reklam
reklam
Akademik Personel | 03 Aralık 2016, Cumartesi

Göçmüş Kediler Bahçesi

24 Kasım 2013
Resim bulunamadı
       

Aslında çok şey yazılmış çok şey söylenmiş bu kitap hakkında. Biliyorum ne yazsam “eski”, ne yazsam “aynı” olacak. Biliyorum ne yazsam bir yerlerden bir şeyler çağrıştıracak sizlere.

Bu kitap bana sadece okumayı değil yazmayı da sevdirmiştir. Bu kitap bana yarın sabah erken saatte okul olmasına rağmen uyumamayı sevdirmiştir, bu kitap bana ışığı 04:30 da kapatmayı sevdirmiştir ve dahası doğum günlerini…

NEDİR NE DEĞİLDİR?

Göçmüş Kediler Bahçesi masal-öykü arası (masal da diyemiyorum öykü de diyemiyorum) 14 kısa denemeden oluşan bir kitaptır. Bilge Karasu bu kitabı ölümünden 10-15 yıl önce yazmıştır. (Yanlış hatırlamıyorsam) Kitapta akıcı ve üst seviye bir dil kullanılmıştır. Daha ilk cümlelerden yazarın bu kitapta kelimelerle oyuncak gibi oynayacağını anlarsınız. Kitaptaki masallarda Bilge Karasu hayvanlar üzerinden insanlara çeşitli eleştiriler yöneltmiştir ve mesajlar vermiştir.

KİTAPTAN KESİTLER

Benim elimdeki kitabın arka kapağında şöyle yazmakta.  (Not: Yeni baskılarda kapak yazısı değişmiş olabilir.)

“Oyun üzerine ne biliyorsam ondan öğrenmiştim. Ustam karşımda duruyordu. Ama oyunun oynanması üzerine bilgi vermemişti. Satranca çok benzeyen bu oyunda taşların, yani bizlerin adı, satrançtaki gibiydi, kurallar hemen hemen aynıydı. Bir iki noktada satrançtan ayrılınıyordu. O noktaları da başkan anlatmıştı bu sabah. Ne ki, satranç oynamasını bilip bilmediğimi kimse sormamıştı. Morların bilmesi gereksizdi zaten. Bir zamanlar biraz oynamış olduğum için, oyunu bilmiyorum diyerek işten sıyrılmağa da kalkmamıştım. Oynamak istemiştim, başından beri, onu gördüğümden, oyuna katılıp katılmayacağımı soruşundan beri.”

“insan soyuna soyuna deriye varır, onura, öz saygısına varır. Bunları yüzmek, koparıp atmak, güçtür ya, soyunmayı yürekten benimsemiş kişi, sırası geldiğinde, bu son adımı atmağı değer bellediğinde, ölmesini bilir. Ne ki, bir tek kez yapılabilecek bu işi, böyle bir eylemin değerini anlayacak kişiler karşısında yapmak ister. Yanılır da, sırası geldi diyerek, olmayacak bir yerde girişirseniz bu işe acı bir masal olur çıkarsınız.”

“Günlerden deniz, sulardan salı, yürürden vatos, yüzerden kedi…”

“Herkesin, kim bilir belki de ancak “çoğu insanın” demeli ya, giyinmek için uğraşıp didindiği bir dünyada, insanların arkalarını kat kat kalınlaştırmak için olmasa bile, kış aylarının acı soğuğu estiği zaman sırtını pek tutabilmek için çalışıp yaşadığı bir ülkede soyunmaktan başka şey dilemeyen bir adamın masalı bu.”

Arkadaşlar yukarıda arka kapak yazısına ek olarak 3 farklı masaldan 3 kesit sundum sizlere. Dediğim gibi toplamda 14 masal var ve her birinde de en az yukarıdakiler kadar kesin tespitlerle bezenmiş bir edebiyat şöleni bulunmakta.

Kitabın tek dezavantajı şu ki; bu kitap insanın okuyuşundaki damak tadının standartlarını yükseltiyor. Bu kitaptan sonra elinize aldığınız pek çok esere zırva gözüyle bakabilirsiniz. Bilge Karasu’yu da bu vesileyle özlem ve minnet duygularıyla anıyoruz.

       

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz