reklam
reklam
Akademik Personel | 02 Aralık 2016, Cuma

Gül: Çok Üniversite Var Ama Kalitesine Bakılmalı

4 Aralık 2013
Gül: Çok Üniversite Var Ama Kalitesine Bakılmalı
       

Cumhurbaşkanı Gül, ”Bilim insanları Türkiye’ye kendi kararlarıyla dönerse değerlidir. Yoksa onları zorla burada bir göreve oturtmak döndükleri anlamına gelmez. O geçici bir geliştir. Çok sayıda üniversitenin olmasıyla övünürüz ama üniversitelerimizin eğitim seviyeleri, bilim alanındaki faaliyetleri, ortaya koyduğu netice ve kaliteye bakmamız gerekir. Yoksa bu kadar büyük kamu kaynaklarının ayrıldığı, büyük imkanların verildiği üniversitelerimiz lise üstü kuruluşlar şeklinde kalır ki, bu da çok büyük yazık olur”

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, “Nüfusu büyük, tarihi köklü, bulunduğu coğrafyada önemli olan, insanlık tarihine önemli katkılar sunmuş, dünya çapında büyük devletler kurmuş bir neslin devamı olan Türkiye Cumhuriyeti, teknolojiyi transfer ederek veya teknolojiyi alıp uygulayarak yoluna devam edemez” dedi.

TÜBİTAK Bilim, Özel ve Teşvik Ödülleri ile TÜBİTAK-TWAS Teşvik Ödülü Çankaya Köşkü’nde düzenlenen törenle sahiplerine verildi.

Cumhurbaşkanı Gül’ün himayesinde gerçekleşen törene, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, YÖK Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya, TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Yücel Altunbaşak, ödül kazanan bilim insanları, aileleri ve diğer davetliler katıldı.

Cumhurbaşkanı Gül, konuşmasına, ödül töreninin Çankaya Köşkü’nde yapılmasından ve bilim insanlarını ağırlamaktan gurur duyduğunu belirterek başladı.

Marifetin iltifata tabi olduğunu söyleyen, İbn-i Sina’nın “Bilim ve sanat takdir edilmediği yerden göç eder” sözünü hatırlatan Gül, bilim ve sanatın takdir, teşvik edildiği yerlerde yeşerdiğini, büyük başarıların ortaya çıktığını belirtti. Türkiye’de bilim, teknoloji ve araştırmaya verilen önemi görmekten memnuniyet duyduğunu dile getiren Gül, uzun yıllardan sonra böyle bir döneme girildiğini, ekonomisi ve siyasi istikrarını rayına koyan Türkiye gibi bir ülkede önceliklerin değiştiğini ifade etti.

“Nüfusu büyük, tarihi köklü, bulunduğu coğrafyada önemli olan, insanlık tarihine önemli katkılar sunmuş, dünya çapında büyük devletler kurmuş bir neslin devamı olan Türkiye Cumhuriyeti, teknolojiyi transfer ederek veya teknolojiyi alıp uygulayarak yoluna devam edemez” diyen Cumhurbaşkanı Gül, Türkiye’nin teknolojiyi üretmesi, tasarlaması ve satması gerektiğini vurguladı.
Türkiye’de milli gelirin yüzde 1’inin araştırma ve geliştirmeye ayrılmaya başlandığına dikkati çeken Gül, kısa süre içinde AB ortalaması olan yüzde 2’ye ulaşmanın ve geçmenin hedeflendiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Gül, “Bütün bunların karşılığı tabii ki alınacak. Bu bir gecelik iş değil. Ne kadar çok bu konuya önem verirseniz, ne kadar teşvik ederseniz, bilim insanlarını bu alana çekerseniz onların çalışmaları da muhakkak neticesini verir. Bütün dünyada da böyle oldu. Bu alanda başarılı ülkeler önümüzde. Avrupa ülkeleri, ABD’nin uygulamaları… İbn-i Sina’nın dediği gibi beyin göçü bunun için oldu. Niçin bugün ABD’de dünyanın her tarafından en değerli beyinler var? Takdir ve teşvik ettikleri, sahip çıktıkları için var” diye konuştu.
Türkiye’de de bu alanda önemli düzenlemeler yapıldığını, kuralların değiştirildiğini, teşviklerin ve üniversitelerin sayısının artırıldığını söyleyen Cumhurbaşkanı Gül, sonuçların da alınmaya başlandığının altını çizdi.

Onları durduk yere çağırmaya hakkımız yok

“Yurtdışındaki bilim adamları niçin Türkiye’ye gelmez” sorusunun sık sık sorulduğuna dikkati çeken Gül, “Onları durduk yere çağırmaya hakkımızın olmadığını defalarca kere söyledim. Ama artık biz çağırmadan, Türkiye’nin verdiği önemi gördükleri için önemli dönüşler başladı. Her geçen sene çok daha hızlı, bildiğim kadarıyla. Geçen seneye göre bu sene 5 kat artış var dönüşlerde. Bu ancak, kendiliğinden olursa, bilim insanları kendi kararıyla dönerse değerlidir. Yoksa onları zorla burada bir göreve oturtmak döndükleri anlamına gelmez. O geçici bir geliştir. Türkiye’nin artık önemli bir bilim, araştırma merkezi haline geldiğinin ortaya çıkmasıyla bu beyin akışındaki dönüş gerçekleşecek” değerlendirmesinde bulundu.

Araştırma, geliştirme ve bilim üretmenin merkezinin üniversiteler olduğuna vurgu yapan Gül, sözlerine şöyle devam etti:
“Üniversiteleri çok dikkatli takip etmeli ve hepsine sahip çıkmalıyız. Çok sayıda üniversitenin olmasıyla övünürüz ama üniversitelerimizin eğitim seviyeleri, bilim alanındaki faaliyetleri, ortaya koyduğu netice ve kaliteye bakmamız gerekir. Yoksa bu kadar büyük kamu kaynaklarının ayrıldığı, büyük imkanların verildiği üniversitelerimiz lise üstü kuruluşlar şeklinde kalır ki, bu da çok büyük yazık olur. Onun için gerek YÖK, gerek TÜBİTAK, gerek üniversitelerin büyük işbirliği içinde bu hedefleri gerçekleştirmeleri şart.”

Türkiye’nin geleceğinden büyük bir gurur duydum

Teknoloji, araştırma-geliştirme, inovasyon, sanayi-üniversite işbirliği zincirinde de önemli desteklerin verildiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Gül, bu alanda çalışanların bile bu kadar büyük imkanlar bulunduğunun farkında olmadıklarını, desteklerin en iyi şekilde değerlendirilmesinin önemine işaret etti. Gül, kendisine iletilen talepler olduğunu belirterek, devlet üniversitelerine araştırma-geliştirme alanında sağlanan desteğin vakıf üniversitelerine de verilmesini gerektiğine işaret etti.

Gençlere ve çocuklara “bilim ve teknoloji aşkı”nın aşılanmasının önemini de vurgulayan Gül, geçen hafta uluslararası bilim olimpiyatlarına katılan Türk öğrencilerle biraraya geldiğini, Çankaya Köşkü’ndeki en mutlu günlerinden birini yaşadığını aktardı. “20’ye yakın, kızlı, erkekli, göğüslerinde altın, gümüş, bronz madalyalarla geldiler. Onlarla bir süre sohbet ettim, konuştum, hepsine tek tek sordum. Gerçekten çok heyecan ve gurur verici” diyen Gül, Türkiye’de binlerce öğrenci arasından seçilen madalyalı gençlerin dünyada çapında başarı kazandıklarını anlattı.

Cumhurbaşkanı Gül, sözlerine şöyle devam etti:

“Hepsinin gelecekle ilgili düşüncelerini tek tek sorduğumda, bir kez daha Türkiye’nin geleceğinden büyük bir gurur duydum. Bu heyecanı, nesillere ve gençlere aktarmanın bir yolu da tabii ki basın. Gazeteler, televizyonlar, magazinlerin aynı gelişmiş ülkelerde olduğu gibi teknoloji, bilim sayfalarını artırmalarının, bunu hayatın bir parçası haline getirmelerinin çok önemli olduğuna inanıyorum.”
Gül, konuşmasını, ödül kazanan bilim insanlarını ve onlara bu ortamı hazırlayan kurumları tebrik ederek bitirdi.

Ödüllerini Gül’ün elinden aldılar

TÜBİTAK Bilim Kurulu tarafından bu yıl iki bilim ödülü, iki özel ödül ve 11 teşvik ödülü ile bir TÜBİTAK-TWAS Teşvik Ödülü verildi.

TÜBİTAK bilim ödülüne layık görülen Koç Üniversitesinden Prof. Dr. Alphan Sennaroğlu ile Ankara Üniversitesinden Prof. Dr. Cihan Yurdaydın, TÜBİTAK özel ödülüne layık görülen British Columbia Üniversitesinden Prof. Dr. Yüksek Mühendis Yusuf Altıntaş ile Boston Üniversitesinden Prof. Dr. M. Utku Ünver, ödüllerini Cumhurbaşkanı Gül’ün elinden aldı.
Cumhurbaşkanı Gül, TÜBİTAK teşvik ödülü kazanan Eskişehir Osmangazi Üniversitesinden Prof. Dr. Sibel Akar, Zirve Üniversitesinden Doç. Dr. Zübeyir Çınkır, Bilkent Üniversitesinden Doç. Dr. Mustafa Özgür Güler, Bilkent Üniversitesinden Yrd. Doç. Dr. Coşkun Kocabaş, İstanbul Teknik Üniversitesinden Doç. Dr. Selçuk Aktürk, Koç Üniversitesinden Yrd. Doç. Dr. Seda Keskin Avcı, Orta Doğu Teknik Üniversitesinden Doç. Dr. Haluk Külah, Akdeniz Üniversitesinden Prof. Dr. Münire Erman Akar ve Atatürk Üniversitesinden Doç. Dr. Zekai Halıcı ile TÜBİTAK-TWAS Teşvik Ödülünü alan Çankırı Karatekin Üniversitesinden Doç. Dr. Turgay Ünver’e ödüllerini verdi.

Törene katılamayan, Sabancı Üniversitesinden Yrd. Doç. Dr. İnanç Adagideli’nin ödülünü annesi, Sabancı Üniversitesinden Yrd. Doç. Dr. İbrahim Burç Mısırlıoğlu’nun ödülünü de babası aldı.

Törenin sonunda, Cumhurbaşkanı Gül, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Ergün ve TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Altunbaşak ödül kazanan bilim insanlarıyla fotoğraf çektirdi.

Kaynak: Hürriyet

       

Yorumlar

  1. Selen Aydoğdu diyor ki:

    Doktora seviyesinde olan bir öğrencinin çalışmasını kendi görüşlerine ters olduğu için ailesine şikayet eden akademisyenler oldukça bu ülkede nasıl bir kaliteden bahsedilebilir ki ?

Yorum Yaz