 95’i İslam dininden geçti. Türkiye’deki eski kilise geleneklerinden Protestanlığa geçen birkaç Türk de var” dedi.

1961 BAŞLANGIÇ

Tezinde Protestan Türklerle ilgili konuyu 1961 anayasıyla birlikte ele aldığını belirten James Bultema şöyle dedi:

“Çünkü inanç özgürlüğünün sınırları 1961 anayasasıyla genişletilmiştir. 1961 anayasasından sonra inanç özgürlüğü konusunda değişimler başladı. Ancak bu dönüşüm sancılı oldu. Din değiştirdiği için birçok protestan Türk çeşitli sorunlarla karşılaştı. Örneğin Malatya’daki cinayetler. Bu trajik olay yaşanmış zorluklardan, sadece iyi bilinenlerden biri.”

NÜFUS CÜZDANINDAKİ İSLAM

Halen de bazı sorunların devam etttiğini kaydeden James Bultema, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Örneğin nüfus cüzdanındaki din hanesinde ‘İslam’ yazan biri bunu ‘Hıristiyan’ olarak değiştirmek istediğinde, geçmişte büyük zorluklarla karşılaşıyordu. Röportaj yaptığım Türklerden biri nüfus müdürlüğüne gidip ‘Din haneme Hıristiyan yazdırmak istiyorum’ dediğinde, karşısındaki görevlinin ‘Senin ruh sağlığın bozulmuş. Bir psikoloğa git’ diye telkinde bulunduğunu aktardı. Şu an böyle bir uygulamanın kalmadığı görülüyor. Ancak halen nüfus cüzdanında Hıristiyan yazdığı için iş konusunda sıkıntı yaşayanlar olduğu söyleniyor. Hıristiyan olduğu için iş vermek istemeyenler olduğu bildiriliyor. Laik devletlerdeki nüfus cüzdanlarında din hanesi diye bir bölüm yok. Kişinin kimliğinde hangi dine mensup olduğunun yazılı olması, ayrımcılığa yol açabiliyor.”

9 YAŞINDAKİ BİR ÇOCUĞUN CENAZESİNDE HEM İMAM HEM RAHİP

Ayrıca bazı ailelerin, çocuklarının din değiştirmesini kabullenemediğini de vurgulayan Bultema şöyle konuştu:

“Örneğin Malatya’daki Zirve Yayınevi cinayetinde öldürülenlerden Uğur bir Hıristiyandı. Ama ailesi bunu kabullenmedi. Uğur, ailesi tarafından İslami törenle toprağa verildi. Saldırıda öldürülenlerden Necati ise İzmir’de Hıristiyan geleneklerine göre toprağa verildi. Buna karşılık, bundan iki yıl önce 9 yaşında bir erkek çocuğu vefat etmişti. Çocuğun babası Müslüman bir Türk, anne ise Hıristiyan bir İngilizdi. Bu çocuğun cenazesinde hem ben, hem de bir imam görev yaptık. Önce imam çocuğun cenaze namazını kıldırdı. Ardından ben mezarın başında Hıristiyan geleneklerine göre tören yaptım. Bir çocuk iki dini inanca göre toprağa verildi.”

OLUMLU GELİŞMELER VAR

James Bultema, Antalya’da kendilerine bağlı 100 kişiye yakın cemaat olduğunu belirterek şunları söyledi:

“1961 anayasasıyla başlayan din özgürlüğü sayesinde misyonerlik faaliyetlerinin önü açıldı. Ancak Türkiye’de özellikle son 20 yıllık süreçte toplum ve aile yapısında değişiklikler oldu. Geleneksel düşüncenin yerini bireysel düşünce ve inanç özgürlüğü aldı. Eskiden anne baba Müslümansa çocuklar da kesinlikle Müslümandı. Din değiştirince aile çocuğunu reddediyordu. Ama artık insanlar bunu daha kolay kabullenebiliyor. Hristiyanlara karşı eskiden olduğu gibi dışlama yok. Yani bu davranış her gün biraz daha azalıyor.”

 

Kaynak: Ajans34

       

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz