reklam
reklam
Akademik Personel | 05 Aralık 2016, Pazartesi

İTÜ Rektörü: Üniversiteler 657 ile Yönetilemez

17 Eylül 2014
İTÜ Rektörü: Üniversiteler 657 ile Yönetilemez
       

Memurları düzenleyen 657 sayılı kanun ve bu kanunun konsepti ile üniversite yönetilemez. Yani mevcut devlet personel mevzuatıyla üniversiteler yönetilemez.

İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Mehmet Karaca, sempatik, dinamik, çalışkan, sosyal ve çevreci bir profil çiziyor. Kendisiyle Maslak Ayazağa kampüsündeki rektörlük makamında görüştük. Görüşmede iletişim koordinatörü Zeynep Şahin Tutuk da hazır bulundu. İTÜ Rektörü Profesör Mehmet Karaca’ya sorduğumuz soru ve cevaplarıyla baş başa bırakıyorum.

Üniversiteniz için “gelenekten geleceğe” sloganıyla yola çıkıyorsunuz. İstanbul Teknik Üniversitesi nasıl bir üniversite?

Türkiye’nin en kadim üniversitesiyiz. En kadim olarak ülkemizin ilk üniversitesiyiz diyebiliriz. Bunu ben söylemiyorum; tarihçi İlber Ortaylı ve YÖK Başkanı Gökhan Çetinsaya söylüyor. Kuruluşundan bu yana kurum olarak bakın, en kadim üniversite İstanbul Teknik Üniversitesidir.

Osmanlı ve Cumhuriyet’in modernleşmesinin simgesi veya modernleşmeyle özdeş bir üniversite diyebiliriz. İTÜ tam bir Osmanlı modernleşmesini gösterir. 1770 yılında Mühendishane-i Bahri-i Hümayun olarak kuruluyor. Daha sona Mühendishane-i Berri (Kara) Hümayun ve en sonunda Yüksek Mühendis Mektebi olarak tedrisatta yerini alıyor. 1944’e kadar yüksek mühendis mektebi olarak görevini icra ederken, dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’in gayreti ile bugünkü ismi olan İstanbul Teknik Üniversitesi’ne dönüşüyor ve açılışını bizzat Hasan Ali Yücel yapıyor.

YÖK’ün yapısı ve üniversitelerin yönetimi nasıl olmalı?

YÖK ciddi bir akreditasyon ve denetim organına dönüştürülebilir. Memurları düzenleyen 657 sayılı kanunu ve bu kanunun konsepti ile üniversite yönetilemez. Yani mevcut devlet personel mevzuatıyla üniversiteler yönetilemez. 9-5 mesai kurgusu ve 2547 sayılı kanun ile memur zihniyeti ile yönetilen üniversiteler ülke kalkınmasına etkin fayda sağlayamaz. Atamaları üniversiteler yapmalıdır. Biz 24 saat yönetmeye çalışıyoruz ancak mevzuat buna uygun değil. Bizim yeni mezun ettiğimiz bir mühendis bir doçent kadar maaş alıyor. O zaman biz nitelikli mühendis istihdam etmekte zorlanıyoruz. Bizden ziyade özel sektörü tercih ediyorlar. Nitelikli eleman çekimi için mutlaka mali sorunun giderilmesi lazım. Şu anda üniversitelerin en önemli sorunlarının başında mali sorun geliyor. Devlet başta yargı mensupları olmak üzere farklı meslek gruplarına yaptığı zammı akademik personele de yapması gerekiyor, biz bunu bekliyoruz.

>Yeni Türkiye’nin yeni üniversiteleri nasıl olmalı?

Türkiye Cumhuriyetinin 100. yılı Yeni Türkiye’nin mottosudur. Üniversitesiz yeni Türkiye mümkün değildir. Bilgi ve bilginin teknolojiye dönüştürülme odağı üniversitelerdir. Üniversitelere daha fazla rol verilmelidir. İTÜ 1993 yılında öğrencilerin sosyal dersleri almalarını zorunlu hale getirdi. Böylece mühendislerin kısmi de olsa daha fazla sosyalleşmelerine katkı sağladı. Türkiye’nin ilk “Bilim ve Teknoloji Felsefesi Yüksek Lisans Programı”nı açmayı planlıyoruz. Bununla ilgili akademik personel istihdam etmeye başladık. Biz sosyal bilimleri ile fen bilimlerini evlendirip yeni bölümler açmak istiyoruz. Hibrit bölümler açacağız. Yani disiplinler arası programlar açarak düşünce dünyamızda yeni pencereler açmayı hedefliyoruz. Üniversitelerin buna doğru evrilmesi lazım. Hibrit modeli yaygınlaştırmalıyız. Üniversiteler yeni yeni diğer fikirlere açık hale geldi. Diğer farklı düşüncelerle zenginleşti. Adeta tek tip bir yapı vardı.

Ekip ruhuyla çalışıyoruz

> İki yıllık rektörlüğünüz döneminde üniversiteye neler kazandırdınız?

İlk bir yıl sadece proje üretmek ve proje çizmek ile geçti. İkinci yılda bu projeleri uygulamaya koymaya başladık. Öncelikle gelen şikayetleri değerlendirdik ve fiziki mekanlarla ilgili sorunların ağırlıklı olduğunu gördük. Daha yaşanabilir ortamlar, daha yaşanabilir kampüsler kurmaya çalışıyoruz. Yeni bölümler açtık. Sosyal bilimlere de önem veriyoruz. Hibrit modellere doğru gidiyoruz. Şemsiye projeler ile disiplinler arası çalışma kültürünü yerleştirmeye çalışıyoruz. Öğrenci kulüplerini artırmak hedefim. 130 öğrenci kulübümüz var ama sayı bunun çok üzerinde olmalı. Çok farklı bölümlerde öğrencilerin bir araya gelerek fikir üreterek projeler yapmalarını sağladık. Her projenin ürüne dönüşmesi gerekmiyor. Öncelikle fikri birikiminin oluşması gerekiyor. Bu birikimin oluşması için mesleki kulüplerin yanı sıra yeni sosyal ve sanat kulüpleriyle öğrencilerimizin düşünce dünyalarını zenginleştiriyoruz. Çünkü hobisi olan öğrencilerin hayatta daha başarılı olduklarını görüyoruz. Farklı perspektifte öğrenciler yetiştirmeye çalışıyoruz. Yeni spor mekanları oluşturduk. Üniversitedeki herkesin spor yapmasını, sporla iç içe olmasını çok önemsiyoruz. Spora verdiğimiz önemin karşılığını da alıyoruz. Bu yıl Amerikan Futbolu ve Satrançta Türkiye Şampiyonlukları üniversitemizin oldu.

HEDEFİMİZ 1.5 MİLYON KİTAP

Ben göreve geldiğimde kütüphanemizdeki varlığımız 550 bindi, şimdi 850 bine çıktı. Hedefim bir buçuk milyona ulaşmak. Dünyada kitap sayısıyla üniversitenin başarı sıralamasında ciddi bir korelasyon var. Harvard dünyada kütüphanesinde 16 milyon kitap sayısıyla birinci. Dünya başarı sıralamasında da Harvard birincidir. Bu bir tesadüf değildir. Biz araştırma üniversitesiyiz. Türkiye’nin en iyisi olarak dünya ile rekabet etmek istiyoruz. Lisansüstü eğitimde de iddialıyız. İTÜ’nün tarihi zenginliğini depolardan çıkardık, yakın zaman önce bir nadir eserler sergisi açtık. Yüzyıllar öncesine ait birçok eseri sergiledik. En önemli işlerimizden biri rektörlük binamızın girişini bir sanat galerisine çevirmek oldu. Sanatı çok önemsiyorum ve teknik üniversitenin sanatla anılmasından mutluluk duyuyorum. Şimdi galerimizde her ay farklı bir sergi açılıyor, çok önemli sanatçıları ağırlıyoruz.

> Siz dünyada hangi üniversitelerle rekabet ediyorsunuz veya etmeye çalışıyorsunuz?

Bizim rakiplerimiz dünyada ilk yirmide, otuzda olan üniversitelerdir. Dünyada gelişmiş teknik üniversiteler sosyal bilimlere de önem veriyor. Biz sosyal bilimlerin de üniversitemizde güçlü olmasını istiyoruz. Mesela iş hukuku duayenleri bizim üniversitemizdedir. Ben bir mühendisim ama işletmeden ders aldım. Müzikte de iddialıyız. Türk Sanat Müziği, Türk Halk Müziği, klasik müzik, caz gibi farklı türlerde ülkemizin en başarılı müzisyenleri konservatuvarımızdan yetişmedir.

> Mezun olduğunuzda aynı üniversitede rektör olmayı düşündünüz mü?

Hiç düşünmedim. Aklımın ucundan bile geçmemişti. Mezunu olduğum üniversitemde Rektör olarak görev yapmak, büyük onur ve gurur. İTÜ’ye rektör olarak hizmet etmek, tarif edilemez bir mutluluk. 1992 yılında İTÜ’de çalışmaya başladım yani 22 yıl olmuş. Teknik Üniversitenin her kademesinde çalıştım. Buraya adım adım geldim. Her kademede keyifle çalıştım ve büyük tecrübe edindim. Şimdi bunları değerlendiriyorum. Bana şimdi sıra sende dediler ben de İTÜ aşkıyla hizmet ediyorum.

> Rektör üniversiteyi nasıl yönetmeli?

Rektörlük asıl akademik işlerle uğraşmalı. Rektörlük seçimle olunca birçok sıkıntıyı da beraberinde getiriyor. Rektör atamasına kilitleniyorlar. Yasa değişikliği sadece rektör değişikliğine kilitlenememeli. Sistem ve consept önemli. Mesela üç rektör yardımcısı yetmiyor. Rektör yardımcısı açıklarını rektör danışmanıyla gideriyoruz. Tabana nüfuz edecek bir yapı kurmaya çalışıyoruz. Rektörleri dönemle sınırlandırmak doğru değil. Başaramıyorsa iki yılda bırakmalı. Rektör ve yönetim akademik ve mali açıdan hesap verebilmeli ve denetlenmeli. Biz yeni bir akademik kriter oluşturarak mezunumuzun mümkün olduğu kadar dışarıda iş yapmasını istiyoruz. Bu konuda ciddi problemler çektik. Bu sistemi yaptık. İnsanlar mezun olduğu yerde kalmamalı. Başka yerlerden bilgi ve görgü almalı. Biz radikal karar alarak bunu başardık. Bunu siyasal ve ideolojik yere çekmeye çalıştılar. Gitsinler başka yerde bir başka yerde çalışsınlar kendilerini ispatlasınlar. Dünyadaki büyük üniversitelerde allame-i cihan olsa almıyorlar. Bunu yapmak zorundayız. Üniversitelere yeni ve taze kan girmeli. Akraba evlilikleri çoğu zaman iyi netice vermiyor. Üniversitelerin en ciddi problemlerinden biri de bu. Bilkent, Boğaziçi, ODTÜ, Koç, Sabancı bunu uyguluyor ve başarılı oldu.

Prof. Dr. Mehmet Karaca Kimdir?

İstanbul Teknik Üniversitesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümünde lisans ve yüksek lisans eğitimini tamamladı. Ardından Amerika’ya giderek M. Sc. University of California Los Angeles (UCLA) – Atmosfer ve Okyanus Bilimleri Bölümünde yüksek lisans ve doktora yaptı. İTÜ’de; Fen Bilimleri Enstitüsü Müdür Yardımcılığı (1993-1995) ve Müdürlüğü (2001-2004), Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü Müdür Yardımcılığı (2001-2002), İTÜ Araştırma Fonu Yönetim Kurulu Üyeliği (2001-2004), İklim ve Deniz Bilimleri Anabilim Dalı Başkanlığının (2001-halen) da aralarında bulunduğu birçok idari görev üstlendi. 2008-2010 yılları arasında Rektör Yardımcılığı, 2009-2010 arasında İTÜ KKTC Kurucu Rektörlüğü yaptı. 2012 yılında ise İTÜ Rektörlüğü görevini devraldı. “Atmosfer ve Okyanus Modellemesi, Küresel ve Bölgesel İklim Değişimi, Acil Durum ve Afet Yönetimi, Hava Kirliliği ve Kalitesi, Şehir İklimi” ilgilendiği başlıca araştırma konularıdır. Amerikan Jeofizik Birliği, Amerikan Meteoroloji Cemiyeti, Ulusal Coğrafya Derneği (ABD) ve Doğal Hayatı Koruma Derneği üyesidir. Prof. Dr. Mehmet Karaca, evli ve 2 çocuk babasıdır.

Kaynak: Türkiye Gazetesi

       

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz