reklam
reklam
Akademik Personel | 09 Aralık 2016, Cuma

Mevki Hırsı ve Bilimsel Kişilik

24 Mart 2014
Mevki Hırsı ve Bilimsel Kişilik
       

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Sayın Profesör Doktor Hakan Hamdi ÇELİK’İN kaleme almış olduğu yazı şu şekilde:

Bir kimsenin görevi, konumu, mali serveti ve benzeri durumları bakımından kapsadığı yer olarak tanımlanan “mevki” kelimesinin yanına “hırs” eklendiğinde, tanımlamayı insanların mevcut konumlarını hiçbir engel tanımadan en iyi noktalara ve hatta layık olduklarının üzerinde bir noktaya getirmek için kendi benliklerinden de kaybederek herşeye rıza göstermeleri şeklinde ifade etmek mümkündür.
İnsanlar, mesleğinde en iyi yerde ve hatta zirvede olmak isterler. Bu istek egodan mı veya sosyoekonomik durumdan mı kaynaklanır? İşte orası tam belli değildir…

Mevki hırsına sahip olmak, ruhun anlamsız saldırganlığından oluşan ahlaksız bir hastalıktır, denilebilir.

Mevki kompleksine tutulmuş kişiler, dünyayı kendilerinden ibaret sanırlar. Erdemleri ve onurları kendisinde görürler. Herkesin kendisine hizmet etmesi gerektiğine inanır, beğenilme, saygı, alkış ve övgü mutluluğunu, unutulma ise en büyük acısını oluşturur. Çevresinde kendisine hemen her konuda dalkavukluk eden ilkesiz birçok kişi yer alabilir. Bunların bilim adamlığı kisvesi maalesef bu ilkesizlikle bağdaşmaz, fakat vuku bulur. Bu kişiler kendisine menfaatleri için destek olanları çok severler.

Onun bu hırsını görüp tenkit etmeye kalkan en yakın dostu olsa bile onu bağışlamaz, kin ve nefret duyar. Rakip gördüğü kişi ise en büyük “mobbing” mağduru adayıdır. O kişi hakkında kurulan komploların sınırı yoktur. Bu kişi yok edilinceye kadar yapılacak her türlü saldırı kendince mübahtır. Hele kendisine aynı mentalitede yandaş bulabilirse, bu saldırının boyutları insafsızca atılan iftiralara kadar uzayabilir. Bu davranış bozukluklarından da mevki hırsına sahip olanların kibirli ve kindar olduğunu çok rahatlıkla görebiliriz.

Bu gibi insanların ruhunda, insancıl, toplumsal ve bilimsel bir inanç ve amaç yoktur. Bu da insanı huzursuz yapar. Huzursuz insan çeşitli kompleksler, korkular ve kuruntular içerisindedir.

Mevki hırsı ile bir yere ulaşmak isteyenler, çeşitli dedikodular yapmaktan çekinmezler. Dedikodular yalanları getirir. Yalan ise bilim yuvalarındaki insanlar arasındaki birliği bozar. Mevki hırsı ile dolu kişiler güçsüz anlarında, mevkileri ellerinden gitmesin diye kolayca yalan söylerler. Yalan, bu tip insanlarda güçsüzlüğün, güç karşısındaki silahıdır.

Cenap Şahabettin’in “Yüksek tepelere kuşlar da çıkar, yılanlar da, ama biri uçarak, diğeri sürünerek” sözünü hatırlatır, bilimsel mevkilerde hak etmeden mevki kapan bu kişiler. Kimi kadro dağıtır sürünerek çıkarken kimi bazı menfaatlere ortak yapar kader ortaklarını…

Kapasitesiz fakat hırslı, tercihlerde raks ederek döneklik yapabilen ve iki yüzlü, karışık insanlar…

Bilimselliğin doruğuna erişmek mümkün değildir. Bir insan ne kadar olgun olursa olsun, yanılgıya düşmemesi imkânsızdır. Çünkü bu doruk sonsuz bir boyuttur. Bu mevkilere yavaş yavaş ve bilimsellikleri ile hak ederek çıkabilmek, hazmedebilmek ve bu mevkilerde bilim ve toplum için çalışabilmek çok önemlidir.

İyi insan mevkisinden dolayı güç alma gereksinimi duymayan sade, mağrur ve güçlü olandır. Onu bulunduğu mevkiden çok, o mevkide yaptığı işlerden, ardında bıraktığı bilimsel ve toplumsal eserlerden tanıyabiliriz.

 

Not: Bu yazı Prof.Dr.Hakan Hamdi ÇELİK’İN izniyle yayımlanmıştır.

 

       

Yorumlar

  1. Uğur Ertürk diyor ki:

    Yaradan, devleti, milleti ve insanlığı kifayetsiz muhterislerden , ruh hastası demagoglardan korusun !..Millet de aklını kullanarak bu tiplerden kendini korumasını bilsin !…

  2. Osman diyor ki:

    Maalesef haklısınız.. Sırf aidiyetlerden ötürü kadrolar veriliyor. Açın onjektif sınavlar,kim hak ediyorsa o girsin…

  3. factopdia diyor ki:

    Çok güzel söylemişsiniz! Ben artık bunlarla baş ederken, onları kendi dünyasına bırakıyorum. Mesela, benim dünyamda yer alamıyorlar. Evet biliyorum birlik bozulsa da bu kişiler bu hastalığından vazgeçmedikçe ben kendi mutluluğumu bu şekilde sürdüreceğim. Yazının en son cümlesi çok güzel olmuş. Zaten Allah’ın en büyük cevabı ölüm gibi gelir bana… Neden mi? Çünkü, bu maddiyat ve hırs dünyasında insanlar kendilerini ölümsüzleştirme çabasında sürekli. Yani kimse bugün bir kalp krizinden ölsem geri de ben ne bırakabilirim düşüncesinde değil. Herkes elde ettiklerini mezara götürme derdinde…

Yorum Yaz