Akademik Personel | 25 Mart 2017, Cumartesi

Kapatılan Üniversitelerdeki Öğrencilere ve Akademisyenler Ne Olacak?

29 Temmuz 2016
Kapatılan Üniversitelerdeki Öğrencilere ve Akademisyenler Ne Olacak?
       

15 Temmuz darbe girişiminin ardından kapatılan üniversitedeki öğrenci ve Akademisyenlerin akıbetlerinin ne olacağı henüz netleşmedi.

Kanun Hükmünde Kararname’yle kapatılan 15 üniversitenin tamamı vakıf üniversitesi ve bunların hükümetin ve Genelkurmay’ın darbe girişiminden sorumlu tuttuğu Gülen cemaatiyle bağlantılı oldukları iddia ediliyor.

BBC Türkçe’nin görüştüğü öğrenciler ve akademisyenler ise, mağduriyet kaygısı taşıyor. Bir diğer kaygıları da, eğitim gördükleri okullar nedeniyle ‘Gülen cemaati mensubu’ olarak ‘damgalanma’ riski.

İngilizce eğitim veren vakıf üniversitelerinde okuyan bazı öğrenciler, bu eğitimden devlet üniversitelerinde mahrum kalacaklarından endişeli.

Yerleşecekleri okullara kendilerinin mi, üniversitelerin mi yoksa YÖK’ün mü karar vereceği de belirsiz.

BBC Türkçe’nin sorularını yanıtlayan YÖK yetkilileri, “Kapatılan yükseköğretim kurumlarındaki öğrencilerin nereye ve nasıl yerleştirileceklerine ilişkin çalışma yapmak üzere Yükseköğretim Kurulu Başkanlığında oluşturulan bir komisyon 25 Temmuz 2016 tarihinde çalışmalarına başlamış olup, Komisyon çalışmasını bitirdiğinde alınan kararlar kamuoyu ile paylaşılacaktır” diyor.

Çeşitli Üniversitelerde Çok Sayıda Akademisyen FETÖ’nün Darbe Girişimine İlişkin Görevinden Uzaklaştırıldı

Peki öğrenciler ve akademisyenler ne düşünüyor?

Sorularımızı yanıtlayan Konya Mevlana Üniversitesi öğrencisi Enes Köksal ve İstanbul Fatih Üniversitesi öğrencisi Ali Osman Cengiz, okullarının kapatıldığı haberini beraberken aldıklarını söylüyorlar.

Uluslararası Ticaret öğrencisi Cengiz’e göre ilk sorun, eğitim gördükleri dal ya da bölümlerin muadili bazı bölümlerin geçiş yapmaları muhtemel görülen devlet üniversitelerinde olmaması.

İzmir Üniversitesi'nde bir sınıfİZMİR ÜNİVERSİTESİ

“Hangi bölümde devam edeceğimi bilmiyorum şu an. Ve devlet üniversitesine geçtiğimizde de devlet üniversitesinde ücret ödemeye devam edecek olmamız ayrıca saçma geliyor” diyor.

Köksal ise Mevlana Üniversitesi’ndeki derslerde okul ortamında cemaatçi yapıyı hiç hissetmediğini, kapatılma kararını ise ‘mantıksız’ ve ‘hukuksuz’ bulduğunu belirterek, “Öğrencilere bazı görüşlerin empoze edilmesi gibi bir durumla da karşılaşmadım. İnsanlar sadece işinin gereğini yapıyorlardı” diyor.

Köksal, seneye bir yıl boyunca Polonya’da okuma hakkı kazandığını ama bunun gerçekleşemeyeceğini söyledikten sonra, “Hiç kimse kesinlikle mağdur olmayacak diyorlar. İnsanlar daha fazla ne kadar mağdur olabilir şu an?” diye soruyor.

Gaziantep Zirve Üniversitesi’nde İngilizce öğretmenliği eğitimi gören ve ismini vermek istemeyen bir öğrenci ise devlet üniversitesine puanının yetmediğini söylüyor ve şu görüşleri dile getiriyor:

“Ortada bizim bilmediğimiz zararlı bir örgüt söz konusuysa kapatılma kararı doğru, ama bu karar alınırken öğrencilerin psikolojisini de düşünmelerini dilerdim” diyor.

Kayseri Melikşah Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi ve Uluslarası İlişkiler okuyan Türkay Sarı, okulun kapatılması kararını “Ülkemiz genelinde FETÖ terör örgütüne bağlılığı ile bilinen Melikşah Üniversitesi kapatıldı. Bu bağlantı bile kapatılması için büyük bir neden” diyerek yerinde bulduğunu söylüyor.

‘Akademisyenler abilere şikayet edildi’

Sarı, “Derslerde hükümet yanlısı olan akademisyenlerin Fetöcü öğrenciler tarafından abilere şikayet edildiğine ve ilerleyen yıllarda bir hocamızın idarenin tutumundan dolayı kontratının yenilemediğine şahidim” diyor.

Sarı ayrıca, devlet, hükümet ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kendilerini mağdur etmeyeceğine inandığını belirtiyor.

Mehmet Salih Tatlı ise, Ankara’da kapatılan iki vakıf üniversitesinden biri olan İpek Üniversitesi’nde yüksek lisans yapıyor. Kendini ‘sosyalist’ ve ‘ateist’ olarak tanımladığını söyleyen Tatlı, “Kurum dışarıdan şeytanlaştırıldığı gibi bir kurum değildi. Bunu bir sosyalist olarak söylüyorum” diyor.

Ankara Üniversitesi Siyasi Bilimler Fakültesi’nde lisans eğitimi aldığı yıllarda sık sık cemaatçi öğrencilerle karşı karşıya geldiklerini, ama İpek Üniversitesi’ne geçtikten sonra cemaatin akademik kadrosuna karşı fikirlerinin değiştiğini söylüyor.

“Lisans hayatım boyunca cemaatçi öğrencilerle sık sık güç mücadeleleri içinde bulundum. Bizi, cemaatçi polisler ve savcılar emrimizde diyerek tehdit etmişlikleri de vardır. Cemaatin gazetelerinde tetikçilik yapanların aksine, akademisyenlerin cemaat konusunda militan olmadıklarını fark ettim. Hatta bir süre sonra bu üniversitede asistan olmak bile istedim. Bu akademik camiadaki insanların çoğu esasında Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu kişiler.”

“Söz konusu cemaatle üç tane davam var”

İzmir Üniversitesi’nde Yabancı Diller Yüksekokulu’nda yarı zamanlı olarak çalışan akademisyen Aydoğan Davulcu, İzmir Üniversitesi’nin cemaatle ilişkisi olduğuna dair bir algının olmadığını, eğer bunu hissetmiş olsa asıl olarak kendisinin o üniversitede çalışmayacağını söylüyor.

Davulcu, “Söz konusu cemaatle üç tane davam sürüyor. Benim gördüğüm ve tespit ettiğim kadarıyla beraber çalıştığım hiçbir çalışma arkadaşımın da adı geçen cemaat ile ilgisi olduğunu düşünmüyorum” diyor.

23 Temmuz Cumartesi günü İzmir Üniversitesi'nin giriş kapısı mühürlendi.23 Temmuz Cumartesi günü İzmir Üniversitesi’nin giriş kapısı mühürlendi.

Kapatılan üniversitelerden İstanbul Süleyman Şah Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Fakültesi’nden Doç. Dr. Maya Arakon ise, haberi aldığında ilk aklına gelen şeyin öğrencilerine ne olacağı sorusu olduğunu ve “tamamen bir travma” yaşadıklarını söylüyor.

Arakon son zamanlarda sıkça gündeme gelen siyasi iltica meselesine değinerek, “Türkiye’de son altı ayda çok ciddi bir beyin göçü yaşandı ve daha da artacak. Şimdi o insanlara işsiz kalan binlerce akademisyen daha eklendi. İdari kadrodan bahsetmiyorum bile” diyor.

Arakon, Süleyman Şah Üniversitesi’nde çalışırken herhangi bir ideolojik baskıya maruz kalmadıklarını ve insanların birbirlerinin ideolojilerine saygı duyduğunu söylüyor.

Önyargı mağduru olma kaygısı

İzmir Üniversitesi öğrencilerinden Serdar Şimşek ve Melike Arslan, İzmir’de yerleştirilecekleri okullardaki öğrencilerin kendilerine karşı önyargılı olacaklarından endişe ediyor.

Elektronik Haberleşme Mühendisliği öğrencisi Serdar Şimşek, bir yandan yıl kaybetme riskine rağmen, herhangi bir okula yerleştirileceğine inandığını belirtirken, diğer yandan, “Gittiğimiz okullarda birçok kişi başlarda bize cemaatçi öğrenciler gözüyle bakabilir. Bu konuda ciddi anlamda sorun yaşayacağımızı düşünüyorum” diyor.

“Devlet üniversitesindeki öğrenciler de bizim gelmemizi istemiyorlar. Facebook ve Twitter’da böyle yorumlar yapan paylaşımlara denk geldik” diyor.

Arslan, okuldaki öğrencilerin yanı sıra akademisyenlerinin de cemaatle hiçbir bağlantısı olmadığına inanıyor. En çok onlardan ayrılmanın kendilerini sarstığını tekrarlıyor.

“Gayet modern, ulusalcı, laik ve Atatürkçü hocalarımız var. Hiç biri terör örgütü üyesi değil. Tezim içim benden daha çok heyecanlanan hocam var mesela. Tezim yarım kaldı, hocam işsiz.”

Arslan, eğitim hakkının ihlal edildiği görüşünde, ”Seçmediğim, istemediğim bir okula zorla gönderileceğim” diyor.

Kaynak: BBC Türkçe

       

Yorumlar

  1. Meral yıldız dedi ki:

    Lütfen on yargili olmayalım. Ne kadar cemaat varsa hepsine karşıyım. Bu beni görüşüm. Dinı istismar eden kimm varsa hele dini istismar ederek darbe yapanlar en ağır cezalar verilsin. Vatanına ihanet edene acımasın.

    Atatürk’ün bize bıraktığı cennet Vatanımız bizim hep birlikte bindiğimız tek gemi.

    Şu kadere bakınız ki benim gibi Atatürkçü biri fetocu olarak suçlanan bir üniversitede yüksek lisans yapıyor. Bu da benim çok ağrıma gidiyor. Çünkü bizkerede malesef ön yargı ile ayni gözlüklerle bakılmasıni varın siz düşünün.

  2. Meral yıldız dedi ki:

    On yargi tehlikelidir. Ufaçık kıvılcım ile önüne geçilmez büyüklükte masum insan zarar görür.
    Şimdi tutup yok Fetoyu kınayanlara inanmayın takiye diyenlere sözüm. Nerden bilelim sizinde takiye yapmadığınızı.

    Buyurun bu örneğe bakın. Içinden çıkılmaz değilmi.
    Ama hukukta olduğu gibi somut kanıt varsa işte o zaman farklı olur. Her şey net olur. Soyut Kanıtlarla suçlu yaratmak hukuksuzluktur.

    Ayrıca kapatılan üniversiteler dikkat edilirse bir anda ışık hızıyla kapatıldı. Demekki önceden bildik bir durum var. Madem böyleydi de neden o okullarda amacı sadece eğitim olan öğrencilerin ne suçu günahı var.

    Ne kadar darbe varsa veya buna curret etmek isteyeni elbette hep birlikte karşı durmamız gerekir.
    Ben kendimden örnek veriyim.
    Ben fetonun cemaatinin mağdurlarındanim. Gelin görünki fatih un.uzaktan eğitim yüksek lisans yapıyorum. Bir gün Youtubda Şimdi Cumhurbaşkanımız o zaman Başbakanımızın fatih un. açılışlarında ve diploma törenlerinde görünce müracaat ettim. Sadece yazılı sınavlarda bu okula gittim. Dersler internet üzerinden yapılıyordu ve cok kaliteliydi.
    Bu okula gittiğimde de feto teror orgutu cemaatinin hiç bir izini görmedim ve hissetmedim. Öğrenciler diğer üniversitelerdeki öğrenciler gibiydi. Öğretim görevlileri de öyleydi. Hiç bir alakalarını farketmedim.

    Şimdi ise bu üniversite kapatıldı ve başka bir üniversite de devam edebilecekmiyim bilmiyorum.

    Çünkü insanlarımız çok on yargılılar. Bu durumda lütfen hiç kimse ön yargili olmaması gerekir.

    Örneğin ist.un. den 154 öğretim görevlisi göz altına alındı. Şimdi hep birlikte orada eğitim görenlere ön yargili davranıp düz bir mantıkla burada okuyanlar da aynıdir mi demeliyiz.

    Sonuç olarak Söz konusu vatansa ve vatanına. ihanet edenlere en ağır cezalar verilsin. Ama önyargılı olmadan, darbeci vatan hainleri ile bu durumda olmayıp yanlış zamanda yanlış yerlerde olanları aynı kefeye koymayalim.

  3. lena dedi ki:

    fetöyü yarattılar beslediler büyüttüler sonra düşman yaptılar olan masum insanlara oldu

  4. Mertt dedi ki:

    BBC elemanlarını nasıl kurtaracağı telaşına düşmüş. Maksatlı bir haber, aklı sıra gündem olusturuyor. Fatih Üniversitesi’ne gidersen öğrenci olarak veya orada çalışırsan feto ile anilmaktan rahatsız olmuyorsun demektir.kimse sizi oralara zorla göndermedi siz ne olduğunu bile bile, umursamadan gittiniz! Biri de diyor ki “devlet üniversitesine aynı parayı ödemek saçma” heralde derece yapıp da Fatih üniversitesine girdi sanıyor hem Türkiye’de ossde gerilerde kalacaksın hem de ilk sıralarda kişilerle aynı şartlarda okumak isteyeceksin. Yok öyle yağma, fetoya öderken rahatsız olmadığınız paraları öğrenim ücretlerini şimdi tıpış tıpış devlete ödeyeceksiniz bunun pazarligini dahi yapmayın

    1. Dertt dedi ki:

      Güzel kardeşim İzmir Üniversitesinde çalışan arkadaşlarım var ve FETÖ ile senin kadar bile bağları yok. Okyanus ötesine selam eden bir Başbakana oy veren sen FETÖ’ye destek vermiş olurken onlar onu bile yapmadı. Nereden bilsinler İzmir Üniversitesi FETÖcü. Bağı olanlar her kimse hesap versin ancak bu şekilde bir anlayış herkesi mağdur ediyor. Borcu olan mı dersin, yeni evlenmiş olan mı dersin, ev kredisi olan mı dersin, çocuğu hasta masrafları olan mı dersin ve bu liste böyle uzayıp gidiyor. Herkesi aynı kefeye koyma! Bu ülkenin başındakiler bunları bu noktaya getirdi. Onların yaptıkları hataları insanlardan çıkartmak büyük vebaldir. Bu dünya gelip geçici.

  5. Gariban dedi ki:

    Yaziklar olsun, bize is verildide biz zorla mi calistik bu kurumlarda. Bir kisi gelip burda calisma gel sana is vereyim mi dedi. Benim bu FETO culerle bir bagim bile yoktu. Herkesi baglantili ilan etmek ne alçakca bisey. bunlarin darbeci oldugunu ne bilelim. Herkesi damgalamayin.

  6. faruk dedi ki:

    Hastaneler tamamen kapatılmadıysa bu okullar neden kapatıldı? Sonuçta devletin izniyle açılan okullardı bunlar. Kimseyi mağdur etmeden en azından halihazırda okuyan öğrenciler mezun olana kadar başka çözümler bulunabilirdi.

Yorum Yaz