reklam
Akademik Personel | 21 Ocak 2017, Cumartesi

Kadın Akademisyenler Nerede

4 Mart 2014
Kadın Akademisyenler Nerede
       

2013 senesine göre, Türkiye ‘de yükseköğretim kurumlarında öğrencilerin yüzde 45’i, akademisyenlerin yüzde 40.8’i, profesörlerin yüzde 27.6’s ı kadın. Kadın akademisyen oranı da Batılı ülkelere oranla oldukça yüksek.

Ancak kadınlar akademik kariyer basamaklarında yükselmeye ve yöneticilik aşamasına doğru gelmeye başladıklarında bu durum aleyhlerine dönüyor. Üniversitelerin sayısı artmasına rağmen bir türlü kadın yöneticilerin, kadın rektörlerin sayısı artmıyor.

Bugün Türkiye’de üniversitelerin sayısı 170’e ulaştı. Ancak rektörlük görevini üstelenen kadınların oranı yüzde 10 bile değil. Toplam 10 kadın rektör bulunuyor. Bu kadın rektörlerin 6’sı devlet, 4’ü de vakıf üniversitelerinde görev yapıyor. Aslında bu durum Avrupa ülkelerinde de çok farklı değil. Kadın rektör oranı yüzde 50 ile en yüksek İsveç’ te .

Nasıl oluyor da kadına ilk seçme hakkı veren ülkelerden biri olmasına rağmen Türkiye’de kadınların rektör ya da fakülte dekanları olarak sayıları bir türlü artmıyor?

Akademisyenlikte sayıları erkeklerle neredeyse eşit olan bu kadınlar yöneticilik söz konusu olduğunda birden ortadan kayboluyorlar?

Yazar, Pervin Kaplan (Habertürk), kadınların yönetici kadrolarında olmamasını “Birçok kez rektörlük de yapan kadın akademisyenlerle sohbetlerimiz de bu soruları tartıştık. Kadınların neden yöneticilik görevlerinde yer almadığını ya da  yer aldırılmadığını konuştuk. Kadının yöneticilikte  görünmez  hale  gelmesinde  uygulanan ayrımcılık da  etkili, kadınların cesaretsizliği de ,rol modellerin çok az  sayıda  olması da” şeklinde ifade etse de güzel uygulamalar da bulunmakta.

Düzce Üniversitesi Rektörü, Prof. Dr. Gülsün Sağlamer ve Prof. Dr. Funda Sivrikaya  Şerifoğlu, Düzce Üniversitesi, Elginkan Vakfı’nın destekleriyle “Yükseköğretimde Kadın Liderliği Geliştirme ve Güçlendirme Programı” ile Türkiye ‘de bir ilki gerçekleştirdi. Türkiye Üniversite Liderlik İyileştirme Programı (TULIP ) çerçevesinde “Yükseköğretimde Kadın Liderliğini Geliştirme ve Güçlendirme Programı”‘ nı 2013 Yılı Nisan Ayı’nda gerçekleştirdi.

İki gün süren bu programda akademik kariyerin ilk basamağında olan yardımcı doçent unvanına sahip kadınlar katıldılar ve onları liderliğe teşvik etmek, eğitmek, desteklemek, cesaretlendirmek için de “kadın rektörler” mentorluk görevi yaptılar.

Akademikpersonel’in Değerlendirmesi

Programın web sayfası incelendiğinde belirtilen mentorluk programı dışında başka bir aktivite yapılmadığı görülmekte. Buna karşın, yapılan faaliyetlerin web sitesine konulması unutulmuş da olabilir. Fakat, bu durum da bu kadar önemli misyon üstlenmiş olan bir programın yapmaması gereken üzücü bir hata.

Neden mi? Programın belirtmiş olduğu misyon şu şekilde:

Bölgesel, ulusal ve uluslararası alanda kalkınmada, çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmada kadın ve erkek cinsiyet eşitsizliğini azaltacak ve ortak katkıyı arttıracak projeler üretmek, işbirlikleri kurmak, kadınların güçlenmesine ihtiyaç duyulan konularda bilimsel çalışmalar ve etkinlikler yapmak ve öncülük eden bir merkez olmak..

Kadına yönelik şiddetin çok olduğu ülkemizde, kadın akademisyenlere çok büyük görevler düşmekte. Ancak, toplumsal meselelerle ilgilenmeyen, ekonomik özgürlüğe sahip olmakla sosyal meseleleri unutan, Internet’te alışveriş sitelerinden çıkmayan akademisyenler de mevcut.

Bu bakımdan, bu program, sürekliliğini sağlamak zorunda ki, en azından akademisyen kadınlar arasında bilinç yaratılabilsin. Akademisyenler arasında bilincin yaratılması elbetteki değişim de önemli bir rol oynayacaktır. Ancak, eğitimin ve birey olarak özgürlüğün değerini bilen akademisyen kadınların bu konuda daha aktif olması gerekmez mi? Örneğin, üniversitelerde kadın, erkek eşitliğini ve kadına karşı şiddetin yanlışlığını gündeme getiren konferanslar yapılsa eminiz ki çok faydalı olabilir.

Önerilen Haber: Türkiye Giderek Sanayisizleşiyor.

       

Yorumlar

  1. aktan dedi ki:

    Haklısınız, kadın ve erkek eşitliğini sindirebilmiş, özgürlükçü bir anlayışa hakim olan nesiller, ancak, toplumun her kesiminde bilincin sürekli bir şekilde yaratılması ve zinde tutulmasıyla oluşturulacaktır. Umarız ki, Düzce Üniversitesi yetkilileri de konuyla ilgili bir açıklama yaparak bizi rahatlatırlar.

  2. Berrin dedi ki:

    Metinde geçen Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Gülsüm Sağlamer yazarken araya virgül konması unutulmuş. Dikkatinize,,,(Düzce Üniversitesi Rektörü, Prof. Dr. Gülsüm Sağlamer şeklinde olmalı)

    1. akademikportal dedi ki:

      Teşekkürler, düzetildi.

  3. smyrna dedi ki:

    program çok iyi düşünülmüş ama ilgi çektiğiniz gibi programın sürekliliğinin sağlanması çok çok önemli.

Yorum Yaz