reklam
reklam
Akademik Personel | 08 Aralık 2016, Perşembe

Problem Çözme Yeteneğimiz Düşük Çıktı

9 Mayıs 2014
Problem Çözme Yeteneğimiz Düşük Çıktı
       

Güç bir problemle karşılaşması durumunda bireyin durumu anlama ve çözme kapasitesini ele alan PISA 2012 Sonuçları: Yaratıcı Problem Çözme Becerileri raporuna göre Türkiye’nin durumu hiç iç açıcı değil. Türkiye, 15 yaş grubu öğrencilerin ‘yaratıcı problem çözme beceri’ ölçümünde 44 ülke arasında 34. sırada yer alıyor.

TÜSİAD Başkanı Yılmaz: PISA’yı uluslararası referans olarak iyi analiz etmeliyiz, 21. yy gençleri rekabetçi olabilme seviyesinde değil. Gençlerimizi 21’inci yüzyıl becerileri ile donatmalıyız. Onları böyle donatmadan sosyal seviyenin gelişmesi, teknolojiye dayalı bir toplum olmamız mümkün değil. Bu donanımla rekabetçi seviyede değiliz. Gençlerin hayata hazırlanması konusunda okullara eğitimcilere, karar alıcılara büyük görev düşüyor. İş dünyasında, hayatta onlara zorunlukların üstesinden gelecek niteliklerin kazandırılması için elimizden geleni yapmaya hazırız” dedi.

Türkiye’nin de içinde bulunduğu 44 ülkede, 15 yaş grubu öğrencilerin gerçek hayatta karşılaşabilecekleri problemleri çözme yeteneklerini analiz eden OECD’nin ‘PISA 2012 Sonuçları,Yaratıcı Problem Çözme Becerileri’ başlıklı raporu açıklandı. TÜSAİD tarafından düzenlenen toplantıda konuşan TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Yılmaz şöyle dedi:
“Eğitimde verilere dayalı nitelikte değerlendirme yapmaya devam ediyoruz. PISA, ülkelerin eğitim alanında performansını ölçme ve diğer ülkelerle kıyaslamasını ele alıyor.

Bu yıl yayınlanan öğrencilerin problem becerilerini ölçen raporu ele alacağız. Teknolojik gelişmeler her yere hızlı ulaşım e bilgiye ulaşımı kolaylaştırdı. 21’inci yüzyıl ekonomilerinin ihtiyaç duyduğu beceriler değişime uğradı. Artık becerilerini geliştirmiş, problem çözme yeteneğine sahip, eleştirel ve analitik düşünebilen bireylere ihtiyaç var. Öğrencilere arama motorları yerine bilgi vermek gerekiyor. “Nasıl olsa iş bulurum” doğru bir yaklaşım değil. 15 yaşta Türkiye 44 ülke arasında 33’üncü sırada. Türkiye’deki öğrencilerin karmaşık problemleri çözme becerileri karşılaştırıldığında, yüzde 2,2’si bu becerilere sahip. OECD ortalaması ise yüzde 11. Bu veri öğrencilerin problem çözme yeteneğini yeterince kullanmadığını gösteriyor. 21’inci yüzyılda uluslararası karşılaştırmaları dikkate almalıyız. Bunlara bakarak eğitim reformlarını hayata geçirmeliyiz. Öğrenme süreçlerini yeniden yapılandırmalıyız.

Gençlerimizi 21’inci yüzyıl becerileri ile donatmalıyız. Onları böyle donatmadan sosyal seviyenin gelişmesi, teknolojiye dayalı bir toplum olmamız mümkün değil. Bu donanımla rekabetçi seviyede değiliz. Gençlerin hayata hazırlanması konusunda okullara eğitimcilere, karar alıcılara büyük görev düşüyor. İş dünyasında, hayatta onlara zorunlukların üstesinden gelecek niteliklerin kazandırılması için elimizden geleni yapmaya hazırız.”

Öğrencilerin durumu algılayıp, problem çözmesi gerekiyor

OECD Kıdemli Analisti Francesca Borgonovi ise, raporun temel bulgularına yönelik şu bilgileri verdi:
“2012-5’inci PISA araştırması fen, matematik ve okuma ana başlıklarını içeriyor. 2012 dijital okuma becerileri bazlı değerlendirmeleri de yaptık. Öğrencilerin mali okur-yazarlık konusunu da ölçtük. 15 yaşı seçiyoruz çünkü bu yaş ilk kez okula mı, işe mi gideceği kararını veriyor. 2012’de 500 bin öğrencinin bilgileri toplandı. Dünya çapında 25 milyon öğrenci temsil edildi. Bazı ülkeler PISA’ya tam olarak katıldı. Öğrenciler 2 saatlik teste girdiler. Burada okuma, matematik okuma ile ilgili test vardı. Öğrendiklerini, gerçek sorunları pratikte uygulayıp uygulayamadıkları ölçüldü. 2012’de az tanımladığım testin dışına çıktık. Problem çözme becerilerini müfredat çevresinde ele aldık. Sorun çözme becerisinde problemli durumları belirlemeye çalıştık. Geri bildirim alabiliyorlar. Senaryolar buna yardımcı oluyor. Sorun çözme becerisi için çok net dil kullandık. Problem çözme ile matematik becerilerini karıştırmamaya çalıştık. Öğrencilere kendileriyle ilgili sorular soruldu. Okul içi dışı, ders alıp almadıkları gibi sorular soruldu. Öz algılarını merak ettik ve sorduk. Sebatlı olup olmadıkları, yeni çözüm görmeye açıklar mı, sorun olduğunda ne yapıyorlar bunu öğrenmeye çalıştık. Okulda iklim dersi var mı, dezavantajlı mı gibi konuları da araştırdık. Eğitim bakanlıklarında okullaşma nasıl organize oluyor buna değindik. Neden problem çözme becerisi önemli? İşbirliği halinde problem çözmeye yönelen meslekler 2015’te önemli olacak PISA buna yönelecek. Bu raporda yer alan sorulardan bir örnek, trafikle ilgili. Ortak noktada buluşması gereken iki insanın nerede ve hangi yolu kullanarak buluşabileceğini içeriyor. OECD’de öğrencilerin yüzde 21’i bu soruyor çözüyor ama daha zorunu çözemiyor. Türkiye’de ise öğrencilerin yüzde 38’ü bunu çözdü. Öğrenciler benzer sorunlarla karşılaştığında problemleri çözebiliyor. Bir çözüm bir iki adım ötede ise kolaylıkla plan yapılamıyor. Türkiye’de iyi performans gösteren yok. Beklenen şekilde problem çözmüşler. İtalya’da sorun çözmede matematikte daha iyi performans göstermiş.

Türkiye’de yüzde 2. İtalya’da yüzde 5.

15 yaşında olanla bilişsel süreci nasıl yakalıyorlar. Düşük performanstan yükseğe bakarsak en başarılı öğrenciler Asya’dan geliyor. Kore, Japonya, Singapur başta geliyor. Türkiye OECD’nin ortalamasının altında. Başka ülkelerde neler oluyor diye bakıyoruz. En üst katmanda olan yetkinlik düzeyi 5, 6 olan olan öğrenciler, trafik gibi sorunları çözenler açısından Singapur’da 3 öğrenciden biri zor maddeleri çözüyor. Türkiye yüzde 2 noktasında, düşük. Cinsiyet farklılıkları da oluyor. Kızlar en üst kısımda gözükmüyor, en altta da değil. Ortalama. Erkekler daha inişli çıkışlı. Kızlar, bazı fen biyoloji alanlarını seçmiyor. Sorun çözme becerileri de buna yansıyor.

Öğrencinin, velinin eğitimi ev kaynakları refahını bir öğrencinin performasını tahmin etmeye çalıştık. Matematik ve problem çözmenin yüzde 11’i öğrencilerin sosyal ekonomik durumu ile ilgili. Problem çözme, okulda edinilmiş değilse okul dışında da veriliyor. Türkiye’de satranç çok oynanıyor, bu problem çözmede çok etkili. Başka bakış açısı, okullar arasında matematik ve sosyo ekonomik alanda fark var mı? İki farklı okuldan öğrenciye bakıldığında okulların farklılıkları var. Sosyal ekonomik profillerine bakıldığında öğrencilerin, bunlar farklı olacak. Ülkelerde de bu farklıklar var. Sadece Finlandiya’da bu fark az. Matematik peformansında da olan bu. Sosyo ekonomik durum problem çözmede etkili. Okul dışı etkinlikleden öğrenmenin, müfredattan daha farklı ve yararlı bir yönü var. Hangi ülke problem çözmede daha başarılı? Türkiye’nin matematik ve problem çözme performası beklentiden daha düşük. Başka ülkelerle kıyaslandığında matematikte başarılı olanlar ile olmayanlar arasında büyük fark var. ABD ve İngiltere, bu konuda Türkiye’den farklı. Japonya yine bu konuda çok başarılı. İspanya beklentinin altında, matematik ve problem çözmede alt sırada. Singapur ise beklendiği gibi. Türkiye beklenenden daha az performans gösteriyor problem çözmede. Bilgi kullanım ve edinimde daha iyi Türkiye. Bu performansa baktığımızda bilgi kullanma konusunda daha iyiler. Bir grup ülke ağırlıklı olarak daha yüksek, cihazla etkileşimde daha iyiler. Bazıları daha kötü. Burada Shangai problem çözmede çok düşük. Müfredat dersleri ve problem çözmede Kore, Japonya gibi Asya ülkeleri başarılı. Bazı öğrenciler bilgisayar karşısında daha kötü performans gösterebiliyor. Polonya gibi ülkelerde yazılı ve bilgisayarda veri elde etmesinde farklıklar var. Bazı öğrenciler, erkekler bilgisayarda daha iyi ve rahatlar. PISA 2015 de tez bazlı olacak. Aynı soruları kağıttan bilgisayara geçireceğiz. Evde bilgisayar kullanımını sevenler, istekli olduğu için kullanabilir. Okulda bilgisayar verilebilir. Okulda öğrenciler bilgisayarı PISA verileri gibi kullanıyor. Evde oyun için kullanıyorlar. Erkek çocuklar evdeki bilgisayarı oyun, kızlar iletişim için kullanıyor.

Okul türüne baktığımızda meslek liselerine giden öğrenciler Almanya’da problem çözmede daha düşük. Türkiye’de daha farklı. Meslek liselerinde okuyan öğrenciler akademik konularda sorun çözmede daha iyi. Bu öğrencilerin daha yüksek performansı var. Ancak belki de katıldıkları okullarda ortaya konmuyor. Matematikte bunu göstermeye fırsat olmuyor denebilir. Daha akademik öğrencilerle karşılaştığında meslek lisesindeki öğrenciler önce sorunu buluyor ve çözüm arıyorlar. Problem çözmede diğer liselere göre daha başarılı. Ülkelerin sorulara yaklaşımı nasıl? Kanada’da müfredat sorun çözmede yetkinliğe dayanıyor. Singapur’da araştırma bazlı, problem bazlı içerik müfredatta var. Ulusal sınavda buna yer veriliyor. Japonya’da derinlemesine öğrenme fırsatı veriliyor. Projeye önem veriliyor.”

Toplantının soru cevap bölümünde ise Borgovoni şu bilgileri verdi:

Norveç gibi ülkelerde kız çocukları ile erkekler arasında okuma, matematik ve fen arasındaki fark az. PISA’da bir rapora göre başarıyla ilgili olan motivasyon gibi unsurlar var. Öğrenciler nasıl öğreniyorlar, Kendilerini nasıl görüyorlar. Endişeler matematikle ilgili olabiliyor. Matematikte kızlar daha endişeli. Yapabiliyorlar ama özgüvenleri yok. Öğrencilerin algıları ve inançları da hesaba katılmalı. Motivasyon ve kendine inanma önemli. Eğrinin altında olan ülkeler için. Kızların güçlü olması gerekiyor. Asya’da projeye dayalı, hemen çözüm yok. Örgün ile matematiği anlamaları önemli. Stratejik planlama, ders planları geliştirilmesi önemli. Meslek okullarının başarısı akademik anlamda daha düşük. Problem çözmede daha dezavantajlı. Aile olarak daha dezavantajlı ortamdan geliyorlar. Bu belki de potansiyelle veya aldıkları eğitimle ilgili olabilir. Kanada’da güçlü başarılı performans kriterleri var. Öğrencilerin işverenle vakit geçiriyor. Bu da başarıyı etkiliyor.

Avrupa ülkelerine göre Asya ülkeleri problem çözmede asıl daha başarılı oluyor? Japonya ve Kore’de ulusal sınavlar var. Eğitim içeriği ve onların etrafında olanlar daha önemli. Öğretmenler problem çözme becerileri ile uğraşıyor okulda. Öğrencileri bir şey öğrenirken bunu da öğreniyor. Problem çözmeye dayalı yaklaşımı var. Doğru veya yanlış çözüm bulmak değil bir fen sınavında. Bilimsel metodu uygulamakla ilgili. Bilim alanında yeteneği örüyor.Ulaşım yani PISA’da yer alan metro sorularında çeşitli maddeler var. Ülkeler sunuyor bunlar karşılaştırılıyor mu diye bakılıyor. Çok çeşitli ortamları yansıtan sorular var. PISA’nın amacı ülkeler arası karşılaştırma yapabilmek. Beceri ölçümleri ile üye ülkelerin yansımaları için yapılıyor. Sonuçların bölgesel olarak karşılaştırılması hedefleniyor. Ulusal ve uluslararası karşılaştırmaya olanak veriliyor. Öğrenciler problem çözümü için okul dışında yapılanlar çok önemli. Müfredatta olsun veya olmasın. Öğrencilere kötü sonuçları sorulduğunda, öğretmene, aileye atıfta bulunuyor. Kendinde aramıyor. Başarılı olan ülkelerde öğrenciler başarıyı istiyor, gayret ediyor inanıyor. Herkes farklı beceri ile doğar ama gayret etme becerileri de çok önemli.

Raporun açıklanmasının ardından düzenlenen panele katılan konuşmacılar ise özetle şunları söyledi:

Eğitim stratejimiz yok

Güven Sak (TEPAV Direktörü): Öğretmeler Türkiye’de sınıfta konuşuyor. Yaptığımız bir İngilizce araştırmasında bunları gördük. Ders yapma biçimlerimizi değiştirmemiz gerekiyor. Eğitim stratejimiz yok. Nasıl bir eğitim reformu yapmalıyız bunu tartışmalıyız. OECD’den de bu anlamda yararlanmamız gerekiyor.

Zeki çocuk oranını yüzde 4’den, 1,2’ye düşürüyoruz

Selçuk Şirin (Newyork Üniversitesi Öğretim Üyesi): Türkiye problem çözme becerisinde İsrail ile benzer. Genel ortalama puanlar aynı ama ileri seviyede problem çözme yeteneğinde ise fark var. Kore diğer bir örnek. İstatistiklere göre dünyada yüzde 4 oranında zeki çocuk var. Bizler bunları alıyor ne yapıyorsak yüzde 1,2 ye düşüyor.

Türkiye’de eğitim ateşi yakılmalı

Prof. Dr. Francisco L. Rivera Batiz (Columbia Üniversitesi): PISA 15 yaşındakilerin becerilerini ölçüyor ve bunun uygulanmasını sorguluyor. Türkiye yükseliş gösterdi. Neden puanlarımız yükseldi? Öğrencilerin başarısı neye bağlı diye sormalıyız? Anne baba, elinizde olan kaynaklar, araçlar, okul sistemi, diğeri ise öğrencinin kendisi, davranışı. Yani okul, aile davranışı ve öğrencinin kendisi. Yaptığımız bu araştırmada bunu gördük. Kişi başına gelir yükseldi, aile gelirleri artması, internet erişimi, evde bilgisayar olması etkili olabilir. Bu araştırmada sosyo ekonomik altyapının artması puanları nasıl etkiledi diye baktık. 2003’te öğrencilerin yüzde 14’ünde internet varken bu oran 2012’de yüzde 56’ya çıkıyor. Hem bilgisayara hem de internete erişimin test skorları üzerinde etkisi var. Evinde bilgisayar olanların matematik skoru 468, yoksa 425. Daha yüksek geliri olan aillerin daha fazla kaynakları var. Skorları daha yüksek. Türkiye’de durum nasıl? Türkiye’de 2003-2012 arasında test skorları arasında belirleyenleri ölçtük. Arka planda sosyo ekonomik alana baktık. Evde masa olup olmaması, bilgisayar olup olmamasına baktık. Bu değişkenler okulla bağlantılı faktörler öğrenciyi etkiliyor. Bu yıllar arasında artışın yüzde 50’si sosyo-ekonomik değişkenlere bağlı. Bazı faktörler olumlu bazıları ise tersine gitmiş. Olumlu olanlar düşük gelirli aile ve kırsalda olan okullar ilerlemiş ve puanlar arasındaki uçurum azalmış. Bilgisayarı olan ve olmayanlara bakalım. Bilgisayarı olanların puanları 2003’ten 2012’ye 493’ten 466’ya inmiş. Bilgisayar olmayanlarda ise bu oran 409 ve 425. 2012’de bunlar arasındaki fark azalıyor. Tükiye’de sosyo ekonomik faktörler alanında bir şeyler olmuş. Eğitimde eşitsizlik azalmış ve küçük şehirlerde, kentlerde yaşayanlar arasında fark azalmış. 2003 ve 2012 için İstanbul’da matematik puanları ortalama aynıyken köylerde 373 den 457 ye yükselmiş. Kırsalda başarı var. Büyüksehirlerde fazla değişim yok. Bu da önemli. Cinsiyete bakarsak 2003’te kızların sayısı daha fazlaydı. 2012’de eşitlendi. Kızlarda skor yükseldi. Cinsiyet eşitliği var. Matematikte kızlar erkelere yetişiyor. Okuma da fark daha fazla. Okuma erkekler iyileşiyor ama kızklar da iyi. Türkiye’de okul boyutları, sınıf mevcutları azalmış. Öğretmen kalitesi artmış. Ama olumsuz durumlar da var. Müdürlere sorulan sorular üzerinden değerlendirirsek PISA değerlendirme metotları kullanılmıyor. Sistem çok merkeziyetçi. Veli ve öğretmen karar mekanizmasında yok. Okullaşma oranı yükseldi ama devamsızlıklar da var. Bunların tartışılması gerek. İlerlemeler olmuş ama bazı ciddi zorluklar var. Türkiye’de eğitim ateşi yakılmalı.

Kaynak: Hürriyet

       

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz