Akademik Personel | 25 Haziran 2017, Pazar

Doktora Öğrenci ve Adaylarına Tavsiyeler

22 Mayıs 2014
Doktora Öğrenci ve Adaylarına Tavsiyeler
       

Doktora mı yapmak istiyorsunuz veya doktora öğrencisi misiniz, o zaman bu yazıyı okumalısınız.

 

Eğer bu yazıyı okuyorsanız, doktora eğitiminin yoğun baskısını üzerinizde hissediyor veya bir yakınınızın bu süreçte neler yaşadığını biliyor olmalısınız. Belki de siz de bir doktora öğrencisi adayısınız.

Belki de; zeki, başarılı ve iyi CV’lere sahip kişilerin sahip oldukları çeşitli fırsatlara rağmen neden hala kronik bir şekilde kendinden şüphe duyma, depresyon, tükenmişlik ve kaygı içerisinde olduğunu merak ediyorsunuz. Gözlemlediğim kadarıyla, kronik mutsuzluğun doktora yaptığınız disiplinle veya üniversite ile de herhangi bir ilişkisi bulunmamakta. İngiltere ’de bulunan en prestijli üniversitelerde 3 sene üzerinde zaman geçirdim, çeşitli konferanslara katıldım, bildiriler sundum, yaz okullarına katıldım ve bir çok farklı üniversitede de derslere katıldım.

Ancak, hep aynı şeyi gördüm: “ üstün yetenekli genç bireyler, aslında tam da istedikleri şeyi yapsalar da, arzuladıkları özgürlük hissinden ve başarma duygusundan çok uzaktalar”

Doktora Öğrencileri Neden Bu Durumda?

Doktora öğrencilerini mutsuzluğa iten aslında çok sayıda neden bulunmakta: Tez konusunun yeterince iyi belirlenmiş olmaması, danışmanların yeterince ilgilenmedikleri gibi motivasyon kırıcı ve yaratıcılığı öldürücü anlamsız veya yapıcı olmayan eleştiriler dile getirmesi. Bunun yanı sıra finansal problemler, sadece kendini düşünen bencil meslektaşlar da cabası. Daha da önemlisi zihinlerinde bulunan şu kritik sorunun, “Doktora esnasında yapılan bu fedakarlıklar ve harcanan zaman acaba ileride bir gün işime yaracak mı”, bir türlü cevap bulamaması. Ancak bu belirtilenler doktora öğrencilerinin işe yaramaz ve gereksiz işlerle uğraştıklarını düşünmelerine veya başarısız olduklarına inanmalarına haklı bir gerekçe mi? Peki acaba neden, bu problemler, fiziksel ve ruhsal sağlıklarını olumsuz etkilemekte? En yakınınızda bulunan bir doktora öğrencisine şu soruları sorabilirsiniz:

Acaba tezlerinde veya araştırmalarında olması gereken yere kadar ilerleyebildiklerini düşünüyorlar mı? Veya en son ne zaman, dışarıda arkadaşlarıyla eğlenirken zihinlerinde “ aslında şu an çalışıyor olmalıydım” sorusu olmadan zamanın tadını çıkarabildiler.

Tamamen karamsar bir tablo çizmek veya sadece zorluklar üzerine konsantre olmak istemiyorum. Doktora tezini keyifle yazabilen, süreci başarıyla yöneterek kendisini geliştirebilen akademisyenler de mevcut. Peki acaba onlar neleri farklı yapıyor? Üniversitelerin ve sosyal imkanların bunda çok önemli bir rol oynadığına; doktora öğrencilerine üniversitelerin ve tez danışmanlarının gereken önemi ve değeri vermesi gerektiğine inanmakla birlikte, en nihayetinde, kişisel problemlerine bir çözüm bulmakta öğrencilerin kendi elinde. İnanıyorum ki, her birimiz önceki deneyimlerden bir şeyler öğrenebilmeliyiz. Yani, Amerika’yı tekrar keşfetmeye çalışırcasına, doktora sürecini baştan keşfetmemize gerek yok.

Doktorada Odaklanmak

İleri istatistik dersinin neredeyse tamamını anlayamadığım, kendimi çaresiz ve beceriksiz hissettiğim bir anımda, bir arkadaşımın şu yorumu bana çok faydalı olmuştu. “Bu yöntem araştırman için gerçekten de gerekli mi”.  Hayır cevabını verdiğim de ise arkadaşım şöyle devam etti: “O zaman neden canını sıkıyorsun? Yaratıcının seni Çoklu regresyon analizi bilmediğin zaman daha mı az seveceğini düşünüyorsun?” Arkadaşım bu konuşmayla farkında olmayarak bana doktora için belki de en önemli tavsiyeyi vermiş oldu. – Odaklanmak

Kabullenmemiz gereken aslında şu: “ Her şeyi bilmemiz ve öğrenmemiz mümkün değil – ve akademisyenliği aslında geçimimizi sağlamak için de yapıyoruz. Bunun yanı sıra, insanlara hangi yöntemler ve stratejilerle kafalarını dağıtabildiklerini sorduğumda; aldığım cevapların en az konuştuğum kişiler kadar birbirinden farklı olduğunu gördüm. Dini inançlar, Yunan mitolojisinden çıkarılan dersler, meditasyon, yoga hatta psikolojik terapilerden; alışveriş merkezleri, hobiler ve sportif aktivitelere kadar geniş bir yelpazede cevaplar aldım.  

Peki Ne Yapmalıyız?

Bilimin geniş okyanusunda kaybolmadan hedefe dönük bir şekilde ilerlemeliyiz. Unutmamalıyız ki, doktora derecesi bilim hayatımızda sadece uğramamız gereken limanlardan bir tanesi. İnsan okyanusun içerisinde bazen kendisini çaresiz hissedip okyanusu oluşturan bütün canlıları bir anda görmek istese de, işte bu pek de mümkün değil. O bakımdan, uzun vadeli hedeflerin veya öğrenmek istenilen tekniklerin stresi altında doktora sırasında ezilmemek belki de doktora sırasındaki başarının temel kaynağı.

Ayrıca; üniversite, doktora öğrencisi, tez danışmanı ilişkisi değişmediği sürece insanlar doktora sürecinde tek başına kalmaya devam edecek. Bu bakımdan bizler mutlu olacağımız aktiviteleri bulmak ve yapmak zorundayız. Her ne kadar herkesin ilgi alanları değişse de başka şeylerle ilgilenmemiz zihnimizin rahatlaması ve deşarjı için çok önemli.

Sabah üniversiteye gelirken sık sık yaptığım bir şey var. Yolda yürürken gözlerimi kapatıp derin nefes alırken kuşların seslerini dinlemek. O zaman şunun farkına varıyorum. “Tabiat ana benim doktora yapıp yapmadığımı gerçekten pek de umursamıyor”

 

Hazırlayan: Akademikpersonel.org

 

Benzeri Yazılar İçin

Akademik Bakış
       

BENZER HABERLER