reklam
reklam
Akademik Personel | 10 Aralık 2016, Cumartesi

Doğu’da Akademik Kariyer

17 Eylül 2014
Doğu’da Akademik Kariyer
       

Yurtdışı Doktoralı Doğu’da Görev Yapan Bir Akademisyenimizin, Doğu’ da Görev Yapmak ve Geliştirme Ödenekleri Hakkındaki Görüşü

Geliştirme Ödeneğinin Kesilecek Olması ve Ödenek Miktarları Belirli Bir Süredir Kamuoyunun Gündeminde. Geliştirme Ödeneği Acaba Gerçekten Gerekli mi? Miktarı Fazla mı?

 

Geliştirme Ödeneği 15 Yılını Dolduran Üniversitelerde Sona Erecek.

 

Bu çerçevede, forumumuzda süregelen tartışmalara verilen bir cevap, doğudaki üniversitelerde görev yapan akademisyenlerin karşılaştıkları zorlukları da göstermekte.

“İşte Yurtdışı Doktoralı Derbende isimli ziyaretçimizin doğu üniversitelerinde görev yapmak hakkındaki görüşleri:”

“Bu konu başlığı altında yazılanları okuyunca üzülüyorum gerçekten. Ben doktorasını yurt dışında tamamlamış ve batıda çesitli fırsatlar olmasına rağmen doğuda yaşayan bir akademisyenim. 1 senedir buralarda yaşıyorum. Herkesin bildiği fakat unutarak yorum yaptığı doğudaki temel sıkıntıları aşağıda size hatırlatarak neden üzüldüğümü anlatmak istiyorum.

– Doğu Anadolu Bölgesindeki illerin coğrafik koşulları çok ama çok zor.
– Batıda herhangi bir büyük sehire en az 1200 km uzaklıkta ve ulaşım sinir bozucu şekilde pahalı. Bir istanbul’a gitmek otobüsle 18-20 saat. Uçak biletleri çok çok önceden aldığın takdirde bulabilirsen uygun fiyatlarda zaten çok önceden planlar yapmanızın imkanı yok.
– İklim özellikle Erzurum ve etrafında çok çetin geciyor. Kışın ki çok uzun sürüyor ve bir şehrin içerisine (ona da şehir demek ne kadar dogru ise) tıkılıp kalıyorsunuz.
– Bölgedeki şehirler az gelişmiş. Batıda çoğu insanın fark etmediği fakat yok olduğu zaman önemini anladığı sosyal ve kültürel etkinlikler yok denecek kadar az.

Akademisyenlerden Tepki: Geliştirme Ödeneği Kaldırılmasın

En basitinden bu konuları dikkate alarak lütfen gerçekçi yorumlar yapalım. Tabiki bir İstanbul’da yaşamak, Ankara’da yaşamak buralara göre pahalı fakat her iki bölgede de yaşamış biri olarak batıdaki şartlarla doğudaki şartlar bir değil. Buralarda calışan insanlar inanın daha fazla fedakarlık yapıyorlar ve bildiğiniz şark hizmeti yapıyorlar.

Unutmayın ki bir doktor, öğretmen, asker, polis buralı değilse 2-3 sene kalıp gerekli hizmetini tamamlayıp hemen batıya gidiyor. Buralarda duramıyor kimse. Zor yaşamak zor arkadaşlar. Bunu bilin.

Bu yüzden, burada yaşayan akademisyenlerin en azından maddi olarak bir avantajının olması gerekiyor. Bu ödenek az bile veriliyor. Şu anki fark ile batıdan (iyi universitelerden mezun) zorunlu hizmeti olmayan belirli alanlarda herhangi bir akademisyen getiremiyoruz.

Buralardaki sorunları bilmeyen, doğunun herhangi bir ilinde yaşamamış olan arkadaşlar yorumları yaparken lütfen buraların gerçeklerini bilsinler. Fırsatları varsa gelsinler bir ay iki ay araştırmalarını buradaki üniversitelerle yapıp bu bölgede yaşasınlar. Eminim ki buralara geldikten sonra verilen farkın az olduğunu gorecekler.

Herkese sevgi saygılar.

Sizler de bizimle hikayenizi buradan paylaşabilirsiniz.(Haber Gönder Sekmesini Tıklayınız)

       

Yorumlar

  1. MisafiR diyor ki:

    Doğduğun yer değil doyduğun yer! ama paraya değil dostluğa, sevgiye, arkadaşlığa doyduğun yer. Bunu yakalamak önemli. Tabi kimisi için sadece para önemli. Ben doğuda kadrosu olan batıda doktora yapan bir akademisyenim. Türkiye’nin her yerinde kaldım. O yüzden bu düşüncelerinin hiçbiri ortak olamaz. Kimisi avm deniz kum sever, kimisi kafa dinlemek ister, kimisi ise yemez içmez para biriktirir. Kimisi de doğu batı demez görevini layıkıyla yapar, para =ders derdine düşmez, gerçekten hizmet eder. Ben kadromun olduğu yerde çok iyi dostluklara sahip oldum ve seve seve de geri döneceğim. Geliştirme ödeneğinin olmasına gelince, mutlaka olmalı. sırf bu sebepten kalan yüzlerce akademisyen var buna kimse hayır diyemez.

  2. Misafir diyor ki:

    Merhabalar. Ben bu başlık altında bir başka soruna daha değinmek istiyorum. Bana göre üniversitelerde batı-doğu ayrımından ziyade büyük-küçük üniversite ayrımı sıkıntılı. Küçük veya bir başka deyişle yeni kurulmuş üniversitelerde akademisyen açığı çok çok fazla. Böyle olmasına rağmen YÖK 2-3 akademisyeni olan bölümlere öğrenci alma izni veriyor ve işin kötü tarafı bir daha denetlemiyor. Bakıyorsunuz 5 sene sonra yine bölümün 3 tane hocası var fakat aynı zamanda yüzlerce öğrencisi de var. Türkiye’de, coğrafi bölgeden bağımsız olarak devlete ait kurumlarda “nicelik” açısından genel olarak bir standart yakalanmışken maalesef üniversitelerde bu standart oluşturulamadı. Siz doğudaki bir üniversiteye gittiğinizde, coğrafi şartların yanında bir de çalıştığınız birimdeki yetersizliklerle karşı karşıya kalıyorsunuz. Haftada 30-40 saat derse girmekten ne araştırma ne proje yapmak için vakit kalıyor. Ek ders ücreti verilse de, bunun yerine ar-ge yapmayı, bilimsel çalışmalarla yükselmeyi hedefleyen birçok akademisyen var. Zamanında oy kaygılarıyla açılmış olan üniversiteler şu an liselerden bile berbat durumda. Günümüzde liselerde en azından her dalın hocası kendi branşıyla ilgili derslere giriyor. Bahsettiğim bu üniversitelerde ise kendi anabilim dalınız haricinde bilgi sahibi olmadığınız birçok derse girmek zorunda kalıyorsunuz. Eğer işinizi iyi yapmak, verdiğiniz dersi iyi işlemek istiyorsanız da bütün vaktinizi derslere ayırmak zorunda kalıyorsunuz. Maalesef Türkiye, açılan yeni üniversitelerin ve doğudaki üniversitelerin geliştirilmesi konusunda sınıfta kaldı. Bu sorun da yakın gelecekte çözülecek gibi durmuyor.

  3. Can diyor ki:

    Doğu’daki üniversitelerde akademisyenlik yapılmaz diye bir şey yok. Yapılır. Gelecek için de güzel bir tecrübe olduğunu düşünüyorum. Bir akademisyen için o şehri yaşanılır yahut yaşanılamaz kılan şey – coğrafi etkenlerden ziyade- üniversitesindeki arkadaşları ve üstlerinin zihniyetidir. Herkesin birbirinin arkasından iş çevirdiği, üstlerin astlarına karşı anlayışsız ve devamlı hata arar bir pozisyonda olması, üniversite içinde sosyal baskıların ve batıdan gelen akademisyenlerin yaşayışlarının yadırganması pek doğaldır ki o şehri akademisyen için yaşanılmaz kılar. Gene aynı şekilde; ülkenin farklı bir yerinden gelmiş akademisyen o üniversitenin bir değeri olarak görülür, üstleri tarafından bilim üretmesi yönünde teşvik edilir, yapılan ufak tefek hatalar yapıcı eleştirilerle giderilir, şehir dışına çıkarak araştırma yapma konusunda asistan ve hocalara zorluk çıkartılmaz ve üniversite içinde dostluk ortamı sağlanabilirse – ki bu astlar ve üstler arasındaki abi kardeş ilişkisiyle sağlanabilir- o üniversite elde ettiği akademisyeni uzun yıllar elinde tutabilir. Son olarak değinmek istediğim konu da geliştirme ödeneğiyle ilgili. Geliştirme ödeneği kuşkusuz biz doğudaki akademisyenler için teşvik edici bir özelliğe sahip. Bu geliştirme ödeneği sayesinde şehir dışındaki yüksek lisans ve doktora eğitimimizi sürdürebiliyoruz, aksi taktirde tüm maaşımız uçak parasına giderdi, ya lisansüstü eğitimden ya da işimizden vazgeçmek zorunda kalırdık. Para önemli. Ama daha önemli olan yukarıda saydığım şehri yaşanılır kılacak şartların olmasıdır. Saygılarımla…

  4. MİSAFİR diyor ki:

    Eğri oturup doğru konuşalım. Doğunun batıdan iyi olduğunu kimse iddia edemez. Göz var nizam var. Doğuda görev yapmak, oradaki insanlara faydalı olmak hoş tabii ki.. Ama unutmayın oraya giden bir akademisyen hayatının en güzel zamanlarını tabir-i caizse birçok şeyden mahrum olarak geçiriyor. Akademisyen olan ve hayattan belli bir beklenti içerisinde olan bir insanı doğuya getirtmek için ona farklı bir şey vaat etmelisiniz. Buradaki sıkıntı sadece kültür – sanat ya da eğlence açısından değil. Tiyatro, sinema, alış veriş merkezi bunları geçtim. Akademik bir çalışma için size gerekli olan birçok kitabı oralarda elde etmenin ne kadar zor olduğundan haberiniz var mı acaba? Ortada var olan dev uçurumu kapatmak için verilen çok cüzi miktardaki geliştirme ödeneğinin buralarda zorluklar içinde çalışan akademisyenlere çok görülmemesi lazım. Zaten buralardaki akademisyenlerin birçoğunun ailesi batıda. Onların ailelerini bir kere ziyaret edip dönmesi demek, onlara çok gördüğünüz o ödeneğin yarısından fazlası demek. Fedakarlığı yapmadan bu konu üzerinde ahkam kesilmesini haklı bulmuyorum!

  5. Ahmet diyor ki:

    YORUMLARI OKUYUNCA ŞAŞIRDIM. YAZI ÇOK GERÇEKÇİ VE DOĞRU. BENDE DOĞUDAKİ BİR ÜNİV. DE ÇALIŞIYORUM. BATIDAKİ ARKADAŞLAR BENDEN 10 ADIM HER YÖNDE İLERDELER, NEDEN Mİ? ÇÜNKÜ İMKANLAR -DOKTORA, SEMPOZYUM, YAYIN, SOSYAL İMKANLAR … VS. BATIDA DAHA FAZLA. VE DOĞU ÜNİVERSİTELERİNİN YÖNETİCİLERİ BATIDA OKUYAN… İNSANLARI ÜNİVERSİTEDE İŞE ALIMDA VB. SEÇİMLERDE, TERCİH ETMEKTELER. YANİ DOĞU-BATI AYRIMI BU KESKİNLİKTE OLDUKÇA YARDIM FAZLASIYLA DEVAM ETMELİ.

  6. hakan diyor ki:

    Bende bir sene kadar d.bakır’da görev yapmış biri olarak bunları yazıyorum. Şu anda da batıda iki ayrı üniversitede görev yapıyorum. Bu doğu-batı ayrımı nerede başlıyor nerede bitiyor onu kestiremiyorum. Doğuya yaklaştıkça huzur artıyor, batıya yaklaştıkça da stres artıyor. Bir de her üniversitenin kendi kuralları, teamülleri vardır. Bunun için genellemeler doğru değil.

  7. yiğit diyor ki:

    bu düşüncelere katılmıyorum ben de Erzurum da 5 yıl okudum ve hiç de aksettirildiği gibi değil gayet sosyal ve aktif bir şehir akademisyenler de orada kalmak için can atıyor Batıya kaçmak isteyen falan da yok lütfen yanlış bilgiler vermeyin Batıda şu anda oradan daha geri kalmış yerler var abartmayın bence oradaki etkinliklerin yarısı bile çoğu yerde yok

    1. misafir123 diyor ki:

      öğrenci olarak okumakla, akademisyen olarak çalışmak farklı şeyler. ihtiyaçlar ve beklentiler değişiyor.

  8. İbrahim diyor ki:

    İnsanların neyle tatmin olmak istedikleri değişebilir bir konu. Ancak burada karşılaştıgınız bir sorunu( ki bence size göre) herkesin sorunu olacakmış gibi anlatmanız anlamsız. Kimisi vardır parayla mutlu olur kimisi muhabbetle bile mutlu olurlar (Ödeneklerin az oldgunu dedğinizi farkında olarak). Hem doğuda hem de batıda yaşamış bir insan olarak burdaki muhabbeti keyfi huzuru büyük plazalara avmlere veya sosyal imkanlara değişmem. Ağlayarak gelip burda (doğuda) hayatında görmediği dostlukları kurup ağlayarak giden x10 arkadaşlarım ve hocalarım var. İçtenlik samimiyet huzur arkadaşlık + para kavramlarının çogunu burda gördüm. Önyargısız ve karşılaştırmasız gelenler iyi bilir. Davetlisiniz. Sevgi ve saygılarımla…

  9. Serhan diyor ki:

    Madem kimse kalmak istemiyor, nasıl oluyor da 30-40 senedir orada üniversiteler oluyor?

    1. misafir diyor ki:

      Sayın Serhan sorunuzun cevabı tam da bizim bahsettiğimiz şey olmasın ? 30 – 40 senedir maaş farkından dolayı akademisyenler doğuda o kalkarsa o zaman sıkıntı olur.Anlatabildim mi ?

  10. sanser diyor ki:

    Batıda çalışan bir akademisyenim. Doğuda belli bir zaman yaşadım. Oralardaki insanların çok fazla eksiği ve fazlası var. Evet eksiği var çünkü bir çok avantajdan uzaklar ve fakat artıları var. Cünkü çok daha yalın ve insanlar.. açıkçası ben batıdaki küçük ayak oyunlarından, saçma sapan huzursuzluklardan bıktım.oralardaki samimiyeti arıyorum. Ve yeniden bir şekilde çok sevdigim mesleğimi doğuda yapmak istiyorum. Saygılar.

Yorum Yaz