Akademik Personel | 26 Mayıs 2017, Cuma

Dört Yeni Üniversite Kuruluyor

22 Ağustos 2016
Dört Yeni Üniversite Kuruluyor
       

TBMM’de kabul edilen ‘Torba kanun tasarısı’na göre faaliyet izninin kaldırılmasını gerektiren durumlar tespit edilen vakıf yüksek öğretim kurumları ile kurucu vakıflarına kayyum atanan vakıf üniversitelerin faaliyet izni, YÖK’ün teklifi ve Bakanlar Kurulu kararı ile kaldırılacak. İzni kaldırılan üniversitelerde kayıtlı öğrenciler, YÖK tarafından garantör üniversiteye veya belirlenecek bir devlet üniversitesine nakledilecek. İzmir ve İstanbul’da dört yeni üniversite kurulacak.

İstanbul’da Engelsiz Eğitim Vakfı’nca İstanbul Kent Üniversitesi adı altında bir vakıf üniversitesi kurulacak. Ayrıca İstanbul’da Beykoz Üniversitesi, İzmir’de ise İzmir Bakırçay ve İzmir Demokrasi üniversiteleri kurulması kararı alındı. Bazı üniversitelerin de isimleri değiştirildi. Buna göre Niğde Üniversitesi’nin adı Ömer Halisdemir Üniversitesi, Celal Bayar Üniversitesi’nin adı Manisa Celal Bayar Üniversitesi, Tunceli Üniversitesi’nin adı Munzur Üniversitesi, Yeni Yüzyıl Üniversitesi’nin adı İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nin adı ise Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi olarak değiştirildi.

Rektör, çalışmalarında kendisine yardım etmek üzere, üniversitenin aylıklı profesörleri arasından en çok üç kişiyi kendi rektörlük görev süresiyle sınırlı olmak kaydıyla rektör yardımcısı olarak seçecek. Yapılan denetimler sonucunda faaliyet izninin kaldırılmasını gerektiren durumlar tespit edilen vakıf yüksek öğretim kurumları ile kurucu vakıflarına kayyum atanan vakıf yükseköğretim kurumlarının faaliyet izni, YÖK’ün teklifi ve Bakanlar Kurulu kararı ile kaldırılacak. Bu durum, ilgili vakıf yükseköğretim kurumunun kuruluş kanununun yürürlükten kaldırılmasının sağlanması için YÖK tarafından Milli Eğitim Bakanlığı’na bildirilecek. Bu şekilde faaliyet izni kaldırılan üniversitelerde kayıtlı öğrenciler, YÖK tarafından garantör üniversiteye veya belirlenecek bir devlet üniversitesine nakledilecek.

Faaliyet izni kaldırılan vakıf yükseköğretim kurumlarının mal varlığı, Türk Medeni Kanunu’nun resmi tasfiye hükümlerine göre tasfiye edilecek. Resmi tasfiye süreci, Maliye Bakanlığı ve YÖK tarafından başlatılacak. Yetkili ve görevli mahkemece Maliye Bakanlığı ve YÖK’ün birer temsilcisi tasfiye memuru olarak atanacak. Tasfiye gideri, tasfiye olunan vakıf yükseköğretim kurumunun mal varlığından karşılanacak. Tasfiye işlemleri her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olacak.

Düzenlemeye göre, tasfiye süresince vakıf yükseköğretim kurumu aleyhine ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararı verilemeyecek. İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz dahil her türlü icra takibatı duracak ve yeni icra takibi yapılamayacak. Varsa vakıf yükseköğretim kurumu hesaplarına konulan ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz, hacizler ile blokeler kalkacak. Tasfiye süresi boyunca zaman aşımı süresi işlemeyecek. Tasfiye sonucunda kalan mal varlığı kurucu vakfa geçecek.

Mütevelli heyetinin görevi sona erecek

Öğrencilerin nakledildiği üniversiteler, faaliyet izni kaldırılan kurumun borçlarından dolayı sorumlu tutulamayacak. Kurucu vakıflarına kayyum tayin edilen veya faaliyet izni kaldırılan vakıf yükseköğretim kurumu mütevelli heyet başkanı ve üyeleri ile tüm yöneticilerinin görevleri kendiliğinden sona erecek. Bu vakıf üniversitesinde çalışan akademik ve diğer personelin hizmet sözleşmeleri hakkında İş Kanunu hükümleri uygulanacak.

Vakıf yükseköğretim kurumunun faaliyet izninin geçici olarak durdurulması halinde, durdurulma süresince kurumun idaresi, eğitim ve öğretimi sürdürmek veya tamamlamak üzere YÖK tarafından garantör üniversiteye veya belirlenecek bir devlet yükseköğretim kurumuna verilecek. Bu vakıf yükseköğretim kurumunun kurucu vakfının üyeleri ve tüm yöneticilerinin görevleri, faaliyet iznini geçici olarak durdurulması kararı ile sona erecek. Bu kurucu vakfa YÖK ile Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün talebi üzerine yetkili mahkemece kayyum atanacak. Düzenleme kapsamına giren vakıf yükseköğretim kurumlarında eğitim öğretim ücretlerinin belirlenmesine, öğrencilerin nakline, eğitim öğretimin ve diğer işlemlerin aksamadan yürütülmesine ilişkin her türlü tedbirleri almaya ve düzenleme yapmaya YÖK yetkili olacak.

Devlet üniversiteleri ile Sağlık Bakanlığı arasında işbirliği

Tasarı, devlet üniversiteleri ile Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşları arasında yürütülen işbirliği ve birlikte kullanım protokollerinin uygulanmasında ortaya çıkan ihtiyaçlar ve sorunlar çerçevesinde düzenleme yapıyor. Buna göre, ilgili üniversite ve özel hastanenin yetkili makamları arasında işbirliği protokolü imzalanacak, Sağlık Bakanlığı ve YÖK’ün onayıyla uygulamaya konulacak. İşbirliği yapılan özel hastane, üniversite için sağlık uygulama ve araştırma merkezi kabul edilecek. Burada fiilen görev yapacak olan üniversite öğretim elemanları, ilgili dekan ve hastane yöneticisinin talebi üzerine rektör tarafından görevlendirilecek. Görevlendirilen üniversite personeline kendi mevzuatı uygulanacak.

Birlikte kullanıma geçilen sağlık tesislerinin döner sermaye hesapları, sadece birlikte kullanılan birimlerle sınırlı olmak, birlikte kullanıma geçildikten sonraki tasarruflara etkili olmamak şartıyla birleştirilecek. Birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinde görevli öğretim elemanları dahil tüm personel, ihtiyaç duyulan tıbbi ve bilimsel danışmanlık, nöbet, konsültasyon ve diğer sağlık hizmetlerini yerine getirecek. Nöbet tutan öğretim üyelerine nöbet ücretleri ödenecek.

Tıp veya Diş Hekimliği Fakültesi bulunan ancak Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi olmayan veya bu merkezde yeterli kapasite ve eğitim altyapısı bulunmayan vakıf üniversiteleri, tıp ve diş hekimliğinde lisans eğitimi, tıp, diş hekimliği ve eczacılıkta uzmanlık eğitimi ile araştırma faaliyetleri için yeterli kapasite ve eğitim altyapısı bulunan özel hastaneler ile bütçeleri ayrı olmak şartıyla işbirliği yapabilecek.

Düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yurtdışında tabiplik veya tıpta uzmanlık eğitimini tamamlayan tıp doktorları, 6 ay içinde Türkiye’ye dönmek ve en az 3 yıl süreyle Türkiye’de fiilen çalışmak şartıyla mecburi hizmetten muaf olacak. Yurtdışında görev yapan doçent ve profesör unvanına sahip tıp doktoru akademisyenler, Türkiye’de en az 3 yıl süreyle fiilen akademik kadroda çalışmak kaydıyla mecburi hizmetten muaf tutulacak.

Kaynak: Hürriyet

       

BENZER HABERLER