reklam
reklam
Akademik Personel | 04 Aralık 2016, Pazar

İTÜ’lü Profesör ‘Bu kadar da Olmaz’ Deyip Akademisyenliği Bıraktı

1 Eylül 2014
İTÜ’lü Profesör ‘Bu kadar da Olmaz’ Deyip Akademisyenliği Bıraktı
       

İTÜ Maden Fakültesi Jeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Naci Görür, üniversitelerin son on yılda bilimden koparak saçma sapan bir yola girdiğini ve bilimden uzaklaştığını ifade edip akademisyenliği ve başında bulunduğu Marmara Denizi’nde süren deprem araştırmalarını bırakma kararı aldı.

 

İTÜ Maden Fakültesi Jeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Naci Görür, 9 Eylül’den itibaren akademisyenliği ve başında bulunduğu Marmara Denizi’nde süren deprem araştırmalarını bırakma kararı aldı. Üniversitelerin bilimden uzaklaştığını düşünerek bu kararı alan Görür, çok sert açıklamalar yaptı. İTÜ’nün artık eskisi gibi olmadığını, bir bilim insanının taşıması gereken evrensel ölçütlerin tehdit olarak görüldüğünü söyleyen Görür, “İTÜ, inanılmayacak ölçüde geriye düşen öğretim üyesi profiliyle inanılmayacak düzeyde fukaralaşan üniversiteye dönüştü. Genel olarak üniversitelerde insanlar uluslararası standartlardaki başarıları ile, araştırmaları ile algılanmıyor. Bizden mi bizden değil mi, hangi toplululuğa, hangi düşünceye aidiyeti var gibi saçma sapan bir yolun içine girildi. Eğer belirli bir düşüncenin insanı değilseniz sizi görmezlikten geliyorlar. Öyle olunca da gerçek bilim adamları küstürülüyor. İnsanlar artık kendi üniversitelerine aidiyetlerini yitirdiler” diyor.

Prof. Dr. Naci Görür, emekliye ayrılarak akademi dünyasından ve beklenen büyük İstanbul depremi açısından çok büyük önem taşıyan Marmara Denizi’ndeki araştırmalardan çekilme kararı ile ilgili gazetemize çarpıcı açıklamalar yaptı.

‘İçime sindiremiyorum’

Görür, emekli olduktan sonra üniversitelerde öğretim üyeliğine devam etmenin mümkün olduğunu, birçok üniversiteden teklif de aldığını belirterek “Özel üniversitelerden teklif var, iyi de para veriyorlar. Gidip orada da bu işi yapabilirim ama ben içime sindiremiyorum. Bu üniversite sisteminde bir şeylerin yapılabileceğini düşünmüyorum” dedi.

‘Standardımı düşürdüm’

Görür, öğrencinin de bu kokuşmuş üniversite düzeni içinde daha kolay nasıl mezun olacağına baktığını, birçoğunun neredeyse hiç çalışmadan diploma aldığını vurguladı. Görür, “Bunları dekanlığa, rektörlüğe yazdım. Ben işi ciddiye aldığım için öğrenci açısından da hedef haline geldim. ‘Naci Hoca’nın dersinden geçersen üniversite bitmiştir’ gibi bir algı oluşmuş. Halbuki zor bir hoca değilim. Ben sınav kâğıtlarını ciddi ciddi okursam kimse geçemiyor. Bunun ürküntüsü ile ben de standardımı düşürdüm, buna rağmen unvanım bu. Düşünün artık üniversite ne hale gelmiş” yorumunu yaptı.

‘Profesör olmak kolaylaştı’

İTÜ’de evrensel bilim kriterlerinin tehdit olarak görülüp içinin boşaltıldığına dikkat çeken Görür, “Bu değerler ne kadar sulandırılırsa profesör, doçent olmak, kadro almak daha kolay oluyor. İşin bu hale gelişinde siyasetin büyük etkisi var. Üniversiteler siyasallaştı. Her dönemde bu oldu ama benim asistanlığımdan, yani 1971’den bu yana hiçbir dönemde bu son 10 senedeki gibi üniversiteler siyasallaşmadı” diye konuştu.

Kimse dert edinmiyor

Türkiye’de üniversitelerin durumunun hiç de iç açıcı olmadığını, evrensel ölçütlerde bilim üretilmediğini, araştırma yapılmadığını söyleyen Görür, eğitimin kalitesinin de buna bağlı olarak düştüğünü vurguladı. İTÜ’deki durumun da aynı olduğunu ifade eden Görür, “Üniversitenin yetkili organlarına da bildirdim. Gördüm ki bunu kimse dert edinmiyor. Siyasi iktidar artan üniversite sayısı ile övünüyor” diye konuştu.

‘Yok sayıyorlar’

Prof. Görür, Türkiye’de bilim insanı profilinin fukaralaştırıldığını vurgulayarak şunları söyledi: “Dünyada bir bilim adamı akademik basamakta yükseltilecekse yayınlarına, aldığı atıflara, yazdığı kitaplara, dünya bilim camiası ile ne kadar iç içe olduğuna bakılır. Bizde ise kesinlikle öyle değil. Eğer uluslararası bilimsel kriterlere uyuyorsan tehdit olarak bakıyorlar. Belki kolayca bileğini büküp harcayamıyorlar ama seni yok saymaya çalışıyorlar. Çünkü o tür ölçütler üniversitedeki insanları rahatsız ediyor. O ölçütlerin gelmesi demek onların değersizleşmesi demek. İşlerinin zorlaşacağını, belirli akademik basamaklara tırmanamayacaklarını düşünüyorlar. Onun için o değerleri bırakıp yeni yeni eften püften değerler üretip kendilerine değer biçiyorlar.”

‘Yerlerde sürünüyoruz’

Kendi fakültesinde yaptığı bir incelemede 40 akademisyen içinde sadece üçünün Avrupa veya Amerika’da profesör olabilecek niteliğe sahip olduğunu gördüğünü ifade eden Görür, “Yerlerde sürünüyoruz. Ama bundan kimse rahatsız olmuyor” dedi.

‘Laboratuvarımızı almaya çalıştılar’

Depremle ilgili Marmara Denizi’nde yaptıkları çalışmalar nedeniyle de hedef haline geldiklerini söyleyen Görür şöyle devam etti:

“Türkiye’de deprem araştırmaları fazla yapılmıyordu. Uluslararası kaynaklar, projeler bulup biz yaptık. İTÜ’de deprem araştırmaları yapılıyor, kurumsal desteği var gibi anlaşılıyor ama öyle değil. Biz fazla etkin oluyoruz diye üniversitemiz rahatsız. Laboratuvarımızı elimizden almaya bile çalıştılar. Üretmeyeceksin, çalışmayacaksın. Üretirsen fark yaratıyorsun. O farkı yarattığın zaman da rahatsız oluyorlar. O fark oluşmasın diyorlar. Marmara’yı dünyanın en iyi bilinen denizi haline getirdik. Bunun için sürekli yurtdışından gemiler getirdik, araştırmalar yaptık, aletler yerleştirdik, bizzat çalıştık. Kendi kurumlarımızdan destek istedik, çoğu kez de alamadık.” Görür, artık jeotermal enerji ile ilgili araştırmalar yapacağını belirterek “Bilgi birikimi ve tecrübemle araştırmanın tam içinde olarak Türkiye’ye hizmet edebileceğimi düşünüyorum” dedi.

 

Kaynak: Cumhuriyet

       

Yorumlar

  1. Cemile diyor ki:

    Hocanın doğru söylüyor. Üniversite zihinsel sefalet içinde. Ortalama IQ su dünyada en alt sıralarda olan bir toplum için tabii ki bu seviye kendilerine göre ilerleme kendilerinden olmayanlara göre gerilemedir.

  2. rasim diyor ki:

    sen gidersin yerine 1000 tane adam gelir.etsen ne yazar,etmesen ne yazar,TC ‘de tek sen mi varsın..senin yerine geçebilecek adam mı yok memlekette..

  3. Handan Beyaz diyor ki:

    bir öğrenciye F notu verirsen eline ne geçiyor çok merak ediyorum.o ayın sonunda çift maaş mı veriyorlar sanki sana bunun için ? boş kağıt vermediği ve dersle alakasız şeyler yazmadığı sürece bir öğrenciye F notu vermenin bir anlamı olmadığını düşünüyorum

  4. cenk diyor ki:

    tamamen siyasi…AKP yi, halkın egemenliğini çekemeyen,halka tepeden bakanlardan…bilakis üniversiteler bugun çok daha iyi durumda.Eski kafalar yüzünden patlasan da derste WC ye gidemezdik, derste su içemezdik veya herhangi bi ihtiyacını göremezdin ama bugun geldiğimiz şu noktaya bakın ,şükürler olsun ya gercekten.İşini yapmayan hocaları bile idareye bildiremezin çünkü çete gibiydiler,şikayet edenin eğitim hayatını bitiriyorlardı.Bugun çok daha demokratız,çok daha avrupalıyız bu hukumet sayesinde,zihniyetlerimiz değişti ve gelişti.

    1. ayten diyor ki:

      Hocanın söyledikleri birebir doğrudur. Bu ülkede üniversitelerin içi boşaltılıyor. Bizzat kendi üniversitemden biliyorum. Birden bire ne idüğü belirsiz hükümete yakın insanlar gelip çeşitli görevlere yerleştiriliyor ve bu insanlar o makamda olmayı hak edecek herhangi bir araştırma ya da yayın bile ortaya koymuş olmuyor. Yok tuvalete gitmeme, yok derste su içememe bunlar eskiden ilkokulda lisede olurmuş, disiplini sağlamak için. Bunun hükümetle bir alakası yok yapmayın, zaman değişti… Üzgünüm ama bugün ne demokratız ne de avrupalı. Lisenin devamı niteliğinde üniversiteler açılıp, bomboş diplomalar veriliyor insanlara.

      1. mehmet diyor ki:

        Yazdıklarına katılıyorum. Yabancı dilden vazgeçtim, Türkçe cümle kuramayan öğrenciler var ne yazık ki. Öğrenci işlerine gidip derdini anlatmaktan bile aciz pek çoğu. Elbette bu yalnızca üniversite sorunu değil.Oraya gelinceye kadar zaten problemli. Yanlış yolun sonu, doğru yere çıkar mı?

    2. betül diyor ki:

      Üniversite mezunu veya öğrencisi olup bu yazının altına böyle bir yorum yapabiliyorsanız zaten üniversitelerin ne halde olduğunun en güzel kanıtısınız. Yazıyı baştan aşağıya dikkatli bir şekilde tekrar okuyup, anlatılmak isteneni anlamaya çalışın.

    3. mehmet diyor ki:

      Çok memnunsun yani kaliteden. Ne diyeyim Allah ıslah etsin seni. Artık tuvalete gidebildiğine göre müthiş bilimsel çalışmalar yapmışsındır. Yayınlarsan belki bizde feyiz alırız.

Yorum Yaz