reklam
reklam
Akademik Personel | 03 Aralık 2016, Cumartesi

Memur-Sen Başbakandan Akademisyenlerin Maaş Mağduriyetinin Giderilmesini İstedi

25 Eylül 2014
Memur-Sen Başbakandan Akademisyenlerin Maaş Mağduriyetinin Giderilmesini İstedi
       

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu ve beraberindeki heyeti kabul etti.

 

Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu ve beraberindeki heyetin, Konfederasyon olarak hazırladıkları, taleplerinin yer aldığı kapsamlı bir çalışma dosyasını Başbakan Ahmet Davutoğlu’na sunduğu belirtildi.

Memur-Sen’den yapılan yazılı açıklamaya göre, Başbakan Davutoğlu, Memur-Sen Genel BaşkanıGündoğdu ve beraberindeki heyeti kabul etti.

Başbakanlık Yeni Bina’da gerçekleşen kabulde, Memur-Sen’in taleplerini içeren kapsamlı bir çalışma dosyası, Gündoğdu tarafından, Başbakan Davutoğlu’na takdim edildi.

Bazı taleplerin yer aldığı dosyada, şu ifadelere yer verildi:

Merkez Teşkilatı Birimlerine Yönelik Servis hizmeti 2014-2015 yıllarını kapsayan 2. Dönem toplu sözleşme görüşmeleri sonucunda imza altına alınan toplu sözleşmenin ‘Büro Bankacılık ve Sigortacılık Hizmet Koluna İlişkin Toplu Sözleşme’ başlıklı birinci bölümünün 6. maddesinde, ‘Bakanlıklar ve bağlı kuruluşlarının merkez teşkilatında görev yapan personele mesaiye geliş ve gidişleri için servis hizmeti sağlanması konusunda çalışma yapılacaktır’ hükmüne yer verilmiştir. Ancak toplu sözleşmenin imzalandığı tarihten bu yana 13, yürürlüğe girdiği tarihten bu yana 9 ayı aşkın bir süre geçmiş olmasına rağmen, sözleşme hükmünün gereği yapılmamıştır. Toplu sözleşme hükmünün uygulanmaması, kamu görevlilerine yönelik mağduriyet oluşturmanın yanında, toplu sözleşmeye dayalı sorumlulukların ihlali sonucunu da oluşturmaktadır. Bu çerçevede, bakanlıklar ve bağlı kuruluşlarının merkez teşkilatı birimlerinde görev yapan personele yönelik servis hizmeti sunulması sorumluluğunun bir an önce yerine getirilmesi açıktır. Servis hizmeti sunulmasına yönelik süreç tamamlanıncaya kadar 1 Ocak 2014 tarihinden geçerli olmak üzere söz konusu personele ulaşım tazminatı ödenmesi ya da toplu taşım kartı verilmesi yönünde tedbir uygulaması yapılması mağduriyetin giderilmesini sağlayacaktır.

Nisan’da yapılan KPDK toplantısında, toplu sözleşme sürecinde varılan karar doğrultusunda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanan Kanun Tasarısı Taslağı, Kurul tarafından değerlendirilmiş ve taslağın Başbakanlığa sunulması hususu da kamuoyuyla paylaşılmıştır. KPDK, uzlaşılan ve aşağıda yer verilen konuların, yeni yasama yılında ivedilikle kanunlaştırılması kamu personel sisteminin güçlendirilmesine ve kamu görevlilerinin beklentilerinin karşılanmasına katkı sağlayacaktır.”

Akademik personelin, 2002-2012 döneminde reel maaş artışı bakımından bazı unvanlar için eksi, bazıları için ise çok düşük düzeyde olması nedeniyle diğer kamu görevlilerine nazaran mağdur konumda olduğu belirtilen dosyada, şu ifadelere yer verildi:

”Bu anlamda, hem akademik personelin reel artış bazlı maaş mağduriyetinin giderilmesi ve üniversitelerin akademik personel ihtiyacının karşılanmasına ilişkin riskin ortadan kaldırılması ile lisans eğitimini üst düzey başarıyla tamamlayanların akademik personel kaynağına dahil olma tercihinde bulunmalarını teşvik amaç ve hedefleriyle akademik personelin maaşlarında;

a) Üniversite ödeneğinin 2014 Temmuz ayından geçerli olmak üzere en az 100 puan, 2015 Ocak ayından geçerli olmak üzere en az puan 100 puan arttırılması suretiyle (en az 100 puanlık artış 731 liralılık toplamda ise bin 462 TL’lık artış anlamına gelmektedir)

b) Profesörlerin maaşlarının genel müdür maaşına, doçentlerin maaşlarının genel müdür yardımcısı maaşına, yardımcı doçentlerin maaşlarının daire başkanı maaşına, araştırma görevlisi ve okutmanların maaşlarının uzman/uzman yardımcısı maaşlarına eşitlenmek suretiyle iyileştirme/artış yapılması uygun olacaktır.”

-KPDK’da uzlaşılan ve kanun tasarısı hazırlığı tamamlanan talepler

Kamu görevlilerinin disiplin cezalarının affına yönelik son düzenlemenin 2006 yılında yapıldığı anımsatılan dosyada, şöyle denildi:

”Bu düzenlemeyle 14 Şubat 2005 tarihine kadar işlenmiş olan fiillere dayalı disiplin cezaları affedildi. O tarihten bugüne aradan geçen 8 yıllık süreçte, kamu görevlilerinde disiplin cezalarının affına ilişkin düzenleme yapılması yönünde üst düzeyde bir beklenti oluştu. Bu kapsamda 14 Şubat 2005 tarihinden sonra işlenen fiillere bağlı olarak verilen disiplin cezalarının affına yönelik bir düzenleme yapılmasını talep ediyoruz. Kamuoyu gündeminde yer alan hakim ve savcılara yönelik 14 Şubat 2005 ila 1 Eylül 2013 tarihine kadar işlenmiş fiillere yönelik sicil/disiplin affına ilişkin düzenleme yapılacağına ilişkin husus da dikkate alınarak bütün kamu görevlilerine yönelik bir disiplin affı düzenlemesi yapılması yönünde tercihte bulunulması daha uygun olacaktır.”

-Emekli ikramiyesinde 30 yıllık süre sınırının kaldırılması talebi

Dosyada, kamu görevlilerinin emekli ikramiyelerinin, çalıştıkları süre daha uzun olsa da maksimum 30 yıl üzerinden ödendiği belirtilerek, diğer taraftan, ikramiye verilmediği halde 30 yıllık çalışma süresini tamamlayanlardan sosyal güvenlik primi kesintisi yapılmaya devam edildiği bildirildi. Bu durumun, ”Kesinti yapılırken 30 yıl sınırının uygulanmaması, ikramiye ödenirken 30 yıldan fazla sürenin dikkate alınmaması çelişkisini ortaya çıkardığı”na değinilen dosyada, emekli ikramiyesinin ödenmesinde 30 yıl sınırının kaldırılmasını istendi.

-Fazla mesai ücretine yönelik mağduriyetlerin giderilmesi

Başta Adalet ve Maliye Bakanlığı personeli olmak üzere birçok kamu kurumunda, fazla mesai ücreti kaynaklı mağduriyet yaşandığı ileri sürülen dosyada, şu değerlendirmelerde bulunuldu:

”Mağduriyetin nedenini 666 sayılı KHK’nin fazla çalışma ücretiyle ilgili sınırlayıcı ve sonlandırıcı hükümleri oluşturmaktadır. Fiilen yapılan fazla çalışmayla ilgili olarak, fazla çalışma karşılığı ücretlerin hemen ödenmesi ve buna ilişkin sınırlayıcı hükümlerin mevzuattan çıkarılması yanında fazla çalışma ücreti tutarının arttırılması yönündeki beklentileri karşılayacak bir düzenleme yapılması uygun olacaktır. Torba Kanun’da yapılan düzenlemeyle, iş yoğunluğu fazla olan mahkemelerde görev yapan personele fazla çalışma ücreti ödenmesi öngörülmüş ancak fazla çalışma ücreti ödenecek personelin söz konusu düzenlemede mahkemelerde görev yapan toplam personelin yüzde 10’undan fazla olamayacağı hüküm altına alınmıştır. Hakim ve savcıların maaşlarında seyyanen zam yapılmak suretiyle ilave artış yapılmasının gündemde olduğu ve diğer adalet personeline yönelik maaş iyileştirmesinin düşünülmediği de dikkate alındığında fazla çalışma ücretinden bütün adalet çalışanlarının yararlanması yönünde bir düzenleme yapılması daha uygun olacaktır.”

-4/C kapsamında istihdam edilen personelin kadroya geçirilmesi

Kamu görevlileri bağlamında son dönemin en önemli gündem maddelerinin başında 4/C statüsündeki personelin kadroya geçirilmesinin yer aldığına işaret edilen dosyada, Torba Kanun’da yapılan düzenlemeyle, 4/C’li personelin yaşlılık veya malullük aylığına hak kazanıncaya kadar istihdam edilebilmesine imkan sağlandığı hatırlatıldı. Bu durumun 4/C’li personelin kadroya geçiş beklentisini karşılamadağı savunulan dosyada, ”Bu çerçevede 4/C’li personelin, kadrolu (4/A) veya sözleşmeli (4/B) statüsüne geçirilmelerine yönelik düzenleme yapılması daha uygun olacaktır. Bu yönde bir düzenleme yapılması kararı oluşturulmazsa, TÜİK’te görev yapmakta olan 4/C’li personel ile diğer 4/C’li personelin (Torba Kanunla son yapılan düzenleme dahil) aynı mevzuat ve uygulamalara tabi olması yönünde bir karara varılması da önemli bir eksikliğin giderilmesine katkı sağlayacaktır” ifadesi kullanıldı.

Dosyada, Şubat 2005’te Resmi Gazete’de yayımlanan 5289 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerine Bir Derece Verilmesi Hakkında Kanun ile 15 Ocak 2005’te görevde bulunan memurlara bir derece verildiği, ancak bu tarihin ardından sonra göreve başlayan memurların bundan yararlanamadığı aktarılarak, eşitsizliğin giderilmesi için 15 Ocak 2005’ten sonra göreve başlayan/başlayacak devlet memurlarına da ilave bir derece verilmesi gerektiği vurgulandı.

Kamu kurum ve kuruluşlarında işçi kadrosunda görev yapan ancak ağırlıklı olarak memurlar tarafından yürütülen görevlerle aynı özellikleri taşıyan yükseköğretim mezunu (mühendis, avukat, doktor vb.) personelin bulundukları kurumlarda memur kadrolarıyla ilişkilendirilmesinin uygun olacağına değinilen dosyada, bu şekilde statü ve kadro değişiminin kamu maliyesine ek külfet getirmediği ifade edildi.

Konfederasyona bağlı ve sağlık ve sosyal hizmet kolunun yetkili sendikası Sağlık-Sen’in 13 Mayıs’ta gerçekleştirdiği, “Sağlık Çalışanları Türkiye Buluşması” programında, sağlık çalışanlarının fiili hizmet zammından yararlananlar kapsamına alınmasının talep edildiği anımsatılan dosyada, şöyle denildi:

”O tarihte 61. hükümetin Başbakanı olarak programa teşrif eden Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, sağlık çalışanlarının fiili hizmet zammı (yıpranma payı) talebini olumlu karşılamış ve yeni yasama yılına yetişecek şekilde sağlık çalışanlarına her 5 yıl için 1 yıl fiili hizmet zammı verilmesi konusunda hazırlık yapılması için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’i talimatlandırmıştır. Yasama yılının 1 Ekim 2014 tarihinde başlayacak olması durumu da dikkate alınarak, sağlık çalışanlarının fiili hizmet zammından yararlanması konusunda bizzat Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan tarafından verilen sözün kazanıma dönüşmesi için gerekli yasal düzenlemeninhazırlanması ve konuyla ilgili olarak Sağlık-Sen’in görüşlerinin alınması uygun olacaktır.”

       

Yorumlar

  1. mehmet23 diyor ki:

    merhabalar,benim merak ettiğm,emekli akademisyenlerede etkisi olacakmı bu zamların

  2. akademi diyor ki:

    ahmet gündoğdu, kendisine akp de siyasi gelecek hazırlamak için çaba sarfettiği kadar memurlar için çaba sarfetmedi. onurlu bir duruş sergilemedi. memuru herzaman ikinci planda bıraktı. önceliği kendi menfaati oldu düşüncesindeyim.

  3. hasan diyor ki:

    nemacılar sizi…

  4. butterfly diyor ki:

    bu konuda herkes konuşsun, bu adam konuşmasın 2014 senesinde her memura enflasyon farkı borçludur bu adam.. hakkımı helal etmiyorum.. yatağında rahat uyu.. görüşürüz diğer tarafta

  5. özgür özdemir diyor ki:

    uzman ve öğretim görevlilerinin adı niye geçmiyor acaba?

  6. yahya şahin diyor ki:

    memursen başbakanın ve diğer bakanların söylediklerini kendileri talep ediyorlarmış gibi bir görüntü vererek nemalanmak peşinde malesef.

  7. Serhan Tek diyor ki:

    1. dereceye düşememiş doçentlerinde eşit işe eşit ücret kapsamında maaşlarının “kıdemli” doçentlerle eşitlenmesi gerekmektedir. Aynı ünvan ve aynı iş olmasına rağmen maaş farkı 500 TL’yi bulmaktadır. Bu mağduriyet de yapılacak düzenleme de giderilebilir.

Yorum Yaz