reklam
reklam
Akademik Personel | 06 Aralık 2016, Salı

Kadın Rektörler Kadını Konuşacak

13 Mayıs 2014
Kadın Rektörler Kadını Konuşacak
       

Bu yıl ana teması ‘toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle mücadelede liderlerin rolü’ olan Kadın Rektörler Konferansı öncesinde, ev sahibi Prof. Dr. Gülsün Sağlamer, kadınların akademik hayatta yaşadıkları sorunları anlattı.

İlki 2008’de yapılan ve her iki yılda bir düzenlenen Avrupa Kadın Rektörler Konferansı’nın dördüncüsü bu yıl 15-17 Mayıs’ta yapılacak. ‘Cam Tavanın Ötesinde: Yapısal Değişikliklerde Liderlerin Rolü’ başlığını taşıyan konferansa dünyadan 90’a yakın kadın rektör ve yardımcısı katılacak. UNESCO patronajı altında gerçekleşecek konferansın ev sahipleri İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ve Avrupa Kadın Rektörler Platformu Başkanı Prof. Dr. Gülsün Sağlamer, konferansın bu yılki temasının özellikle önemli olduğunu, şu sözlerle belirtiyor: “Toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle mücadelede en önemli rol liderlere düşüyor. Rektör bu bilince sahipse üniversitede yükselme ve işe alımlar, dengeli iş dağılımı, insanların eşit koşullarda desteklenmesi gibi konularda hassas davranıyor ve kadınların önünü açıyorlar.”

AB’den ilerideyiz ama…

Peki kadınlar yükseköğretim ve araştırma alanında nasıl bir ayrımcılığa uğruyor? Prof. Dr. Sağlamer, “İki tür ayrımcılık görüyoruz” diye başlıyor anlatmaya ve sözlerini şöyle açıyor: “İlki yatay ayrımcılık, yani çeşitli bilim dallarına kadınların dağılımındaki asimetri. Örneğin tıpta çok kadın var ama mühendislikte daha az. Dengesiz. Bunun en önemli sebebi kültürel engeller. Mühendis olarak alanda çalışması beklenmediğinden kadınlar da o yöne ilgi duymuyor ve eğitim almıyor. İşin içine yapısal sorunlar giriyor. Aynı işi yapan bir erkek, kadından daha fazla ücret alıyor.” Prof. Dr. Sağlamer, ülkelerle kıyaslandığında bu dengesizliğin Avrupa ülkelerinde en az Türkiye’de olduğuna da dikkat çekiyor: “Avrupa’da mühendislik, matematik, bilgisayar, fen ve sağlıkbilimlerinde çalışan kadın oranı Türkiye’dekinden çok daha az. Türkiye Avrupa ortalamasının üzerinde. Ücretler konusunda da Türkiye’de erkek-kadın ayrımı görmüyoruz. Bunu Cumhuriyet’e borçluyuz.”

Prof. olana kadar eşitiz ama…

Üniversitelerdeki kadınların karşılaştığı bir diğer sorunsa dikey ayrımcılık; yani kadınların bulundukları dallarda yükselememesi. Ancak Prof. Dr. Sağlamer, Türkiye’nin bu anlamda da Batılı ülkelerden farklı bir dinamiğe sahip olduğunu anlatıyor: “Cam tavan endeksinde Türkiye en düşük değere sahip ülkelerden. Kadınların yükselmesini engelleyen bir şey yok; ta ki profesörlük aşamasının sonuna gelene kadar! Oraya kadar muhteşem bir performans var. Türkiye, Avrupa’da en fazla kadın profesör oranına sahip ülkelerden biri. Fakat lider pozisyonuna gelince yani rektör, rektör yardımcısı ve dekan gibi konumlarda sınırlı.”
İTÜ’nün bugüne kadarki ilk ve tek eski kadın rektörü Prof. Dr. Gülsün Sağlamer “Kötümser olmamak lazım ama akademide kadın-erkek eşitliğinin sağlanması çok zaman alacak. Bunu önce kadınların istemesi gerekiyor. Haklarından vazgeçmemeliler. Çoğu zaman erkekler ayrımcılık yaptığının, kadınlar da ayrımcılığa uğradığının farkında olmuyor” diyor.

Eski kurtlar işbaşında golf sırasında atama

Prof. Dr. Sağlamer, akademik alanda kadınların yaşadıkları sorunların çözümü için kültürel engelleri aşmanın da yetmeyeceğini belirtip şu bilgileri veriyor: “Kadın yönetici evliyse ve çocuğu varsa ‘Bu işi yapabilir miyim?’ diye düşünüyor. Kadınların yükü azaltılmalı. Mesela İTÜ’de kampus içinde anaokulu, ilkokul ve lise kurulduktan sonra birçok kadın akademisyen araştırmaya daha fazla zaman ayırabilirdi. Bir zihniyet değişimi de şart. Erkekler Avrupa’da içlerinde çok örgütlü. Buna, ‘old boys network (eski kurtlar ağı)’ deniyor. Bir konuma kimin atanacağına birlikte karar veriyorlar. Bu konuma bir kadının seçilme şansı, ancak erkeklerden daha nitelikliyse  olabiliyor.”

Üst düzey kadın yöneticide eksiğiz

Türkiye, yükseköğretimde kadın temsili açısından AB ülkelerinde lider. Profesörler arasında kadın oranı yüzde 29. Örneğin İsveç’te bu oran yüzde 20. Ancak kadın üst düzey yönetici oranları incelendiğinde Avrupa Komisyonu’nun 2010’da yaptığı araştırmaya göre Türkiye yüzde 5.5’le en düşük oranı sergiliyor. Bu alanda Norveç ve İsveç’se yüzde 26’nın üzerindeki oranlarla lider. 2010’da Türkiye’de 163 üniversitede 9 kadın rektör görev alırken, 2012 itibariyle toplam 179 üniversitede 12 kadın rektörün görev almasıyla oran yüzde 7’ye çıktı.

Kaynak: Hürriyet

       

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz