reklam
reklam
Akademik Personel | 03 Aralık 2016, Cumartesi

Doktorların Önünü Açalım Profesör Olsunlar

6 Kasım 2014
Doktorların Önünü Açalım Profesör Olsunlar
       

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, “Bir gün rektörlerimizle yaptığımız toplantıda dedim ki: ‘Sayın hocalarım, biz bu uzman doktorlarımıza doçentlik, profesörlük bu imkânı veremez miyiz?’ Dediler ki: ‘Veririz’. Şu anda zaten pratik olarak bunlar devlet hastanelerinde bunu yapıyorlar. Önünü açalım, bizim doktorlarımız doçent, profesör olma imkânını yakalasın” dedi.

Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi’nin 2014-2015 akademik yılı açılış törenine katılan Erdoğan, yaptığı 44 dakikalık konuşmada özetle şunları söyledi:

4 ÖNCELİK BELİRLEMİŞTİK

Bugünün, yani 3 Kasım tarihinin benim nezdimde çok farklı bir anlamı var. 12 yıl önce o zaman genel başkanı olduğum siyasi parti, ilk seçimlerine girmiş ve milletimizden aldığı yetkiyle tek başına iktidar görevini üstlenmişti. Önce genel başkan ardından hem genel başkan hem de başbakan olarak 12 yıl boyunca başkanlığını yaptığım hükümetler için 4 öncelik belirlemiştik: Eğitim, sağlık, adalet, emniyet. Bu alanlarda kararlı adımlar attık.

HASTADAN PARA ALINMAMALI

Bezmiâlem Valide Sultan, rüyasında kendisine 200 kişinin kıyamete kadar dua ettiğini görür. Rüyayı yorumlatır. Kendisine bir hastane kurması tavsiye edilir. Hemen 200 yataklı olarak Vakıf Bezmiâlem Hastanesi kurdurur. Şöyle bir talimat verir: Bir tek soğan, bir tek altına dahi satılsa hastanın iaşesinden kesilmeyecek, tedavi devam edecek. Bezmiâlem Valide Sultan Hastanesi’nde kesinlikle hastadan para alınmaması gerekir. Çünkü bu Bezmiâlem Valide Sultan’ın vakıf olarak tavsiyesi. Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne de önemli görev düşüyor. Herhangi bir mali noktada, para almamak için bu vakıfnameye uygun hareket etmemiz gerekiyor. 171 yıl önce görülen bir rüyanın bugün ulaştığı seviyeyi sizler en yakından görüyorsunuz. Bunu halletmemiz gerekir.

UZMAN DOKTORA İMKÂN

Üniversitelerimiz bir yarışın içerisinde olmalı. Bu kardeşinizin en önemli derdi şuydu: Tıpta bizim açığımız var mı? Var. Özellikle hoca açığımız var mı? Var. O zaman gelin Türkiye’de olmayan bir şeyi yapalım. Nedir? Sağlık bilimleri üniversitelerini kuralım. Bizden önce böyle bir şey var mıydı? Yoktu. İşte hamdolsun sağlık bilimleri üniversitesinin adımlarını attık. Dedik ki Bezmialem Üniversitesi bizim ilk sağlık bilimleri alanındaki üniversitemiz olsun. Şimdi yeni yeni neler başladı? Sağlık bilimleri üniversiteleri kurulmaya başlandı. Özel olarak başlandı, bunu devlette de yaygınlaştırmaya başladık. Bu noktada kariyer yapma noktasında da öyle bir zihniyet var ki, ön tıkıyor. Bir gün rektörlerimizle yaptığımız toplantıda dedim ki: ‘Şöyle bir adım atalım. Devlet hastanelerinde doktorlar var, uzman doktorlar var, vs vs’. Dedim ki: ‘Sayın hocalarım, yani biz bu doktorlarımıza, bunlar uzman doktorlar aynı zamanda, bunlara doçentlik, profesörlük bu imkânı veremez miyiz?’ Dediler ki: ‘Veririz’. Şu anda zaten pratik olarak bunlar devlet hastanelerinde bunu yapıyorlar. Önünü açalım, bizim doktorlarımız doçent, profesör olma imkânını yakalasın. Bu, onların rekabeti daha da güçlendireceğinin, çok daha fazla öğrenciler yetiştireceğinin işareti olacaktır.

DOKTORASI ZATEN VAR

Eğitim araştırma hastanelerinde bu süreç başladı. Neyle? Önce afiliye sistemiyle bu başlamış oldu. Şimdi bu gelişecek. Bu böylece artacak, artması lazım. Zira zaten doktora, doktor için gerçekleşmiş bir vakadır. Öyleyse bunun önünün açık olması lazım. Bu tıpta önemli bir adım, bunu başarmamız gerekir. Ve Anadolu’nun, Trakya’nın her bir şehrine inşallah kazandırılmış üniversitelerle tıpta yaygın bir şekilde kariyer yapma imkânı da böylece doğacaktır. Şu anda içinde bulunduğumuz bu kurum gibi kısa sürede çok büyük başarı gösteren inşallah büyük sıçrama kaydeden üniversitelerimiz var. Eğitimle birlikte öncelik verdiğimiz bir diğer alan olan sağlıkta bu adımı atmak durumundayız.

BUNLAR İHANET ÇETESİ

Bugün Anadolu’nun en ücra köşesinde çok modern hastaneler var. Hakkâri’ye, Yüksekova’ya gidin o terör estirilen yer var ya, orada bile, 150 yataklı modern bir hastane inşa ettik. Açılışını bizzat ben yaptım. O açılışa Yüksekova halkını göndermediler, ölümle tehdit ettiler, gitmeyeceksiniz dediler. Bunlar hain ya, ihanet çetesi.

NE EKMEK ALMASI

Dünyada, ABD, Japonya, AB ülkelerinde bizim maruz kaldığımız tehditlere maruz kalan bir başka ülke yok. İçeride ve dışarıda terör örgütleri var. ‘Paralel Yapı’ misali değişik ihanet şebekeleri var. Bir üst akıl bunların hepsini yönetiyor. Gezi olaylarını hayatını kaybeden bir çocuğu, hakkında senaryolar yazarak, reklam malzemesi yaparak aylarca istismar konusu yaptılar. Yalan söylüyorlar. Ekmek almaya gitti diyorlar, yalan. Ne ekmek alması. Çocukcağızı terörün içine ittiler. Sapanlarla, maskelerle resmi var, bunların hepsi tespit edildi. Bunun için kıyametleri koparanlar Diyarbakır’da, alçakça, vahşice 3 kattan aşağı atılan Yasin ile ilgili, onu arabayla çiğnedikleri halde, bunu asla gündeme getirmediler. Yasin Börü ve arkadaşlarını görmezden geldiler. Çünkü Yasin Börü inancını yaşayan bir delikanlıydı. Bu vahşet anlayışını anlama mümkün değil. Bu tavırlar son derece kasıtlı, son derece bilinçli, Türkiye’ye yönelik algı operasyonlarının parçası olarak ortaya konan tavırlardır.

SEVR HATIRLATMASI

Bir asır sonra tüm dünyaya buradan hatırlatmak isterim: Biz Sevr Antlaşması’nı yırtıp atmış, manda ve himayeyi elinin tersiyle itmiş, bağımsız, hür bir ülkeyiz, Türkiye’yiz. İçeride ya da dışarıda Türkiye’ye bunun dışında farklı gözle bakanlar varsa, bakış açılarını değiştirsinler. Bir satranç oyuncusunun ustalığıyla, tarihten, ecdattan ve medeniyetimizden aldığımız tecrübeyle politikalarımızı biz kendimiz belirleriz. Asparagasla, algı operasyonlarıyla Türkiye’ye istikamet çizmeye çalışanların hevesleri kursaklarında kalır ve kalacak.

Kaynak: Hürriyet

       

Yorumlar

  1. aci diyor ki:

    herkes uzmanlık alanına yönelmeli

    SIFIRLA SEN

  2. il il üniversite kritiği diyor ki:

    Ben eğitiminin bir bölümünü yurtdışında almış biri olarak şunu gördüm ki çoğu öğrenci liseden mezun olunca kendi ilinde bulunan üniversitede eğitimine devam ediyor
    Ve ben yine gördüm ki Türkiye’de çoğu aile (özellikle doğu’da) kız çocuklarını uzak illere gönderip okutmakta isteksiz kalıyor.
    Yeni eve kurarker bile evin ihtiyaçlarının tamamlanması aylar alıyorken, bir üniversitenin bir iki yılda sonuç vermesini beklemek pek te doğru olmayacaktır. Lakin, kadrosunun gayretiyle ilk yıllarında güzel sonuçlar elde eden universiteler de yok değil. Ki boş kadrolar, kendini geliştirip bilgilerini bu yolda kullanmak isteyen genç arkadaşların dinamizmiyle dolup üniversiteleri umuyorum ki başarıya taşıyacaktır. Ayrıca her zaman vurgu yapılan OECD ülkeleri arasındaki ortalama eğitim düzeyi de yükseköğretim seviyesinde daha fazla kişiye ulaşılmış olduğundan artmış olacak.

  3. TurhanT diyor ki:

    Cumhurbaşkanının beyanında ciddi manada eleştirilecek bir nokta bulamıyorum. Teoride öğretmen iken bile doçent olmak mümkün.
    Fakat her ile üniversite işi hizmetten çok hezimete dönmeye başladı. Siyasetçilerin şunu anlaması lazım: Üniversiteyi açmak kolaydır ama kapatmak zordur. İhtiyaç nerede ise oraya üniversite açmak gerekiyor. Taşrada açılan üniversitelere yeterli kadro bulmak mümkün değil. Bu üniversiteler yakında bir öğretmenin 3-5 yıl çalışıp gittiği doğu okullarına benzeyecek. Gelen öğrencilerin kalitesi bellli. Tabi AKP hükümeti de bu üniversitelerden bir şey çıkmayacağını biliyor. Onlar için mesele liselileri 4-5 yıl daha oyalayıp bir seçim daha işsizliği öteleyelim. Bu düşünce belli bir orana dikkat ederek uygulanabilir idi fakat bu fırsat kaçtı.
    Bu yıl kontenjanların neredeyse 100 bin yani 1/3 oranında artırılması, bazı yeni üniversite rektörlerinin s.d.k. yarışına girmişçesine aşırı öğrenci alımlarının sonuçları şimdiden görünmeye başladı. Öğrenciler de altyapı ve öğretim elemanlarının yetersizliklerinin farkında ve sesleri yükselmeye başladı.
    Bazı bölümlere öğrencinin seçilerek alınması lazım. Ben bir ilahiyat fakültesinde çalışıyorum biliyoruz ki ilahiyatlarda toplumun hassas olduğu hususlarda daha hocalar arasında fikir birliği yok. Mamafih sırf din kültürü öğretmeni olmak için gelen öyle tipler var ki bunlar mezun olunca kuyuya atacakları bir taşı kırk ilahiyatçı çıkaramayacak.

  4. her ile bir üniversite diyor ki:

    içi boş, sadece adı, tabelası olan, sırası, masası, bilgisayarı, sınıfı bile olmayan üniversiteler açıldı. sonra da 70 üniversite açtık diye övünüldü. haliyle ülkede üniversite meselesi de halledildi böylece. şimdi sıra profesör sayısını artırmada. ne yapmalı acaba, mesela yüksek lisans için kayıt yaptıranlara yrd.doç., doktora için kayıt yaptıranlara doçent, doktorasını bitirenlere de profesör ünvanı versek SAYIN REKTÖRLERİM MÜMKÜN MÜ DÜR?

  5. şakadır şaka diyor ki:

    sayın cumhurbaşkanım, belli ki orada rektörler sizin yanınızda seslerini çıkaramamışlar. siz ne derseniz onaylamışlar. ancak kral çıplak demek bana düşüyor. Doçentlik YÖK tarafından verilir. Piyasada çalışan birisi de, yurtdışında bulunan birisi de, sokaktaki vatandaşta tıpta uzmanlık/doktora belgelerini sunarak ve doçentlik için gerekli bilimsel yayın şartlarını sağlayarak ilgili alanda doçentliğe Üniversiteler Arası Kurul Doçentlik Bilgi Sistemi üzerinden başvurabilirler. Profesörlüğe gelince, dünyada tek başına yaşayan bir ülke değiliz. haliyle de dünyanın gelişmiş ülkelerinde akademik ünvanlar hangi alanlarda nasıl alınır ve nerelerde nasıl kullanılır bunların artık genel geçer kuralları var. kural değilse de artık standartlaşmış belli başlı uygulamaları var. haliyle keyfi, akademik olmayan, bilim ve çağdaşlıktan uzak tüm öneriler ve uygulamalardan uzak durulması gelişimimiz için çok önemli. aksi halde türkiyeye özgü keyfi uygulamalar bizi daha da geriye götürecektir.

  6. pardon diyor ki:

    uzman doktorların doçent, profesör olmalarına engel bir durum mu var ki? sayın cumhurbaşkanı bunların önünü açamayız mı soruyor? işin ilginç tarafı hadi cumhurbaşkanı konudan bihaber ya rektörlere ne demeli. biri çıkıp diyememiş mi? uzman doktorlar diğer doktoralı akademisyenler gibi doçentlik kriterlerini sağlayacak bilimsel çalışmaları yerine getirdiklerinde zaten doçent oluyorlar. bu nedir şimdi anlamış değilim. yani yapılmak istenen yoksa uzman doktor olanlara hiçbir çalışma yapmadan, mevcut doçentlik kriterlerini sağlamadan doçent-profesör olma yolunu mu açmaktır. vallahi buna da hiç şaşmam. ne de olsa sayın cumhurbaşkanı Erdoğan istemiş.

Yorum Yaz