reklam
reklam
Akademik Personel | 09 Aralık 2016, Cuma

Güneşi Görmeyen Güneş Enerjili Otomobil

11 Ekim 2014
Güneşi Görmeyen Güneş Enerjili Otomobil
       

Akdeniz Üniversitesi öğrencileri tarafından geliştirilen “Portacar” ismini verdikleri, güneş enerjisiyle çalışan otomobilin deneme sürüşleri, maddi imkansızlıklar nedeniyle fakülte binasının koridorlarında yapılıyor.

Makine Mühendisliği Bölümü Mekanik Topluluğu tarafından 2011 yılında üretilen ve her yıl geliştirilen “Portacar” isimli güneş enerjisiyle çalışan otomobil, iki yıldan bu yana Antalya dışındaki etkinliklere katılamıyor. Akdeniz Üniversitesi Mühendislik Fakültesi binasının zemin katındaki koridorlarda öğrenciler, güneş görmeyen ortamda çalışmalarını sürdürüyor.

AA muhabirine açıklamalarda bulunan Proje Danışmanı Akdeniz Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hakan Ersoy, “Portacar”ın teknik özellikleriyle ilgili bilgiler verdi. Aracın üzerinde bulunan güneş panellerinin 1 saat içerisinde kendi bünyesinde bulunan aküleri şarj ettiğini ifade eden Ersoy, akülerinin tam dolu iken 1 saat süreyle yol katedilebildiğini ifade etti. Ersoy, 800 wat civarında üzerinde panel gücü bulunan güneş enerjisiyle çalışan aracın saatte 60 kilometre hız yapabildiğini bu hız ve sürenin iyileştirilmesi için çalışmalarının devam ettiğini kaydetti.

Ersoy, daha önce ürettikleri aracın bazı parçalarını sökerek bu araca monte ettiklerini anlatarak, “Portacar”ın sponsor bulunamadığı için ekonomik olarak yapıldığını belirtti. Araçta kullanılan birçok malzemenin hurda metallerden ya da elektrikli bisikleti ve motosiklet malzemelerinden yapıldığını ifade eden Ersoy, aracın adını Antalya’nın simgesi portakaldan aldığını ve direksiyon sisteminin portakal suyu sıkacağından yapıldığını belirtti.

Doç. Dr. Hakan Ersoy, “Bu tür araçlarda lityum polimer veya lityum iyon akülerin kullanılması gerekiyor. Bu sayede daha uzun süre aracın enerji depolayabilecek ve daha uzun süre hareket halinde bulunabilecek. Bu tür araçlara iddialı olabilmek için üzerindeki güneş panellerinin yüksek verimli yapıya sahip olması gerekiyor. Bunun verimleri oldukça düşük. Motorumuz da verimli bir motor değil eğer bunu da geliştirebilirsek araç kendinden daha da söz ettirecek hale gelecek” diye konuştu.

Deneme sürüşleri okul koridorlarında

İlk aşamada TÜBİTAK’ın düzenlediği Formul G yarışlarına katılmak üzere hazırlanan otomobilin, 2011’de İzmir’de ve 2012 İzmit Körfez Pisti’ndeki yarışmalara katıldığını belirten Ersoy, proje için yeterli bütçelerinin olmaması nedeniyle iki yıldan bu yana Antalya dışındaki etkinliklere katılamadıklarını kaydetti. Üniversite yönetiminin projeyi desteklediğini ancak sponsor desteği olmadan bu projeyi daha ileriye taşımalarının mümkün gözükmediğini vurgulayan Ersoy, araca özel bir alanın bulunmaması ve kısıtlı imkanları nedeniyle öğrencilerin ellerinde taşıyarak bina içine soktukları otomobilin iki yıldan bu yana bina dışına çıkartılamadığını ve eğitim ve deneme sürüşlerinin okul içindeki koridorlarda yapılmak zorunda kaldığını vurguladı.

İmkansızlara olumlu yönden baktıklarını ifade eden, Ersoy şöyle devam etti:

“Bu tarz projelerin yapılabilmesi için bütçelerinin olması gerekiyor. Bütçemizin olmamasının iyi tarafı bu aracı öğrencilerimiz yapıyorlar. Bu nedenle bir araç sisteminin işleyişini öğrencilerimiz baştan sona öğreniyorlar. Dersler de veremediğimiz veya ayrı ayrı verdiğimiz bilgileri öğrenciler bu aracı hazırlarken birleştirerek geliştiriyorlar. Buna benzer birçok proje yapılıyor. Ama bizim bu aracın birçok özelliği onlardan ayrılıyor. Son iki yıldır Antalya dışındaki etkinlilere katılamıyoruz. Katıldığımız etkinlikler de de aracımız büyük ilgi görüyor. Özellile Antalya’da geçen yıl düzenlenen AUTO Show fuarında lüks otomobillerin yanında bizim araca büyük bir ilgi vardı. Birçok üniversitemiz bırakın yurt içindeki fuarlar yurt dışındaki etkinliklere katılarak projelerini sergiliyorlar. Biz malesef ekonomik sorunlarımız nedeniyle bunu gerçekleştiremiyoruz.”

İmkansızlıkları fırsata çevirdiler

“Aracı koridor içinde söküp takıyoruz. Elle dışarı çıkarmak durumunda kalıyoruz. Bu aracın belli aralıklarla yol testlerini gerçekleştirmesi gerekiyor. Bizim bunu geliştirebilmemiz gerekiyor. Ancak bunları yapamıyoruz” diyen Ersoy, açıklamalarını şöyle sürdürdü:

“Diğer yandan bu durumdan çok da şikayetçi değiliz. Çünkü, bir takım buluşlar yapmamız gerekiyor. Her türlü bütçemiz olsaydı bazı malzemeleri hazır alacaktık. Örneğin aracımızın direksiyon sistemi portakal sıkacağından. Bir takım parça ihtiyaçlarını bahçeye çıkıp oradaki hurdalardan toplayıp geliyoruz. Benzer proje araçları motorlarını bu iş için özel yapım kullanılırken, biz motosikletlerin veya elektrikli bisikletlerin çeşitli aksamlarını ve motorlarını kullandık. Bu tür birçok araçta geri vites yoktur. Biz bu aracın geri vites aksamını kendimiz yaptık, imkansızlıkları fırsata çevirdik. Olmayan şeyleri hurdalardan veya düşük bütçeyle gidermeye çalıştık.”

Antalya’nın bir güneş şehri olduğuna işaret eden Ersoy, “Biz Antalya olarak bazı bilimsel çalışmalarda özellikle birçok alanda ikinci üçüncü sırada yer alabiliriz ancak özellikle güneş enerjisiyle ilgili projelerde bunu düşünemeyiz. Çünkü burası güneşin insanlara cömertçe enerjisini verdiği bir şehir” dedi.

Ersoy, Antalya’yı Türkiye’de ve dünyanın pek çok ülkesinde bir olimpiyat ruhuyla temsil etmeyi istediklerini de vurgulayarak, TÜBİTAK’ın Formula G güneş arabaları yarışını Antalya’da yapma düşüncesinde olduğunu belirtti. Hakan Ersoy, “Türkiye’de güneşe en yakın il Antalya. Bu etkinliklerin bu şehirde yapılması gerçek amaca da uygun olur diye düşünüyoruz” şeklinde konuştu.

Kaynak: Habertürk

       

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz