reklam
reklam
Akademik Personel | 04 Aralık 2016, Pazar

Doktora Öğrenci ve Adaylarına Tavsiyeler

22 Mayıs 2014
Doktora Öğrenci ve Adaylarına Tavsiyeler
       

Doktora mı yapmak istiyorsunuz veya doktora öğrencisi misiniz, o zaman bu yazıyı okumalısınız.

 

Eğer bu yazıyı okuyorsanız, doktora eğitiminin yoğun baskısını üzerinizde hissediyor veya bir yakınınızın bu süreçte neler yaşadığını biliyor olmalısınız. Belki de siz de bir doktora öğrencisi adayısınız.

Belki de; zeki, başarılı ve iyi CV’lere sahip kişilerin sahip oldukları çeşitli fırsatlara rağmen neden hala kronik bir şekilde kendinden şüphe duyma, depresyon, tükenmişlik ve kaygı içerisinde olduğunu merak ediyorsunuz. Gözlemlediğim kadarıyla, kronik mutsuzluğun doktora yaptığınız disiplinle veya üniversite ile de herhangi bir ilişkisi bulunmamakta. İngiltere ’de bulunan en prestijli üniversitelerde 3 sene üzerinde zaman geçirdim, çeşitli konferanslara katıldım, bildiriler sundum, yaz okullarına katıldım ve bir çok farklı üniversitede de derslere katıldım.

Ancak, hep aynı şeyi gördüm: “ üstün yetenekli genç bireyler, aslında tam da istedikleri şeyi yapsalar da, arzuladıkları özgürlük hissinden ve başarma duygusundan çok uzaktalar”

Doktora Öğrencileri Neden Bu Durumda?

Doktora öğrencilerini mutsuzluğa iten aslında çok sayıda neden bulunmakta: Tez konusunun yeterince iyi belirlenmiş olmaması, danışmanların yeterince ilgilenmedikleri gibi motivasyon kırıcı ve yaratıcılığı öldürücü anlamsız veya yapıcı olmayan eleştiriler dile getirmesi. Bunun yanı sıra finansal problemler, sadece kendini düşünen bencil meslektaşlar da cabası. Daha da önemlisi zihinlerinde bulunan şu kritik sorunun, “Doktora esnasında yapılan bu fedakarlıklar ve harcanan zaman acaba ileride bir gün işime yaracak mı”, bir türlü cevap bulamaması. Ancak bu belirtilenler doktora öğrencilerinin işe yaramaz ve gereksiz işlerle uğraştıklarını düşünmelerine veya başarısız olduklarına inanmalarına haklı bir gerekçe mi? Peki acaba neden, bu problemler, fiziksel ve ruhsal sağlıklarını olumsuz etkilemekte? En yakınınızda bulunan bir doktora öğrencisine şu soruları sorabilirsiniz:

Acaba tezlerinde veya araştırmalarında olması gereken yere kadar ilerleyebildiklerini düşünüyorlar mı? Veya en son ne zaman, dışarıda arkadaşlarıyla eğlenirken zihinlerinde “ aslında şu an çalışıyor olmalıydım” sorusu olmadan zamanın tadını çıkarabildiler.

Tamamen karamsar bir tablo çizmek veya sadece zorluklar üzerine konsantre olmak istemiyorum. Doktora tezini keyifle yazabilen, süreci başarıyla yöneterek kendisini geliştirebilen akademisyenler de mevcut. Peki acaba onlar neleri farklı yapıyor? Üniversitelerin ve sosyal imkanların bunda çok önemli bir rol oynadığına; doktora öğrencilerine üniversitelerin ve tez danışmanlarının gereken önemi ve değeri vermesi gerektiğine inanmakla birlikte, en nihayetinde, kişisel problemlerine bir çözüm bulmakta öğrencilerin kendi elinde. İnanıyorum ki, her birimiz önceki deneyimlerden bir şeyler öğrenebilmeliyiz. Yani, Amerika’yı tekrar keşfetmeye çalışırcasına, doktora sürecini baştan keşfetmemize gerek yok.

Doktorada Odaklanmak

İleri istatistik dersinin neredeyse tamamını anlayamadığım, kendimi çaresiz ve beceriksiz hissettiğim bir anımda, bir arkadaşımın şu yorumu bana çok faydalı olmuştu. “Bu yöntem araştırman için gerçekten de gerekli mi”.  Hayır cevabını verdiğim de ise arkadaşım şöyle devam etti: “O zaman neden canını sıkıyorsun? Yaratıcının seni Çoklu regresyon analizi bilmediğin zaman daha mı az seveceğini düşünüyorsun?” Arkadaşım bu konuşmayla farkında olmayarak bana doktora için belki de en önemli tavsiyeyi vermiş oldu. – Odaklanmak

Kabullenmemiz gereken aslında şu: “ Her şeyi bilmemiz ve öğrenmemiz mümkün değil – ve akademisyenliği aslında geçimimizi sağlamak için de yapıyoruz. Bunun yanı sıra, insanlara hangi yöntemler ve stratejilerle kafalarını dağıtabildiklerini sorduğumda; aldığım cevapların en az konuştuğum kişiler kadar birbirinden farklı olduğunu gördüm. Dini inançlar, Yunan mitolojisinden çıkarılan dersler, meditasyon, yoga hatta psikolojik terapilerden; alışveriş merkezleri, hobiler ve sportif aktivitelere kadar geniş bir yelpazede cevaplar aldım.  

Peki Ne Yapmalıyız?

Bilimin geniş okyanusunda kaybolmadan hedefe dönük bir şekilde ilerlemeliyiz. Unutmamalıyız ki, doktora derecesi bilim hayatımızda sadece uğramamız gereken limanlardan bir tanesi. İnsan okyanusun içerisinde bazen kendisini çaresiz hissedip okyanusu oluşturan bütün canlıları bir anda görmek istese de, işte bu pek de mümkün değil. O bakımdan, uzun vadeli hedeflerin veya öğrenmek istenilen tekniklerin stresi altında doktora sırasında ezilmemek belki de doktora sırasındaki başarının temel kaynağı.

Ayrıca; üniversite, doktora öğrencisi, tez danışmanı ilişkisi değişmediği sürece insanlar doktora sürecinde tek başına kalmaya devam edecek. Bu bakımdan bizler mutlu olacağımız aktiviteleri bulmak ve yapmak zorundayız. Her ne kadar herkesin ilgi alanları değişse de başka şeylerle ilgilenmemiz zihnimizin rahatlaması ve deşarjı için çok önemli.

Sabah üniversiteye gelirken sık sık yaptığım bir şey var. Yolda yürürken gözlerimi kapatıp derin nefes alırken kuşların seslerini dinlemek. O zaman şunun farkına varıyorum. “Tabiat ana benim doktora yapıp yapmadığımı gerçekten pek de umursamıyor”

 

Hazırlayan: Akademikpersonel.org

 

Benzeri Yazılar İçin

Akademik Bakış
       

Yorumlar

1 2
  1. sevcan diyor ki:

    Doktorayı bitirsen ne olacak! doktorayı bitireli 1 yıl oldu hala üniversiteye girebilmek için torpil bulmaya çalışıyorum.

  2. Şukela Mukela diyor ki:

    Bu seçimi bilerek yapıyorsunuz bu durumda bunu keyifli ve faydalı hale getirmekten başka çareniz yok. İçinizdeki yapabilirlik gücüne inanıyorsanız İngilizceniz makaleleri anlayabilecek düzeydeyse bu yola girin derim kendi adıma ama benim sabrım çok dili bu süreçte daha iyi duruma getirebilirim derseniz bu sürece de katlanmanız gerekecek demektir yani şikayet etme hakkınız ortadan kalkacak bu durumda. Danışman gerçekten çok önemli sizi özgür bırakan fikirlerinize değer veren sizi destekleyen size inanan bir hocaya denk gelirseniz doktora süreci başarılı geçer her başarı da bir umut olur. Ve hayat sadece doktoradan ibaret değil doktora yaparken fırsatları değerlendirebilirsiniz kongre ve sempozyumlar var ulusal ve uluslararası etkinliklere katılarak hem farklı kültürleri de tanımış olursunuz yani burslarla bedava tatil yapmak demek aynı zamanda doktora :)) Sonunda ne mi olacak evet torpil bulamayan ortada kalacak ama eğer bu süreçte kendinizi geliştirir fark yaratabilirseniz bu yolda ulusal veya uluslararası düzeyde veya daha iyi araştırma merkezlerinde devam edebilirsiniz doçentlik ve prof. luğun sözleşmeli olacağı söylenilen ve her gün farklı kararlar alınan bir ülkede tek hedefe odaklanmak doğru değil. Hedefler aynı paralelde farklılaşabilir yeter ki ampülünüz yansın 🙂 Dünya güzel sağlık olsun…

  3. Ismail diyor ki:

    Sayın hocalarim,
    Ben tarih lisans öğrencisiyim.Daha sonra yüksek lisans ve doktora düşünüyorum.Aslında çok zeki biri sayilmam,ayrıca 35 yasindayim çalışmam ve aileme bakmamda lazim. Anlayacağınız geç kalmış bir okuma ve öğrenme hevesi benimkisi. Ama gerçekten çok hevesli ve azimliyim. Derdim bir yerde saygın biri olarak çok iyi maaşlarla çalışmak değil. Sadece okumak istiyorum. Peki bu şartlarda ben bu isi yapabilirmiyim yoksa boş bir hayalden öteye gitmezmi. Zaman ve para bu işin olmazsa olmazimi başka iste çalışan birisi için cok mu zor. Değerli görüşlerinizi rica ediyorum. Ama motive için değil gerçek düşüncelerinizi istiyorum. Saygılar

  4. nil diyor ki:

    Bence oldukça klişe ve basit bir yazı hani neredeyse lise düzeyinde. hem yazı üslubu hem de içeriği kötü. İçeriği konusunda bir şeyler söyleyecek olursam, Türkiye standartlarında doktora yapan insanların sorunlarını çok basit konu başlıklarında toparlamış. Keşke sizin saydığınız türden dertlere sahip olsak. Yorumlarda genelde yazının takdir topladığını gördüm. Demek ki ben başka bir ülkede doktora yapıyorum.

  5. YILDIRIM diyor ki:

    Okyanusun bütününü görmeye çalışmak tabiri yerinde olmuş. Mümkün olmayana talip olmak ve bunun yarattığı sürekli stres altında ezilmek, bunca fedakarlık yapıp, bir süre sonra değmeyeceğine şahit olmak ne acı. Kendimize verdiğimiz değerin akademik bilgi seviyesine bağlı olması ne garip. Sınırlı bir bilgiye sahip olmaması birini değersiz yapmaz. Onca vasıf, ahlaki erdemler varken kendimize haksızlık etmeyelim arkadaşlar. Herkes özeldir, değerlidir. Aceleci ve hırslı davranmayı kenara bırakıp, kendimizle, ailemizle ve çevremizle ilgilenebilsek belki de çok daha rahat ve başarılı olacağız. Rekabete sürüklenmek de bu sorunun bir diğer sebebi tabi. Birilerinin büyük (başarılı) olması için başkalarının küçük olması gerekmez unutmayalım. Herkesin bu süreci en hayırlı şekilde tamamlaması dileğiyle.

    1. Şukela Mukela diyor ki:

      Ne güzel ifade ettiniz evet sorun bunu yarış haline getirmekte. Bu bir yarış olmamalı, bu bir kendini aşma olmalı, kendi yeteneklerini ortaya koymak olmalı. İnsanların yardımlaşması gerek herkes her şeyi bilemez ki… Sonuçta tüm bu çalışmalar toplum için toplum kazanırsa birey de kazanır ama bireysel bakılırsa stres doğar ve şikayetler, dedikodular, çekememeler olur. Evet kimse mükemmel değil bazıları biraz daha şanslı bu hayatta ama inanç varsa gerçek Allah aşkı varsa tüm iyi ve kötü şeylerin onun sayesinde olduğuna inanç varsa ve içinizdeki gücün de onun sayesinde olduğuna inanç tamsa o zaman kim tutar sizi 🙂

  6. gulcane diyor ki:

    Gerçekten çok başarılı bir yazı olmuş yazan arkadaşımızın kalbine sağlık…hayat kısa kuşlar uçuyor…

  7. arş.gör diyor ki:

    bence bu doktora olayını bu kadar abartmanın bir anlamı yok hem zaten ailecek üniversitede yetişmiş ve bir fiil bunları görmüş biri oalrak acizane şunları söylemek isterim ki sevgili arkadaslar doktorada çok da çalışsanız az da çalışşsanız bir şekilde bitecektir (ta bi bu noktada hemen denilen yorumlar sunlardır bknz: yahu hocam doktorada ogrenmeyeceksek nerde ogrenecez diye? el cevap oalrak ta sunu soylemelıyım kı cok calısan adamında doktorada cok da ogrendıgı bırsey olmuyor oylekı sız zaten bır calısmayı yapmayı daha da onemlısı bır konuyu buldugunuz zaman onun yapısal esitliğinide coklu regresyonunuda ıstedıgınız bırısyle yapar ve anlamalı sonuclar ıle calısmlar uretebılırsınız mamafih çok çalışan birinin 10 yılda eriştiği namı deger profluga kı( bu yanlızca sizi ve maaş bordronuzu ılgılendıren bır olaydır ) ,daha az calısan bırıde 15 yılda erişir ama ınanın kı birisi yuksek oranları vardır arastırmlar bunu gösteriyor cok calısanın hayattan kopuk bır asosyal olması durumu meydana gelırkı bu erken prof olanların bır cogunun babası ölse cenazesine gelecek eşi dostu yoktur zira genel agırlıklı oolarak 20 yıl boyunca çalışmıştır zati sahaneler fakat insani özelliklerinin ve bu hayatın kendisine aslında insanca yaşaması gerektiği için verilen bir şans oldugunu bilen birisi hem mutludur ,hem kariyeri diğerine göre biraz daha yavaş ilerler ama totalda neredeyse marjinalliği yaşarlar.Vel hasılı kelam sonuç olarak şunu diyebiliriz ki İNSAN OĞLU ÖLÜMLÜDÜR VE DİĞER TARAFTA SİZİN PROFESOR OLMANIZA KİMSE BAKMAZ VE EMIN OLUN Kİ REKTÖRLÜKTE DAHİL HİÇBİRİNİN ŞEKLİ DEĞERİNDEN BAŞKA BİR ANLAMI YOKTUR .HEPİNİZE HAYATTA BAŞARILAR HAYATIN İÇİNDE İNSAN OLDUĞUMUZU UNUTMADAN YAŞAMAK DİLEĞİYLE ALLAHA EMANET OLUNUZ..

    1. ömer diyor ki:

      harika bir yorum ve bakış açısı, her kelimesine katılıyorum.

Yorum Yaz

1 2