reklam
reklam
Akademik Personel | 05 Aralık 2016, Pazartesi

MEB, YLSY Bursiyerlerine Doktora Stresi Yarattı

27 Ocak 2015
MEB, YLSY Bursiyerlerine Doktora Stresi Yarattı
       

Milli Eğitim Bakanlığı’nın ‘Beş Yılda Beş Bin Öğrenci Projesi’ 12 Ocak 2015’e kadar sürdü. Bu tarihten sonra öğrencileri doktorayı bitirememe stresi sardı. Çünkü doktorayı bitiremeyen öğrencilerden aldıkları burs geri alınacak.

Abbas Güçlü

Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğitim ve gençlere yönelik neyi hayal ettiyse, MEB eline yüzüne bulaştırdı.

Bu konuda bugüne kadar onlarca proje sayabiliriz ama bugünkü konumuz “Beş Yılda Beş Bin Öğrenci Projesi”.

İşte o günlere dair bir haber: “Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2012 yılı sonuna kadar ‘Beş Yılda Beş Bin Öğrenci Projesi’ kapsamında lisansüstü eğitim için yurtdışına gönderilecek öğrencileri bilgilendirme toplantısı Milli Eğitim Bakanlığı Şura Salonu’nda 6 Ocak 2010 tarihinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla gerçekleşti.

Dualarla gittiler

Erdoğan, hali hazırda 1408 öğrencinin bu proje kapsamında yurtdışında burslu statüde lisansüstü öğrenim gördüğünün altını çizdi. Bugün atılan adımla da 2009 yılında seçilen 941 öğrenciyi yurtdışına uğurladıklarını belirten Erdoğan, çalışmaların devam ettiğini ve açığı kapatmak için 2010 yılında 1000-1500 öğrenci için duyuru yapma hazırlıklarının sürdürüldüğünü söyledi.

Başbakan Erdoğan; Gazi Mustafa Kemal bunu 1920’li yıllarda fark etmişti. Yurtdışına ilk öğrenci gönderme kararı bizzat Gazi Mustafa Kemal’in verdiği talimatla 1929 yılında çıkarılan kanunla verilmiştir. Yeni Türkiye’nin fabrikaları, demiryolları, karayolları, köprüleri işte o mühendislerin eliyle inşa edildi. Ama ondan sonra uzunca bir süre ara verildi.

Gazi Mustafa Kemal, ülkemizin dört bir yanını demir ağlarla örme talimatı verdi. Biz şimdi onu gerçekleştiriyoruz.

Cumhuriyetin 10. yılında o öğrencilerimizin imzası vardı. İnşallah, Cumhuriyetimizin 100. yılında da, 2023’te şimdi gönderdiğimiz öğrencilerin imzası olacak.

Bu ülkenin, bu milletin sizden büyük beklentileri var. Edindiğiniz tecrübeyi insanımıza kazandırmak için ahde vefa ile hareket edeceğinize inanıyorum. Millet olarak, ülke olarak sizlere inanıyoruz. Geleceğin Türkiye’si sizlerin gayretiyle gerçekleşecek. Allah yolunuzu açık etsin. Güle güle gidin, güle güle gelin. Hepinize bu kutlu yolunuzda başarılar diliyorum.”

Zorla döndürülüyorlar

Ve gelinen son durum:

“MEB bursu ile ‘5 Yılda 5000 Öğrenci Projesi’ dahilinde İngiltere’de doktora yapıyorum.

Bu bursa başvururken köyünden, memleketinden yeni çıkmış idealist, hevesli, genç bir insandım.

MEB Yükseköğretim Genel Müdürlüğü tarafından teşviklendirilip, bursun zorunlu görev karşılığı yani önemli olanın vatana hizmet olduğu, kimsenin bizim hayatımızı altüst etmek gibi bir niyetinin olmadığı söylenip, yüklü miktarlarda senetler imzalamamız sağlandı.

Nitekim 12 Ocak 2015’e kadar MEB uygulamayı bu şekilde götürdü.

Bu tarihten itibaren ise yeni bir tebliğle var olan uygulamanın sona erdiği ve derecesini ne sebeple olursa olsun alamayan öğrencilerin tazminata düşürüleceği söylendi.

Bu söyleme daha önce güvence verdikleri öğrenciler de dahil edildi.

Ben ve birçok öğrenciyi doktorayı bitirememe stresi aldı.

Zaten doktora yoğun ve stresli bir süreç iken, bir de bitiremezsek 400-500 bin liralık bir parayı nasıl geri öderiz diye düşünmeye başladık.

Burada herkes doktorasını bitirmeye çabalamaktadır zaten, kimse başarısız olup geri dönmek istemez, zira ailemizin, ülkemizin bizden beklentileri var, kaldı ki en büyük beklenti kendimiz için. Fakat hayatta hiçbir şey garanti değildir.

Eğitim de bir ticaret anlaşması değildir. Çeşitli sebeplerden (danışman ile olan anlaşmazlıktan, çalışılan konunun zorluğundan, sınavdaki durumdan…) doktora eğitimi tamamlanamayabilir.

Bu durumda var olan uygulama öğrencinin master derecesiyle araştırma görevlisi olarak atanıp, zorunlu görevini yerine getirmesiydi. Şimdi ise tazminata düşürülmesi kararı alındı.

Bu karar yolun yarısında kuralların değiştirilmesi anlamına geliyor.

Resmi olarak elimizde böyle bir belge bulunmasa da bu duruma düşen öğrencilerin atandığı gerçek durum örnekleri var.

Bu paranın nasıl ödeneceği konusunda ise acımasız tavırlar alınıyor.

‘Hayatımız karardı’

Bir MEB çalışanı, ‘Ödeyemezseniz icra takibi başlar’ diye bir açıklamada bulundu.

MEB’in neden birden böyle bir tavır takındığını anlamakta zorlanıyoruz. Eğer öğrencileri zorlamak, denetlemek istiyorlarsa, her 6 ayda okuldan ve öğrenciden ilerleme raporu istenebilir ya da devam belgesi, pasaport fotokopileri gibi.

Ben bir çiftçi çocuğuyum ve maddi imkansızlıklarla okumaya çalışan hevesli bir insanım, bu burs benim gibi insanlar için devletimizin sunmuş olduğu harika bir fırsat. Fakat bir ticaret anlaşmasına dönüştü.

Baştan uygulama böyle olsaydı, bu bursu kabul etmezdim zira böyle bir miktarı hayatım boyunca hiç görmedim.

Ya bitmezse stresiyle verimliliğim düştü ve çok büyük stres altına girdim.

Bu doktora ölüm kalım durumu haline geldi benim için, bu korkuyla yaşamak ve doktora yapmak çok zor.

Akademik başarı baskı ve korkuyla elde edilemez, bu ne başarı getirir ne de ülkeye bir fayda.

Büyük ideallerle girdiğimiz bu yol hayatımızın sonu olmasın. İdeallerimiz ve başarılı olma isteğimiz sonumuzu getirmesin. Buraya kadar geldik, çabamız bundan sonra da başarılı olmak ama ya engel çıkar olmazsa hayatımız biter diye düşünmek istemiyoruz. Lütfen sesimize kulak verin.

Bu burs size ananızın ak sütü kadar helal diye gönderdi bizi Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan, şimdi ise hayatımızı karartma aşamasına getirildi. Bu bir burs değildir, yüksek faizli kredi haline geldi.

Birçok öğrenci psikolojik baskı altına girdi, öğrencilerin ağızlarında intihar sözcükleri dolanıyor. Ülkenin geleceği olan genç akademisyenlerin bu duruma düşürülmesi gerçekten içler acısı. Biz devlete güvenerek çıktık bu yola ama yarı yolda bırakıldık.”

Kaynak: Milliyet

 

       

Yorumlar

  1. YLSY diyor ki:

    YLSY sistemi; başarılı ama gariban gençleri, yurtdışında okutma hayaliyle, devletin kendine senet sepet ile 12 sene boyunca köle etme düzeneğidir.

    Kölelik bitti mi sanıyorsunuz? Okuyun bakalım eski Yunan kölelik sistemini, aradaki 7 farkı söyleyin.

    Atina’da köle olarak kullanılan kişileri değerlendirildikleri alanlara göre kamu köleliği
    ve özel (mülk) köleliği olarak iki kategoride incelemek mümkündür. Kamu köleleri
    devletin malı olup, yeteneklerine göre mahkemelerde katip, maliyede muhasebeci,
    belediyede mutemet, sekreter, hapishane görevlisi, darphanelerde sikke yapımında,
    cellat ve güvenlik kuvveti, kamu binalarının inşasında ve yol yapımında amale olarak
    vb. gibi çeşitli kamu görevlerinde istihdam edilebilirlerdi. Güvenlik kuvveti olan köleler
    memleketlerine göre Skythai ( İskitler) ya da taşıdıkları silaha göre toksotai (okçular)
    olarak adlandırılırlardı ( Friedell, 1999, 202)

  2. Ekin diyor ki:

    Eğer insanların eğitim hakkını kısıtlarsanız ve her gün birbirinden daha sıradan geçen bir iş yaşamı varsa bu memur 4-5 yıl sonra, iki yolu deneyecektir:

    -Ya 657’de benim gibi kalıp mutsuz bir memur olacak, dışarıdan master-doktora kovalayacak,
    -Yada 2547’nin dolambaçlı yollarında yol tutacaktır.

    İki türdede bu mevcut düzene hizmet edecektir. Uzman olabilme şansı azdır, akrabası yoktur. 500 bin tl tazminatı ödemeyin arkadaşlar, çalanlar bu ülkeye ne ödedi. Aldığınız paralar ananızın ak sütü gibi helaldır benim gözümde.

Yorum Yaz