reklam
reklam
Akademik Personel | 08 Aralık 2016, Perşembe

Geleceğin Üniversiteleri: Bir Değerlendirme

30 Nisan 2014
Geleceğin Üniversiteleri: Bir Değerlendirme
       

Bu yazı, Mustafa Kemal Üniversitesi Rektörü Sayın Prof.Dr.M.Şerefettin Canda’nın yazısından alıntılanmıştır.

 

Günümüzde, tüm dünyada, küreselleşme ve özellikle dijital teknolojik çağın getirdiği yeni görüşler, etkiler ve ufukların ışığında üniversiteler ve üniversite anlayışı da, çok önemli değişime uğruyor.

Tarihsel çağlar içinde “üniversite” kavramının oluşumu, “üniversitenin” kuruluşu uzun zaman aldı.
Paylaşacak ya da öğretecek bilgisi olanlar ile öğrenmek isteyenlerin ve gençlerin bir araya gelmesi; geçmişten günümüze, aşama-aşama, “üniversite” adı ile tanımlanan bir yapının oluşmasını sağladı.
Sonuçta, insanlık tarihi boyunca, her çağın insanı ve kültürel yapısı, kendi çağının anlayışını yansıtan, hak ettiği üniversiteye kavuştu.
Tarihsel süreç içinde, insanlık kültürü geliştikçe ve çağlar değiştikçe, üniversite anlayışı da değişti.

 

Dünyada üniversitelerin, geçmişten günümüze kurumsallaşması, başlıca üç önemli aşama gösterir:
1. Orta Çağ Üniversiteleri: Geleneksel ya da skolastik üniversitelerdir.
2. Akılcılık Çağı Üniversiteleri: Klasik üniversitelerdir.
3. Dijital Teknoloji Çağı Üniversiteleri: Geleceğin üniversiteleridir.

 

I. Orta Çağ Üniversiteleri (1100-1700) 

Orta Çağ, Eski Antik Grek-Roma kültüründen sonraki ve Aydınlanma Çağı’na dek uzanan, yaklaşık 1000 yıllık bir dönemi kapsar.
Antik Çağ ile Rönesans arasında geçiş dönemidir.
Bu dönemin tanınmış üniversiteleri şunlardır: Paris (1150), Bologna (1158), Oxford (1167), Salamanca (1218) (Kristof Kolomb’u destekledi, Amerika’nın keşfi-1492). Cambridge (1284)/(1209), Prag Üniversiteleri (1347), Krakow Üniversitesi (1364), Fatih Sultan Mehmed (1432-1481)’in İstanbul’u fethi sonrasında kurulan İstanbul Fatih Medresesi (1463). Fatih Medresesi’ne İspanya’da engizisyondan kaçan bilim adamları ile İtalya’dan ve Doğu’dan da bilim adamları geldi (Mobilite).

Orta Çağ Üniversitelerine, İslam Dünyasının etkilerine de örnekler şunlardır: Fârâbî\’ (874-950), Ibn Sînâ-Avicenna (980-1037) (El Qanun, Canon), Yusuf Has Hâcib (Balasagunlu) (Kutadgu Bilig), Ibn Rüsd (1126-1198), Ibn Haldûn (1332-1406) vb.

Bilimsel, kültürel, sanat, felsefe vb. alanlardaki ilerlemeler, Orta Çağ’ın sonu (1400-1850)’nu getirdi. Sonuçta dünya yeni bir çağın eşiğine ulaştı. Örneğin; İstanbul’un fethi (29 Mayıs 1453) vb. diğer etkenler, Batıda coğrafi keşiflere yol açtı ve Kristof Kolomb (1451-1506), Santa Maria adlı gemiyle 1492’de Amerika’yı keşfetti.

Diğer yandan, Rönesans ve Hümanizma dönemi önemli etkiler oluşturdu. Örneğin; Galileo Galilei (1564-1642), Nicolas Copernicus (1473-1543), Rene Descartes (1596-1650), Newton (1642-1727) vb. buluşları ile bu çağı, sonraki çağa bağlayan simge bilim adamlarıdır.

 

II. Akılcılık Çağı Üniversiteleri (1850-2000) 

Temelde, Fransız Devrimi (1789)’nin getirdiği yenilikler ve yeni anlayışın etkileri görülür.

Paris Politeknik okullarının kurulması, Berlin Üniversitesi (1810), Bonn Üniversitesi (1818) vb.
Akıl çağı üniversitelerinde eğitim, araştırmalarla desteklenir, sistematik ve akılcıdır. “Bilim için bilim” yapılır. Eğitim dili ulusal dildir. Nobel Ödülü (1901), tanımlayıcı özelliklerindendir.
Bu dönemde ABD’de, Avrupa Birliği (AB)’nde ve Uzak Doğuda üst düzeyde başarılı, insanlığa ve çağımıza önemli hizmetler sunmuş çok sayıda üniversite vardır.
Avrupa’da, Alman üniversitelerinin başarısı görüldü. Dünyanın her yerinden öğrenciler Almanya’ya geldi (beyin göçü), Almanca bilim dili olarak tanındı, pek çok bilim adamı Nobel Ödülü aldı.
Sonuçta, I. ve II. Dünya savaşı (1914-1944) ve Endüstri Devrimi ile koşullar değişti, üniversiteler çok önemli açmazlarla karşılaştı.
Türkiye’de Mustafa Kemal’in öncülüğünde, Cumhuriyet’in kurulması, Latin harflerine geçiş, 1933 Üniversite Reformu Cumhuriyet Devrimlerinin nesiller boyu sürecek en önemli etkileridir.
Özellikle, Hitler Döneminde Türkiye’ye gelen Alman bilim adamları (mobilite), üniversitelerimizin çağdaşlaşmasında çok önemli işlev gördüler.
Buna karşın, güncel olarak, küreselleşme ve dijital teknolojideki gelişmeler, dünya üniversitelerinde çeşitli açmazların da ortaya çıkmasını sağladı:

• Devlet bütçesinden üniversiteye desteğin sınırlı kalması,
• Mobilitenin (öğretim üyesi ve öğrenci değişimi) kısıtlı olması,
• Endüstri-üniversite ilişkisinin güçsüzlüğü,
• Öğrenci sayısında aşırı artış,
• “Becerili eğitim.” Beceri kazanmış bireylerin iş yaşamında istenmesi,
• Hükümetlerin bütçe kısıntısı,
• Bürokrasinin artması,
• Yayın ve araştırmaların üretime ve toplum yararına dönüşmemesi.
• Dijital teknolojik devrim, internet teknolojisi vb. alanlardaki olağanüstü ilerlemeler.

 

III. Geleceğin Üniversiteleri (2000 ve sonrası)
Dünyada a) Küreselleşme, b) İleri teknoloji ve dijital teknolojideki olağanüstü yenilikler, c) Öncü üniversitelerde; teknokentlerin kurulması, silikon vadileri, bilimsel gelişmelerin toplum yararına kullanımı-üretime-finansmana (patent) dönüşümü vb. gelişmeler, üniversitelerin yeniden kurgulanmasını zorunlu kıldı.
Geleceğin üniversiteleri; “international”, “transnational” özellikte (ulusal kaygıları dışlamayan), dijital teknolojiyi kullanan, dünyaya açık üniversitelerdir.
Bu yeni duruma ayak uyduran üniversiteler, toplumlar ve ülkeler çağımızda belirleyicidir.

Bu yeni dönemin özellikleri şunlardır:
• Küreselleşme,
• İngilizcenin aşırı etkinleşmesi,
• Dijital teknolojik devrim, internet teknolojisi,
• Mobilite: “Öğretim üyesi-öğrenci,”
• Akreditasyon, “Karşılıklı tanınma”,
• Multidisipliner “disiplinler arası ve disiplinler üstü” araştırma ve iş birliğinin artması,
• Ar-Ge, mühendisleri, bilim insanları birlikte çalışır,
• Bologna sürecinin işlemesi (46 Avrupa Ülkesi),
• AB’de, Üniversite Reformu’nun zorunluluğu!

Her alandaki yarışta öne geçmek isteyen ülkeler, yeni koşullarda yeni çözümler üretiyor:
1. Çığır açan ileri araştırmaların desteklenmesi,
2. Özel araştırma enstitülerinin ortaya çıkması,
3. ABD’deki büyük araştırma fonlarının, AB’den beyin göçüne yol açması,
4. Teknokentler için özel desteklerin hükümetlerce sağlanması (İngiliz Maliye
Bakanı Gordon Brawon’un 1995’te uygulamaya koyduğu program).

ABD’de; MIT, Stanford vb. üniversiteler, daha sonrasında İngiltere’de Cambridge Üniversitesi vb. bu alanlarda gelişme sağladı. Özellikle elektronik ve dijital teknolojideki gelişmeler sonucu, sosyal ve ekonomik alanda önemli etkiler sağlandı.

Sonuçta, 1980-2000 döneminde, şirketler dalgası ile bu ileri-öncü üniversiteler çevresinde teknokentler, ileri teknoloji endüstüri bölgeleri ve bilim parkları kuruldu. Üniversite-endüstüri iş birliği gelişti ve yeni bir kültür oluştu.
Çoğu üniversiteli, yaratıcı kişiler-öneriler çevresinde, yüzlerce küçük ölçekli, ileri teknoloji firması gelişti.

İleri teknoloji firmalarını bilim parkına çeken üniversiteler, çoğunlukla, bilgisayar, tasarım, mühendislik, matematik ve ilişkili bölümlerden gençlerin organize olmasını ve bilimin üretime dönüşümünü sağladı.

Özellikle, elektronik ve dijital teknoloji ile biyoteknolojide, ABD’deki Stanford Üniversitesindeki Silikon vadisine benzer gelişmeler, dünyanın başka yerlerinde de oldu. 1990 sonrasında, İngiltere’de Cambridge Üniversitesi çevresinde, “Cambridge Teknokenti”, Üniversite-endüstüri iş birliği ve “ileri teknoloji” de ortak finansal girişimler ileri ölçüde gerçekleşti.

Çünkü; öncü ve ileri teknolojik araştırmalar için, stratejik olarak, “hükümetin desteğinden daha çok, daha hızlı ve daha az bürokratik finans gerekiyordu”. Bu kaynak, endüstüri ve yüksek teknoloji firmalarınca; a) Daha yüksek ölçekli, b) Daha hızlı, c) Daha az bürokrası ile sağlandı.

“Multidisipliner”, “interdisipliner” ve “trasdisipliner” araştırmalar önemsendi. Yeni programlar, disiplinler, dijital teknoloji, biyoteknoloji, bilişim teknolojisi, nanoteknoloji ve benzeri alanlar önem kazandı.

 

Sonuç


– Dünyanın ulaştığı dijital, ileri teknoloji çağında, bilinçle, gelişmelerin içinde olmalıyız,
– Teknolojideki olağanüstü yenilikleri fırsat bilerek, geleceğin üniversitelerini kurmalıyız.
– 20 milyonu aşkın genç nüfusumuzun, eğitim ve öğretimini (yeni çağın ışığında), en üst düzeyde sağlayarak uygarlık yarışında daha iyi yere gelebiliriz.
-• Bilişim ve internet teknolojisi, ağ teknolojisi, programcılık, destek hizmetleri, biyoteknoloji vb. alanlarda, iş yaşamına nitelikli insan yetiştirmek için, yeni programlar açmalıyız.
– Meslek yüksekokulları (MYO), Yüksekokullar (YO) gençlerin kısa yoldan nitelik-beceri kazanmasını, toplum ve ailesi için üretken olmasını sağlar. Var olan yetişmiş insan gücünü, olabildiğince kullanmalıyız.
-• Fakülteler yerine enstitüler, bilim dalları yerine multidisipliner ve interdisipliner program temeli eğitim öncelenmelidir.
-• Bu bağlamda “üniversiteler-aydınlar-girişimciler-politikacılar” daha çok çalışmalı.
•- Bilimi ve bilimsel çalışmaları toplum yararına-üretime dönüştürecek, yöntemler öncelenmelidir.
-• Hükümetler ve finans kaynakları, dijital ve ileri teknolojinin gerektirdiği, devrim niteliğinde yenilikler yapmalı, bu tür girişimleri kolaylaştıran, destekleyen yasalar yenilenmelidir.
– Fatih Medresesi ile büyük bir başlangıç yapan toplumumuz, Atatürk’ün 1933 Üniversite Reformu ile sağladığı ilerlemeye karşın, geride kaldığımız çağı yakalama yarışında, dijital teknoloji devrimi ile yeni bir evreye girildi.
•İlginç olan, Fatih Medresesi’nin kuruluşunda (1463) ve 1933 Üniversite Reformunun temelinde “mobilite” bulunması yanı sıra, günümüzdeki Avrupa Üniversite Reformunun en önemli öğesinin de mobilite olmasıdır.
-• Küreselleşme, dijital teknoloji vb. nedenler sonucu, Avrupa Üniversite Reformu-Bologna süreci gelişimi son aşamasına ulaşmıştır. Bu yolla “Ortak Avrupa Yükseköğrenim Alanı” oluştu.
Son 20 yılda, küreselleşme, dijital teknoloji, AB’nin ABD’nin gerisinde kalması, Avrupa nüfusunun yaşlanması ve ekonomik gerçeklerin yanı sıra, Avrupa ülkeleri arasında ve dünya genelinde, özellikle öğrenci değişimi (mobilite) alanında olağanüstü gelişmeler oldu.
-• Bologna Süreci, ulusal eğitim sistemlerini “harmonize” amacı taşımaz, onları birbiri ile ilişkilendiren araçlar sağlar.
• Bologna süreci, ülkelerin ve üniversitelerin kültür, dil ve misyon özelliklerine karışmadan, sağladığı araçlarla üniversitelerin iletişimini arttırır. Bu araçlardan kimisi şunlardır:
• Saydamlık “transparency”, “mobilite”, “akreditasyon”, yaşam boyu öğrenme (LLL), “ECTS” kredi sistemi, diploma eki, “3’lü derece sistemi”-“Bachelor, Master, PhD” (Bacheler derecesi 180-240 ECTS kredisi, Master programı 90-120 ECTS kredisi),
• Ülkeler ve üniversiteler, kendi program içeriğini bu yeni yönteme göre düzenler.
•
• 46 Avrupa Ülkesinin imzaladığı bu antlaşama (Bologna Süreci) doğrultusunda genç nüfusumuzu eğiterek, dijital teknoloji devriminin yol açtığı yeni çağın gereklerini dikkate alarak, bilimi üretime ve toplum yararına (finans) dönüştürerek, mobiliteye önem vererek, “interdisipliner-international-transnational” vb. özellikleri olan geleceğin üniversitelerini, kendi özelliklerimiz. de koruyarak, kurma yolunda ilerleyebiliriz.
• Geleceğin üniversitelerini kuran ve bu yolda çaba gösteren toplumların, bu yarışta öne geçtiği görülmektedir.

 

Kaynak: Medimagazin

       

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz